{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1861 <br>KARAR NO: 2024/39<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI: 2019/1169 Esas - 2021/565 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;10/03/2019 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen beyaz renkli bir aracın müvekkili yaya ...'ya çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin ... Hastanesi’nde tedavi gördüğünü, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından söz konusu kazanın soruşturmasının yürütüldüğünü,  davacı müvekkilinin maluliyet raporu alınabilmesi için Sağlık Bakanlığı Şehitkamil Devlet Hastanesine başvurması gerektiğinin belirtildiğini, ancak kaza tarihi dikkate alındığında kesin ve tam rapor alınabilmesinin, tedavi sürecinin bitmesi ve en azından kaza tarihi üzerinden 1 yıl geçmesi ile mümkün olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili için  100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL  maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılama öncesi ...’na usulüne uygun bir başvuru söz konusu olmadığını, davacının yargılama öncesi maluliyet tazminatı için müvekkili kuruma başvurduğunda maluliyet raporunu sunmadığını, maluliyet raporu olmadan trafik kazasına bağlı maluliyet tazminatının hesaplanması ve hak sahibine ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, bu durumda geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğini, plakası tespit edilemeyen araçların sebebiyet verdiği kazalar nedeni ile açılan davalarda öncelikle tespit edilemeyen aracın varlığının ve bu aracın kazaya sebebiyet verdiğinin somut delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yeteri kadar inceleme yapılmadan ve somut, objektif ve hukuki verilere dayanılmadan yanlış sonuçlara ve kanaate varılarak hazırlanan raporların yargılamanın esasında dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ödenecek tazminata temel teşkil edecek olan maluliyetin ve bu maluliyetin ne kadarının iddia edilen kaza sebebiyle oluştuğunun ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, denetime açık ve  hüküm kurmaya elverişli olmayan Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp  Anabilim Dalı'nın  25.03.2021 tarihli maluliyet  raporu  üzerinden yerel mahkemece  hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi  tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda, 25/06/2019 tarihinde saat 15.30 sıralarında, davacı ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile eski Nizip yolunu takiben Gaziantep yönünden Bilek istikametine seyir halinde iken olay mahalline gelip bu mevkide bulunan banket üzerinde duraklama haline geçtiği ve kendisinin de araçtan inerek banket içerisinde yaya olarak bulunduğu bir sırada, aynı istikamete seyirle gelen plakası ve sürücüsü belirsiz bir aracın banket içerisinde davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığı, davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Olaydan sonra trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Mahkemece, olay yerinde keşif yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda; Kazanın, 7 m genişliğinde 2 şeritli çift yönlü asfalt kaplamalı yolda meydana geldiği, olay yerinin 50 m gerisi ve ilerisinin sağa virajlı olduğu, çarpma noktasının banket içerisinde olduğu ve bankette park halinde olan davacıya ait araçla plakası belirsiz araç arasında herhangi bir temasın olmadığı, çarpışmanın taşıt ve yaya arasında gerçekleştiği, yayanın kaza mahallinde banket içerisinde bulunduğu sırada plakası belirsiz  aracın çarpmasına maruz kaldığı, kaza saatinde vaktin gündüz ve görüşün açık olduğu, banket genişliğinin 2,5 m ve olay yerindeki azami hız limitinin ise 90 km/saat olduğu, plakası belirsiz araç sürücüsünün, şerit izleme ve değiştirme kuralları ile hız kurallarını ihlal ettiği, davacı yayanın ise herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı, belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 19/03/2021 tarihli raporunda; Davacı yaya ...'nın  olay mahallinde gündüz vakti, banket içerisinde yaya olarak bulunduğu sırada meydana gelen olayda; kazaya etkenlik arz eder hatalı tutum ve davranışının bulunmaması nedeniyle atfı kabil kusuru bulunmadığı, kimliği belirsiz sürücünün idaresindeki plakası belirsiz araç ile zorunlu haller dışında taşıtlarca kullanımı yasak olan banket içerisine hatalı bir şekilde girdiği, görüşün açık olduğu bu mahalde görüş alanını kontrol altında bulundurmaksızın banket içerisindeki yayaya hatalı bir şekilde çarptığı, meydana gelen olayda asli ve %100 kusurlu olduğu görüş olarak bildirilmiştir. Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü, Sınırlandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı sürekli ve geçici işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu tespit edilerek, davacının yaralanması, maluliyeti ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının belirlenerek rapor düzenlenmesi bakımından, mahkemece Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış,  25/03/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; aracın davacıya yaya olarak yürümekte iken sağ kalça tarafından çarptığı, sol tarafı üzerine düştüğünü beyan ettiği, başvurduğu hastanelerin epikriz raporlarında abdominal ve periumblikal bölgelere yönelik künt travma sonucu meydana gelebilecek herhangi bir maddi bulguya rastlanmadığı, uygulanan operasyona sebep olabilecek yaralanmalarının daha ağır travma sonucu gerçekleşeceğinin tıbben bilindiği, bu nedenlerle kaza sonrası tespit edilen yaralanmalarının bir aracın davacıya çarpmasına bağlı olarak meydana gelmediği, yaralanmasının olayın ileri sürülen oluş sekline uygun olmadığı, kaza sonrası tespit edilen yaralanmasının başka bir aracın davacıya çarpmasına bağlı olarak meydana gelmediği tıbbi kanaatine varıldığı, ...'nın 10/03/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda oluşan herhangi bir sekel bırakmadan iyileşmiş arızası nedeniyle 30/03/2013 tarihinde 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” hükümlerine göre özür durumunun olmadığı, buna göre tüm vücut fonksiyon kaybının oluşmadığı, tıbbi iyileşme süreci dikkate alındığında geçici iş göremezliğinin olmadığı, iyileşme dönemi içerinde tam gün bakıcı ihtiyacı olmadığı, devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç  olmadığı, şahsa uygulanan kolesistektomi ve umbhkal herni operasyonunun   kendisinde mevcut tıbbi rahatsızlığı nedeni ile gerçekleşmiş olduğu, trafik kazası ile illiyet bağının olmadığı, mevcut tıbbi rahatsızlığın bir aracın davacıya çarpması ile illiyeti olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/81484 Soruşturma 2019/53605 Karar sayılı 12/12/2019 tarihli kararının incelenmesinde; Müşteki ...'nın kazadan 3 ay sonra kolluğa giderek şikayetçi olması, olay günü adli hekim raporu düzenlenmemiş bulunması, olay yerinde yapılan inceleme sonucu herhangi bir iz ve emarenin, olaya ilişkin kamera görüntülerinin bulunmaması, bilgi sahibi olarak beyanı alınan müştekinin kız kardeşinin kaza anını görmediğini beyan etmesi ve müştekinin 20/03/2019 günü safra kesesi ve göbek fıtığı ameliyatı olduğu ancak rahatsızlığının kaza sonucu olup olmadığı hakkında bir tespit yapılmadığı birlikte değerlendirildiğinde faili meçhul şüphelinin tespitine yarayacak ve hakkında kamu davası açmaya yeter derecede somut ve inandırıcı delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Dosya kapsamı, toplanan deliller ve mahkeme gerekçesi bir arada değerlendirildiğinde, davacı ...'nın kazadan 3 ay sonra kolluğa giderek şikayetçi olduğu, olay günü adli hekimden rapor almadığı, davacının kaza sonrası tespit edilen yaralanmasının bir aracın davacıya çarpmasına bağlı olarak meydana gelmediği, yaralanmasının olayın ileri sürülen oluş şekline uygun olmadığı, kaza ile davacının iddia ettiği yaralanması arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, kazanın ve sigortasız aracın varlığının kanıtlanamadığı, davalının sorumluluğu olmadığının anlaşılmasına göre kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı ispat edilemediğinden usul ekonomisi de gözetilerek maluliyet raporu alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b78dfc8df513ada","SID":"95275cd36c454681"}}