{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/716 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2332<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/01/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/1464 Esas 2020/37 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili aleyhine, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2016/1051 E  Sayılı dosya dosyasından icra takibi yapıldığını, İcra takibine çekteki  imzaya ve borca itiraz edildiğini, İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/266 Esas  dosyasından dava devam ettiğini, Müvekkilinin takibe konu çek dolayısı ile bir borcu olmadığının tespiti ve  davalının kötüniyet tazminatı ile haciz işlemleri nedeniyle  manevi tazminat ödemesini talep İcraya konu çekteki imzanın müvekkil şirket yetililerinin eli mahsulü olmadığını, müvekilin ciro silsilesinde kendisinden sonra gelen ciranta ile ticari ilişkisi bulunmamadığını, Ciro silsilesinin çalıntı çek ile kurulduğunu, alacaklı tarafın müvekkile ait  araçlarına haciz ve yakalama uyguladığını, bu nedenle her türlü tazminat, imzaya ilişkin davalar ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; dava konusu çekin tahsili halinde müvekkillerinin  telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2016/1051 E. icra takibinin dava sonuna kadar teminatlı/teminatsız durdurulmasını, Menfi tespit davasının kabulü ile müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitini ile dava konusu  takibin iptaline, Davalı kötüniyetli olarak icra takibi başlattığı için %20 den az olmamak şartıyla kötüniyet tazminatı ödettirilmesine, ayrıca haksız haciz sonucu 2500 TL manevi tazminata hükmedilmesine, Çekin iptali ve iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan menfi tespit davasının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edildiğinden reddi gerektiğini, müvekkil bankanın takip yapma zorululuğunun bulunmadığını, davacı itirazlarının müvekkil bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/266 esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açıldığını  bunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, iş bu davanın müvekkil bankanın kredili firma teminatında olan çek konusunda takip yapma zorunluluğunun bulunmaması davaya konu çek ile ilgili imzaya itiraz davası bulunması ve davacı tarfından hukkui yararının iş bu davayı açmada hukukki yaranını bulunmadığını, yapıyan takibin hukuka, usul ve yasalara uygun olmasını itirnazlarının yerinde olmaması sebebiyle davanın reddi konusunda karar verilmesin gerektiğini, davacı/ borçlunun itirazların haksız olduğundan %20 aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına ve yargılama ve vekalet ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; \" Davacı aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2016/1051 Esas sayılı takip dosyasında takibe konu çek üzerinde davacı şirket yetkilisinin imzasının bulunmaması, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiası ile davacının davalı yönünden borcunun bulunup bulunmadığı, davalının savunmalarının yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı\" şeklinde belirlenmiştir.<br>İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1051 E. Sayılı dosyası celp edilmiş, Mahkememiz dosyası davalısı ... tarafından davacı ... ve Tic. Ltd. Şti 'ne ve dava dışı ... İnş, ... San. Ve Tic Ltd. Şti. İle ...  aleyhine 1 örnek ödeme emri ile 14.750,00 TL asıl alacak, 1.475,00 TL %10 çek tazminatı ve 186,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.411,70 TL üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür. <br>Davaya konu icra takibine dayanak alacağın ... A.Ş'ne devredilmiş olması sebebiyle temlik alan davalı olarak davaya kabul edilmiştir. Yargılama gideri ve vekalet ücretinden temlik alanla temlik edenin birlikte sorumlu olacak olması nedeniyle yargılama giderlerinden her ikisinin sorumlu olduğuna karar verilmiştir.<br>Davaya konu edilen İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1051 E. Sayılı icra takibine dayanak 14.750,00-TL bedelli çekin basım tarihinin 07/08/2014 , keşide tarihinin 05/12/2015 olduğu dikkate alınarak şirket yetkilisi bu tarihler dikkate alınarak değerlendirilmiştir. İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/266 E. Sayılı dosyası celp edilmiş dosya içerisinde bulunan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu dikkate alındığında icra takibine konu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının belirlendiği ve yine bu rapora dayanarak İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/266 E. 2018/284 K. Sayılı ilamı ile takibin durdurulduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Davalı, davacı şirket adına atılmış olan imzanın davacıya ait olup olmadığını bilemeyecek olduğundan kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacının çekin iptal edilerek banka kayıtlarında çek kaydının silinmesi açısından menfaati bulunduğu ve davalının ciranta olarak çekte imzası bulunan diğer şahıslardan alacağını tahsil edebilmesi için çeki elinde bulundurması gerektiğinden çekin iptaline karar vermekle birlikte çekin iadesi talebi reddedilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davaya konu icra takibine dayanak çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir,\" gerekçesi ile, \"davanın