{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>                     T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2349 <br>KARAR NO\t: 2024/65<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:22/04/2022<br>NUMARASI\t:2018/923 Esas - 2022/375 Karar<br>DAVACI\t:METEK MAKİNE ÇEVRE TURİZM ENERJİ İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br><br>DAVALI\t:SERKA İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ-GEBZE ŞUBESİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVA\t:İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t:12/11/2018<br>KARAR TARİHİ\t:19/01/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:02/02/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketten faturalardan kaynaklı cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsili istemli olarak Gebze 4. İcra Müdürlüğü 2018/8456  E. sayılı dosyası ile ilamsız icra yolu ile takip başlatıldığını, borçlu süresi içinde haksız ve kötü niyetli olarak borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip, icra takibini durdurduğunu, borçlunun itirazı haksız ve dayanaksız olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8450 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 8,70 TL asıl alacak yönünden iptaline ve  takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalı borçlunun itirazında haksız olduğu ispatlanamadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesince 29.03.2022 tarihli, çelişkileri gidermekten uzak bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmayarak ek rapor taleplerinin reddedildiğini ve dosyada mevcut çelişkili ve eksik düzenlenen raporlara rağmen hüküm kurulduğunu, Mahkemece, davalı tarafça yapılan ödemelerin bir kısmının fatura tarihinden daha önce olması nedeniyle bakiye alacaktan düşülmesi gerektiği ve davalı tarafça sunulan çeklerin hangi fatura borcuna istinaden verildiğinin ispatlanmamış olduğu gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, tüm kararları gerekçeli olmak zorunda olan Mahkemenin en önemli itiraz konusu hakkında herhangi bir gerekçe içermeyen kararının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, icra takibine konu faturalardan önceki tarihlerde yapılan ödemeler ile davalı tarafça hangi fatura borcuna istinaden verildiği ispatlanamayan çeklerin davacı alacağından mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüm istinaf itirazlarının Mahkemece ayrıntılı olarak incelendiğini ve tüm itirazlarla ilgili olarak ayrıntılı raporların alındığını, defalarca rapor alındığı ve tüm çelişkilerin giderildiği tarafların defter ve kayıtlarının incelendiğinin dosya kapsamından anlaşıldığını, davacı tarafın tüm itirazlarının soyut iddia ve itirazlardan ibaret olduğunu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazlar ile yargılama sırasında ileri sürülen itirazların aynı olduğunu, halbuki bu itirazları giderecek şekilde defalarca raporun alındığını, dolayısıyla önceki beyanlarına atıfta bulunarak davacının haksız ve mesnetsiz itirazlarının reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/04/2022 tarih, 2018/923 Esas - 2022/375 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının davaya ve takibe konu edilen 08.07.2015 tarihli, 24.08.2015 tarihli ve 28.12.2015 tarihli 3 adet faturaya dayalı olarak 54.673,00 TL asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 12.483,94 TL faiz olmak üzere toplam 67.156,94 TL alacak üzerinden takibe giriştiği, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacının itirazın 42.000,00 TL üzerinden iptali için eldeki davayı açtığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek başına fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).<br><br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı taraf davaya ve takibe konu edilen 08.07.2015 tarihli, 24.08.2015 tarihli ve 28.12.2015 tarihli 3 adet faturaya dayalı olarak 54.673,00 TL asıl alacak iddiasıyla takip başlatılmıştır. Mahkemece dosyaya alınan tarafların ticari defterlerinin incelenmesine yönelik raporlarda taraflar arasında anılan faturalar nedeniyle ticari ilişki olduğu, anılan faturaların toplam bedelinin 85.508,70 TL olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu üzere, faturaların tanzim tarihinden önce davalı tarafından davacıya banka vasıtasıyla 29.05.2015 tarihinde 15.000,00 TL, 26.06.2015 tarihinde 5.500,00 TL olmak üzere toplam 20.500,00 TL gönderildiği, anılan havalelerde faturalara ilişkin avans mahiyetinde ödeme olduğuna dair bir ibare bulunmasa da, davacı tarafından anılan havalelerin faturalara ilişkin bedelden mahsup edilmesi ve bunu ticari defterlerine işlemesi, aynı hususun davalının ticari defterlerinde de yer alması nazara alındığında; bu ödemelerin faturalara ilişkin olduğu tarafların usulüne uygun tutulan defter kayıtlarıyla sabit olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi de göz önüne alınarak fatura bedellerinden mahsup edilerek hüküm verilmesi isabetli olup, dosyada alınan tüm raporların birbiri ile uyumlu olması da nazara alındığında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; tarafların ve vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab6c53ac807a3517","SID":"f5acacfe8f17ac7c"}}