{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/621 Esas<br>KARAR NO: 2024/114 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2021<br>NUMARASI: 2018/560 E.  -  2021/274 K.<br>DAVA:Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) <br>DAVA TARİHİ: 07/10/2022<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil firmanın 1970 yılından bu yana seramik ve porselen sektörlerinde ticari faaliyetlerde bulunmak ile birlikte hâlihazırda nezdinde onlarca marka ve tasarım tesciline sahip olduğunu, müvekkil firmanın nihai tüketici nezdinde tanınır olduğunu, müvekkil firmanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... kod ve sıra numarasıyla 32-00 Locarno sınıfında 08.07.2014 tarihinden bu yana tescilli olmak ile birlikte (ŞEKİL) şeklindeki görseli haiz olan tasarımların sahibi olduğunu, müvekkil firma bünyesinde gerçekleştirilen AR-GE ve üretim çalışmaları ile tescilli olan ürünleri ve söz konusu ürünlerin görünümleri bakımından bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını, müvekkili firma tarafından bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edici hale getirilmiş olan tasarımlarının davalı yan tarafından kullanılarak müvekkil firmanın endüstriyel tasarımları ile tecavüz teşkil eden kullanımlarının tespit edildiğini, tasarıma tecavüz teşkil eden davalıya ait http://...com/ uzantılı internet sitesinde yayınlanan görsellerin ticaret faaliyetleri kapsamında kullanıldığının müvekkili tarafından tespit edildiğini, sitede yayınlanan seramik tasarımlarının ticari faaliyetlerinde kullanma hakkının yalnız ve ancak müvekkil firmaya ait olduğunu, ancak davalı yan tarafından müvekkili firmanın bilgisi ve onayı dışında müvekkil firmanın haklarını ihlal etmek suretiyle müvekkil firmanın tasarımlarını kullanarak müvekkil firmanın tasarımlarından doğan haklarına tecavüz teşkil eden faaliyetlerde bulunulduğunu ve haksız rekabet teşkil eden fiiller gerçekleştirildiğini, davalı yanın Istagram uygulamasında kendisine ait hesap üzerinden http://...com/ internet sitesinde yer alan görsel ile müvekkil firmanın endüstriyel tasarımlarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte paylaşımlarda bulunduğunu, müvekkilin ürünlerinin müşterileri ve ticari çevreler tarafından bilinirliğinden faydalanmak maksadıyla müvekkilinin tek hak sahibi olduğu markaları ve tasarımları ile iltibas yaratacak kullanımların herhangi bir hakkı haiz olmaksızın taklit ürünleri sattığını, müvekkilinin ticari haklarına tecavüz ederek TTK çerçevesinde düzenlenmiş olan haksız rekabet yapmama yükümlülüğünü ihlal ettiğini beyan ederek, http://...com/ internet sitesi içerisinde müvekkil firmanın tasarımlarına vaki tecavüzün ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin varlığı nedeniyle anılan URL adresinde yer alan içeriğin yayından çıkarılmasını, müvekkilinin 32-00 Locarno sınıfında ... kod numaralı tescilli endüstriyel tasarımı bakımından davalının müvekkilinin tasarımlarına vaki tecavüzünün tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesi, haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  davacı adına ... sıra sayılı tescilli tasarım ile müvekkiline ait tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim farklı olup, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (SMK) 56/5. fıkrası uyarınca müvekkil tasarımının ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, müvekkilinin kendi adına tescilli markası ile uzun yıllardır seramik sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürün tasarımlarını günün şartlarını da dikkate alarak tasarladığını, dava konusu müvekkiline ait tasarım görseli ile davacı taraf adına tescilli tasarımın görünümleri incelendiğinde müvekkiline ait tasarımın her şeyden önce 3 boyutlu bir görünüme sahip olduğunu, tasarım ile ortaya konan en büyük farklılıklardan birinin görsel olarak sanki iki katmanlı bir yapı havası oluşturulmuş olması olduğunu, alt katmandaki açık gri renkli bölge, üst katmandaki koyu gri renkli bölgenin gölgesi izlenimi oluşturacak şekilde tasarlanmış olduğunu, ayrıca üst katmanın koyu gri mozaik deseniyle tasarlandığını ve sınırları simli kabartılarla şekillendirildiğini, davacının tescilli tasarımında ise görünümün tamamen 2 boyutlu olarak geliştirildiğini, koyu gri alanın düz renk olarak tasarlandığını, her iki tasarımda da yumurta figürünü andıran şekilsiz eliptik figürlere yer verilmiş olsa da, tasarımlar arasındaki tek ortak özelliğin bu olduğunu, her ne kadar müvekkil tasarımı ile davacıya ait dava konusu tescilli tasarımın genel izlenim itibariyle farklı olsa da bir an için iki tasarımın genel izleniminde belirgin farklılık olmadığı kabul edildiği durumda, davacının tescilli tasarımının yenilik ve ayırt edici nitelik olarak belirtilen koruma şartlarını taşımadığının görüleceğini, zira davacı adına 08.07.2014 tarihinden bu yana tescille korunan tasarımın başvuru tarihinden daha önce tasarımın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin üçüncü kişilerce kamuya sunulduğunu ve bu sebeple koruma şartlarını taşımadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA: Davalı birleşen dosya davacı vekili Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu birleştirme talepli dava dilekçesinde özetle; davalı adına ... sıra