{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/858 Esas<br>KARAR NO: 2024/77<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2021<br>NUMARASI: 2013/230  Esas 2021/953 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; eczacı olan müvekkilinin, davalının hissedarı ve temsilcisi olan ... AŞ.'den borç para aldığını, karşılığında Tahtakale Mısır çarşısı yakınındaki üç katlı kargir işyeri konumlu tapunun 1/2 hissesini bu şirkete devrettiğini, davalının  borç paranın verilmesi aşamasında bu tapu devri ile ilgili ileri tarihlerde bir pürüzün çıkma ihtimalinin bulunabileceği endişesini dile getirerek, şartlarını sonrası yazıya dökeceği bir anlaşma metnini hazırlayacağından bahsederek müvekkiline A-4 kağıdının sağ alt köşesine kendi el yazısı ile mesleğini, isim ve soyadını yazıp, imzalatıp boş beyaz sayfayı aldığını, boş belge yazıcı ile kambiyo senedi şeklinde doldurularak, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığını ileri sürerek, davanın kabulü ile HMK 209/1 maddesi uyarınca takibin durdurulmasını, bononun iptalini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkiline  verilen 15/09/2011 vade tarihli 1.700.000-TL bedelli senedin ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, açılan davanın hukuki mesnetten uzak, usul ve yasaya aykırı olduğu gözetilerek reddi gerektiğini, dava dilekçesinde davaya konu senet altındaki imzanın kendi eli mahsülü olduğunun  bizzat davacı tarafından  ikrar edildiğini savunarak, davanın reddine, davalının dava konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; menfi tespit davasının yargılama aşamasında kanun gereği istirdat davasına dönüştüğü, davacının senetteki imzasını inkar etmediği, davada ispat yükünün davacıda olduğu, dava konusu bonoyla ilgili dolandırıcılık ve  boş imzalı kağıdın kambiyo senetlerinden olan bono haline getirmek suretiyle açığa atılan imzanın kötüye kullanılması istinadıyla, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/252 E.sayılı dosyasında açılan ceza davasının bekletici mesele yapıldığını, davalının cezalandırılmasına dair verilen kararın, YCGK tarafından delil yetersizliği nedeniyle bozulması üzerine, davalının beraatine karar verilerek kararın kesinleştiği, ATK'dan alınan raporda, dava konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir yeterlik ve nitelikte bulgu saptanamadığının bildirildiği, davacının takibe konu bono ile ilgili açıklanan iddiasını yazılı bir delil ile ispatlayamadığı, davalı aleyhine uygulanan ve takibin durdurulmasına yol açan tedbirin HMK'nın 209 hükmüne göre kabul edildiğinden, İİK'nın 72.maddesinde öngörülen tazminatın uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bonoda alacak olarak gösterilen 1.700.000,00-TL tutarındaki meblağın davalı tarafından müvekkiline elden verilmiş olmasının hayatın olağan akışı ile veya hiçbir ticari teamülle açıklanamayacağını, ilk derece mahkemesince bu durumun üzerinde durulmadığını, böyle bir miktar paranın davacının hesaplarına hiç girmediğinin banka-defter-muhasebe kayıtlarında görülebilecekken ilk derece mahkemesince bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davalının böyle bir parayı kazanabilecek mali gücünün olmadığının mübrez 26/12/2013 tarihli emniyetteki ifadesinden de anlaşılacağı üzere olmadığını, ilk derece mahkemesinin bu hususların üzerinde durmadığını, hilenin varlığının gösteren durumların mevcudiyetine rağmen tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, dosyaya sunulan bilimsel mütalaaların mahkemece değerlendirilmediğini, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca verilen beraat hükmü hukuk hakimini bağlamasa da, ceza dava dosyasında bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerin, ulaşılan delillerin hukuk hakimini bağlayacağını, söz konusu tespitlerin ilk derece mahkemesince dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, mahkemenin emsal gösterdiği kararların eldeki uyuşmazlık konusu olayın özelliklerini taşımadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin hükmün gerekçesinde, davacılar murisinin davasını herhangi bir delil ile ispatlayamadığını belirtmesine rağmen, haksız ve kötüniyetli olarak açılan iş bu yönünden müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin müvekkilinin zararını karşılamadığı gibi, borçlu davacılar murisinin yararına olduğunu, HMK'nın. 209 maddesi uyarınca tedbir kararı verildiği, bu nedenle İİK.72 maddesi gereği davalı müvekkil lehine tazminata hükmedilmeyeceği gerekçesi ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek,  ilk derece mahkemesi kararının tazminat yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın   reddine  karar verilmiştir. Karar davacı  vekili ve  davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacının menfi tespit talebi, davacı tarafından boş olarak imzalanan imzalı A-4 kağıdının bono haline getirildiği iddiasına dayalıdır. Mahkemece alınan ATK raporunda,  inceleme konusu senet yüzeyinde yer alan toner partikülleri ile isim yazısı ve imzanın kesişme noktalarından hangisinin altta hangisinin üstte olduğuna dair teknik bir tespite gidilemediği görülmektedir. Bu nedenle \"Bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı\" gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'den rapor alınması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle  davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davacı vekilinin sair istinaf itirazları ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,2-İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2021 tarih ve 2013/230 E-2021/953 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-Davacı vekilinin sair istinaf itirazları ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talepleri halinde davacı ve davalı tarafa iadelerine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 126,10 TL'nin  (istinaf yargılama giderinin sadece davacı avansından karşılandığı anlaşılmakla, 1/2 oranında) 63,05 TL'sinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ffa390dd26dae45c","SID":"d736bc7e76fc49a5"}}