{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2022/1870 - 2024/107<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1870 <br>KARAR NO\t: 2024/107<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/299 Esas - 2022/251 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:  <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 31/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 31/01/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı  davalı ... Şirketi  vekili   tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde,  20.04.2020 günü, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu müvekkilinin yaralanarak malul-sakat kaldığını, kazanın ... plakalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, müvekkilinin, kaza neticesinde vücudunun çeşitli yerlerinden ağır şekilde yaralandığını, organ ve hareket kaybına uğradığını, tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamayıp malul-sakat kaldığını, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma İlastanesi Adli Tp Anabilim Dalı Başkanlığından 04.03.2021 tarihli maluliyet raporu alındığını, 10.05.1986 doğumlu olan müvekkilinin PMF tablosuna göre tahmini yaşam süresinin 35 yıl civarında olduğunu, müvekkilinin elindeki rapor ve belgelerle maluliyet tazminatı alınması amacıyla, davalıya başvurulduğunu, fakat davalı tarafından yasal süresi içerisinde çözüm bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 200,00.TL bakıcı gideri, 300,00 TL geçici işgöremezlik ve 9.500,00 TL daimi işgöremezlik olmak üzere toplam 10.000,00 TL malullük-sakatlık maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili bila tarihli talep artırım dilekçesiyle, sürekli iş göremezlik talebini 204.843,52 TL'ye ,  geçici iş göremezlik talebini 13.948,20 TL'ye, bakıcı gideri talebini 5.886,00 TL'ye (toplam 224.677,72 TL) yükseltmiştir.  <br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde,  müvekkili şirket ile ... arasında ... plakalı araç için 29.08.2019-29.08.2020 tarihleri arasını teminat altına almış olan 90278882 no'lu Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi aktedildiğini, huzurda görülen davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, ölüm/sakatlık halleri için kişi başına teminat limitinin azami 390.000,00.TL. ile sınırlandırıldığını, müvekkili şirketin asıl sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden belirleneceğini, davacı tarafın maluliyet oranının teşpiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, Sigorta Şirketinin, sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, kusur tespitinin kesin olarak yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi masraflarından sorumluluklarının bulunmadığını, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tutarı ve bakıcı gideri ile ilgili sorumluluğunun Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince ortadan kalktığını, bu sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna verildiğini, Sasyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya yapılan tüm ödemelerin ve davacının kaza nedeniyle yapmış olduğu masraflara ilişkin evrakların dava dosyasına sunulması gerektiğini, müvekkili şirkete eksik evrakla başvuru yapılmak suretiyle usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, faize ilişkin de bir sorumluluğu bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece,  20.04.2020 günü, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacıya  çarpması neticesinde  davacının  yaralandığı, yaralanma nedeniyle  vücut genel çalışma gücünden %10 oranında kaybederek,  6 ay süre ile iş göremez halde kaldığı ve 2 ay süre ile bakıcı ihtiyacı oluşturacak şekilde maluliyet yaşadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olmayıp, davalı sigorta şirketine sigortalı bulunan araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, dosya kapsamına uygun olmakla hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna göre davacının  maluliyeti nedeni ile toplam 224.677,72 TL maluliyet zararı hesaplandığı , kazaya neden olan aracın hususi niteliği nazara alınarak yasal faize hükmedilmesi gerektiği,  davalı Sigorta Şirketinin kendisine yapılan müracaatın tebliğ edildiği tarihten 8 iş günü sonrasına tekabül eden  09.04.2021 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü gerekçesiyle; \" Davanın KABULÜNE, 224.677,72 TL'nin  09.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı\t ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde,  maluliyet oranı %10 olarak belirlenmişse de; alınan maluliyet raporunun hükme esas alınmasının  mümkün olmadığını, raporun Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenmesi gerektiğini,  TRH-2010 yaşam tablosu ve %0 teknik faiz esas alınarak hazırlanan rapor uyarınca hüküm kurulmuş olup, %1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini,  müvekkil şirketin geçici iş göremezlik tazminatından bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmamasına rağmen, aleyhine hüküm kurulmasının  hatalı olduğunu,  kusura ilişkin yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını,  müterafik kusura ilişkin itirazların  değerlendirilmediğini, davacının ekipman kullanmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; \t<br>\tDava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.\t<br>\tMaluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.<br>\tHesaplama yöntemine gelince, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hâkim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarı, hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmişti. (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas, – 2020/8874 Karar. sayılı ilamı, 14/01/2021 Tarih 2020/2598 Esas. – 2021/34 Karar. sayılı ilamı). <br>\tÖte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK’nın 90. maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve anüite formülüne göre devre başı ödemeli belirli süreli rant esası (%1,8 teknik faiz) bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Anılan nedenlerle tazminat hesaplamasında davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosu’na göre belirlenmesi, davacının bilinen dönem sonrası muhtemel gelirinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek aktif ve pasif dönem tazminat hesabı yapılması gerekmekte olup, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı sigorta şirketi vekili geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarından sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu'nda olduğunu ileri sürmüş ise de; davacının zararı ve zararın kapsamı 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri gereğince belirlenmesi gerekir. 6098 Sayılı TBK'nın 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararlarının bu kapsamda olması, sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacı geçici iş göremezlik tazminatını ve bakıcı giderini, bedensel zararlardan sorumlu olan davalıdan talep edebilir. Öte yandan kaza tarihinde ve mahkemece verilen karar tarihinde KTK'nın 90. maddesinde Genel Şartlara atıf yapan kanuni düzenleme sonrasında Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi giderleri değildir. Ayrıca 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin her hangi bir düzenleme de yer almamaktadır. 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri bu yasa kapsamı içerisinde bulunmadığından (Yargıtay 10.H.D.'nin 2016/10172 E. 2019/10217 K. 24.12.2019 Tarihli, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2012/5743-2013/4496 sayılı, 01.04.2013 tarihli ilamı vb.) davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığına ilişkin istinafı da yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin hükmedilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasına ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde;<br>\tMüterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418). Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır.<br> \tSomut olayın  davacının  motoru almak için motorun yanına gittiği sırada sürücünün aracıyla gelerek davacıya çarpıp, çarpılan davacının yere düşerek iki ayağının üzerinden aracıyla geçmesi sonucu gerçekleştiği anlaşılmakla,  davacının yaralanmasının niteliği ve kazanın oluş şekli gözetilerek mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmaması isabetlidir.<br>\tAçıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... Şirketi  vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken  15.347,74  TL istinaf karar harcından, peşin olarak yatırılan 3917,64 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 11.430,1  TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatırana iadesine,\t<br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip<br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78e7ed23277ee58c","SID":"f07de80950d20606"}}