{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/09/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVALILAR\t: 1 -<br>        \t  2 -<br>\t  <br>TEMSİLCİLERİ\t: a-<br>\t: b-<br>\t\tc-<br>DAVA\t\t: Tespit ve Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 10/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 11/01/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tespit ve alacak davasında 29/09/2022 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ve temsilcileri tarafından yatırılan paraların istenildiği an geri çekilebileceği ve yüksek faiz verileceği garantisiyle pek çok kişiden para topladıklarını, davacı müvekkilinin de davalı şirket temsilcilerine 20.000,00 DM verdiğini, karşılığında yatırılan parayı gösterir tahsilat makbuzu adı altında belge verildiğini, parasını geri çekmek istediğinde herhangi bir sonuç alamadığını, davalılar tarafından para toplanmasının Bankalar Kanunu, Borçlar Kanunu, TTK ve SPK'na aykırı olduğunu, Bankalar Kanunu'nun 10. maddesinde mevduat kabulü yapabilecek kurum ve kuruluşlar dışındaki özel ve tüzel kişilerin mevduat kabul etmesinin yasaklandığını, mevduat toplama faaliyeti konusunda sadece bankalar ile özel finans kurumlarına yetki ve izin verildiğini, davalıların belirtilen nitelikte olmadıklarını, davalı şirketin aracı kurum olarak çalışma ve hisse senedi satma yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle SPK'nın 30 ve 31. maddelerini ihlal ettiğini, davalıların TTK 20/2 maddesinde belirtilen basiretli iş adamı gibi davranmadıklarını, müvekkili ile davalı şirket arasında hukuken geçerli bir ilişkinin kurulmadığını, bu nedenle davacı müvekkilinden tahsil edilen paraların sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade edilmesi gerektiğini, diğer davalı ...'ın davalı şirket yönetim kurulu başkanı olduğundan müvekkilinin zararlarından sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun TTK 336. maddesinde dile getirildiğini belirterek davalıların SPK, TTK, Bankacılık Kanunu ve diğer kanunların ilgili hükümleri doğrultusunda hisse senedi devri yapamayacağının tespitine, yukarıdaki tespit sonucu  SPK, TTK, Bankacılık Kanunu ve diğer kanunların ilgili hükümleri doğrultusunda kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, müvekkilinden tahsil edilen 20.000,00 DM (10.225,83 Euro) karşılığı, 29.093,50 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahsil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP: Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür. <br> Dairemizin 11/10/2021 tarih ve.. Esas ... Karar sayılı kararıyla; \"...ilk derece mahkemesince davalı ..A.Ş ile davacı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile 29.093,50 TL'nin 28/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirket ve davalı ....dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de işbu davanın alacak davası olup şirketin tasfiyesi veya feshinin istenmediği, dosyanın bu haliyle davacının, davalılar tarafından hile ile dolandırıldığının ispatlanamadığı, her ne kadar davalı şirket yönetim kurulu başkanı davalı ..., davacı tarafından delil olarak sunulan ortaklık sözleşmesi başlıklı belgede imzası bulunan ...'un şirket ortağı olduğunu beyan etmiş,10/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda da dava dışı ...'un davalı şirketin temsilcileri arasında yer almadığı, ancak dava dosyası içerisinde yer alan belgelerden söz konusu kişinin davalı şirket ortağı olduğu anlaşılmaktadır, şeklinde bilgi verilmiş ise de dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden bu kişinin davalı şirket ile bir bağı olduğunun tespit edilemediği, bilirkişi raporunun içeriği ile davalı beyanının çelişik olduğu, bu çelişkinin ilk derece mahkemesince giderilmediği, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmediği, ayrıca davacı tarafından delil olarak sunulan tahsilat makbuzunda belirtilen.... nolu hisse senetlerinin dosyaya celp edilerek incelenmediği anlaşıldığından belirtilen eksikliklerin giderilerek, toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince anlatılan eksikliklerin icrasından sarfınazar edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmaması...