{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2384 Esas<br>KARAR NO: 2024/98<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/12/2019<br>NUMARASI: 2017/5 E. - 2019/552 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin gayrimenkul komisyonculuğu alanında mayıs 2015 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, ... markasını özel bir kuruma tasarlattığını ve Mayıs 2015 tarihinden bugüne şahıs şirketi adına kullanmaya başladığını, markanın kendi sektöründe tanınmış marka haline geldiğini, davalı tarafın müvekkilinin eniştesi olduğunu aynı bölge ve sektörde gayrimenkul danışmanlığı hizmeti sunduğunu taraflar arasında husumet olduğunu,  davalı tarafın... markasının müvekkili tarafından oluşturulduğunu ve kullanıldığını bilmesine rağmen müvekkilinin ticari itibarına ve markasının tanınmışlığma zarar vermek amacıyla markayı kötiiniyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK 7 ve 8 de belirtilen mutlak ve nisbi red nedenleri dikkate alınarak hükümsüzlüğüne karar verilerek sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... isimli markanın sahibi olduğunu 2010 yılından bu yana Maslak Sarıyer'de inşaat projelerinde gayrimenkul komisyonculuğu alanında hizmet verdiğini, markayı tescil ettirdiğini, taraflar arasında sadece akrabalık ilişkisi yanında , davacının  müvekkilinin yanında sigortalı olarak çalıştığını, davacı tarafın ... markasının varlığından haberdar olduğunu, sonrasında yanından ayrıldığını ve aynı hizmeti vermeye başladığını davacının www...com ve ...@...com gibi adreslerde müvekkilinin tescilli markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığını, davacının 2014 yılına ait reklam çıktılarının müvekkili yanında çalışırken edindiği bilgilerle müvekkilinin markasını izinsiz olarak kullandığına delil teşkil ettiğini, davacının  tescilli marka üzerinde herhangi bir hakkı olmadığını  müvekkilinin www...com.tr ve www...net uzantılarının sahibi olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin Maslak 1453 projesine giriş hazırlıklarım bilmesi sebebiyle maslak ... Sok. adresinde ve internet ortamında haksız olarak kullanmaya başladığını belirtmiş asıl davanın reddi ile açmış oldukları karşı davanın kabulü ile davacı karşı davalının eylemlerinin markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespiti durdurulması önlenmesi ve 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalı-karşı davacının  akrabalık ve aynı sektörde çalışmaları nedeniyle  \"...\" markasının müvekkili tarafından oluşturulduğu ve kullanıldığından haberdar olduğunu,  davacının kötü niyetli olarak adına 21/09/2015 tarihinde başvuru yaparak 07/10/2016 tarihinde markayı tescil ettirdiğini, davalının bu tanınmış markadan faydalanmak amacıyla müvekkilinin üstün hak sahibi olduğu markasını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, belirterek, asıl davanın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili (karşı dava) cevaba cevap dilekçesinde özetle, davacı-karşı davalının öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığını, dava konusu markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için elde edilen bir hakka ilişkin herhangi bir delil ileri süremediğini,  müvekkilinin  http://www... com.tr ve http://www...net adreslerinin sahibi olduğunu,   taraflar arasında sadece akrabalık ilişkisinin değil işçi-işveren ilişkisinin de mevcut olduğunu, 2014 yılında birkaç kez marka konusu işaretin reklam ilanlarında kullanılmasının davacı-karşı davalıya rüçhan hakkını tanımayacağını, markayı tanınmışlık seviyesine ulaştırmadığını, davacı-karşı davalının ne markanın seçiminde ne de internet sitesinin kurulumnda herhangi emeğinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının davacı-karşı davalı tarafından kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek, karşı davanın kabulü ile asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Asıl davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, Karşı davanın KABULÜ ile; davacı karşı davalının kullanımlarının davalı karşı davacıya ait markaya tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, bu kapsamda davacı karşı davalıya ait olmak kaydı ile davalı karşı davacıya ait tescilli markayı içeren her türlü internet kullanımın ÖNLENMESİNE, ilgili sitelere  ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, -Karşı davacının açmış olduğu maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 1.000,00 TL maddi tazminatın davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  -Karşı davacının açmış olduğu manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 1.000,00 TL maddi tazminatın davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; , müvekkiline  ait üstün hak sahibi olduğu marka ile yapmış olduğu önceye dayalı faaliyetlerine ilişkin kayıtlarda görüldüğü üzere, müvekkilin davaya konu marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu gibi söz konusus markanın sahibi olduğunu, 10.07.2014 tarihli ...com müvekkile ait ... adına reklam taahhütü örneği ( şahıs şirketi kurmadan önce kullandığına dair)  11.07.2014 tarihli ... A.