numaralı tescilli tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığını, bu sebeple de koruma şartlarını taşımadığını, zira ... sayılı tescilin başvuru tarihi olan 08.07.2014 tarihinden önce üçüncü kişilerce tasarımın kamuya sunulduğunu, https://www.../... uzantılı web adresi üzerinden erişim sağlanan sayfada yer alan tasarımın davacı adına tescil edilen tasarımın aynısı olduğunu, tasarıma erişilen URL adresinde 2010 yılında yer verildiğinin görüldüğünü, bu yönüyle ilgili tasarımın başvuru tarihi olan 08.07.2014 tarihinden önce üçüncü kişilerce kamuya sunulduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... sıra sayılı tasarımın kurum tarafından 01.11.2013 tarihinde yayımlanarak kamuya açıklandığını, bu tasarım ile davacı tasarımında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin benzer olduğunu, yine https:/www...com/... adresinde yer alan tasarımın genel özelliklerinin tıpkı davalının tescilli tasarımında olduğu gibi 2 katmanlı bir görünüme sahip olduğunu, alttaki katmanın daha açık renkte tasarlandığını, her iki katmanda da düzgün olmayan eliptik ve kenarları yuvarlatılmış üçgen şekillerin yer aldığı görüldüğünü, bu yönüyle iki tasarım arasındaki görünüm özellikleri kıyaslandığında her iki tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin aynı olduğu kanaatine varıldığını, fotoğrafın yayın tarihinin 20.09.2012 olduğunu, www...net/... adresi üzerinden erişim sağlanan internet sayfasında yer alan tasarımın da davacı adına ... sıra sayısıyla tescilli tasarımın aynısı olduğunu, sitedeki söz konusu tasarımların 23.02.2011 tarihinde yayımlandığını, ayrıca işbu sitedeki tasarımların 2012 yılında Facebook sosyal ağ hesaplarında da paylaşıldığını, tüm bu unsurlar dikkate alındığında davacı tasarımının yeni olmadığının açık şekilde görüldüğünü beyan ederek, davaya konu ... sıra sayılı tasarım tescilinin hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, iş bu talep Kütahya 1.asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/586 esas sırasına kaydedilmiş olup, davalar arasındaki hukuki ve fiili bağlantı sebebiyle davalar birleştirilmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davacı-birleşen davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin seramik sektöründe öncü ve tanınmış olduğunu, yenilik kırıcı olarak sunuşan görsellerin müvekkilinin tasarımı ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde karıştırılmasının mümkün olmadığını, görsellerin delil vasfını da haiz olmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi yayın tarihleri kesin olarak saptanamayan internet sitesi görüntülerinin hükümsüzlük için delil olamayacağını, hükümsüzlük için ayniyet derecesinde benzerlik bulunması gerektiğini, ancak delil olarak sunulan tasarımların müvekkilinin tasarımı ile ayniyet derecesinde benzer olmadığını, hatta aralarında hiçbir benzerlik bulunmadığını, tasarımlar bakımından yapılacak incelemede dikkate alınacak kitlenin bilgilenmiş kullanıcı olduğunu, asgari dikkat düzeyine sahip kullanıcının tasarımlar arasındaki farkları ayırt edebileceği aşikar olup, tasarım ve görselleri ayırt edebileceğini, hükümsüzlük incelenmesinde SMK'nun 56/6. maddesi uyarınca tasarımcının seçenek özgürlüğünün de dikkate alınması gerektiğini belirterek, müvekkili firmanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  24/09/2021 tarihli 2018/560 E. - 2021/274 K. sayılı kararıyla; \"...sunulan bilirkişi heyet raporu ve izahı yapılan mevzuat kapsamında hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde; davacıya ait tasarımın, tescil tarihi olan 08/07/2014 öncesinde 2010 - 2012 yılları aralığında piyasaya kamuya sunulduğu sosyal medya hesaplarında yayınlandığı şu hale göre hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçesiyle; birleşen davadaki hükümsüzlük şartlarının oluştuğuna kanaat getirilmiş ve hükümsüzlüğe yönelik birleşen davanın kabulüne, Dava konusu tasarım yönünden yukarıda hükümsüzlüğe ilişkin kısımda izahı yapıldığı üzere SMK hükümleri kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluştuğu ve baştan itibaren hüküm doğurduğu anlaşılmakla davacı birleşen dosya davalının tasarım tecavüzüne ve haksız rekabete yönelik iddialarının sübut bulan hükümsüzlük davası dikkate alındığında dinlenilemeyeceği\" gerekçesiyle tasarım tecavüzü ve haksız rekabete yönelik asıl davanın reddine\"  karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Asıl davada davacı-birleşen davada davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davaya dayanak gösterilen tasarımların müvekkiline ait tasarım ile ayniyet derecesinde benzer olmadıklarını, buna rağmen Mahkemece aksi görüş bildirilen bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Tasarımlar bakımından dikkate alınacak kitlenin bilgilenmiş kullanıcı olduğunu, bilgilenmiş kullanıcının ne dikkatsiz kullanıcı, ne de tasarım uzmanı düzeyinde bir bilgiye sahip olduğunu, bilgilenmiş kullanıcının bahse konu tasarım ve görseli ayırt edeceğini,Bir ürünün teknik fonksiyonunun bazen ürüne belli bir görünüşü veya görünüşün bazı unsur ve özelliklerini dayatabileceğini, tasarımların taşımak zorunda oldukları teknik özellikler dışında bir benzerliklerinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucunda düzenlendiğini, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi dava dilekçesinde yer verilen internet sitelerindeki görsellerin yayın tarihlerinin kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmayacağını, bu nedenle delil olarak kabul edilemeyeceklerini belirterek, İstanbul 2. Fikri ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/560 Esas, 2021/274 Karar sayılı kararının kaldırılarak, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosya arasında bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde;  davaya konu ... numaralı çoklu tasarım başvurusunun  davacı yan ... A.