\" gerekçesiyle davalının istinaf taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince;<br>\"...Konya BAM 6. HD'nin kararı gereğince, davacı taraftan BAM kararında belirtilen hisse senedi asıllarının ibrazı istenilmiş, davacı tarafından sunulmamıştır. <br>Davalı şirketin ticari defter ve belgelerine ulaşılamamış, davalı şirket temsilcileri tarafından ticari defter belgelerinin kendilerinde olmadığına, nerede olduğunu da bilmediklerine dair yemin etmişlerdir. <br>SPK'ya müzekkere yazılarak davalı şirketin ticari defter belgelerinin kendilerinde ise incelenmek üzere gönderilmesi istenilmiş ancak, SPK'dan da ticari defter ve belgeler kendilerinde olmadığından temini mümkün olmamıştır. <br>Yine Konya BAM 6. HD'nin kararında belirtildiği üzere, davacıdan 17/08/2000 tarihli tahsilat makbuzu ve ortaklık sözleşmesi ile 20.000 DM tahsil eden ...'un davalı şirketin yönetici veya temsilcisi olmadığı, davalı şirketin yurtiçi veya yurtdışı para toplayan temsilcilerinde de olmadığı, davacının bu parayı davalı şirkete verdiğini de ispat edemediği ...\" gerekçesiyle davacının davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine, şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu, müvekkilin alacağının BK hükümleri gereğince davalı şirketçe ödenmesi gerektiğini, dosyaya sunulan SPK raporlarında davalı şirketin ne şekilde para topladığı ve yaptığı usulsüz işlemlerin ayrıntılı olarak açıklandığını, bu hususun bilirkişi raporu ile TBMM ve SPK denetim raporunda tespit edildiğini, bu raporların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, dosyada mevcut belgelerin davanın ispatı bakımından yeterli olmasına rağmen ticari defterler incelenemediği için davanın reddedildiğini, hisse senetlerinin herhangi bir geçerliliğinin olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi T. 02.05.2016, E. 2015/15419 ve K. 2016/4922 sayılı Kararı ile bu hususun tespit edildiğini, geçersiz hisse senetlerinin devrinin mümkün olmadığını,  mahkemenin gerekli incelemeler yapmadan karar verdiğini, hukuken var olmayan bir hissenin devrinin de mümkün olmadığını, kaldı ki bu tür bir devir işlemi varsa bunun şirket kayıtlarına işlenmesi gerektiğini belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, şirket ortağı olmadığının tespiti ile alacak talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br><br> Dairemizce yapılan inceleme sonucunda;  dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, dosya içerisinde bulunan tahsilat makbuzu başlıklı belgede imzası bulunan ... isimli kişinin davalı şirketin ortaklarından olduğu, ancak Ticaret sicil kayıtlarında bu kişinin şirketin temsilcileri arasında yer almadığı, ortaklık sözleşmesi başlıklı belge şirket adına ... tarafından imzalanmışsa da sözleşmenin şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmadığı, 10/10/2017 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda, ... isimli kişinin şirketin yetkili temsilcileri arasında yer almadığı ancak dosya içerisinde yer alan belgelerden söz konusu kişinin şirket ortağı olduğu ve davalı şirket yöneticileri tarafından ortakların aynı zamanda temsilci olarak faaliyet gösterdikleri görüşüne yer verilmiş ise de, davalı şirket temsilcilerinin bu yönde bir beyan ve kabullerinin bulunmadığı, şirketi temsil yetkisi bulunmayan kişilerin düzenlediği belgelerin şirket açısından bağlayıcılığı bulunmadığı, davalı şirket temsilcilerinin yeminli beyanlarında davalının ticari defterlerinin incelenmek üzere SPK'da bulunduğunu bildirdikleri, SPK'ya yazılan müzekkere cevabında defterlerin kendilerinde olmadığının bildirildiği, davacının davalı şirkete davaya konu parayı ödediğine dair iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispatlayamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, açıklanan nedenlerle davacının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 10/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>   <br>    Başkan .               Üye.                        Üye .                   Katip .<br>       e-imzalıdır                    e-imzalıdır                           e-imzalıdır                       e-imzalıdır<br><br><br><br>.<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7899229fb9d844e","SID":"a49d7a2ca40dd8b2"}}