{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/2010 Esas<br>KARAR NO: 2024/122 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK   MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/01/2019<br>NUMARASI: 2018/264 E. - 2019/46 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin \"...\" markasının hak sahibi olduğunu, Türkiye'de ve pek çok ülkede markasının tescilli ve Paris Sözleşmesinin 1. Mükerrer 6. maddesi uyarınca tanınmış marka olduğunu, davalıya markayı kullanması gibi izin verilmediğini, ceza davası dosyası kapsamında görülebileceği üzere, 11.01.2011 tarihinde davalıdan yağ filtresi alımını yapan danışman firmanın, söz konusu müvekkilinin markası kapsamındaki ürün ve hizmetlerden farkını raporlayarak, davalıdan satın alınan ürünün orijinalinden farklı (sahte) olduğunu ortaya koyduğunu, davalı şirket adresinde, müvekkilinin Mazda markasını taşıyan malların tespit edilerek bunlara el konulduğunu ve davalı şirket yetkilisi hakkında Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını,  ceza yargılama sürecinin halen devam ettiğini, davalının eylemlerinin, müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalının, müvekkilin marka hakkını ihlal ederek müvekkilinin markasının tüketici nezdindeki itibarını kullandığını ve yaptığı ticari faaliyet ile haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin markasını taşıyan kaçak mallar sebebiyle müvekkilinin ve markasının tüketicileri nezdindeki itibarını, müvekkilin marka imajını zedelediğini, zira davalının satışını yaptığı kaçak ürünlerin, tüketicilerin müvekkilinin markasından aşina olduğu kalite ve standartlara sahip olmadığını, davalının fiilinden ötürü, müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müvekkilinin davalının haksız fiilini tespit ve önleme girişimi sırasında masraflarda bulunduğunu ve bu sebeple de zarara uğradığını, müvekkilinin markasının, davalının satışını yaptığı ürünlerin satılmasında ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğunu, bu itibarla, 556 sayılı KHK'nın 67'inci maddesi uyarınca yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında makul bir payın eklenmesini de talep ettiklerini, keza tüketici nezdinde oluşan itibar kaybı ve markasının haksız yere kullanılmasından ötürü müvekkilinin, elem ve ıstırap duyduğunu, manevi zarara uğradığını belirterek, davanın kabulüne, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere ve markaya tecavüz fiilinin gerçekleştiği  tarihten itibaren hesaplanmak üzere, T.C. Merkez Bankası’nın  ticari işler hakkında uyguladığı en yüksek faiz oranına göre hesaplanacak yasal faiz ile birlikte: 556 sayılı KHK m. 62/1/b, 64, 66/2/a ve 67 uyarınca maddi zararları ve yoksun kaldıkları kâr sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL'ye,  556 sayılı KHK m. 62/1/b, 64 uyarınca manevi zararı sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL'ye, 556 sayılı KHK m. 67 uyarınca marka itibarının uğradığı zarar sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL'ye, dolayısıyla şimdilik toplam 30.000,00 TL’ye hükmedilmesine, 556 sayılı KHK m. 62/e uyarınca müvekkilin marka hakkını ihlal eden dava konusu el konulan davalıya ait kaçak ürünlerin imha edilmesine, her türlü yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ISLAH: Davacı ise 2.12.2015 tarihli ISLAH dilekçesi ile 139.602.85-TL olarak  maddi tazminat talepleri yönünden ıslah dilekçesi sundukları anlaşılmıştır. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından piyasaya sürülen yağ filtrelerinin orjinal olup, bunlar üzerindeki marka hakkının tükendiğini, KHK'nın 13.maddesi nedeniyle marka hakkı tükenen malların tecavüz oluşturmadığını, dava konusu malları, davacının yetki verdiği Kore, Japonya, Malezya, Singapur ve Tayland'daki firmalarından temin ettiklerini, bu firmalarla yazışma yapıldığında durumun anlaşılacağını, malların orjinal olmadığına dair davacının ibraz ettiği analiz raporunu kabul etmediklerini, malların 1994 - 2006 yılları arasında yurt dışından çeşitli ülkelerden ithal ettiklerini davacının Türkiye'deki distribütörü olan Mermerler firması ve davacının bayilerinin dahi müvekkilinden yedek parça alımı yaptıklarını, davacının 17 yıl sessiz kaldıktan sonra şimdi dava açmasının kötüniyetli olduğunu, sessiz kalma nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tazminat