Ş.tarafından düzenlenmiş fatura örneği ,( şahıs şirketi kurmadan önce kullandığına dair) 21.06.2015 tarihli ... Gazetecilik ve Yayıncılık tarafından düzenlenmiş fatura örneği, 11.06.2015 tarihli Müvekkil tarafından ...  Araçları adına düzenlenmiş fatura örneği  12.06.2015 tarihli müvekkil tarafından ... Bank A.Ş adına düzenlenmiş fatura örneği  ile hak sahipliğinin kanıtlandığını, davaya konu   “... ‘’ markasının müvekkili tarafından oluşturulduğunu ve kullanıldığını bildiğini , kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiğini, başvuru tarihinden önce de davaya konu markanın müvekkil tarafından kullanıldığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, bu sebeplerle İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2017 / 5, 2019/552 K. Sayılı dosyasından vermiş olduğu usul ve yasaya aykırı kararın İstinaf İncelemesi neticesinde kararın kaldırılmasını davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davalı karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davacı/karşı davalı tarafın  istinaf kanun yoluna, davanın kesinleşmesini engellemek amacıyla başvurduğunu, hukuki gerekçe ve dayanaktan yoksun istinaf başvuru dilekçesinin reddi gerektiğini,  ... isimli markanın hem sahibi hem de kullanıcısının  müvekkili olduğunu,  ticari faaliyete 04.10.2010 tarihinde başladığını, karşı davalının http://www...com internet sitesinde, ...@...com gibi uzantılı mail adreslerinde müvekkilinin tescilli dava konusu edilen markasını kullanıldığını,  davacı/karşı davalının müvekkilin tescilli markasına tecavüz teşkil eden eylemleri bulunduğunu,  izinsiz ve kötü niyetli olarak '...' isimli markayı, kullandığını,  söz konusu markanın hak sahibinin müvekkili olduğunu  davacı/karşı davalının istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek  tüm taleplerinin reddine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Asıl dava, gerçek hak sahipliği ve kötü niyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlük istemine ilişkin olup, HMK 150.maddesi gereğince takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karşı dava ise, karşı davacı adına tescilli ...  nolu \"...\" markasına  yönelik  tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi-manevi tazminat istemine  ilişkindir. ... tescil nolu \"...\" ibareli marka , 36.sınıfta davalı -karşı davacı  adına kayıtlıdır.  Dosya kapsamına göre, 21.09.2015 başvuru tarihli 2015/77220 tescil nolu \"...\" ibareli markanın davalı -karşı davacı ... adına 36. sınıftaki   \"Sigorta,  Finansal ve parasal, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi, gümrük müşavirliği\"  hizmetlerinde tescilli  olduğu, davalının  gayrimenkul komisyonculuğu alanında ticari faaliyette bulunduğu, davacı- karşı davalı ...'nın davalı- karşı davacı işyerinde  2013 -.2014 tarih aralığında bir yıldan az süre ile sigortalı çalıştığı,  www..com; isimli internet sitesinin davacı-karşı davalı adına kayıtlı olduğu,  davalı iş yerinden ayrılmasından sonra  Haziran 2014 tarihinde oluşturulduğu ve Haziran 2017 de güncellemesinin yapıldığı, www...com.tr alan adlı internet sitesinin ve ...@...com mail adresinin davalı karşı davacı adına kayıtlı olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılıyorsa da, internet sitesi ve mail adresi üzerinde inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı - karşı davalı markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının   önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir. Bu durumda  tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir.  Somut olayda davacı -karşı davalı tarafından kullanıma ilişkin sunulan 5 adet delilden ikisinin kendisi tarafından düzenlenen fatura olduğu, diğer üçünün  emlak sitesine verilen reklam ve ilanlara ilişkin faturalar olduğu , sunulan bu delillerde markanın ve logonun tescilden önce kullanıldığının görüldüğü, ancak yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli olmadığı, tarafların  internet siteleri üzerindeki  kullanımlarının geriye dönük arşiv araştırması yapılarak incelenmediği, bu haliyle karşı davalının gerçek hak sahipliği iddiası üzerinde yöntemince durulmadığı, bu nedenlerle bilişim uzmanın bilirkişinin de yer aldığı yeni bir heyetten rapor alınarak uyuşmazlığın değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı - karşı davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile  HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı karşı davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/12/2019 tarih, 2017/5 E. 2019/552 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı karşı davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ba661ed46f77a5c","SID":"e39722f3485e2129"}}