{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                   T.C.<br>                 SAMSUN<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1357 <br>KARAR NO\t: 2023/1814<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t                          : ....<br>ÜYE\t                          : ....<br>ÜYE\t                          : ....<br>KATİP\t                          : ....<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t  \t : SAMSUN ASLİYE  HUKUK MAHKEMESİ    <br>\t\t       (HAKEM SIFATIYLA)                         <br>TARİHİ\t\t   : 07/06/2023<br>NUMARASI\t\t   : 2023/24 HAKEM  ESAS - 2023/17 KARAR<br>DAVACI\t\t   :....<br>VEKİLİ\t\t   : ....  <br>İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN <br>DAVALI\t\t   : ....<br>VEKİLİ\t\t   : ....<br>DAVANIN KONUSU\t   : Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t   : 18/12/2023<br>KARARIN YAZ. TARİH            : 18/12/2023<br><br>Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen  hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait .... İlçesi ........ Köyü .... ve .... parsel sayılı taşınmazların orman vasfında olduğu gerekçesiyle davalı adına kayıt ve tesciline ilişkin Samsun 3. AsHM'nin ... Esas, .... Karar sayılı ilamının onanarak 25.03.2014 tarihinde kesinleştiğini, bu haliyle mülkiyet hakkı ihlal edilen müvekkilinin zarara uğradığını, TMK'nun 1007. maddesi uyarınca müvekkilinin uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00-TL'nin 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; 352.864,27,00-TL'nin  25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını,  .... tarafından açılan dava neticesinde verilen karara dayalı olarak işlem yapıldığını, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ....ne karşı dava açılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, dava açılmadan önce müvekkilinden talepte bulunulmadığı için  dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br> Mahkemece, '' Tüm dosya kapsamından; davacı ....nin dava konusu Samsun İli ..... İlçesi ..... Mahellesinde bulunan .... ve .... nolu parsel sayılı tapuya kayıtlı taşınmazlara malik iken Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Kararı ile taşınmazın bir kısmının Orman vasfında olduğu gerekçesi ile davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın 03/10/2013 tarihinde kesinleştiği, davacının ise TMK 1007 maddesi gereği iş bu tazminat davasını açtığı anlaşılmaktadır. <br>TMK'nun 1007. maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devletin anılan yasa maddesine göre sorumluluğundan söz edilebilmesi için kusur hariç haksız fiil sorumluluğunun diğer şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir. Buna göre a)tapu sicilinin tutulmasına ilişkin bir fiil veya kaçınma olmalı, b)bu fiil veya kaçınma hukuka aykırı bulunmalı, c)zarar doğmalı, d)fiil veya kaçınma ile doğan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Burada devlete yüklenen sorumluluk kusura dayanmayan objektif bir sorumluluk türü olup tapu sicil müdür veya memurunun kusuru olsun veya olmasın sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranış olması yeterlidir. Kusurun varlığı yada yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta yalnızca memuruna rücu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .... Esas .... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK 1007 maddesi anlamında devletin sorumluluğunun olduğunun kabulü gerekir.  Zira kesinleşen kadastro işlemi sonrasında bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Yani tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır. <br>Davalı vekili süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuştur. TMK'nın 1007.maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak TBK'nun 146.maddesindeki ''kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir'' şeklindeki düzenlemenin gereği olarak uygulama ve öğretide kanunen özel bir zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacak veya tazminat davaları 10 yıllık genel zamanaşımına tabi tutulmuştur. Davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmamakla birlikte zarar TBK 146 maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olmalıdır. Anılan maddeye göre zamanaşımı süresi alacağın muaccel hale geldiği gün işlemeye başlar. Davada davacı mülkiyet hakkını mahkeme kararıyla kaybetmiş olup, 03/10/2013 kesinleşme tarihi itibariyle zararın doğduğu ve bu tarihte tazminat alacağının muaccel hale geldiği tespit edilmekle dava yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. <br>Tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminat miktarıda o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle malikin malvarlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır  (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ....-.... Esas .... Karar,.... Esas .... Karar sayılı ilamları). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecektir. Bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir. TMK 705/2 maddesi gereği tapu iptal ve tescil talepli davaların kesinleşme tarihi itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişinin zararı oluşacaktır. Buna göre zararın meydana geldiği tarih itibariyle tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliğinin arsa vasfında olması halinde değerlendirme yönünden önceki özel amaçlı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.  <br>Bakanlar Kurulunun 28/02/1983 tarih ve 1983/6102 sayılı kararı gereği belediye veya mücavir alan sınırları içinde kalan taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun kabulü için uygulamalı imar planı ile iskansız olarak ayrılmış olması gerekir. İmar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için değerlendirme tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber belediye hizmetlerinden yararlanması ve meskun yerler arasında olması gerekir. Taşınmaz değerlendirme tarihi itibariyle belediye nazır imar planı içinde ise Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun .... Esas .... Karar sayılı ilamı uyarınca bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu alt yapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları belediye merkezine uzaklığı kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmelidir. <br>Dosya kapsamından ....parselin kadastro çalışmaları sonucu .... ada .... parsel, .... parselin ise kadastro çalışmaları sonucu .... ada .... parsel olduğu kesinleşen 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamıyla tapu kayıtlarının iptali ile orman olarak hazine adına tesciline karar verildiği, 03/10/2013 tarihinde onandığı, taşınmazların 1/1000 ölçekli imar planında yol ve orman alanında kaldığı, imar uygulamasına tabi yerlerden olduğu, DOP kesintisi yapılmamış kadastro parselleri olduğu, imar planı kapsamında olması sebebiyle arsa vasfında olup, değerinin önceki tarihli özel amaçlı olmayan emsal satışlara göre tespiti gerekmektedir.<br>Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan 02/03/2022 tarihli harita mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda dava konusu taşınmaz ile bilirkişi heyeti tarafından emsal olarak alınan taşınmazların belli merkezlere uzaklıkları gösterilmiştir. Teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/05/2022 tarihli rapor ile 22/11/2022 ve 27/02/2023 tarihli ek raporlarda emsal olarak Dereler mahallesi .... ada... parselin 28/12/2008 tarihindeki satışı esas alınmış, emsal taşınmazın %34 oranında DOP kesintisi sebebiyle aynı oranda DOP kesintisi yapılmak suretiyle tapu iptal davasının kesinleşme tarihi olan 03/10/2023 tarihindeki bedeller belirlenmiştir. Buna göre .... ada .... parselin 03/10/2013 tarihindeki değeri 83.427,39 TL, .... ada .... parselde kayıtlı taşınmazın değeri ise 269.436,88 TL toplam bedel 352.864,27 TL belirlenmiş, rapor ve ek raporda hüküm kurmaya elverişli görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Davanın tapu iptali tescil davasının 03/10/2013 kesinleşme tarihine göre zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, dava açılırken ve ıslah sırasında harcın yatırıldığı, davanın dayanağı TMK 1007.maddesi olması sebebiyle davalı İdarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin tüm şartların gerçekleştiği, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli yasal olduğu anlaşılmakla davalı İdarenin bu yöne ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. <br>Davalı İdare davanın belirsiz  alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüştür. Dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiştir. 9 Hukuk Dairesi'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamında belirsiz alacak davasına yönelik ilkeler açıklanmıştır. Buna göre bir davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibari ile uyuşmazlığa konu alacak miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerekir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat özeni göstermesine rağmen miktar veya değerinin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif imkansıza dayanmalıdır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasınında mümkün olmaması dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Alacağın miktarının belirlenmesinin hakimin takdirine bağlı olduğu durumlarda hukuki imkansızlık söz konusudur. Davacı, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını belirleyebilecek durumda değildir. <br>Alacağın hangi hallerde belirsiz hangi, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özellikleri nazara alınarak sonuca gidilmelidir. Somut olayda davanın dayanağı TMK 1007. maddesi olup, tazminat miktarının belirlenme yöntem ve ilkeleri nazara alındığında dava açılmadan önce davacı tarafından tam ve kesin olarak bilinmesi mümkün olmadığından davanın belirsiz dava olarak açılmasında isabetsizlik görülmemiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" şeklindeki gerekçe ile  davanın kabulüne  karar verilmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, 6360 Sayılı Kanunun geçici 1/3 maddesi gereğince söz konusu taşınmazın dava ve tazminat gerektirmeksizin Hazine adına tescilinin gerektiğini, ormanlar ile belediyenin ilgisi bulunmadığından Bakanlığa devrinin gerektiğini, yine dava konusu .... ada .... parselin tapu kaydında mezarlık olup imar planında da mezarlık alanı olarak ayrıldığını ve bu şekilde kullanıldığını, taşınmazın bu haliyle alım satıma konu olamayacak ve ekonomik olarak değerlendirilemeyecek bir taşınmaz olduğunu, 6831 sayılı kanunun 17/3 maddesi gereğince mezarlık olarak kullanılan taşınmaz için orman idaresinden izin istenebileceğini, 18.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının hissesinin 59/800 olarak belirlendiğini ancak davacı tarafça ıslahın bu doğrultuda yapılmadığını, mahkemece ıslah doğrultusunda karar verildiğini, davanın reddinin gerektiğini, hükmedilen tazminatın yüksek olduğunu, tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren faize karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava tarihinden faize karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, istinaf isteminde bulunmuştur. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, TMK'nun 1007. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. <br>Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin   yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 3533 Sayılı Kanun'un 6/2-a ve HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin  istinaf başvurusunun 3533 Sayılı Kanun'un 6/2-a ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince  ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı harçtan muaf olup, istinaf harcı alınmadığından bu konuda karar verilmesine  yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-6100 sayılı HMK'nun 359/4. maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkeme tarafından taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/12/2023<br><br>           Başkan                       Üye                            Üye   \t                     Katip <br>         ¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır               ¸e-imzalıdır               ¸e-imzalıdır <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31a39c58247dd6ec","SID":"60704e578d61dcee"}}