{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1850 Esas<br>KARAR NO: 2024/79<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/01/2020<br>NUMARASI: 2016/736 Esas, 2020/11 Karar<br>DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı arasında 04/07/2011 tarihli \"Alarm Sistem Sözleşmesi\" imzalandığını, 27/01/2015 tarihinde müvekkilinin işyerinde hırsızlık meydana geldiğini, hırsızların girişteki alarm sistemini ve kamerayı tahrip ettiklerini ve kapıyı kırarak içeri girdiklerini, alarm sisteminin tahrip edilmesi ile birlikte davalının sisteminde \"siren ikazının\" alındığını, kapının açılması ile \"kapı açıldı\" uyarısının geldiğini, içeri girilmesi ile de hareket sensörlerinin sinyal gönderdiğini, tüm ikazları alan davalı şirket çalışanının müvekkili şirket yetkilisi ...'i arayarak ikazları teknik bir dil ile anlattığını ve pencerenin açık kalmış olabileceğini ve kontrol edilmesini söylediğini, müvekkili şirket yetkilisinin de durumu kontrol etmesini için işyerine en yakın personelini aradığını, ancak bu kimse işyerine ulaşana kadar hırsızların olay yerinden uzaklaştığını, sistemdeki uyarıların içeriye izinsiz giriş olduğunu göstermesine rağmen, davalı şirketin olayı polis ekiplerine haber vermediğini, ayrıca müvekkili şirket yetkilisinin yanlış yönlendirilmesi nedeniyle müvekkilinin de hemen site güvenliğini ve polisi haberdar edemediğini, bu nedenle davalının olayda ağır kusurlu olduğunu, işyerindeki kasada davacı şirkete ait çek ve senetler ile diğer davacı ...'e ait ziynet eşyalarının bulunduğunu, işyerinde 3.000,00 TL maddi zarar meydana geldiğini, çalınan ziynetlerin değerinin yaklaşık 20.000,00 TL olduğunu, davalın şirketin olaya kayıtsız kalıp sorumluluk almaması, ziynet eşyalarının manevi değerinin bulunması nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının da zedelendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla 3.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, ziynet eşyalarına ilişkin şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın  olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... verilmesine, manevi tazminat taleplerine ek olarak davalının dava konusu davranışının kınanmasına ve hüküm fıkrasının yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davacıların maddi tazminat bedelini belirleme imkanı olduğundan, belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkili ve davacı ... arasında hiçbir fiili veya sözleşmesel bağlantı bulunmadığını ve bu nedenle davanın davacı ... yönünden husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davacı şirketin işyerinde 27.01.2015 tarihinde hırsızlık olayı yaşanmış olup müvekkili tarafından gerekli tüm yardım ve desteğin davacı şirkete sağlandığını, olay günü 19:34 de sistemin ... tarafından kurulmasından sonra 19:45 de müvekkil şirkete siren bilgisi düştüğünü, müvekkil şirketin 19:46 da derhal davacı şirket yetkilisi ...'i aradığını, 19:59 da ...'in müvekkil şirketi arayarak ...'in kendisini aradığını ve şüpheli eylem bilgisini ilettiğini söyleyerek konu ile ilgili bilgi talep ettiğini ve gerekli bilginin kendisine sağlandığını, bu durumda müvekkil şirketin davacı şirketi bilgilendirdikten 13 dk sonra dahi kontrol amaçlı gidecek olan şahsın hala gerekli aksiyonları almadığının anlaşıldığını, saat 20:08’de olay yerine varan ...' in müvekkil şirketi arayarak şirkete girilerek hırsızlık yapıldığının bilgisini verdiğini, müvekkil şirketin bu sözleşme kapsamında yükümlülüklerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, müvekkilinin görevinin müdahaleyi engellemek değil, bu yönde bir emare farkedilmesi halinde bunu davacı şirkete bildirmekten ibaret olduğunu, müvekkili şirketin ikaz alınmasından bir dakika sonra şirket yetkilisini aradığında, yetkilinin ilgiliyi derhal işyerine yönlendireceğini beyan ettiğini, bu cevaptan sonra müvekkilinden polisi araması veya benzer bir işlem yapmasının beklenemeyeceğini,  şirket kasasında