{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi\t: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi                 <br>Tarihi: 02/06/2023<br>Davanın Türü: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesi) (Antalya Genel İcra ....)<br><br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında düzenlenen sözleşme gereğince sipariş edilen 36 adet yattan 2 tanesinin teslim edildiğini ve 3. yatın ise tamamlanmış olmasına rağmen ihracatının yapılmadığını, bu sırada kalan yatları kendisi üretmek amacıyla bahaneler üreten davalı iş sahibinin işe devam etmek istemediğini bildirmesi üzerine taraflar arasında 21 Mayıs 2019 tarihli imalat ilişkisini sonlandıran ve ayrılmanın nasıl olacağını belirleyen iki sayfalık bir protokol düzenlendiğini, bu protokole göre davalının belirli aşamalarda 600.000 Avro ödeme yapmayı kabul ettiğini, protokole göre 100.000 Avrosunun ödenmiş olmasına rağmen 500.000 Avronun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında, taraflar arasındaki 23/05/2017 tarihli sözleşmenin 19. ve HMK'nın 413.maddesine göre tahkim itirazlarının bulunduğunu, tahkim mahkemesi yerinin İstanbul olduğunu, davanın esası bakımından da davacıya herhangi bir borcun bulunmadığını savunarak davanın öncelikle usulden, aksi kanaatte ise de esastan reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, davacı vekili tarafından ibraz edilen sözleşmenin 19.maddesinde; \"bu sözleşmeden kaynaklanan yada bu sözleşme ile ilgili yada bu sözleşmeye bağlı her türlü uyuşmazlık, anlaşmazlık yada talepler yalnızca uyuşmazlık anlaşmazlık yada talep zamanında yürürlükte olan tahkim kuralları uyarınca yorumlanacak, anlaşılacak ve en nihayetinde de çözümlenecektir.\" düzenlemesinin mevcut olduğu, davalı tarafça Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasında süresinde verilen itiraz dilekçesinde tahkim ilk itirazı ileri sürüldüğü gibi, davaya cevap dilekçesi ile de süresinde tahkim itirazında bulunulduğu, bir uyuşmazlığın tarafları üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tahkime elverişli bir uyuşmazlığın hakem ve hakem heyeti tarafından çözümlenmesini kararlaştırabilecekleri, buna tahkim sözleşmesi dendiği, tahkim sözleşmesinin ayrı bir sözleşme ile yapılabileceği gibi asıl sözleşmede bir şart olarak da düzenlenebileceği, HMK 413/1 maddesinde tahkim sözleşmesinin düzenlendiği, geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığından söz edebilmek için yazılı şekilde yapılmış olması, tarafların tahkim iradesinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açık olması ve uyuşmazlık konusunun tahkime elverişli olması gerektiği, hangi konuların tahkime elverişli olduğunun HMK'nın 408.maddesinde düzenlendiği, buna göre taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığı, somut olayda ise uyuşmazlık HMK 408.maddesi gereğince tahkime elverişli olduğu gibi sözleşmenin 19.maddesinde yazılı olarak açık bir şekilde tereddüte yer bırakmayacak şekilde tahkim şartı getirilmiş olup, davalı tarafça da süresinde tahkim itirazında bulunduğu ve davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle, davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından tazminat talebinin reddine karar vermiştir.<br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davacı vekili, mahkemenin daha önce yapılan 23/05/2017 tarihli sözleşmeyi dikkate alarak uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu kanısına vardığı, tahkim yetkisinin anılan bu sözleşmede bulunduğu, dava konusu sözleşmenin ise farklı olduğu ve içeriğinde tahkim yetkisinin bulunmadığı, davalının bahsettiği eser sözleşmesi ile taraflar artık ilerleyememeye karar verdikten sonra ilişkilerini sonlandırmanın şartlarını oluşturan ikinci bir sözleşme imzaladıkları, ikinci sözleşmenin eser sözleşmesi değil, bir ibralaşma protokolü olduğu, bu nedenle imalat sözleşmesinin eki olduğunun söylenemeyeceği, icra takibi ve itirazın iptali davasında tahkim itirazının dinlenemeyeceği, uygulamada Yargıtay'ın öteden beri verdiği çeşitli kararlarından genellikle taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklar yönünden tahkim anlaşması yapılamayacağı görüşünde olduğu gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Sayılı Kanunun 38. maddesiyle eklenen 6100 Sayılı HMK'nın 359/3 maddesi \"Bölge Adliye Mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.\" düzenlemesini içermektedir. <br>3.2. Yukarıda yapılan açıklama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire ve ortaya koyduğu gerekçeye ve ayrıca taraflar arasındaki 09/06/2021 tarihli ek sözleşmenin yine taraflar arasında daha önce düzenlenen 23/05/2017 tarihli sözleşmesine ilave olarak düzenlendiğinin 09/06/2021 tarihli sözleşmede açıkça belirtilmiş olmasına göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>V. KARAR<br>1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, <br>2)Alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubuyla bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>3)Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Dairemize ya da Dairemize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 16/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f36388418a177e85","SID":"f70286362dfd835a"}}