{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/643 Esas<br>KARAR NO: 2024/86 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ 12/10/2021<br>NUMARASI: 2017/788 Esas, 2021/376 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin; ... tescil nolu \"...\" markasının sahibi olup, diş tedavisinde kullanılan elmas frezleri satışa sunan bir şirket olduğu, davalı şirket ile arasında herhangi bir kullanım ya da bayilik ilişkisi olmamasına rağmen, davalı şirketin, depolarında bulundukları ve satışa sundukları ürünlerde, davacı firmaya ait tescilli marka ve ürün görsellerinin ayrıt edilmeyecek kadar benzerlerini kullanarak, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunduğunu, bu durumun, dilekçe ekinde sundukları davalı şirket tarafından kesilmiş faturalı ürün ve müvekkiline ait ürün ile sabit olduğunu, davalılar tarafından satılan ve şikayet konu taklit ürünlerin, diş tedavisinde kullanıldığından, sağlık açısında ciddi problemlere yol açtığını, davalıların, müvekkili şirketin markasını kullanarak, düşük imalat maliyeti ve kalitesiz ürün sattığını, bu durumun hem” ...” markası adı altında kalitesiz ürünlerin satılarak toplum sağlığının etkilediği hem de müvekkil şirketin ticari itibarının zedelenmesine, satımların azalmasına ve ürünleri duyulan güveni sarsılmasına yol açtığını, davalı tarafça yapılan iltibasın, Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2017/2632 soruşturma numaralı dosya ile tespit edildiğini, 16.11.2017 günü davalı şirkette yapılan arama sonucunda, 1875 tane müvekkili markası olan “...” adlı “ taklit ürün bulunduğu, ürünlere el konulduğunu, SMK m. 29 ve md. 149 uyarınca; davacı  şirkete ait ... tescil nolu ... markasına vakit tecavüzün tespitine, davalı şirketin “ ...” ibaresini ticari faaliyetlerinde kullanılmasının önlenmesine ve durdurulmasına, 1000- TL maddi (davacı vekili 20.5.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 37.687.50 TL  olarak talep etmiştir) ve 50.000  manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini,  davaya konu talebin, zaman aşımına uğradığından davanın reddine karar verilmesini,  Ürünlerin benzerlik ihtiva ettiği yönündeki iddialar ile ilgili olarak ise; davacı tarafın ileri sürüldüğü gibi bir benzerlik söz konusu olmadığı, ürünler çalışma prensipleri ve uygulama alanları yönünden birbirinden ilk bakışta bile ayırt edildiğini, dava konusu ürünün müvekkili firma tarafından satıldığı iddiasında bulunmuş ve dayanak olarak bir adet fatura sunmuş ise de söz konusu fatura sureti dava dilekçesi ekinde taraflarına gönderilmediğini ve davacının iddialarına dayanak olarak sunulması da mümkün olmadığını,  böyle bir satımın söz konusu olmadığını, Ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu iddialar hakkında, öncesinde davalı tarafa ulaşan ihtarname ve/ veya herhangi bir tespit dosyasının bulunmadığını, marka sahibinin ürünlerini kullanan kişi aleyhine dava açmasının mümkün olmadığını, müvekkili firmanın sunmuş olduğu fatura suretinden anlaşılacağı üzere dava konusu ürün satmadığını, marka hakkına tecavüze vaki bir eylemin bulunmadığını, davacı tarafın hukuka ve usule aykırı kötü niyetli davasının reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"....  Huzurdaki davanın hukuk yargılaması yönünden dinlenebilir olması için ele geçen ürünlerin taklit olması gereklidir. Oysa ceza yargılamasında alınmış raporlarda ele geçen ürünlerin orijinal olduğu ve tükenme ilkesinin gerçekleştiği maddi olay bakımından kesin olarak tespit edilmiştir. buna dayalı olarak da  sanık yönünden suç oluşmadığından  beraat kararı verildiği ve yüksek mahkeme denetiminden de geçerek ilamının kesinleştiği anlaşılmıştır. Denizli 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/672 esas- 2019/1598 karar ve 1.10.2019 tarihli ilamının Antalya Bam 10.CD nin 2019/5328 esas-2020/2255 ve 11.9.2020 tarihli ilamı gözetilerek kesinleştiği anlaşılmış olup, kesin hükmün hukuk hakimini bağlayıcı etkisi gözetilerek ve kesinleşen yargılama kapsamında alınmış rapor içerikleri gözetilerek davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yapılan