taleplerinin gerçekçi olmayıp fahiş olduğunu, davacının 2007 yılından beri neredeyse araç satışı yapmadığını, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 66/2-a maddesine göre bu kadar gelir elde etmesinin de mümkün olmadığını, distribütör bayilerinin bile müvekkilinden yedek parça alması nedeniyle itibaren zarar görmesinin de söz konusu olmadığını, kusurun ve tazminat koşullarının mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN İLK KARAR: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/02/2017 tarihli 2011/236 E. - 2017/29 K. sayılı kararıyla; \"...el konulan ürünlerin orjinal olmadığının tespit edildiği, paralel ithalat savunmasının geçerli olmadığı,\" gerekçesiyle \"..marka hakkına tecavüzün tespitine KHK'nın 66/2-a maddesine göre 88.827,16 TL maddi tazminatın, el koyma tarihi olan 21.01.2011 tarihinden itibaren işlerdeki en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, KHK'nın 67.maddesine göre ürünün satışında markanın ekonomik katkısı nedeniyle 8.882,72 TL maddi tazminatın da aynı tarihten itibaren aynı faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin KHK 62/b ve 68.maddeleri gereği kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın da el koyma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taklit malların karar kesinleştiğinde imhasına, bilirkişi raporunda belirtilen toplama, taşıma ve diğer masrafların toplamı 37.402,33 TL için HMK'nın 332.maddesi gereğince davalıdan alınarak, davacıya verilmesine\" karar vermiş, bu karara karşı her iki taraf da istinaf isteminde bulunmuştur. <br>KALDIRMA KARARI: Dairemizin 30/05/2018 traihli, 2017/6530 Esas, 2018/1291 Karar sayılı kararı ile her ne kadar mahkemece itibar tazminatının, manevi tazminatın bir türü olduğu gerekçesiyle kısa kararda manevi tazminat isteminin kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği halde, gerekçeli kararda manevi tazminat davası ile itibar tazminatı davası hatalı bir biçimde birlikte değerlendirilip karar bağlanmış ise de, itibar tazminatı talebinin, manevi tazminattan ayrı ve bağımsız bir dava olduğu, her bir dava için ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilerek ve ilk derece mahkemesi kararında kısa karar ile gerekçeli karar arasında bu konda çelişki bulunduğu dikkate alınarak, her bir talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki giderilerek yeniden karar verilmek üzere kararın kaldırılarak, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucu verilen 29.01.2019 tarih 2018/264 E.- 2019/46 K. sayılı kararla;\"...I-Davalının davacıya ait  marka hakkına  vaki tecavüzün tespitine,II-556 sayılı KHK’nın 66/2-a maddesine göre davacının elde edeceği muhtemel gelire göre 88.827.16 -TL maddi   tazminatın taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.1.2011   tarihinden ticari işler hakkında uygulanan en yüksek  faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline, ıslah dilekçesi ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, III-556 sayılı KHK’nın 67. maddesine göre ürünün satışında markanın ekonomik yönden katkısı dikkate alınarak  8.882.72 -TL maddi   tazminatın taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.1.2011   tarihinden ticari işler hakkında uygulanan en yüksek  faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline,IV- Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile  5.000-TL manevi tazminatın taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.1.2011 tarihinden yasal faiz ile birlikte davalıdan  tahsiline,fazlaya ilişkin istemin reddine,V-İtibar tazminatı isteminin   kısmen kabulü ile  5.000-TL  itibar tazminatının taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.1.2011 tarihinden yasal faiz ile birlikte davalıdan  tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,VI-Tazminat istemlerinden fazlaya ilişkin tüm istemlerin reddine, VII- KHK 62/a maddesine göre ürünlerin taklit olduğu bilirkişi raporları ile sabit olduğundan karar kesinleştiğinde taklit ürünlerin İMHASINA,\" karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Müvekkili tarafından piyasaya sürülen dava konusu filtrelerin orijinal olduğunu ve marka hakkı tükenen bu malların paralel ithalat yoluyla yurt dışından ithal edildiğini, malların ithal edildiği firmalara yazı gönderilerek sorulması taleplerinin yargılama sırasında