{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1997 <br>KARAR NO: 2023/2092<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 11.12.2019<br>NUMARASI: 2014/1682 Esas - 2019/1201 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen  itirazın iptali davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada ise takipte istenin asıl alacak yönünden davanın  konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ancak inkar tazminatı ve takip ferileri yönünden takibin devamına  dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davaların  davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, bu ilişki çerçevesinde müvekkiline borçlu bulunduğu 236.876,54 USD+ 40.748,11 TL tutarında borcunu ödemediğini, müvekkili tarafından davalı tarafa İstanbul ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 05.05.2014 tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini, ancak davalı borçlunun buna karşılık Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye no.lu 03.06.2014 tarihli ihtarnameyi keşide ederek borcu kabul etmediğini bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe yaptığı olan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının, müvekkil şirketteki hissesini tüm aktif ve pasifiyle ...'e sattığını, tüm devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, devirin genel kurulda onaylandığım ve iş bu karar kesinleştiğini ve pay defterine kaydedildiğini, müvekkil şirketteki hissesini tüm aktif ve pasifleriyle devreden davacı şirketin taraf ehliyeti bulunmadığını, taraf ehliyeti yokluğundan davanın esasına girilmeksizin husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, Müvekkili şirket, 2007 yılında 3.000,000 TL sermaye ve NACE kodu ile kurulduğunu, faaliyet konusu uygun olarak gemi inşasına başladığını ve bu gemi 10.500.000 USD'ye mal edildiğini, 3.000,000 TL özsermaye yeterli olmadığından ... Bankasından 4.000,000 USD kredi kullanıldığını kalan bedel ortaklar tarafından hisseleri nispetinde sermayeye esas olmak üzere ortaklar hesabına yatırıldığını, müvekkili şirketin eski ortaklarından biri olduğunu, diğer ortaklar gibi davacı şirket de kendi hissesi oranında sermayeye esas olmak üzere cari hesaba ödeme yaptığını, geminin yapımı ve satışındaki tüm aşamalara katıldığını ve onay verildiğini, davacı şirket yetkilisi ve ortağı ..., öz sermayenin yeterli olmadığını, kredi kullanıldığını ve ortakların hisseleri nispetinde sermayeye esas olmak üzere ödeme yapıldığını, bu süreçte davalı müvekkili şirketin de münferit imza yetkilisi olup bu sıfat ile hareket ettiğini ve gemi inşası sırasındaki ödeme talimatlarının hepsini kendinin imzaladığını, ... şirketinin hissedarlarının, hisse devirleri yapılmadan önce dava dışı ... olduğunu,  söz konusu dönemde davacı şirket yetkilisi ve ortağın davalı müvekkil şirketin de münferit imza yetkili olmasına ve bu ödemelerin hisseler nispetinde sermaye esas olmak üzere yapıldığını bilmesine bu husussa onay vermesine rağmen dava konusu takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/2148 E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirket ortaklarından, yetkilisi davada davacı şirketin yetkilisi ile aynı olan ... şirketi de aynı şekilde sermayeye esas olmak üzere cari hesaba ödeme yapmasına rağmen hukuka aykırı şekilde itirazın iptali talepli dava ikame edildiğini, davacı şirketin müvekkili şirketteki hisselerini devretmesi ve icra takiplerine girişilmesin ardından 04,09.2014 tarihli Genel Kurul eski ortak ... şirketinin yetkilisi olan ve sermayeye esas olmak üzere ödemelerin yapıldığı süreçte müvekkili şirket münferit imza yetkili olan ... hakkında sorumluluk davası dahil gerekli yasal yollara başvurulması konusunda karar alındığını belirterek, davacının taraf sıfatı yokluğundan davanın reddine, birleştirme talebimizin kabulüne, hukuka ve hakkaniyete aykın bir şekilde müvekkil şirket aleyhine açılan davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, bu ilişki çerçevesinde müvekkile borçlu bulunduğu 281.012,89 USD + 28.904,52 TL borcunu ödemediğini, müvekkili