{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2306 <br>KARAR NO\t: 2024/71<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:25/05/2022<br>NUMARASI\t:2020/340 Esas - 2022/267 Karar<br><br>DAVACI\t:... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVALILAR \t:1-... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t2- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t3- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t4- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVA\t:Ticari Şirket<br>DAVA TARİHİ\t:21/08/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t:19/01/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:02/02/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tüm borçların ... tarafından geçmişte şirket adına tahsil ettiği diğer şirket ortaklarına bilgi vermeden kendisinin parayı zimmetine geçirmek suretiyle kullandığını, şirketi ve kendisini bilerek ve isteyerek nitelikli olarak davalılar tarafından dolandırıldığını ve borçlandırıldığını, şirketin kaynaklarının kendi şahsına evinin masraflarına kullanıldığı ve diğer eşi ile kurdukları şirkete aktarıldığının anlaşıldığını, defalarca kendisine şirketin hisselerini evir almasını bunun için karar defterine karar aldıklarını ancak imzadan kaçınıldığını, genel kurul yapılması gerektiğini söylemelerine rağmen şirketin hisselerini devir almadığını, tarafına hileli şekilde borçlandırdığı hem şirketi hem de şahsını zora soktuğunu, sürekli tüm uyarılarına ve yazılı ihtarnameye rağmen genel kurulun toplanmasını engellediğini ve kaçtığını, yurt dışına kaçtığının söylendiği, şirketin faaliyetinin sürdürülmesinin bu şekilde mümkün olmadığı, şirketin çalışması ve faaliyetinin daha fazla zarara sebep olmaması bakımından mahkemenin alacağı tedbir kararı ile mahkeme sonuna kadara durdurmasına, şirketin faaliyetinin tedbir kararı ile durdurduğuna dair Maliye ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bu hususta yazılı bilgi verilmesine, tüm vergi borçlarının vergi ve sosyal güvenlik primlerinin günü gününe davalı şirketin ortağı ... tarafından ödemesinin temini, hukuka aykırı yapıldığını, işe giriş ve çıkışların iptali bakımından sorumlu davalılar hakkında şirketin soyulması şahsının hileli hukuka aykırı şekilde nitelikli olarak dolandırılması, kendi evinin ve çocuğunun okul masraflarının dahi şirket paralarından karşılanması sebebiyle mağduriyetinin önlenmesi, şahsının şirkette ortaklıktan ayrılmasını, ortaklıktan çıkışının yapılması bakımından mahkeme karar alınmasını, tüm borçların davalılar tarafından müteselsilen ödenmesine, davalıların şirket hesabından zimmetlerine geçirdikleri tüm paranın tespiti ile zarar ziyanın davalılardan tahsiline, şirkette şahsına hukuka aykırı şekilde verilen zararın giderilmesini, şirketin mahkeme kararı ile faaliyetlerinin sonlandırılmasını ve fesih kararı alınmasına, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduktan sonra dava sonucunda harç ödemesi yapılmak kaydı ile şimdilik dava bedelinin 10.000,00 TL olarak belirlendiği ve davanın kabulüne karar verilmesini, tüm borçların ve şirket hisse bedelinin davalılar tarafından birlikte müteselsilen ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin konusu şirketin faaliyetlerinin durdurulması, ortaklıktan ayrılma talebi, sigorta girişlerinin iptali, iddia ettiği varsa harcamaların ödenmesi, vergi borçlarının SGK borçlarının ödenmesi gibi konular şirket ortaklarını ilgilendirmesi sebebiyle davanın ... açısından öncelikle husumet yönünden reddini gerektirdiğini, davalı ... ile ilgili olan iddiaların tamamının asılsız olduğunu, davalının mali müşavir olduğu davacının da ortak olduğu Alkım Asansör İnş. Elektrik Elektronik San. ve Tic. Şirketinin defterlerini tutmak da olduğu, kendisine verilen faturaları işlemek ve şirkette çalışan olduğu, yetkililerce bildirilen kişilerin sosyal sigorta kurumuna işe giriş ve çıkışlarını bildirmekle yükümlü olduğunu, davalının şirkette çalıştığı diğer davalı ... ve davacının da bilgisi dahilinde olan ve kendisinden SGK girişi yapılması istenen kişilerin SGK'ya bildirildiğini, çıkışları yapılmasını istenilenlerin de çıkışlarını yaptıklarını, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, dava dilekçesinde asılsız iddialarda bulunduğu