{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2377 <br>KARAR NO: 2024/73<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/07/2020<br>NUMARASI: 2017/228 E. - 2020/419 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in 09/11/2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatından yaklaşık 1 yıl sonra yukarıdaki dosyanın ikame edildiğini, takip konusu belgede tanzim tarihinin 2000 yılı göründüğünü, vade tarihinin ise tanziminden 13 yıl sonraya 2013 yılına yazıldığını, bu kadar uzun vadeli bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkillerinin murisinin bono ile ileri sürüldüğü şeklide davalıya herhangi bir borcu olmadığını, evvelce de sahte imza ile bono düzenleyip muris aleyhine takibe konu yapıldığını, takibin iptal edildiğini beyan ederek davanın kabulü ile takip konusu bonodan dolayı davacıların borçlu bulunmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'nın çok uzun yıllar davacıların muris bırakanı ... ile ticaret yaptığını, para alışverişinde bulunduğunu ve son olarak da çok uzun yıllar yanında çalıştığını, davacı vekilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takip dosyasındaki senetler üzerindeki tanzim ile vade tarihleri arasındaki uzun yılların olmaması gerekliliğini ileri sürdüğünü,  yapılan itirazla dosyanın İstanbul 23. İcra Hukuk Mah. 2015/1298 E. Sayılı dosya ile devam ettiğini, müvekkilinin muris ...'den verdiği borç paralar ve çalışmalarının karşılığını alamaması nedeni ile 3 adet senet aldığını, borçlu anılan senetleri imzalayıp müvekkiline verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin 2 senet için İstanbul ... İcra müd. ... E. Sayılı dosyadan icra takibi başlattığını, İstanbul 20. Asliye Tic. Mah. 2014/295 D.İş sayılı dosyası ile anılan 2 senet için ihtiyati tedbir kararı aldığını ve harcın yatırıldığını, anılan senetlerin müvekkilinin ...'e verdiği borç paralar ve çalıştığı sürece alamadığı emeğinin karşılığı olarak ödenmesi gereken bedellerin karşılığı olduğunu, müvekkilinin bu konuda dinleteceği tanıkları mevcut olup ayrıca ...'in çeşitli zamanlarda müvekkiline gönderdiği paraların makbuzlarının da mevcut olduğunu, müvekkilinin murisinin yanında yıllarca çalıştığını, işlerini gördüğünü, iş yerinde ve özel hayatında her türlü işiyle uğraştığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; dava ve takip konusu senet üzerindeki imzanın miras bırakan ...'e ait olduğu, senet unsurlarının tam olduğu, davacı yanın imza inkârına yönelik iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'nın, evvelce de müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasında 14/07/2014 tarihli dayanağı iki adet bono olan icra takibi başlattığını,  İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2014/1046 E. Sayı ile dayanak belge olarak sunulan iki bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığı hükmü verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, Davalı tarafın, müvekkillerinin murisi ...’e karşı hayatın olağan akışına, ticari teamüllerde aykırı; ticari örf ve adetlerde karşılaşılması mümkün olmayacak uzunlukta vadeyi ihtiva eden (yaklaşık 13 yıl) birden fazla bonoya dayalı olarak keşidecinin ölümüne çok yakın bir tarihte iki farklı icra takibi başlattığını, Söz konusu icra takiplerinden birinin yukarıda belirtildiği üzere iptal edildiğini,  İşbu davaya konu edilen bonoda sadece imza incelemesi yapılmış olup senet metninde imza dışında yer alan hususların davalı tarafından doldurulup doldurulmadığının belirlenebilmesi için gerekli olan yazı incelemesi yapılmadığını, bu husus irdelenmeden senedin kambiyo senedi vasfını taşıdığı yönünden eksik hüküm kurulduğunu, uyuşmazlık konusu bononun güveni kötüye kullanmak suretiyle elde edildiğini ve boş yerlerinin doldurulduğunu, Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkesin, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istediğini, bu gayenin bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil ettiğini, dava konusunu oluşturan bonoda ihtiyari kayıtlardan olan bedel kaydının bulunmadığını, bedel kaydı bononun temelinde yer alan esas ilişkiyi bonoya yansıtma amacına hizmet ettiğini,  Karşı tarafın beyanlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, hayatın olağan akışı içerisinde kimsenin çalışanıyla 13.000$’lık bir borç ilişkisine girmeyeceğini veya bu kadar yüksek meblağda ticari ilişki içerisine giren taraflardan birinin bir diğerinin yanında iş tanımı dahi belli olmayan bir pozisyonda çalışan olamayacağının aşikar olduğunu, Davalı tarafın, emre yazılı senette bedel kaydının bulunmasına rağmen; bononun çalışmalarının karşılığı olduğunu iddia ettiğini, yani bononun bir hizmet karşılığı düzenlenip kendisine verildiğini ifade ettiğini, işbu beyanlar bonoda yer alan kayıtlara aykırı olup senedin talili niteliğinde olduğundan ispat külfetinin davalı tarafa ait olduğunu beyan ederek Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE; İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Davacılar; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas tarihli takip dosyasına konu 20.07.2000 keşide tarihli, 01.07.2013 vade tarihli, 13.000 USD bedelli, keşidecisi davacıların miras bırakanı olan ..., lehtarı davalı ... olan, bedeli nakden yazılı olan senetteki yazı ve imzaların muris ...'e ait olmadığını iddia etmiştir. Dava ve takip konusu senet üzerindeki imzanın miras bırakan  ...'e ait olup olmadığı yönünde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dosyaya sunulan 29.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda, senet üzerindeki imzanın davacıların murisi ...'in eli ürünü olduğunun belirtildiği, raporun bu haliyle bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olduğu, dolayısıyla dava konusu senette keşideciye atfen atılı imzanın keşideci eli ürünü olduğunun sübuta erdiği anlaşılmaktadır. Senedin imzalanarak boş bir şekilde verilmesinin hukuken mümkün olduğu, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ise, iddia sahibince ispatlanması gerektiği, somut olayda davacıların bu yönde ispata yarar bir bilgi, belge ve delil sunmadığı, bu nedenle davacı yanca aksi yöndeki  istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan davalının savunmasında; muris ...'e verdiği borç paralar ve çalışmalarının karşılığı olarak dava konusu senedi aldığının ileri sürmüş olması ve senet üzerinde ''nakten'' kaydının bulunuyor olması dikkate alındığında davalının senedin veriliş nedenini talil etmediği, ispat yükünün davalıya geçtiğine yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, esasen senet altındaki imzanın davacıların murisine ait olduğunu iddia eden davalı yanın, bu iddiasını ispat yükü altında olduğu, yukarıda bahsedildiği üzere, anılan hususun bilirkişi raporuyla sübuta erdiği, açıklanan nedenlerle aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, davacı vekili her ne kadar, davalının, daha önce de müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi’nin... E. sayılı dosyasında 14/07/2014 tarihli dayanağı iki adet bono olan icra takibi başlattığını, İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2014/1046 E. Sayı ile dayanak belge olarak sunulan iki bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığı hükmü verildiğini ve hükmün kesinleştiğini ileri sürmüş ise de, dar ve sınırlı yargılama yetkisine sahip İcra Mahkemelerince verilen karaRların eldeki dava açısından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, söz konusu senetler ile eldeki davaya konu senetlerin aynı temelde düzenlendiğine ilişkin kesin bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2020 tarih ve 2017/228 E., 2020/419 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d70a06d7bdf1e68","SID":"4cb77f9bcacf9429"}}