{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/60 Esas<br>KARAR NO: 2024/132<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMES: İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/11/2023<br>NUMARASI: 2021/83 E. - 2023/133 K.\t<br>DAVANIN KONUSU : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVANIN KONUSU: MARKAYA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>ASIL DAVA TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uzun yıllardır yaptığı yatırımlar ve koyduğu emek ile eğitim sektöründe tanınır bir kişi olduğunu, eğitim sektöründe yer alan birçok markasının bulunduğumu ve yapılan yatırımlar, emek ve sermaye ile bu markalara ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin basında yer alan haberlerden de görüldüğü üzere eğitim sektöründe yer alan markalarını kullanarak bunları maruf hale getirdiğini, TPE nezdinde müvekkili adına tescilli veya tescil işlemleri devam eden 70'den fazla markanın bulunduğu, davalının, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının aynı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan, 28.01.2015 tarih ve ... nolu uluslararası 1. sınıfta “...” şeklinde marka müracaatında bulunduğu, buna itirazın süresinde yapıldığı ancak 26.07.2016 tarih ve ... sayılı karar ile itirazlarının reddedildiği, bu karara ve markaya karşı Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2016/351 Esas sayılı davanın ikame edildiğini, davanın derdest olduğunu, davalının uyuşmazlık sürecinde https://www...com internet sitesinde ve tabelalarında ... ibaresini ön plana çıkararak müvekkili markası ile benzerlik yaratmaya çalıştığını, davalının, yasal hakları müvekkiline ait olan ve uzun yıllardır kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı ... ibareli markanın aymısını ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini, müvekkilinin izin ve icazetini almaksızın, her türlü fikri ve sınai hakkı müvekkili şirkete ait adına tescilli marka belgeleri ile koruma altında olan ... ibaresini müvekkiliyle aynı sektörde, yani eğitim ve öğretim alanında, çeşitli tanıtım vasıtalarında haksız ve hukuka aykırı kullandığını,  müvekkilinin ... ibareli markasının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  ... ibaresinin kullanılmasının, müvekkilinin markasının açıkça ihlali olduğunu, davalı adına TPE nezdinde tescil edilen ve süresinde itiraz edilen marka ile internet sitesi ve tabelalarda yer alan kullanımların farklı olduğunu, yani markanın tescil belgesinden farklı şekilde kullanımı halinde artık tescile dayalı kullanım bulunmayacağından marka hakkına tecavüzden bahsedilebileceğini, müvekkilinin markaları ile davalının markasal kullanımları değerlendirildiğinde, her iki tarafın da eğitim ve öğretim sektöründe faaliyet gösterdiklerini, dolayısıyla hitap ettikleri tüketici kitlesinde bir farklılık bulunmadığını, davalının 41. sınıfta tescilli markasından tamamen  farklı bir markasal kullanımda bulunduğunu ve ... kelimesini gerek punto gerekse de yazım karakterlerinde baskın yazım şekliyle ön plana çıkardığını ve bu durumun Davalı markasının müvekkilinin markalarının devam markası olduğu algısını yaratabileceğini, her iki markanın da eğitim öğretim sektöründe kullanılması, markalarıt hitap ettiği tüketici kitlelerinin aynı/benzer olması ve aynı kanallarla sunuluyor olmaları gibi hususlara binaen davalı markasının, müvekkilinin markalarının devamı niteliğinde algılanmasının muhtemel olduğumu, her iki markanın da aynı sektörde faaliyet gösterip müvekkilinin markalarının tanınmış marka statüsüne ulaşmış olduğu düşünüldüğünde davalının davacı markalarından haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, davalının marka kullanımının tescil ettirildiğinden tamamen farklı olarak ... ibaresinin ön plana çıkarılarak yazılması, markalar arası bağlantı kurulmasına neden olduğundan ve davalının müvekkilinin markalarının bilinirliğinden yararlanma amacı taşıdığından bahisle, kullanımın kötü niyetli olduğu ve haksız kazanç