yanıtsız kaldığını,Davacı tarafından 17 yıl sessiz kalındıktan sonra dava açılmasının, hakkın kötüye kullanılması olduğunu, 17 yıl boyunca davacının distribütörü ... Otomotiv ve yetkili servislerine mal sattıklarını ve hiç şikayet almadıklarını, bizzat davacının distribütörünün ve bayilerinin müvekkilinden mal almasının, malların orijinal olduğunu gösterdiğini, Dava konusu malların 1994-2006 yılları arasında ithal edildiğini, bazılarının takılabileceği modellerin bile şu anda bulunmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, Tanıklarının dinlenmediğini, tanıklarının müvekkilinin davacının Türkiye Distribütörü olan ... satış yaptığını, davacının ürünlerin satışından haberdar olduğunu, davacıların izni ile ve paralel ithalat yoluyla piyasaya sürülen ürünler olduklarını ortaya koyacak tanıklar olduklarını,  Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ve sordukları soruların cevaplandırılmadığını, 2000 yılı öncesi mallardan davacıdan da numune alınarak TSE tesislerinde karşılaştırmalı inceleme taleplerinin mahkemece değerlendirilmediğini, bazı bilirkişilerin görevlerini tamamlamadan istinafa etmeleri nedeniyle raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, eksik inceleme sonucu hazırlanan hatalı ve sübjektif değerlendirmeler içeren raporların hükme esas alınamayacağını,Davacının 2012 yılı ve 2013 yılının ilk 5 ayında toplam otomobil satımının 1400'ü bile bulmadığını, yine ... Gazetesinin 10 haziran 2013 tarihli sayısında 2012 yılında ... markalı araçların satışının 1000'li rakamlarda kaldığının belirtildiğini, bu nedenle 88.827,16 TL'lik yoksun kalınan kâr hesabının  doğru olmadığının, bunun %10 artırılmasının da fahiş olduğunu, davacının neredeyse 2007 yılından bu yana araç satışı yapmadığını, 556 sayılı KHK'nın 66/2-a maddesi uyarınca maddi tazminat talep edemeyeceğini,Davacının depo masrafını talep etmesinin mümkün olmadığını, Mahkemenin 21.04.2016 tarihli celse de, ceza dosyasındaki giderlerin hukuk dosyasında talep edilemeyeceğine karar verdiğini, depo masraflarının hukuk davasında talep edilmesinin mümkün olmadığını, Davacının hazırlattığı özel rapor bedelinin de talep edilemeyeceğini, Aynı şekilde başka bir hukuk bürosundan aldığı hizmet bedelinin de talep edilemeyeceğini, buna rağmen mahkemece bu giderlerin yargılama gideri olarak kabul edilerek, müvekkilinden alınmasına karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, 20/11/2015 tarihli ek bilirkişi raporu ile davacının markasının itibarının zarara uğramadığının tespit edildiğini, itibar tazminatı koşullarının ispatlanamadığı halde itibar tazminatına hükmedilmesinin yanlış olduğunu, Manevi tazminat koşulları oluşmadığı için manevi tazminat talebinin de reddi gerektiğini belirterek, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını ve kararın kaldırılarak haksız davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı ... adına tescilli \"...\" esas unsurlu ... numaralı markanın 07, 12. sınıflarda, ... numaralı markanın 12. sınıfta, ... numaralı markaların 12. ve 99. sınıflarda, ... numaralı markanın 01, 02, 03, 04, 07, 08, 12 ve 27. sınıflarda, ... numaralı markanın 37. sınıfta, ... numaralı markanın 36. ve 39.  sınıflarda, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların 12. sınıfta tescilli oldukları tespit edilmiştir.Davacı delilleri arasında yer alan İstanbul 1.Fikri Sınai Haklar  Ceza Mahkemesinin 2011/239 E., 2015/634 K. sayılı dosyasında;  katılan ... şirketinin şikayeti üzerine, davalıya ait Ümraniye semtindeki işyerinde yapılan arama da el konulan 15106 adet taklit filtre nedeniyle kamu davası açıldığı, ürünlere el konulduğu ve yargılama sonucunda davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan sanık ...'in marka hakkına tecavüz suçundan dolayı mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 22/06/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesi ekinde ibraz edilen özel analiz raporunda; davalı şirketten alınan yağ filtresi numarası ile orijinal yağ filtresinin karşılaştırılması sonucunda, numune yağ filtresinin orijinal olmadığı görüşünün açıklandığı anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince alınan 15/05/2013 tarihli ilk bilirkişi raporunda; karşılaştırmalı inceleme yapıldığı belirtilerek, \"davacıya ait ... markasının davalıya ait ürün kutularının üzerinde izinsiz kullanıldığı, davalı ürünlerinin davacıya ait ürünlerle benzetilerek taklit olduğu, davalı ürünlerindeki lastik contanın basıncı karşılayacak nitelikte olmadığı, bu nedenle araç motoruna zarar verebileceği ve aracın zarar görmesine neden olabileceği, davalı ürünlerinin daha düşük kalitede olduğu, marka sahibinin dava konusu ürünleri nedeniyle elde edebileceği gelirin 88.827,16 TL olduğu\" görüşü açıklanmıştır.