{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/165 <br>KARAR NO: 2024/115<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI\t<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/11/2023<br>NUMARASI: 2023/287 Esas, 2023/883 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ  30/01/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında devam eden ticari ilişki sebebiyle oluşan cari alacağın davalı tarafından ödenmediğini, bu sebeple davalı aleyhine yapılan icra takibi ve arabuluculuk görüşmelerinin de neticesiz kaldığını, müvekkilinin davalı taraftan olan alacağının yaklaşık 110.000,00-TL civarında olduğunu, ancak davalı tarafın ödeme yapmadığını belirterek, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 25.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu,  müvekkiline ait olan \"İstanbul İli, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parseldeki\" inşaat projesinde malzeme hariç iksa işlerinin imalatının eksik ve ayıplı yapıldığını, davacının alacağı bulunmadığını, eksik ve ayıplar nedeniyle bir kısım ödemeyi de iade etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile \"Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı haline getirildiğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesindeki \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükmü gereğince arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği, davacı tarafa tensip zaptının 7 numaralı bendinde arabulucu son tutanağını sunması için 1 hafta süre verildiği, sunmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden red edileceğinin bildirildiği, tensip zaptının 23.04.2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, verilen kesin süre içinde davacının arabuluculuk son tutanağını sunmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, 6325 S.K. 18/A-2 maddesine göre \"İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.\" şeklinde düzenlemeye aykırı hareket edilerek taraflara tebligat çıkarıldığını ve duruşma açıldığını, neticede davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, fakat yasal düzenlemede sarih şekilde ifade edildiği gibi taraflara tebligat çıkarılmadan usulden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin bu usule uymadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. TTK'nın 5/A maddesinde \"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" hükmü; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesinde ise \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, mahkemece 18/04/2023 tarihli tensip zaptının 7 nolu ara kararı ile, \"Davacı vekiline 7155 Sayılı Kanunun 20'nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 Sayılı Kanunun 23'üncü maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca  dava açılmadan önce arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucuk tarafından onaylanmış bir örneğini sunmak üzere bir haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde istenilen husus yerine getirilmediği takdirde davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verileceğinin ihtarına,\" karar verilmiş ve tensip zaptının 23/04/2023 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davacı vekilince arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde,  mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, 6325 S.K. 18/A-2 maddesine göre \"İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.\" şeklinde düzenlemeye aykırı hareket edilerek taraflara tebligat çıkarıldığını ve duruşma açıldığını belirtmiş ise de, karşı tarafa tebligat çıkarılmaması bir zorunluluk olmayıp, usul ekonomisini ilgilendiren bir husus olduğundan, davacı vekilinin arabuluculuk son tutanağını verilen süre içerisinde sunmamış olması karşısında mahkemece verilen karar usul ve yasaya uyun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih ve 2023/287 Esas, 2023/883 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3eb0a900a942f208","SID":"75bb817deff27ffe"}}