{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1773 Esas<br>KARAR NO: 2024/67<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2020<br>NUMARASI: 2017/980 Esas, 2020/41 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, Türkiye genelinde televizyon programları, diziler, filmler gibi medya prodüksiyonlarının ses sağlama hizmetini yürüttüğünü, bu kapsamda yapımcılığını davalı şirketin üstlendiği ...'de yayınlanan \"...\" isimli dizinin ses sağlama hizmetini yerine getirdiğini, verilen ses hizmeti gereği, dokuz bölüm boyunca keşide edilen faturaların davalı tarafın ticari defterlerine işlediğini, keşide edilen fatura bedelinin toplam 126.260,00 TL olduğunu, buna karşılık davalının ise 74.635,00 TL ödeme yaptığını, ancak davalının bakiye 51.625,00 TL bedeli ödemeyerek temerrüte düştüğünü, fatura bedelinin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, sektörün önde gelen yapım şirketlerinden biri olduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile davacının iddiasının haksız olduğunun ortaya çıkacağını, davacının, taraflar arasında var olduğu iddia edilen ticari ilişkiden kaynaklı müvekkili şirketten tahsil edemediği herhangi bir hak edişi bulunmamakla beraber bir an için aksi düşünülse dahi müvekkili şirketin borca batık olması nedeniyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 Esas sayılı dosyasında iflas başvurusunda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasındaki ticari ilişkinin her iki tarafın defterlerinden anlaşıldığını, ayrıca usulüne uygun delil niteliğini taşıyan davalı taraf defterlerinde de faturaların kaydediliği ve davacının takipte haklı olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça, şirketin iflas davasının İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 Esas sayılı dosyasında sürdüğü ve bu davanın bekletici mesele yapılması talep edilmişse de, şirket halen ayakta olduğundan ve hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı bulunmadığından talebin reddi gerektiği, alınan bilirkişi raporlarında davacının 51.625,00 TL alacağının olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin talepnamedeki koşullarla devamına, alacak belirlenebilir ve likit olduğundan kabul edilen dava değeri olan 51.625,00 TL üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkar tazminatının (10.325,00 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının, müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilirkişi raporunda, davacı şirketin ticari defterlerinin lehine delil teşkil etmeyeceği belirtilmesine rağmen bilirkişinin, hatalı değerlendirmede bulunarak davacının hukuka aykırı olarak ve eksik şekilde tutulan defterlerini esas aldığını, ilgili defterlerin sahibi yani davacı lehine delil olarak kabul edilebilmesi için usulüne uygun olarak tutulması gerektiğini, bu nedenle yerel Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, bir an için aksi düşünüldüğünde dahi müvekkili şirketin borca batık olması nedeniyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 Esas sayılı dosyasıda yapılan iflas başvurusu derdest olduğundan bekletici mesele yapılması gerekirken taleplerinin reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 51.625,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 28/01/2019 tarihli raporda; davacı şirketin 2017 yılına ait ticari defterlerinden yevmiye defterinin açılış ve kapanış onaylarının yasal sürelerde yaptırıldığı, 2017 yılı kebir ve envanter defterinin ibraz edilmediği, bu sebeplerle davacı ticari defterlerinin HMK. m. 222 çerçevesinde davacı lehine delil teşkil edemeyeceğinin kanaatine varıldığı, davacı tarafın ticari defter, kayıt ve belgelerinin ineclenmesi sonucu 03/08/2017 takip tarihi itibariyle davalı taraftan 51.625,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından ibraz edilen 2017 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin 2017 yılına ait açılış ve kapanış onaylarının yasal sürelerde yaptırıldığı, bu sebeplerle davalı ticari defterlerinin HMK. m. 222 çerçevesinde davalı lehine delil teşkil ettiğinin kanaatine varıldığı, davalı tarafın ticari delter, kayıt ve belgelerinin incelenmesi sonucu 03/08/2017 takip tarihi itibariyle davacı tarafa 51,625,00 TL borçlu olduğu, taraflara ait ticari defter, kayıt ve belgelere göre tarafların davaya konu 51.625,00 TL olan alacak tutarında mutabık olduklarının görüldüğü bildirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Somut olayda, bilirkişi raporu ile, davacının ticari defterlerinin lehine delil teşkil etmediği, davalının ticari defterlerinin ise lehine ve aleyhine delil niteliğinin bulunduğu, her iki tarafın ticari defterlerine göre de, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 51,625,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili istinafında, usulüne uygun tutulmaması sebebiyle lehine delil niteliği bulunmayan davacının ticari defterlerinin esas alınmasının doğru olmadığını ileri sürmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222/4 maddesine göre, açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari kayıtlar sahibi aleyhine delil teşkil edeceğinden somut olayda, davacının ticari defterlerinin bu nitelikte olmaması sebebiyle lehine delil olma gücü bulunmasa da davalının ticari defterlerinde kendi aleyhinde olan kayıtlarda davacıya 51.625,00 TL (takibe ve davaya konu edilen miktarda) borçlu olduğu dikkate alındığında davacının, davalıdan bu miktar kadar alacaklı olduğunu kabul etmek gerekir. Bu noktadan sonra davalının, usulüne uygun şekilde, takibe konu edilen borcun ödendiğini ispat etmesi gerekse de davalının buna yönelik bir iddiası ve ispatı bulunmamaktadır. Öte yandan bekletici mesele yapılması talep edilen davalı tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/615 Esas sayılı dosyasında açılan borca batıklık sebebiyle iflas davasında, işbu eldeki dosyanın karar tarihi itibariyle davanın reddine karar verilmiş olup davacının, davalıdan takip ve dava konusu edilen miktar kadar alacaklı olduğunun ispat edildiği de dikkate alındığında bekletici mesele yapılmadan davanın kabulüne yönelik karar tesisinde  bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/980 Esas, 2020/41 Karar ve 20/01/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcının davalı tarafından peşin olarak yatırılan 882,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 454,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50d7645297c9fa0e","SID":"75e64705ac60bf56"}}