elde edildiğini, davalının, müvekkilinin tescilli markalarının birebir aynısını ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini, aymı sınıflarda kullanmasının haksız fiil teşkil ettiğini ve TBK 56, 57 ve 58 hükümleri gereği kanuna aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili adına TPE nezdinde tescil işlemleri devam eden tasarımların birebir aynısını ve/veya ayırt edilemeyecek benzerlerini taklit etmek suretiyle üretip, satışa sunulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, tacir olan davalımın, basiretli bir tacirden beklenen özeni göstermeksizin kötü niyetli davranarak, müvekkilinin tanıtmak için büyük emek ve zaman harcadığı ... markalarının birebir aynısı ve/veya benzerini kullanarak taklit ve tecavüz ile yaratmış olduğu haksız rekabetle müvekkiline büyük zarar verdiği ve ticari itibarını zedelediğini, bu durumun müvekkilini telafisi zor durumlara soktuğunu, belirterek müvekkilinin TPE nezdinde tescilli “...” ibareli markalarına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını ve giderilmesini, maddi ve manevi tazminat ile davalıya ait https://www...com internet sitesine erişimin engellenmesi ve davalıya ait katalog, broşür, tanıtım materyali vb. el konulup, toplanmasını ve imhasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ...'nın ... Tic. Ltd. Şti'nin ortak ve yetkili müdürü ve aynı zamanda ... numaralı “...” markasının sahibi olduğunu, internetin hayatımızdaki ve özellikle kurumların tanıtımındaki öneminin açık olduğunu, bu bağlamda davacının internet sitesi, broşür, katalog vb. üzerindeki tedbir talebinin tamamen müvekkilini zor duruma düşürmek ve köşeye sıkıştırmak için kötü niyetli bir talep olduğunu, bu konuda verilecek bir kararın müvekkilini direkt olarak iflas durumuna getireceğini, YİDK'nm 2016-M-7324 sayı ve 2610/2016 tarihli kararındaki gerekçeler ile talebin yargılamayı gerektirdiğinden bahisle taleplerin reddinin gerektiğini, davacı tarafından anılan markanın iptali için Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2016/351 E. sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, dosyanın hala derdest olduğunu, davacı tarafın anılan dava karara bağlanmadan yani marka hakkına tecavüz olup olmadığı hususundaki dava devam etmekteyken huzurdaki davanın açıldığını, Ankara'da derdest olan davanın reddi halinde huzurdaki davanın da mesnetsiz kalacağından bahisle, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2016/35) E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın dilekçesinde izah ettiği kadarıyla “...” ve \"... ” markalarının, müvekkilinin ise “...” markasının sahibi olduğu ve müvekkilinin markasına davacı tarafından yapılan itiraz YİDK'nın anılı kararından reddedildiği ve markanın iptali için mezkur davanın açıldığı ve derdest olduğunu, Nişantaşı semtinin geçmişinin 1850'li yıllara dayandığını, hakkında pek çok kitap, makale, film, dizi bulunduğunu, medyada özellikle magazin medyasında ünlü isimlerin sık sık tercih ettiği bir yer olarak gündeme gelen Şişli'ye bağlı bir semt olduğunu, müvekkilinin işyerinin Nişantaşı'nda yer aldığını ve faaliyet yerinin belirten semt adının kullanmasının doğal bir durum olduğunu, Nişantaşı kelimesinin sunulan hizmetin coğrafi menşeini belirttiğini, ayırt etme vasfının düşük olduğunu, medyadaki popülaritesi nedeniyle birçok firmanın da bu coğrafi menşei kullandığını, Nişantaşı sokaklarında 3-4 iş yerinden bir tanesinde bu  kelimenin kullanıldığının görülebileceğini, dolayısıyla ayırt edicilik vasfi düşük olan bu ibarenin kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğini, anılan semtte Nişantaşı ile başlayan birçok özel ya da devlete ait eğitim kurumu bulunduğunu, her ne kadar müvekkili tarafından marka yeni alınmış olsa dahi ticaret odası kayıtlarından da görüleceği üzere, müvekkilinin 2010 yılından beri yani davacı tarafın faaliyetlerine başladığı tarihten daha önceki süreçte Nişantaşı'nda faaliyetini sürdürdüğünü, markada ön plana çıkan unsurlar