yargılamada dava konusu ürünlerin müvekkiline ait ürünlerle aynı ürünler olup olmadığı kesin bir şekilde ortaya koyulmadığını,  ceza dosyasında maddi gerçek şeklen kesinleşmiş gibi düşünülse de ceza davasında da itirazlar doğrultusunda ürünlerin aynı ürünler olup olmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmadığını,Ürünlerin aynı ürünler olmadığı, farklı ürünler olduğu ve bu nedenle yeni inceleme yapılması gerektiği yönündeki itirazlara rağmen yeni rapor alınmadan şeklen kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının ve eksik raporun hükme esas alındığını,  ürünlerin yalnız görünüş olarak değil kalite olarak da detaylı bir şekilde karşılaştırılması yapılmadan karar verildiğini,Dava konusu ürünlerde, müvekkile ait marka ve ürünlerin; isim ve amblem, sembol, şekil ve desenlerin izinsiz olarak birebir aynı şekilde veya ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde kullanımı olduğunu,  müvekkilin marka ve ürünlerinin hakkına iktibas veya iltibas suretiyle oluşturuldukları hususu sabit olduğunu,  07.05.2019 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiğini,ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunun eksik araştırma ve inceleme yapılmış olup, dosyada, dava konusu ürünlerin müvekkil şirkete ait orijinal ürünler olduğuna dair hiçbir delil de bulunmadığını,Davalı şirkette ele geçen ürünlerin taklit ürünler olup, müvekkil şirketin ürünleri olmadığını, dosyada, ürünlerin müvekkiline ait olduğuna dair belge bulunmadığı gibi, davalı tarafından da bu hususta delil ve fatura sunulmadığını,  davalı şirketin davaya cevabında dahi, dava konusu ürünlerin taklit olmadıkları ve zaten müvekkili şirkete ait oldukları belirtilmediğini; aksine, ürünlerin farklı ol   ukları ileri sürüldüğünü, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması ve hukuki durumun buna göre yeniden değerlendirilmesi gerekli olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER: Davacının ... nolu \"...\" markası 07.12.2015 Tarihli başvuruya istinaden 25.01.2017'de 10 nolu emtia sınıfında (cerrahi tıbbi diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Diş hekimliğinde kullanılan kesici ve delici diomond burs uçlar) TPMK nezdinde tescil edilmiştir. SMM Bilirkişi ... 24/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda: Davalı ... Tic. Ltd.Şti'nin 2017 yılı ticari defterlerinin T.T.K. ya uygun şekilde açılış ve kapanış tasdiki yapıldığı, kayıtların T.T.K. uygun ve uyumlu kayıt edildiği, delil niteliği taşıdığı, Davalı ... Tic. Ltd.Şti; Dava konusu 18750 adet ..., ...'den 28/10/2017 tarihli faturası ile aldığı, bu faturadan başka ... Markalı ... alışı olmadığı, almış olduğu ... marka frezlerden hiç satış yapmadığı, 18750 adet ... ... marka ... Acıpayam Sulh Ceza Mahkemesi tarafından el konulduğu, satışını yaptığı elmas ...lerin; ... marka elmas ...ler olmadığı, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişiler diş hekimi ..., SMM ...  ve ... bilirkişi raporlarında: Davaya ilişkin Acıpayam Sulh Ceza Hakimliği 2017/738 D. İş dosyasına ilişkin 16.11.2617 tarihli ARAMA VE EL KOYMA TUTANAĞI” nda; Acıpayam Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/738 D. İş dosyası 2017/2632 Soruşturma numarası ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.\" tin ... Mh. ... Sok. No: ... Acıpayam/Denizli adresinde davacı ... Tic. A.Ş.' ne ait tescilli markası ... ibareli 1875 ( Bin Sekizyüz Yetmişbeş) adet elmas ... diye tabir edilen 1 adedinde 10 tane uç bulunan malzeme bulunarak taklit olduğu değerlendirilerek el konulduğunu,  bu durumda, SMK 151- a maddesi “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.” kapsamında maddi tazminat tutarı 1875 Adet X 10 Tane— 18750 Tane, 18.750 tane (Davalı Şirkette El Konulan Ürün) X 2,01TL (Davacı Şirketin tane Faaliyet Karı) — 37.687,50 TL otarak hesap edildiğini bildirmişlerdir. Mahkemece Bekletici Mesele yapılan Denizli 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/672 esas- 2019/1598 karar ve 1.10.2019 tarihli ilamında; katılan vekilinin sanığın işyerinde ... marka elmas ...lerinin kullanıldığını, söz konusu şirketin marka hakkına tecavüzde bulunulduğunu iddia etmesi üzerine soruşturmaya başlanıldığı ve Acıpayam Sulh Ceza Mahkemesinin 2017/738 D.