ziynet eşylarının bulunmasının hayatın olağan akşına uygun olmadığını, bu eşyaların kasada olup olmadığının belli olmadığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığından manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında Alarm Sistemi Kira Ve Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, buna göre davalının alarm satış ve izleme ile yükümlü olduğu ancak güvenlik sağlama yükümlülüğü olmadığı, davacı işyerinde 27/01/2015 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, davalının yükümlülüğü gereği düşen sinyali bildirmek üzere davacıyı aradığı, ilk aramada ulaşamadığı, ikinci aramada ulaştığı ve bilgi verdiği, bu suretle sözleşme gereği davalının yükümlülüğünü yerine getirdiği, bundan sonra yapılacak işlerin davacının yükümlülüğünde olduğu, sözleşme gereği, davalının edimini yerine getirmesine rağmen meydana gelebilecek hırsızlık olayından sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresi içerisinden davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; davalı şirketin sadece müvekkiline bildirim yükümlülüğü bulunmayıp, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükmü gereği kolluğa da bildirim yükümlülüğü olduğunu, kendi internet sitesinde de alarm sisteminin çalışması halinde mekana polis yönlendirileceği belirtilmesine rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini; mahkemenin kararında red gerekçesi olarak belirtilmemişse de, davalının zarardan sorumlu tutulamayacağına dair sözleşmenin 5.1 ve 5.7 maddesinin genel işlem koşulu gereğince yazılmamış sayılması gerekeceği ve sorumsuzluk anlaşmasına ilişkin hükmün kesin hükümsüz olduğunu; davalının sistemine düşen ikazların hırsızlık yaşandığın açıkça ortaya koyduğunu, ancak davalının olayı basit bir pencere açık kalması gibi lanse ederek eksik ve yanlış bilgi verdiğini, bu nedenle müvekkili şirket yetkilisinin site güvenliğini ve kolluğu derhal olay yerine yönlendirmediğini; sadece inşaat zararlarının hesaplandığını, kasanın kapak ve kilitlerinin kırılması sonucu kullanılamaz hale geldiğinin hesap edilmediğini, müvekkili şirketin zararının 3.000,00 TL'den çok fazla olduğunu; davalının haksız fiil hükümlerine göre ziynet eşyalarının çalınmasından doğan zarardan sorumlu olduğunu, davacı ...'in şirket ortağı ve yetkilisi olarak ziynetlerini kasada saklamasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, değerli eşyaların varlığının tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceğini, ziynetlerin miktarını ve kasada bulunduğunu tanık beyanları ile ispat ettiklerini; her bir davacı için manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü  talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece,  davalının, hırsızlık eylemi sırasında sisteme düşen uyarıyı davacı şirket yetkilisine bildirerek yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı şirket yönünden hükmün istinaf incelemesinde; Davacı şirketi ile davalı arasında Alarm Sistemi Kira Ve Hizmet Sözleşmesi imzalandığı,  buna göre davalının alarm satış ve izleme ile yükümlü olduğu, ancak güvenlik sağlama yükümlülüğü olmadığı, davacı işyerinde 27/01/2015 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, hırsızlığın 6 dakika sürdüğü, hırsızların iş yerindeki çelik kasayı alarak götürdükleri, olay günü 19:34'de iş yeri kapatılırken sistemin davacı şirket yetkilisi ... tarafından kurulmasından sonra 19:45 de davalı şirkete siren bilgisi düştüğü, davalı şirketin 19:46'da davacının yetkilisi ...'i aradığı, 19:59'da ...'in davalı şirketi arayarak ...'in kendisini aradığını ve şüpheli eylem bilgisini ilettiğini söyleyerek konu ile ilgili bilgi talep ettiği ve gerekli bilginin kendisine sağlandığı, yani davalının sistemine uyarı gelmesi üzerine hemen davacı şirket yetkilisinin aradığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; bu aramada davalı çalışanının \"pencere açık kalmış olabilir\" şeklindeki ifadesinin, davacı yetkilisini yanıltarak gerekli önlem ve