{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1734 <br>KARAR NO: 2023/2510<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 01/07/2021<br>NUMARASI: 2017/542 Esas - 2021/521 Karar<br>DAVA:  (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 29/12/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş' den ... poliçe ile ZMMS olan ... plaka sayılı aracın, sürücü ...'in sevk ve idaresinde 08/01/2016 tarihinde trafik kazasına sebep olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası kalça, diz ve sol omzunda sakatlıklar olduğunu, müvekkilin sol omzuna platin takıldığını, ... Beylikdüzü Hastanesine 3.016,00 TL, ... Sistemleri AŞ'ye 5.000,00 TL iyileşme harcaması olmak üzere toplamda 8.016,00 TL harcama yapıldığını, dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile; trafik kazasında sakatlanan müvekkili için şimdilik 1.000,00 TL iş gücü/kazanç kaybı tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi (iyileşme giderlerinin), sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak olan ticari avans faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMSS ile teminat altına alındığını, kaza neticesinde sakat kalan davacı tarafından maddi tazminat talepli dava açıldığını, davacı tarafından istenilen eksik belgelerin müvekkili şirkete iletilmediğini, davanın usulen reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesinin  gerektiğini, davacının talebine konu geçici iş göremezlik ve tedavi gideri talebinin de reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere geçici iş göremezlik tazminatının 6111 sayılı yasa ve trafik sigortası genel şartları gereğince teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulüne, 37.105,84 TL sürekli iş göremezlik zararının ve 1.300,00 TL tedavi gideri bedelinin temerrüt tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  dosya kapsamında hükme esas alınan bir bilirkişi hesap raporu bulunmadığını, mahkemece verilen hükmün denetime elverişli olmadığı gibi hukuka ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, mahkemece müvekkilinin mesleği göz önünde bulundurularak belirlenen maluliyet dikkate alınarak hazırlanan 28/04/2021 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiğini, bu durumda Anayasa Mahkemesi kararı neticesinde söz konusu Genel Şartlar'ın atıf yaptığı Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliğe göre maluliyet oranının belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkilinin mesleği de göz önünde bulundurularak maluliyet hesabının yapıldığı 18.12.2017 tarihli ATK raporu doğrultusunda ve Anayasa Mahkemesi kararı ve KTK'ndaki değişiklik dikkate alınarak hazırlanan 28/04/2021 tarihli ek rapordaki geçici ve daimi iş göremezlik zararına ilişkin tazminat hesaplamalarının hükme esas alınmasının dosya kapsamına uygun olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve E.2019/40; K.2020/40 sayılı kararı ile iptal edilen KTK hükümleri nedeniyle ortaya çıkan kanun boşluğu 19.06.2021 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe giren 7327 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18. ve 19. maddeleri ile KTK’nda yapılan değişiklikler ile belirli hale gelmiş olup söz konusu kanun hükümlerinin bu tarihte devam eden yargılama süreçlerinde de dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan hesaplamada aktüeryal yöntem ve teknik faiz uygulanmamış olup, yeni kanuni düzenlemeye ve Genel Şartlara uygun olmadığını, müvekkili şirkete dava öncesi yapılan başvuru ile birlikte, usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir maluliyet raporu sunulmadığını, bununla birlikte maluliyet tespitine elverişli bilgi ve belgeler de iletilmediğini, bu nedenle müvekkili şirket yönünden temerrüdün gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, hükme esas alınan kusur ve maluliyet oranlarının da fahiş olduğunu, dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor ile iş bu dava kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkinin yine Adli Tıp Kurumu tarafından giderilmesinin hatalı olduğunu, çelişkinin farklı bir kurum tarafından giderilmesi gerektiğini,  aksi takdirde ise mahkemece ilk etapta benimsenmeyen oranlara göre karar verilmemesi, mahkemece alınan rapora göre %30 kusur oranına göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, 6111 sayılı yasa kapsamında tedavi giderleri SGK'nun sorumluluğunda olduğunu, söz konusu giderler yönünden müvekkili şirketin bir sorumluluğu bulunmamasına rağmen tedavi giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 08/01/2016 tarihinde saat 07:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile Sanayi Caddesini takiben Kuyumcukent yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan kavşağa geldiği esnada aracının sağ ön kısmıyla; seyir istikametine göre sağ tarafında bulunan kavşak başını kullanarak karşıdan karşıya geçiş yapan davacı yaya ...'a çarpması ile neticelenen dava konusu yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut ceza aşamasında alınan 27/07/2016 tarihli keşifli bilirkişi raporunda sürücü ...'in ve davacı yaya ...'nın eşit derecede kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. Mahkemece alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi raporu ve 01/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda sürücü ...'in %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu, davacı yaya ...'nın %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda\"... otomobil sürücüsünün kavşak başını kullanarak karşıya geçiş yapan davacı yayaya çarptığı, çarpma noktasının yeri, yol ve mahal şartları dikkate alındığında  27/07/2016 tarihli bilirkişi raporuna kusur oranı yönünden iştirak edilerek ...Sürücü ... sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde seyri sırasında görüş alanını kontrol altında bulundurarak müteyakkız seyretmesi, kavşak mahallinde karşıdan karşıya geçiş yapan davacı yayaya karşı zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek tedbirsiz şekilde müşteki yayaya çarptığı anlaşılmakla; eşdeğer kusurlu, davacı yaya ... kaplama üzerinden geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmesi, gerekli ve yeterli kontroller akabinde geçişini tamamlaması, gelen araca karşı korunma tedbirine başvurması gerekirken tüm bu hususlara riayet etmeyerek dikkatsiz ve kontrolsüz geçişi ile kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmakla; eşdeğer kusurlu..\" kanaati belirtilmiştir. Raporlar arasındaki çelişki tüm dosya kapsamına ve teknik verilere göre inceleme yaparak rapor tanzim eden ATK heyet raporu ile  giderilmiş bulunmakla hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından kusura ilişkin davalı istinafının reddi gerekmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin,  b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan  oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K.,  2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, davalının bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Davacılar tarafından davalı sigorta şirketine eksik belge ile başvuru yapıldığı davalı tarafından eksik belgelerin teminin istenildiği anlaşılmakla bu durumda temerrüt  tarihinin dava tarihinden başladığı gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki ... belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Belgesiz tedavi giderlerinin tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975  E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları). Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, göre düzenlenen maluliyet raporu hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan raporda kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan maluliyet raporu üzerinden hesap yapıldığından gerekçede açıklandığı üzere resen rapordaki hesaplama yöntemi üzerinden doğru yönetmelik hükümlerine göre basit işlem ile hesap yapılıp karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından ve SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılmış olduğundan bu yöndeki istinafın reddi gerekmiş kararda sadece faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak düzeltilmiştir. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,  davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-37.105,84 TL sürekli iş göremezlik zararının ve 1.300,00 TL tedavi gideri bedelinin dava tarihi olan 11/05/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine, 2-Karar harcı 2.534,70 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan  31,40 TL peşin harç, 191,00 TL ıslah harcı, 175,07 TL tamamlama harcı olmak üzere 397,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.137,23 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 191,00 TL ıslah harcı, 175,07 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 428,87 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 615,10 TL tebligat ve müzekkere gideri, 562,00 TL ATK maluliyet rapor ücreti, 318,00 TL ATK kusur rapor ücreti, 1.700,00 TL bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 3.195,10 TL yargılama giderinin kabul-red oranları gözetilerek 2.313,08 TL'sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İhbar olunan SGK tarafından yapılan 44,00 TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 5.565,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T' deki esaslara göre belirlenen 5.565,88 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Dosyaya yatırılan  ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde  davacı tarafa iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı vekilinin istinaf istemi reddedildiğinden Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 269,80 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 2-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 23,40 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd2de38f7cb8dcc0","SID":"1c7a4e9cecdb8bd2"}}