tarafından davalı tarafa İstanbul ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 05.05.2014 tarihli ihtarnamesi keşide edildiği, ancak davalı borçlunun da Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye no.lu 03.06.2014 tarihli ihtarnameyi keşide ederek borcu kabul etmemiş ve bunun üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının takibe yaptığı olan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada, davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin 2007 yılında 3.000.000 TL sermaye ve \"Yolcu gemi ve tekneleri, feribotlar, tankerler, frigorifik gemiler, kuru yük gemileri, çekici ve itici römorkörler, tarak gemileri, açık deniz gemileri, hover Kraftlann ve diğer gemilerin inşası (spor ve eğlence amaçlı olanlar hariç)\" NACE kodu ile kurulduğunu, faaliyet konusuna uygun olarak gemi inşasına başladığını ve bu geminin 10.500.000 USD'ye mal edildiğini, 3.000.000 TL öz sermaye yeterli olmadığından ... Bankası'ndan 4.000.000 USD kredi kullanılmış, kalan bedel ortaklar tarafından hisseleri nispetinde sermayeye esas olmak üzere ortaklar hesabına yatırıldığı, davacı ... Mühendislik şirketinin, davalı müvekkil şirketin ortaklarından biri olduğunu, diğer ortaklar gibi davacı şirket de kendi hissesi oranında sermayeye esas olmak üzere cari hesaba ödeme yaptığını, geminin yapımı ve satışındaki tüm aşamalara katıldığını ve onay verdiğini, öyle ki davacı şirket yetkilisi ve büyük ortağı ... öz sermayenin yeterli olmadığını, kredi kullanıldığını ve ortakların hisseleri nispetinde sermayeye esas olmak üzere ödeme yaptığını, bu süreçte davalı müvekkil şirketin de münferit imza yetkilisi olup bu sıfat ile hareket ettiğini ve gemi inşası sırasındaki ödeme talimatlarının hemen hemen hepsini kendisinin imzaladığını, davacı şirket yetkilisi ve ortağın davalı müvekkili şirketin de münferit imza yetkili olmasına ve bu ödemelerin hisseler nispetinde sermaye esas olmak üzere yapıldığını bilmesine bu husussa onay vermesine rağmen dava konusu takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1682 E. sayılı dosyası ile müvekkil şirket eski ortaklarından, yetkilisi davada davacı şirketin yetkilisi ile aynı olan ... şirketi müvekkil şirket hisselerini tüm aktif ve pasifiyle üçüncü kişilere satılmasında rağmen hukuka aykırı şekilde itirazın iptali talepli dava ikame edildiğini, ... şirketinin hissedarlarının, hisse devirleri yapılmadan önce dava dışı ... olduğunu, aralarında vuku bulan ihtilafların birçok kez mahkemeye yansıtıldığını, ... tarafından birden fazla dava ikame edildiğini en nihayetinde 12.03.2014 tarihli hakem protokolü imzalanarak ortaklıkları tasfiye edilmeye çalışıldığını, ...'un edimlerini yerine getirmemesinden ötürü sürecin de halen devam ettiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile huzurdaki dava dosyası arasında bağlantı bulunduğundan işbu dosyaların HMK.160 Maddesi uyarınca birleştirilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin müvekkili şirketteki hisselerini devretmesi ve icra takiplerine girişilmesin ardından 04.09.2014 tarihli Genel Kurul eski ortak .... şirketinin yetkilisi olan ve sermayeye esas olmak üzere ödemelerin yapıldığı süreçte müvekkili şirket münferit imza yetkili olan ... hakkında sorumluluk davası dahil gerekli yasal yollara başvurulması konusunda karar alındığını, birleştirme talebimizin kabulüne, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde müvekkil şirket aleyhine açılan davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Mahkememizce taraf defterlerinin incelenmesi sonucunda; asıl davaya konu alacağın; her iki  taraf defterinde de 236.571,91 USD ve 40.370,64 TL olarak kayıt edilmiş bulunduğu, taraf kayıtlarının bu tutar kadar  birbirini teyit ettiği, her ne kadar 2013 ve 2014 yılı ticari defterlerinin kapanış onaylarının yapılmamış olduğu belirlenmiş ise de, HMK 222/4 maddesi gereğince, anılan kayıtların sahibi aleyhine delil teşkil edeceği değerlendirilmiş, tespit edilen tutarda  davacının alacağının sübut bulduğu kanaatine varılmıştır. Anılan