buna karşılık iddialarını ispata yarayan delillerini ise dava dilekçesinde göstermediğini, davacının dava dilekçesinde göstermediği ve sonradan göstereceği aleyhi olan hiçbir delile muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının davalı ... hakkında şirketi gereksiz borçlandırdığını, zimmetine para geçirdiği iddialarının tamamen asılsız olduğunu, şirket faaliyet alanı dışında herhangi bir biçimde borçlandırılmadığını, davacının bilgisi dahilinde olduğu üzere şirket vergi ve sigorta borçları ve diğer borçların şirketin ödeme güçlüğü çekmesi sebebiyle yapılamadığını, davalının kendi parasından şirket hesabına muhtelif tarihlerde paralar göndererek kasa kolaylığı sağlayıp şirketi ayakta tutmaya çalıştığını, davalının şirkette şirket ortağı olmasının dışında alınan işlerde asansör ustası olarak bizzat çalıştığını, davacının ise şirket faaliyeti sırasında işin işleyişiyle hiçbir biçimde ilgilenmediğini, alınan işlerin ruhsatlarının alınması, müteahhitlerle görüşme gibi şirket işlerini savsakladığını, şirkette işe giren davalı ...'ın eşi diğer davalı ...'ın davacının bilgisi dahilinde muhasebeci diğer davalı ...'a girişinin yapılmasını söylemesinden sonra sigortalı gösterdiğini, sigortalı olarak gösterildiği dönemde davalı ...'ın iş yerini açtığı, iş yerinin temizliğini yaptığı, geleni gideri karşıladığını, telefonlara bakarak işlerinde çalıştığını, çalışma süresi boyunca şirket maaşını ödeyemeyince davacının bilgisi dahilinde çıkışının verildiğini, davacının şirkete ait olduğunu iddia ettiği 750.000 TL gelir elde edilemediğini, bu bedelin neye göre söylediğini davacı ispat etmediğini, şirketin faaliyeti sırasında elde edilen gelir şirket giderlerini karşılayamadığından dolayı şirketin şu an aktif olmadığını, davalı ...'ın davacının taleplerinin konusu şirketin faaliyetinin durdurulması, ortaklıktan ayrılma talebi, sigorta girişlerinin iptali, iddia ettiği varsa harcamaların ödenmesi, vergi borçlarının SGK borçlarının ödenmesi gibi konular şirket ortaklarını ilgilendirmesi sebebiyle davanın şirket ortağı olmayan müvekkili ... açısından öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini, davalı ...'ın davacının taleplerinin konusu şirketin faaliyetinin durdurulması, ortaklıktan ayrılma talebi, sigorta girişlerinin iptali, iddia ettiği varsa harcamaların ödenmesi, vergi borçlarının SGK borçlarının ödenmesi gibi konular şirket ortaklarını ilgilendirmesi sebebiyle davanın şirket ortağı olmayan davalı ... açısından öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini belirterek davalı davalı ..., ... ve ... açısından öncelikle husumet yönünden, usul ve esas yönünden reddini, davalı davalı ... yönünden usul ve esas bakımından davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br> Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasındaki kayıtlı bulunan  ALKIM ASANSÖR İNŞAAT ELEKTRİK ELEKTRONİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin TTK'nın 636/3 maddesi hükmü uyarınca haklı sebeple FESİH VE TASFİYESİNE,<br> Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere SMMM  ...’ın TTK'nın 643.madde hükmü yollamasıyla aynı Kanunun 536/3.maddesi uyarınca şirkete tasfiye memuru olarak ATANMASINA,  bu hususta kendisine yetki VERİLMESİNE,<br> Şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre gerekirse artırılıp eksiltilmek kaydıyla, tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 5.000,00 TL ücret TAKDİRİNE, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA, <br> Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine TEBLİĞİNE,<br> Tasfiye masrafları olarak 1.500,00 TL'nin  ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA, <br> Keyfiyetin  karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA,  tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA,<br>           Davacının şirket ortağı olarak zarara uğradığı iddiası ile açılan davanın aktif husumet nedeni ile REDDİNE...