İlk derece mahkemesince alınan 19.11.2014 tarihli 2.bilirkişi raporunda; davacının mahkemeye sunduğu orijinal ürünlerin görüldüğü, yed-i emindeki ürünlerin ise incelenemediği belirtilmiş, 24.03.2015 tarihli ek raporda ise yed-i emindeki ürünlerin de incelendiği belirtilerek, incelenen yağ filtrelerinin orijinal olmadığı görüşü açıklanmıştır.İlk derece mahkemesince alınan 20.11.2015 tarihli 3.ek raporda ise; tazminat ve depo, taşıma ve hizmet giderleri toplamının 135.112,21 TL olduğu ifade edilmiş ve depo ve taşıma masraflarının 3.835,64 TL + 11.369,68 TL, hizmet masraflarının ise 8.834,75 TL ve 13.362,16 TL olduğu bildirilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, davacıların hak sahibi oldukları markanın taklit ürünler üzerinde kullanılması suretiyle marka haklarına tecavüz edildiğinin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı davasıdır.İlk derece mahkemesinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin davaya konu ürünlerin paralel ithalat yoluyla yurt dışından satın alınan orijinal ürünler olduğuna, bilirkişi raporlarının eksik inceleme sonucunda hazırlandığına, itibar tazminatı ve manevi tazminat koşullarının mevcut olmadığına, maddi tazminat talep edilemeyeceğine ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; ürünlerin orijinal olduklarını ispata yarar hiçbir delili dosyaya sunmadığı, sunduğu faturaların ürünlerin orijinal olduklarını ispatlayacak nitelikte olmadıkları, bu savunmalarının tanık beyanıyla da ispat edilmesinin mümkün olmadığı, gerek ceza Mahkemesince, gerekse ilk derece mahkemesince alınan tüm bilirkişi raporları ile davalıya ait iş yerinde ele geçen ürünlerin taklit ürün olduklarının tespit edildiği, ayrıca bu ürünlerin kullanıldıkları araçlara zarar verebileceğine dair de görüş bildirildiği, davacının tanınmış olan markasını taşıyan taklit ve düşük kalitede ürünlerin piyasaya sürülmesinin davacının markasına ve davacı şirketlerin itibarına zarar verebileceği, bu nedenlerle 556 sayılı KHK’nin 62/1-b maddesindeki manevi tazminat ve 68. maddesindeki itibar tazminatı koşullarının mevcut olduğu, davalının rekabeti olmasaydı, ele geçirilen taklit ürünlerin davacı marka sahibi şirketten satın alınması halinde elde edebileceği gelirin bilirkişiler tarafından doğru şekilde hesaplandığı, davacının Türkiye’de kaç adet araç satışı yaptığının sonuca etkili olmadığı, davacının markasının tanınmış bir marka olması nedeniyle markanın ürün satışlarına ekonomik olarak önemli bir katkısının mevcut olduğu, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 67/1. maddesi uyarınca maddi tazminatta %10 oranında artış yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin bu husustaki istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin yargılama gideri olarak davalıdan alınmasına karar verilen depo ve nakliye ücretleri, davacı tarafça alınan özel inceleme rapor ücreti, başka bir hukuk bürosundan alınan hukuki yardım ücretinin bu davada yargılama gideri olarak istenemeyeceğine dair istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; işbu dava nedeniyle davaya konu edilen taklit ürünlere el konularak muhafaza altına alınmalarına dair bir ihtiyati tedbir kararı verilmediği, ceza kovuşturması sırasında ürünlerin toplatılarak yediemine teslim edildiği, bu nedenle ürünlerin depo ve nakliye ücretinin işbu davada yargılama gideri olarak talep edilemeyeceği, bu talebin ceza yargılamasında değerlendirilmesi gerektiği, yine işbu davada davacıların vekille temsil edilmeleri nedeniyle davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu, aynı şekilde ceza davasında da müdahil olarak katılan davacı şirket lehine vekalet ücretine hükmedildiği, bu nedenle davacılar tarafından ayrıca bir hukuk bürosundan hizmet alındığı gerekçesiyle hizmet bedelinin yargılama gideri olarak talep edilemeyeceği, yine davaya konu ürünlerin orijinal ürün olup olmadıklarının ilk derece