alacağa ilişkin davacı ... şirketince  gönderilen 05/05/2014 tarihli ihtarnamenin tebliği ve tanınan mühlete nazaran raporda belirlenen işlemiş faiz tutarlarına da mahkememizce iştirak olunarak asıl davanın kısmen kabulüne dair karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden ise; davacısı ... şirketince ticari kayıtlarının ibraz edilmemesi nedeniyle incelenemediği, ancak davalı kayıtlarına göre , davacı ... şirketine 280.651,49 USD ve 28.867,35 TL kadar borçlu göründüğünün belirlendiği bu tutarın birleşen davaya konu takipteki asıl alacak tutarı ile birebir örtüştüğü , davacı ... şirketinin alacak iddiasının davalının ticari kayıtları ile de teyit edildiği tespit edilmiş, anılan tespitlere mahkememizce de iştirak olunarak hükme esas alınmıştır.Ancak yargılama sırasında davacı vekilince sunulan13/12/2016 tarihli beyan dilekçesi ekinde, 09/05/2016 tarihli belge sureti sunulduğu, davacı ... şirketi ve davalı şirket kaşe ve imzalarını içerdiği,\" cari alacağımız olan 28.867,35 TL ve 289.131,82 USD karşılığı aşağıdaki çekler teslim alınmıştır\" ibarelerine yer verildiği ve toplamda 873.000 TL karşılığı 4 adet çekin bilgilerine yer verildiği, takip eden 12/07/2017 tarihli celsede de davacı vekilince birleşen dava yönünden asıl alacağın ödendiği ancak haksız itiraz olduğundan bahisle kötüniyet tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden taleplerinin bulunduğunun bildirildiği; aynı celse hazır olan davalı vekilince ise ödeme iddiasına ve dosyaya sunulu şirketlerine ait kaşe ve imza içeren 09/05/2016 tarihli belgeye karşı bir itiraz ileri sürülmediği belirlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, birleşen davaya konu takip  dayanağı yapılan alacak tutarının davalı taraf defterleri ile de ispat olunduğu, yargılama sırasında bu tutarın haricen ödendiği belirlenmekle, birleşen dosya asıl alacağı yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş, ancak takip tutarı kadar davacının alacaklı olduğu belirlenmekle, takibe itirazın haksız olduğu kanaatiyle icra inkar tazminatına hükolunmuş ve davacı taraf talepleri gözetilerek icra giderleri ve vekalet ücreti yönünden takibin devamına dair hüküm kurulmuştur...\" denilerek, ana dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin; 236.571,91 USD + 40.370,64 TL asıl alacak ve 226,85 USD+52,40 TL işlemiş fazi üzerinden aynen devamına, aşan istemlerin reddine, asıl alacağının %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2148 Esas sayılı dosyası yönünden; davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine konu alacağın haricen ödendiği bildirildiğinden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, takibin icra giderleri ve vekalet ücreti yönünden takip talebindeki şartlar ile devamına, asıl alacağın %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davanın davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava dosyası bakımından hükme esas alınan/gerekçeli karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun maddi ve hukuki olguları incelenmeksizin, özellikle Medeni Kanunu'nun 2'nci ve 3'üncü maddelerinde yer alan amir hüküm gereğince \"bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı\" ilkesini dikkate almadan düzenlendiğini ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını,  bütün aktif ve pasifleri ile hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte hisse devrini gerçekleştiren; hisse devir sözleşmesinin başta Borçlar Kanunu, Ticaret Kanun olmak üzere ilgili diğer mevzuatlar açısından davacının aktif husumet ehliyeti bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/15167 E. - 2014/17695 K. ve 14.11.2014 tarihli içtihatında yer alan \"Davacı ortağı olduğu şirkete verdiği borcun tahsilini talep etmiş olup, davacının münferit yetkili Yönetim Kurulu olduğu döneme ilişkin şirket belgeleri tek başına ispat vasıtası olarak kabul edilemez.