kısmen kabul kısmen reddine; davacının İzmir 13. İcra Müdürlüğnün 2016/1051 esas sayılı dosyası ve buna dayanak yapılan ...a ait 4026694 nolu 05/12/2015 keşide tarih ve 14.750 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, manevi tazminat talebinin reddine, ... ... Şubesine ait  4026694 çek nolu,  05/12/2015 keşide tarihli, 14.750  TL bedelli çekin iptaline, çekin iadesi talebinin reddine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu,  çeklerin çalıntı olduğunun ilgili bankaya derhal bildirildiğini ve savcılığa da suç duyurusunda bulunulduğunu, icra alacaklısı bankanın çek ibrazı esnasında bu durumu öğrendiğini, çalıntı olduğu ile ilgili savcılık tarafından da çekin basıldığı bankaya ayrıca bilgi verildiğini, bu haliyle çalıntı çek hakkında işlem yapılmasının kötü niyetli olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, müvekkili şirket hakkında yapılan işlemler nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu, haksız haciz halinde uygun bir tazminata hükmedilmesinin Yargıtayın yerleşik kararlarında kabul edildiğini, ayrıca çalıntı çek nedeniyle mağdur olan müvekkili aleyhinde vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin üstüne düşen bildirimlerde bulunduğunu, çekin çalıntı olduğunun ibraz esnasında öğrenilebilir hale getirdiğini, sonrasında imzası kendisine ait olmayan bir çek yüzünden haciz işlemlerine maruz kaldığını, icrada bir dosyanın görülmesi nedeniyle kredi notunun düşürüldüğünü, bu olaylar sebebiyle maddi ve manevi zarar oluştuğunu belirterek yerel mahkemenin kötüniyet tazminatı ve manevi tazminat yönünden verdiği kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  çeke dayalı menfi tespit ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı, aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2016/1051 esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, icra takibine çekteki  imzaya ve borca itiraz edildiğini, İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/266 esas  dosyasından dava devam ettiğini, takibe konu çek dolayısı ile bir borcu olmadığının tespiti ve  davalının kötüniyet tazminatı ile haciz işlemleri nedeniyle  manevi tazminat talebiyle dava açmış, davalı davanın reddini talep etmiş, mahkemece çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, manevi tazminat talebinin reddine, ... ... Şubesine ait  4026694 çek nolu,  05/12/2015 keşide tarihli, 14.750  TL bedelli çekin iptaline, çekin iadesi talebinin reddine  şeklinde karar verilmiştir.<br>Karara karşı her iki taraf vekili istinaf yoluna başvurmuş, davalı vekiline harç tamamlaması için ihtarname çıkarılmasına rağmen harç yatırılmadığından  istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına,  ilişkin 09/03/2020 tarihli ek karar verilmiş bu kararın davalıya tebliğine rağmen davalı istinaf başvurusunda bulunmamıştır. Buna göre davacı vekilinin istinaf başvurusu incelenmiştir.<br>Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/12501 esas 2017/7222 karar sayılı emsal ilamında \"..Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı alacaklının ihtiyati haciz kararına istinaden davacının işyerinde fiili haciz uygulandığı ve davacı tarafından icra dosyasına 11/06/2015 tarihinde 48.300,00.TL. ödeme yapıldığı, ancak takip konusu çekteki davacı şirket adına atfen altına atılmış ciro imzasının şirketin imza yetkilisi ...'un eli ürünü olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulüne, ancak dava ve takip konusu edilen çek bedelinin 11/06/2015 tarihinde 48.300,00.-TL olarak icra dosyasına ödendiği ve alacaklı tarafından tahsil edilen 48.300,00.TL alacağın 11/06/2015 ödeme tarihinden itibaren değişen oranlar uygulanmak suretiyle yürütülecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, davalı alacaklının çekteki ciro zincirine göre iyiniyetli yetkili hamil konumunda olduğundan davacının kötü niyet tazminatı isteminin ve yine davalının kötü niyet tazminatı ve para cezası isteminin koşulları oluşmadığından reddine ve yine davalının iyiniyetli yetkili hamil olarak takip yaptığı anlaşıldığından açılan manevi tazminat davasının da koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. <br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA..\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İİK'nın 72/ 5. Maddesi \"(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.\" şeklindedir.<br> Kötü niyet tazminatı, takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Davacı, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötü niyetin varlığını açıkça ortaya koyacak delil bulunmamkatadır.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,   davalı alacaklının çekteki ciro zincirine göre iyiniyetli yetkili hamil konumunda olduğundan davacının kötü niyet tazminatı isteminin  koşulları oluşmamasına ve yine davalının iyiniyetli yetkili hamil olarak takip yaptığı anlaşıldığından açılan manevi tazminat isteminin koşulları oluşmamasına, red edilen manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davacı  vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/01/2020 tarih, 2016/1464 Esas ve 2020/37 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 215,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 19/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c13124e73700658","SID":"4b0305e1c6544f60"}}