işlemleri zamanında yapmamasına, dolayısıyla hırsızlığın engellenmesinin sağlanamamasına yol açıp açmadığı, davalının, davacı yetkilisi dışında ayrıca güvenlik kuvvetlerine bilgi verme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, dolayısı ile hırsızlığın ve zararın oluşumunda davalının kusurunun bulunup bulunmadığı ve talep edilen zarar miktarının yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Davacı vekilince, mahkeme kararında davanın reddi gerekçesi olarak belirtilmeyen; taraflar arasındaki sözleşmenin 5.1 maddesi 'Elektronik güvenlik sistemlerinin kullanımı, kullanılmaması veya kullanılamaması nedeniyle meydana gelebilecek dolaylı veya dolaysız zararlardan Alarmnet sorumlu tutulamaz' ve 5.7 maddesinde 'elektronik güvenlik sistemlerince korunmuş mekan/mekanlarda ve bölgede Alarmnet sağladığı hizmete rağmen meydana gelebilecek hırsızlık, soygun ve benzeri olaylardan Alarmnet sorumlu tutulamaz'  hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde  ve geçersiz olduğu istinaf konusu yapılmış isede, mahkemece verilen karar gerekçesinde bu sözleşme hükümlerine dayanılmadığından davacı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin 3.6. maddesinde Alarmnetin, hizmet verdiği müşterinin elektronik alarm sisteminden gelen mesajları 365 gün 24 saat süre ile izleyip, müdahale yapılması gereken mesajlar için müşteri'nin belirttiği kişilere ve/veya ilgili merciilere haber vereceği hükmü yer almaktadır. Bu madde gereğince, müşterinin (davacının) işyerine hırsız girmesi veya teşebbüs edilmesi halinde sistemin alarm merkezine haber vermesi ve haberi alan davalı şirketin ise durumdan müşteriyi haberdar etmesi gerekmektedir. Ancak bu hüküm, müdahale yapılması gereken mesajlar için mutlak surette ilgili merciye de haber verileceğini içermemektedir. Diğer taraftan  5188 sayılı  Özel Güvenlik Hizmetleri  Kanunu uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin değişik 23. Maddesi; \"Alarm izleme merkezleri, alarm sistemleri aracılığıyla sürekli olarak yapılan izleme sırasında gelen ihbarları değerlendirir ve teknik bakımdan doğrulanan ihbarları sorumluluk bölgesindeki genel kolluğa en kısa zamanda bildirir.\" hükmünü içermekle birlikte, söz konusu hükme göre ancak teknik bakımdan doğrulanan ihbarların kolluğa en kısa sürede bildirilmesi gerekir. Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı şirketin gelen uyarıyı derhal davacı şirket yetkilisine bildirdiği, sözleşmede davalının gelen tüm uyarıları derhal ilgili kolluğa bildirilmesi mecburiyetine dair bir hüküm bulunmadığı, yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü gereği de ancak teknik olarak doğrulanan ihbarın kolluğa bildirilmesi gerektiği, ancak somut olayda gelen uyarının doğrulandığına dair bir bilginin bulunmadığı anlaşılmaktadır.  Şu halde davalı yükümlülüğü gereği düşen sinyali bildirmek üzere davacı şirketi haberdar ederek yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Sözleşmede ve mevzuatta davalının, her gelen sinyali kolluğa bildirmesi gerektiğine dair bir yükümlülük öngörülmemiştir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı gerçek kişi yönünden hükmün istinaf incelemesinde; Davacı gerçek kişi ile davalı şirket arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacının davalı şirketten maddi ve manevi tazminat talebi haksız fiile dayalıdır. Ancak davalı şirketin hukuka aykırı bir fiili olmayıp, diğer davacı ile sözleşme kapsamında yükümlülüklerini de yerine getirmiştir. O halde tazminat isteme koşulları bulunmadığından mahkemece davacı gerçek kişi yönünden de davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/736 Esas,  2020/11 Karar ve 14/01/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-/b/1. bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0 TL harcın  davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile  karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f107e8d3b6ad80a","SID":"52f28957662b0e21"}}