\" şeklindeki ilke görüşleri doğrultusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, huzurdaki uyuşmazlığın da aynen bu şekilde olduğunu, bilirkişiler tarafından 2008-2009-2010-2011-2012-2013-2014 yıllarına ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılıp 818 sayılı Borçlar Kanunu ve/veya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu bakımından değerlendirme yapılmadığını, (2012 yılında yürülüğe giren 6098 sayılı ve 6102 sayılı kanunların yürürlüğüne dair kanunlar değerlendimeye alınmadığını, somut uyuşmazlığa ilişkin olarak taraflar bakımından tutulan muhasebe sistemlerinde yer alan nitelendirmelerin, hesap kodlarının (331 Hesap - İştirakler Hesabı, Cari Hesap vb. gibi) ve bunlara bağlanan sonuçların hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, davacıların ve müvekkili ... Ltd. Şti.'nin ortaklık yapısı, şirketleri temsile yetkili kişilerin kimler olduğu, ortaklar arasındaki organik bağ vb. hususlar bilirkişiler tarafından incelenmediğini, ... Tic. Ltd. Şti. ve  ... Tic. Ltd. Şti.nin yetkilisi ve müdürü olan ... bu işlemler yapılırken aynı zamanda davalı ... Ltd. Şti.nin müdürü ve yetkilisi olduğunu, dolayısıyla sermayeye esas olmak üzere ortaklardan sermaye bedelleri alan ve o dönemde söz konusu bedellerin geri ödenmesine dair hiçbir talebi bulunmayan davacı şirket yetkilisinin; müvekkili şirkette bulunan hisselerini bütün aktif ve pasifi ile devrettikten sonra müvekkili şirkete sizden alacaklıyım diye icra takibi başlatan ve dava açan davacıların kötüniyetli olduğunu, Huzurdaki dava dosyasına taraflarınca ibraz edilen delil listemizde yer alan bilgiler, belgeler ve sair hususlar alacaklı olduğunu iddia eden davacıların 27 pay şirket hissesinin tüm aktif ve pasif ile devredildiğini, sözleşmenin noterden yapıldığını, söz konusu bedellerin gemi yapımı için alınan kredi miktarının yetersiz kalmasından ötürü ortaklar tarafından sermayeye esas olmak üzere ödendiğini, ... Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi ...’un işlemlerin yapıldığı dönemde müvekkil  ...Ticaret Ltd. Şti.'nin de yetkilisi ve müdürü olduğunu böyle bir talebin yasal dayanaktan yoksun ve kötüniyet doğrultusunda yapıldığına dair beyan ve savunmaları teyit eder nitelikte olduğunu, delil listelerinde yer alan bir çok delilin yerel mahkeme tarafından celbi talep edilmiş olsa da listede yer alan deliller toplanmaksızın dosya bilirkişilere tevdii edildiğini ve eksik inceleme neticesinden düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak usule, yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı şekilde karar tesis edildiğini, emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/15167 E. - 2014/17695 K. sayılı içtihadında yer alan görüşleri sunduklarını, Davacının, esas dosyada olduğu gibi aynı şekilde birleşen davada talep etmiş olduğu bedeli dava dışı ... devir ve temlik ettiğini, iş bu hususun davacı yan tarafından kabul edildiğini, kaldı ki hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla birebir aynı nitelikte olan esas davada davanın kabulü ile itirazın kısmen iptaline karar verilirken birleşen davada karar verilmesine yer olmadığında dair karar verilmesi yerel mahkemenin içinde bulunduğu çelişkiyi de açık bir şekilde ortaya koyduğunu, son olarak Medeni Kanunu'nun 2'nci ve 3'üncü maddelerinde yer alan amir hüküm gereğince \"bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağından\" ve huzurdaki dava dosyası kapsamında davacıların iyiniyet & dürüstlük kurallarına aykırı şekilde hareket ettiklerini ispat eder nitelikle olan delillere karşın davacılar tarafından usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı şekilde ileri sürülen taleplerin  reddedilmesi gerektiğini,  Sonuç itibariyle; gerek esas dava dosyası gerekse de birleşen dava dosyası bakımından eksik inceleme neticesinde tesis edilen ve istinafça tetkik edildiğinde usule ve yasaya aykırılığı tespit edilecek olan ilk derece mahkeme kararının bozulması ile usule, yasaya, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde açılan esas ve birleşen davaların reddedilmesi gerektiğinin her türlü izahtan vareste olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, ticari ilişki çerçevesinde borç olarak verildiği iddia