açısından, Nişantaşı kelimesinin dördüncü kelime olarak yer aldığı, müvekkilinin markasında yer alan eğitim ibaresinin faaliyet alanını, kasaba ibaresinin müvekkilinin konseptindeki komplike yapıyı, birebir ibaresinin teke tek eğitim sistemini, Nişantaşı'nın ise kurumun bulunduğu semti ifade ettiğini, Nişantaşı kelimesinin marka içinde dördüncü ve neredeyse hiç dikkat çekmeyen bir kelime olarak kullanıldığını, müvekkilinin Nişantaşı kelimesini ön plana çıkarma gibi bir düşüncesi olsaydı ilk kelime olarak kullanacağını ve “...” ibaresini tercih edeceğini, davacının talep ettiği maddi zararın gerekçesine ilişkin hiçbir izahta bulunmadığını ve delil de sunmadığını, bu nedenle davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini talep etmiştir.  <br>BİRLEŞEN DAVADA TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... adına Türk Patent nezdinde tescilli, ... ibareli markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin müvekkili şirketin herhangi bir izin ve icazeti olmaksızın davalı yan tarafından verilen hizmetlerde kullanılması nedeniyle müvekkili şirketin 6769 sayıl SMK'dan kaynaklanan marka haklarına tecavüz ederek haksız rekabete neden olan davalı yanın işbu eylemlerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle haksız tecavüzün giderilmesine, müvekkili ... adına Türk Patent nezdinde tescilli ... esas unsurlu markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin aleyhine tespit istenen yana ait intenet adresinde kullanılması nedeniyle https://.../, https: //.../, https://www ....comj/.../, https://www....../, https: //.../... internet sitelerine erişimin engellenmesi hususunda dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmeksizin dosyaya arz edilen belgeler üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde teminatsız ya da sayın mahkemenizce uygun bulunacak olan teminat karşılığında İhtiyati tedbir kararı verilmesini, tescilli ... esas unsurlu markalarının aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin haksız ve hukuka aykın surette kullanımına dair davalı yana ait katalog, broşür, tanıtım metaryeli tabela vb'e “... Cad. ... No:... Kat:...-...-... Nişantaşı Şişli / İstanbul\" ve gerekse tespit edilecek adreslerde el konulması, toplanması ve bunların imhası amacıyla öncelikle teminatsız olarak elkonulmasına, toplanmasına ve imhasını,  dava dilekçesinin davalı yana tebliğ edilmeksizin dosya üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılacak İnceleme neticesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini,  davalar arasında bağlantı bulunması ve birisi hakkında verilecek kararın ötekini de etkileyecek olması sebebi ile İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2021/83 esas sayılı dosyası ila birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı şirkete tebligat yapıldığı ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. <br>MAHKEME KARARI; İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarihli   2021/83 Esas-2023/133   K sayılı kararıyla; mahkemede derdest asıl dava kapsamında 15/06/2023 tarihi itibari ile takip edilmeyen davanın yenileninceye kadar  işlemden kaldırılmasına karar verildiği, birleşen dava yönünden ise 29/12/2022 tarihi itibari ile takip edilmeyen davanın yenileninceye kadar  işlemden kaldırılmasına karar verildiği, karar tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde davanın ve birleşen davanın yenilenmediği gerekçesiyle; HMK'nın 150/5 maddesi uyarınca asıl ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Mahkemenin gerekçeli kararı davacı asil ...'a 02.12.