{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi  Esas-Karar No: 2022/1680 - 2024/33<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2022/1680 <br>KARAR NO\t: 2024/33<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/661 Esas 2022/116 Karar<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:  <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 17/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22/01/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili (katılma yolu ile) ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 17.10.2018 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araç ile  davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, davacının ağır yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakım ihtiyacı doğduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, zararlarından davalının sorumlu olduğunu; arabuluculuk yolu ile de anlaşamadıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.800,00.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00.-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 10.000,00.-TL. maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini istemiştir. <br>\tDavacı vekili talep artırım dilekçesinde; sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 207.076,94-TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 8.699,36-TL, bakıcı gideri tazminatı talebini  3.295,58-TL olmak üzere toplam 219.071,88–TL olarak belirlemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; hesaplamanın yürürlükte olan Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının işbu uyuşmazlık için geçerli olmadığını, tarafların kusur oranlarının ve davacının maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davacının kusuru, zararı ve maluliyetini kanıtlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, davacının yaralanması ile sonuçlanan çift taraflı trafik kazasında, davalı şirkete sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğu gerekçesine dayalı olarak vücut bütünlüğünün yitirilmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğu,\tdavacının kazaya bağlı yaralanmasına ilişkin olarak Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesinden  aldırılan 18/03/2021  tarihli raporda; davacının 9 ay süreli geçici olarak iş göremezlik halinde kaldığı, vücut genel çalışma gücünü %16 nisbetinde kaybettiği ve 3 ay süre ile bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağının  belirtildiği,\ttüm deliller toplandıktan sonra  bilirkişi kurulundan 24/12/2021 tarihinde aldırılan raporda; kazanın oluşumunda davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeni ile  davacının geçici iş göremezlik zararının 8.699,36 TL, kalıcı iş göremezlik zararının 215.776,30 TL, bakıcı gideri zararının 3.295,58 TL olmak üzere toplam 219.071,88 TL olarak belirlendiği, belirlenen zararın poliçe limiti kapsamında kaldığının tespit edildiği, temerrüdün 19/12/2018 tarihinde oluştuğu, yasal faiz talep edilebileceği, poliçe limiti kapsamında kalan bu miktar için raporun gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle, davalı vekilinin itirazı sonrasında ek rapor alınması cihetine gidilmeyerek davanın esası hakkında karar verildiği gerekçesiyle; “1- Davanın kabulü ile, 219.071,88 TL'nin 17/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,“ karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, müvekkiline eksik evrak ile başvurduğunu, KTK’nın 97. maddesindeki dava şartını yerine getirmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,\tkusur bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini,\tmüvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu;  bu nedenle de kararın hatalı olduğunu,\ttazminat hesaplanması açısından Anayasa Mahkemesi kararlarının eldeki uyuşmazlıkta uygulanmayacağını, hesaplamanın Genel Şartlar çerçevesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak, yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal  kararlarının geriye yürümeyeceğini,\tkabul anlamına gelmemek üzere; hükme esas alınan maluliyet raporunun da rapor tarihindeki yönetmeliğe uygun olmadığını; yönetmeliğin \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe\" uygun olması gerektiğini,\tÇalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %16 olarak belirlenen oranın olması gerekenden yüksek olduğunu, dosya içerisinde 3 kurul muayene raporu olduğunu ve raporların birbiri ile uyumlu olmadığını; kazadan 2 yıl sonra Konya Şehir Hastanesinde yapılan muayenelerinde; diz ve kalça hareketlerinin tam olduğunun görüldüğünü, son muayenesindeki dizindeki hareket kısıtlılığının kaza ile illiyeti bulunmadığını,  maluliyet durumunun rapor tarihindeki yönetmelik çerçevesinde ve yönetmelikte gösterilen usulde  belirlenmesi gerektiğini,\thesaplamanın fahiş olduğunu, davayı kabul manasına gelmemek üzere faizin de dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavacı vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde; davalının istinaf sebeplerini kabul etmediklerini, bu nedenle istinaf sebeplerinin reddini talep ettiklerini, kararı katılma yolu ile istinaf ettiklerini, buna göre; mahkemece faiz talebine ilişkin olarak, 17/11/2020 tarihinden itibaren yasal faize karar verildiğini, faizin kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi olması gerektiğini, aksi takdirde sigorta şirketine başvuru tarihi nazara alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesini \tesas yönden ise; müvekkilinin maluliyetinin hükme esas alınan rapordaki maluliyet miktarının üzerinde olduğunu, aleyhe hususları kabul etmediklerini, ayrıca tüm tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla dava dosyası kapsamında maluliyet ve kusur oranları hususunda değişiklik olması durumda, kamu düzeni olan asgari ücrette meydana gelen artışların nazara alınmasını talep ettiklerini belirterek karşı tarafın istinaf taleplerine itibar edilmeyerek, talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak  HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemidir. Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle davacı geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\t1-Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.<br>\t5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.<br>\tÖte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. \tBu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.<br>\tMÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.<br>\tBuna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.<br>\tSöz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.<br>\tYine; \"yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları\" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun  88. maddesinde; \" (1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz.\" düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, \"geçici koruma\" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi \"uluslararası koruma statüsünde\" olması halinde mümkün görülmektedir. <br>\tSomut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. <br>\tBu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. <br>\tKabule göre ise; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde; mahkemece alınan rapor ve mahkemece alınmasa dahi dosyaya sunulu, dosyada mevcut raporlar arasında çelişki bulunması halinde raporlar arasındaki çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmemelidir.<br>\tSomut olayda; Mahkemece hükme esas alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Ortopedi Anabilim Dalı, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ile Adli Tıp Anabilim Dalında görevli uzmanlardan oluşan heyetten, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, yine aynı yönetmeliğe ait cetveller uygulanmak suretiyle \"Maluliyet İşlemleri Tespit Yönetmeliğine göre maluliyet durumu tespit edildiği belirtilerek, meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle maluliyet oranının %16 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu, iyileşme süresinin 3 ayında bakıma muhtaç kaldığı tespit edilmiş, rapora davacı ve davalı vekilleri tarafından itiraz edilmiş, davalı sigorta şirketi tarafından alınan yönetmeliğin uygun olmadığı ileri sürülmüş, davacı da maluliyet oranını kabul etmediğini belirterek rapora itiraz etmiştir. Öte yadan davalı ilk derece mahkemesindeki yaragılama sırasında davacının meydana gelen kaza nedeniyle eklemlerinde hareket kısıtlığı olmadığını, birbirinden farklı 3 rapor olduğunu da belirtmiştir.<br>\tBu durumda, taraflarca rapora itiraz edilmiş olması da gözetilerek, taraflarca bildirilen tüm raporlar ve kazadan sonraki tüm tedavi evrakları dosyaya kazandırılarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünde kaybının veya azalmasının meydana gelip gelmediği, engeli/maluliyeti bulunması halinde kaza ile illiyeti olup olmadığının değerlendirildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri gereğince malulliyet/engellik raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.  <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 24/02/2022 tarihli 2020/661 Esas 2022/116 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin ve davalı  vekilinin istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara  iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>6-Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin  2022/476 D.iş dosyasında verilen icranın geri bırakılması kararına istinaden, Ankara Genel 3. İcra Müdürlüğü'nün 2023/133414 E. Sayılı (Ankara \"kapatılan\" 23. İcra Müdürlüğü 2022/5438 E.) dosyasına depo edilen 360.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK'nın 36. maddesi gereğince yatırana iadesine, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye<br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"508d766e5a889599","SID":"df6e64860f3f161c"}}