edilen paraların geri tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl  davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise  takipte istenin asıl alacak yönünden davanın  konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ancak icra inkâr tazminatı ve takip ferileri yönünden takibin devamına  dair  karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl ve birleşen davalarda davacılar, davalı şirkete ticari ilişki çerçevesinde  borç olarak gönderilen tutarların geri ödenmediğini ileri sürerek alacak iddiasında bulunmuş, asıl ve birleşen davada davalılar, işlemlerin yapıldığı dönemde davacı şirketlerin yetkilisi ile davalı şirket yetkilisinin ... isimli kişi olduğunu, dava ve alacağa dayanak olan tutarların gemi inşası nedeniyle ortakların payları kapsamında  sermayeye esas olmak üzere gönderilen tutarlar olduğunu, kaldı ki davacı şirket yetkilisi ve ortağı ... un hisselerini ... satması ve devir işlemlerinin gerçekleşmesi nedeniyle davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek savunmada bulunmuş, davanın reddini talep etmişlerdir. Dava ve dayanak takiplerde takip alacaklıları şirket olup, şirketlerin ortakları dışında kendileri hükmü şahsiyete sahiptir. Davalılar vekili takip alacaklısı şirketlerin müvekkil şirketin de hissedarı olduğu, takip alacaklısı şirketin yetkilisi ve büyük ortağı ...un şirket hisselerini dava dışı kişilere devrettiği dikkate alındığında, davacıların davada taraf ehliyeti bulunmadığı yönündeki davalılar vekili savunma ve  istinaf nedenleri yerinde değildir. Davalılar vekilince Yargıtay 11. HD'nin  2013/15167 E- 2014/17695 K sayılı kararı emsal gösterilerek, şirket münferit yetkilisi  ortağın şirkete verdiğini iddia ettiği borç kapsamında,  alacağının kanıtlanması için şirket belgelerinin tek başına yeterli olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Mahkemece asıl ve birleşen davadaki uyuşmazlığın çözümü için taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle bilirkişi raporu ve itirazları gidermek için ek rapor alınmış, alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, asıl davada takip konusu  40.370,64 TL + 236.571,91 USD tutarında alacağın her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu, her iki taraf  ticari defterlerinde gözüken alacağın davacı tarafından davalı şirkete sermaye koyma borcunun veya ek ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla yapıldığını gösterir kayıt bulunmadığı gibi, davalı tarafından da bu iddianın usule uygun şekilde kanıtlanmadığı belirlenmiştir. Yine az yukarıda vurgulandığı üzere, asıl ve birleşen davalarda takip alacaklıları şirket olup,  ortak ve yetkilileri  dışında ayrı hükmi şahsiyetleri bulunduğu dikkate alındığında ve asıl davada ileri sürülen alacak ile birleşen davada ileri sürülen alacağın sebebi aynı olup, birleşen davaya konu takip konusu alacağın yargılama sürecinde davalısı tarafından kabul edilip ödenmiş olduğu da gözetildiğinde; davalılar vekilinin  davacı şirket ortak ve yetkilisinin davalı şirketin de o dönemde yetkilisi olduğu gözetildiğinde, dava ve takip konusu  alacağının şirket belgeleri ile tek başına kanıtlandığının kabulünün yerinde olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilince asıl davada davanın kısmen kabulüne karar verilirken, birleşen davada asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin mahkemenin içinde bulunduğu çelişkiyi gösterdiğini ile sürmüş ise de; birleşen davaya konu alacağın davalısı tarafından yargılama aşamasında ödendiği gerekçesiyle mahkemece birleşen davaya ilişkin hükmün buna göre kurulduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki iddiaları yerinde değildir.Asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin asıl ve birleşen davalarda verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen davalarda verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 29.320,20 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20.12.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be42a85fb74ddcff","SID":"ff715942a444d3f6"}}