mahkemesince incelendiği, davanın çözümü için mahkemece bu incelemenin yapılmasının zorunlu olduğu, davacıların fazladan inceleme raporu almalarının davanın çözümü için zorunlu olmadığı, bu işlemin davacıların kendi inisiyatifleri ile gerçekleştiği, bu nedenle bu rapor için aldıkları hizmet bedelini de bu davada yargılama gideri olarak talep edemeyecekleri, dava dilekçelerinde yalnızca 556 sayılı KHK’nun 66/2-a maddesi uyarınca maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı talep ettikleri, bu nedenlerle Mahkemece ürünlerin depo ve taşıma masrafları (2013 yılı ) 3.835,64 TL, ürünlerin depo ve taşıma masrafları (2011-12-13 yılı ) 11.369,68 TL, fiili kayıp (ürün baskını için alınan hizmet masrafı) 8.834,85 TL ve ceza dosyası masrafı (alınan hizmet masrafı) 13.362,16 TL olmak üzere toplam 37.402,33 TL'nin HMK’nun 332. maddesine göre davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf taleplerinin kabulüne, kazanılmış haklar korunarak ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:Davalı  vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE; 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 29/01/2019 tarihli 2018/264 E. -  2019/46 K. sayılı  kararının KALDIRILMASINA,Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,a-Davalının davacıya ait marka hakkına vaki tecavüzün tespitine,b-556 sayılı KHK’nın 66/2-a maddesine göre davacının elde edeceği muhtemel gelire göre 88.827,16 -TL maddi   tazminatın taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.01.2011 tarihinden ticari işler hakkında uygulanan en yüksek  faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline, ıslah dilekçesi ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, c-556 sayılı KHK’nın 67. maddesine göre ürünün satışında markanın ekonomik yönden katkısı dikkate alınarak  8.882,72 -TL maddi   tazminatın taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.01.2011   tarihinden ticari işler hakkında uygulanan en yüksek  faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline,ç- Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile  5.000,00-TL manevi tazminatın taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.01.2011 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan  tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,d-İtibar tazminatı isteminin  kısmen kabulü ile  5.000,00-TL  itibar tazminatının taklit ürünlere el koyma tarihi olan 21.01.2011 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalıdan  tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,e-Tazminat istemlerinden fazlaya ilişkin tüm istemlerin reddine, f-KHK 62/a maddesine göre ürünlerin taklit olduğu bilirkişi raporları ile sabit olduğundan karar kesinleştiğinde taklit ürünlerin İMHASINA, 2-İlk derece yargılaması yönünden; a-7.357.66 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 4.698,16 TL harcın davalıdan tahsiline,b-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  10.566,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  600-TL TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  4.958,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  600-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,e-Kabul edilen marka hakkına tecavüzün tespiti talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  3.931,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,f-Kabul edilen İtibar tazminatı talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  600,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,g-Reddedilen itibar tazminatı talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca  600,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,h-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 18,40 TL başvuru harcı 445,50 peşin harç, 2.214,00 TL ıslah harcı, 445,50 yenileme harcı, 774,75 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.898,15 TL yargılama giderinin taktiren 2/3 ünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ı-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,3-İstinaf yargılaması yönünden; a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 161,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,c-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 19/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3230735044213e89","SID":"661846a9843adfb9"}}