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... istinaf dilekçesi ibraz etmişlerdir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU; Asıl ve birleşen davada davacı vekili  süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Dava dosyasında müvekkilinin diğer vekili Av. ... UYAP Avukat Portalı üzerinden sunduğu 15.11.2023 tarihli vekillikten çekilme dilekçesinin kendi adına olduğu, vekillikten çekilmeye ilişkin beyanları bulunmamasına rağmen kendilerinin de vekillik kaydının sehven yapılan işlem ile silindiğini, dosyanın 6 yılı aşkın bir süredir kendileri tarafından takip edildiğini, müvekkilinin dilekçenin vekillerine de tebliğ edildiği düşüncesiyle işlem yapmadığını, öte yandan 15 günlük yasal süre beklenmeksizin UYAP'tan vekillik kaydı silinmesinin avukatlık kanunu 41. Maddesine göre hukuka aykırılık teşkil ettiğini, vekillikten çekilen vekilin görevinin 15 gün süreyle devam ettiğini, hiçbir talepleri bulunmamasına rağmen vekil kaydının silinmesi sonucu müvekkilinin hak kaybına uğradığını, vekil kaydı silme işleminin dosyanın kendilerine kapatılma sonucunu doğurduğunu ve hak kaybı yaşandığını beyanla mahkeme kararının kaldırılarak yeniden incelenmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili  istinaf dilekçesine cevabında; UYAP vekil kaydının silinmesi ile vekalet ilişkisinin sona ermediğini, her vekilin kendisinden beklenen dikkati göstererek davayı yürütmekle yükümlü olduğunu, vekilin sorumluluğunun sadece UYAP ortamında kayıtlı olan dosyaları takip etmekle sınırlı olmayıp vekil kaydı yapılmayan ya da silinen dosyaları da takip etmesi gerektiğini beyanla istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE;Markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve tazminat talepli asıl ve birleşen davalarda ilk derece mahkemesince davaların açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Dosyanın incelenmesinde ilk derece mahkemesince yapılan 20.06.2022 tarihli duruşmaya davacı adına Av. ... katıldığı, duruşmanın 29.12.2022 tarihine bırakıldığı, celse arasında davacı ...'ın diğer vekili Av. ...  vekillikten çekildiği ve bundan sonraki tebligatların asile ve/veya diğer vekillere yapılmasını talep ettiği, vekillikten çekilme dilekçesi ile 29.12.2022 tarihli duruşma gün ve saatinin davacı asile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.29.12.2022 tarihli duruşmaya asıl davada davalılar vekili tarafından mazeret dilekçesi ibraz edildiği, birleşen davada davacı vekilinin ve davalı şirket yetkilisinin hazır bulunmadığı, mahkemece birleşen İstanbul 1. FSHHM'nin 2021/389 E. Sayılı dosyasına HMK 150/1 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Asıl dava yönünden ise bilirkişi ek raporunun beklenmesine, davalılar vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşmanın 15.06.2023 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Celse arasında bilirkişi ek raporunun ibraz edildiği, davacı asile duruşma günü ile birlikte tebliğ edildiği, 15.06.2023 tarihli duruşmayı davacı asil ve vekilinin katılmadığı, asıl davada davalılar vekili tarafından davanın takip edilmeyeceğinin bildirilmesi üzerine mahkemece HMK 150/1 maddesi gereğince dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 01.11.2023 tarihli kararla da asıl ve birleşen dava 3 aylık sürede yenilenmediğinden açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.UYAP üzerinden yapılan sorgulamada dosyanın safahat bilgilerinde; 16.11.2022 tarihinde Av. ..., Av. ... ve Av. ...'un vekil kaydının silindiği, gerekçeli kararın da davacı asile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.20.06.2022 tarihli duruşmaya katılan Av. ...ın Av. ...'nin yetki belgesiyle duruşmaya katıldığı, 29.12.2022 tarihli duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu, devam eden duruşmaya katılmadığı ve mazeret de bildirmediği anlaşılıyor ise de farklı bir vekaletname ile dosyaya dahil olan Av. ... vekillikten çekilmesi üzerine diğer vekillerin vekillik kaydının silinerek tebligatların ve ek bilirkişi raporunun davacı asile çıkarılmasının usul ve yasaya uygun olmadığı, vekillik kaydı silinen avukatın dosyayı takip imkanının kalmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına dosyanın yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/11/2023 tarih, 2021/83 E. 2023/133 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e51294a110efbe94","SID":"970e18d7be9e5685"}}