İş sayılı kararı üzerine sanığa ait işyerinde arama yapılmış ve elmas frezlerine el konulduğunu, Söz konusu elmas frezleri üzerinde mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 13/05/2019 tarihli rapor uyarınca sanıktan ele geçen ürünlerin taklit ürün olmadıklarının orjinal ürün olduklarının bu orjinal ürünlerin bir kez marka sahibi tarafından piyasaya sunulmuş olması sebebi ile marka tescilinden doğan hakların tüketildiğinin, sanığın eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespit edildiğini,  Katılan vekilince  İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/788 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunu mahkemE  dosyasına ibraz etmesi üzerine aynı olaya ilişkin iki çelişkili rapor sebebi ile mahkemece 3 kişilik heyet oluşturularak yeniden rapor alındığını,  alınan 12/09/2019 tarihli raporda sanığın işyerinde ele geçirilen elmas frezlerinin taklit ürün olmadığının, orjinal ürün olduğunun ve marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin belirlendiğini, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, sanıkta ele geçirilen ürünlerin orjinal ürün olduğunun maddi olay bakımından tespit edilerek sanığın beraatine karar verildiği ve ilamın  istinaf edilmesi üzerine  yerel mahkeme ilamına yönelik istinaf talebinin reddine karar verildiği ve ilamın kesinleştiği anlaşılmıştır.  Kesinleşen Ceza Yargılamasına esas bilirkişi  ... imzalı rapor ile  12.9.2019 tarihli Diş hekimi-DR öğretim üyesi ...; marka uzmanı ... , marka vekili ... imzalı raporda özetle; yapılan aramada 1875 adet ürün ele geçtiği, el konulan ürünler ile orijinal ürünler incelendiğinde ürünlerin taklit olmadığı, orijinal ürünler olduğu, marka sahibi tarafından orijinal ürünün bir kez piyasada sunulması sonrasında marka üzerindeki hakkın tükendiği ve marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, ürünlerin orijinal olduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır.<br>GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni refi ile maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ... markasının davalı yanca diş tedavi ürünlerinde kullanıldığını, kullanımın taklit ve haksız nitelikte olduğunu iddia etmiş, soruşturma dosyasındaki arama-elkoyma tutanağı delil olarak sunmuş, davalı şirket yetkilisi ise ilgili ceza dosyasında; ürünlerin taklit olmadığını savunarak delil olarak fatura sureti sunmuştur.Ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamakla birlikte, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 tarihli ve 2011/17-50 E., 2011/231 K. sayılı kararı ile de aynen benimsenmiştir.  Mahkemece bekletici mesele yapılan Denizli 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/672 esas- 2019/1598 karar ve 1.10.2019 tarihli İlamında; \"İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/788 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunu mahkeme  dosyasına ibraz etmesi üzerine aynı olaya ilişkin iki çelişkili rapor sebebi ile mahkemece 3 kişilik heyet oluşturularak yeniden rapor alındığını, alınan 12/09/2019 tarihli raporda sanığın işyerinde ele geçirilen elmas frezlerinin taklit ürün olmadığının, orjinal ürün olduğunun ve marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin belirlendiğini, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı\" gerekçesi ile sanığın beraatine karar verilmiş, karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesince alınan raporda ise; orjinallik yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadan elkoyma tutanağına göre ürünlerin taklit  olduğu varsayımına dayalı olarak görüş belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece kesinleşen ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak yeni bir rapor alınmadan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1. Maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e292361c1c254227","SID":"b71ec3bf7d7f0a47"}}