Ş. adına 08.07.2014 tarihinde gerçekleştirildiği, \"Desen- ( Seramiklerde)\" isimli tasarımların davacı yan adına 08.07.2014 tarihinde tescil edildiği, belgenin 09.07.2019 tarihinde 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 numaralı desen tasarımları bakımından kısmen yenilenerek, koruma süresinin 1. yenilemesinin yapılarak, koruma süresinin 5 yıl uzatıldığı görülmekle, davacının tasarıma tecavüz konusu taleplerinin dayanağı olan ... numaralı çoklu tasarım belgesinin 13 numaralı ... numaralı çoklu tasarımının güncel koruma süresi içerisinde olduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince Patent vekili, bilişim uzmanı ve seramik ve cam uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının 08/07/2014 tarihinde başvurusu gerçekleştirilen ... nolu desen tasarımına konu desenin, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer algılanacak şekilde, davacının başvuru tarihi olan 08.07.2014 yılı öncesinde, 2011 yıllında ve 2010 yılında Facebook hesabında ve https://www.....net/... linkinde kullanıldığı tespit edilmekle, 6769 Sayılı SMK’ nın 56. maddesi uyarınca, 2014/05010-13 nolu desen tasarımının tescil tarihi itibarı ile yeni ve ayırt edici olmadığı ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. <br>G E R E K Ç E: Asıl dava tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, birleşen dava ise tasarımın hükümsüzlüğü davasıdır.İlk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.SMK'nun 56. maddesinde tasarımın korunabilmesi için yenilik ve ayırt edicilik niteliğine sahip olması gerektiği belirtilmiş, bir tasarım tescilli ise başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz ise kamuya sunulduğu tarihten önce dünyanın her hangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarımın yeni kabul edileceği, tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edileceği, bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğunun kabul edileceği, ayırt edicilik niteliğinin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarım geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesine bakılacağı belirtilerek yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin tanımı yapılmıştır.SMK'nun 77. maddesinde ise; tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunmaması halinde tasarımın hükümsüz sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 79. maddesinde de hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olacağı, tasarıma kanunla sağlanan bu korumanın hiç doğmamış sayılacağı belirtilmiştir.Her ne kadar asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından birleşen davaya dayanak yapılan tasarım görsellerinin müvekkili adına tescilli ... numaralı tasarımla benzer olmadığını ve bu görsellerin yer aldığı internet sitelerinde yayınlandıkları tarihlerin tespitinin mümkün olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, bilişim uzmanı bilirkişinin de internet siteleri üzerinde inceleme yaparak yayın tarihlerini tespit ettiği tasarım görsellerinden 2010 ve 2011 yıllarında Facebook hesabında ve https://www...net/... linkinde kullanılan tasarımın birleşen davada hükümsüzlüğü talep edilen 2014/05010-13 tescil numaralı tasarım ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun tespit edildiği, küçük ayrıntılardaki farklılıkların benzerliği ortadan kaldırmayacağı, tasarımlar arasındaki benzerliğin tasarımcının seçenek özgürlüğünün sınırlarıyla ilgisi bulunmadığı, bilirkişi raporunda görsellere de yer verildiğinden raporun denetlenebilir olduğu, yayın tarihinin asıl davada davacı, birleşen davada davalı şirketin tasarım tescil başvuru tarihinden daha önce olması nedeniyle SMK’nun 56. maddesi uyarınca tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince SMK’nun 77. maddesi uyarınca tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde olduğu, SMK’nun 79. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olacağı, tasarıma kanunla sağlanan bu korumanın hiç doğmamış sayılacağı, bu nedenle asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirketin asıl davaya konu edilen ürünlerinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği kanaatine varılmakla, asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince asıl davada davacı-birleşen davada davalı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 161,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 266,20 TL eksik harcın  asıl davada davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile    427,60 TL maktu harcın  birleşen davada davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak; asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d87d8c41b3704992","SID":"74555c20a63c1e0d"}}