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkinin olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre aykırı olduğunu, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmak zorunda olduğunu, Mahkemenin davacının talebini genişletme itirazlarının olmasına rağmen davacının usule uygun olmayacak şekilde genişletilmiş ve dava dilekçesinde olmayan talep doğrultusunda hüküm tesis ettiğini, iş bu kararrı bu sebeple de hukuka aykırı olduğunu, davalılar arasında dava arkadaşlığının bulunmadığını, bu sebeple her biri ayrı davalı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yalnızca bir vekalet ücretine hükmedilmesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih, 2020/340 Esas - 2022/267 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; şirketin feshi istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>6102 Sayılı TTK madde 636- (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: <br>a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.<br>b) Genel kurul kararı ile.<br>c) İflasın açılması ile.<br>d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.  <br>(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.<br>(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.<br>TTK'da haklı nedenler açıkça belirtilmemiş ise de, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran,  bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının bulunmadığı durumların varlığı halinde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih 2028/1739 Esas-2019/6288 Karar sayılı ilamında, şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansızlığı haklı neden kabul edilmiştir. Yine aynı Daire'nin  25.02.2014 tarih 2013/13701 Esas-2014/3468 Karar Sayılı ilamında şirketin 2 yıldır faal olmaması ve ortakların bir araya gelememesi haklı neden kabul edilerek bu nedenlere dayalı olarak şirket feshi yönünde verilen mahkeme kararları onanmıştır (aynı yönde 26/01/2022 tarih 2020/6103 Esas-  2022/667  Karar,11.07.2023 tarih 2022/645 Esas- 2023/4364 Karar).<br>Somut olayda; Davacı ile davalının dava dışı Alkım Asansör İnş. Elektrik Elektronik San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin davacı, davalı ... ve dava dışı ... tarafından kurulduğu, anılan kuruluşun Ticaret Sicil Gazetesi’nin 21.05.2019 tarih ve 9833 sayısında ilan edildiği, daha sonra ... ...’in paylarını davacıya devrettiği, bunun da 09.07.2020 tarih ve 10115 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, dosyaya gelen ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabına göre davacının ve davalı ...’ın şirketin ortakları ve müdürleri oldukları görülmüştür.<br>Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, davanın feshi istenilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Bununla birlikte, ilgili şirketin tüm ortaklarının taraf olduğu davalarda ayrıca tüzel kişiliğin de hasım gösterilmemesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Özellikle, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi iki ortaklı limited şirketlerde ortakların davada taraf olması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının ve davada şirketin de temsil edildiğinin kabulü gerekir.  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/18022 esas 2015/3494 karar sayılı ilamı)<br>Dosyaya gelen 24.01.2022 tarihli kök rapor ve 06.05.2022 tarihli ek rapora göre; şirketin kayıtlı merkez adresi olan ... adresinde feshi istenen adresin faaliyet göstermediği,  anılan adreste “Eczane Forum” isimli başka bir işyerinin bulunduğu, feshi istenen şirketin ilk kuruluşundan itibaren zarar ettiği, öz sermayesinin kuruluş yılında -10.656,53 TL olarak borca batık hale geldiği, dosyaya gelen vergi dairesi kayıtlarına göre, şirketin gayri faal olması nedeniyle 31.07.2020 tarihinde re’sen terkin edildiği, şirket ortaklarının arasında husumet başladığı, bu hale göre şirketin amacını gerçekleştirme durumunda bulunmadığından şirketin feshine karar verilmesi isabetli olup, mahkeme gerekçesi 6100 sayılı yasanın 297.maddesine uygundur.<br>Yine tazminat istemi yönünden tüm davalılar aleyhine açtığı davanın aktif dava ehiyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 3/2.maddesine göre; Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Eldeki olayda red sebebi tek olduğundan tek vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalıların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalıların istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 54,40-TL'nin mahsubu ile kalan 373,20-TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec9046b4e5225198","SID":"d36244c1779c5bdf"}}