{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1518 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/35 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/19 Esas - 2021/372 Karar<br>TARİHİ: 21/04/2021<br>DAVA: Tazminat (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:  Davacı vekili dava dilekçesi ile;  davalının müvekkili şirkete ait kargolarını taşıması sırasında kargo paketlerinin kaybolarak zayi olduğunu, müvekkili şirketin süresi içerisinde her bir kargo paketi için davalı şirkete başvurduğunu ancak davalı şirketin kargo paketlerinin değerleri belirli ve davalı tarafından taşıma öncesi biliniyor olmasına rağmen son derece cüzi miktarlarda veya hiç ödeme yapılmaması yolunda teklifler verdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafça davalı yana Eskişehir .... Noterliği'nin 12.07.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ardından da arabulucuk yoluna başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, üstelik yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonrasında dahi davalı tarafından yapılan araştırmalarda kargoların kaybolmaya ve hasar görmeye devam ettiğini beyanla şimdilik 200,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili  ıslah dilekçesi ile talebini 10.990,26 TL olarak ıslah etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının kargo içerisinde bulunduğunu iddia ettiği ürünlerin tümü faturalı ve bedelleri belirli olduğundan belirsiz alacak  davası ile kısmi dava açılamayacağını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, göndericinin içeriğin hassas olduğu konusunda müvekkiline bildirimde bulunmadığını ve göndericinin paketlemeyi ürünlerin içeriğine uygun yapmadığını, davacının TTK'nın 864. maddesi uyarınca kargoya ilişkin tüm bilgileri eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olduğunu, eksik bildirimden kaynaklı sorumluluğun davacıya ait olduğunu, davacının bildirdiği YD 665551 numaralı bir kargonun bulunamadığını, kargo içeriğinin doğru bildirilmemiş olması sebebiyle müvekkiline bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, tam tazminata hükmedilebilmesi için TTK'nın 886. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi gerektiğini, buna göre müvekkilinin ağır kusuru veya pervasızca bir hareketinin ispatlanması gerektiğini, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk ilkesine dayandığını, bu nedenle müvekkilinin bir sorumluluğu bulunsa dahi bu sorumluluğun özel çekme hakkı ile sınırlı olacağını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 21/04/2021 tarih ve 2020/19 Esas - 2021/372  Karar  sayılı kararında;\"Dava; hukuksal niteliği itibariyle, davalı taşımacının kusuru nedeniyle kayıp ve zayi olan kargo paketlerindeki ürün bedellerinin tazmini istemine ilişkindir.Davalı aralarında varlığı ihtilafsız olan 26/10/2018 tarihindeki karayolu kargo taşımacılık anlaşması kapsamında davacıya ait yurt içi taşımasını üstlendiği emtiaları ilgili alıcılarına ulaştırdığını her bir taşımada teslim tesellüm imzası alarak yazılı belgelerle ortaya koyması gerekir. Ancak eldeki davada alıcıya hiç ulaştırılmaması söz konusudur. TTK'nın 886. maddesi kapsamında taşınan emtianın kayıp ve zayi olması ya da sebebinin açıklanamaması durumunda taşıyıcının karine olarak ağır kusurlu sayılacağı kabul edilmektedir. Davacının söz konusu 10 farklı kargo taşımasına konu ürünleri davalıya teslim ettiği sabit olmasına rağmen davalının bu yükleri alıcılarına teslim ettiği sabit değildir. Kaybolan 10 adet kargo ürünleri içerik olarak ne olduğuna dair davalıya bildirildiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle koliler içinde ne olduğu yönünde ispat külfeti davacı üzerindedir. Diğer yandan ise davacının defterleri incelendiğinde alıcılara fatura kestiği ancak teslimi gerçekleştirilemeyen emtia listesindeki bedel toplamı KDV toplamı 13.037,80-TL'dir. Dolayısıyla davalının kaybolan malların tamamından sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır. Davalı sınırlı sorumluluk esasına dayanmışsa da TTK'nın 886. maddesi kapsamında kusuru söz konusudur. Tam ziya söz konusu olduğundan sınırsız sorumluluk söz konusudur.Yanlar arasında taşınan emtiaların maddi değeri ve rayici konusunda uyuşmazlık bulunmadığından değer tespiti yaptırılmasına gerek görülmemiş olup, fatura bedellerinin doğru olduğu kabul edilmiştir.Bilirkişi raporunda davacı göndericinin kuyumcu olmasına binaen kargoya verilen emtiaların değerli olduğu anlaşılabileceği kanaati bildirilmişse de, gönderenin salt kuyumcu olması gönderi konusu ürünlerin değerli ürün olduğuna karine değildir. Kuyumcu da olsa, içeriğin ve değerinin ne olduğunu davalı taşıyıcı kendiliğinden bilmek zorunda değildir.  Davacının kargoya verdiği ürünlerin hassasiyetini ve çalınmaya elverişliliğini davalı taşıyıcıya bildirdiği/uyardığı anlaşılamadığından, güvenliğine ve değerine uygun olarak kutularda gerekli hassasiyetle paketleyerek teslim ettiği anlaşılamadığından TBK'nın 52. maddesi gereğince bir miktar müterafık kusurlu olduğunun kabulü gerekmiş olup aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. \" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili şirketin sektöründe öncü bir firma olup mezkûr taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir bir kusur bulunmadığını, davacının dilekçesinde, her ne kadar müvekkili şirketin üstlenmiş olduğu taşıma işi neticesinde zarara uğramış olduğunu, müvekkili şirketin kusuru olduğunu iddia ederek zararın tazmin edilmesini talep etmişse de mezkur taşımaya ilişkin olarak müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını;Davacı yanın üzerine düşen, teslim sırasında taşınan eşyanın içeriğine ve değerine ilişkin eksiksiz ve gerçeğe uygun olarak bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kargonun içeriğinin faturadan da anlaşılacağı üzere paket olarak bildirildiğini, Yerel mahkeme tarafından işbu husus göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, gönderen tarafından müvekkili şirkete teslimi anında kargonun içeriğinin beyan edilmediğini ve kargoya ilişkin olarak herhangi bir değer gösterilmediğini, davacının dava dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu faturayı kargoyu teslim ederken sunmadığını ve içeriğinin değerli eşya olduğunu bildirmediğini, hiçbir şekilde içeriğin dava dilekçesinde beyan edildiği gibi olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının bir an için taşınmak üzere gümüş  altın gibi değerli eşya teslim ettiği düşünülecek olsa dahi müvekkili şirketin içerik hususunda esaslı şekilde ve kasten yanıltıldığının anlaşıldığını, kargonun içerik beyanının müvekkili şirkete doğru bir şekilde yapılmadığını, teslim sırasında yapılması gereken içerik beyanının faturada görüleceği üzere paket olarak belirtildiğini, içerik ve değerinin beyan edilmesi halinde kargonun taşıma esnasında uğrayabileceği olası zararlara karşı uygun şekilde sigortalanması söz konusu olabilecekken bu hususun gereğinin yapılmasının salt sigorta için ek ücret ödemekten imtina etmek adına, adeta taşıyandan gizlenmek suretiyle engellendiğini, müvekkili şirket bu hususta yanıltılmış olup kargonun içerik beyanının müvekkili şirkete doğru bir şekilde yapılmadığını, somut uyuşmazlıkta kargonun üzerine yeterli bir şekilde herhangi bir içerik bilgisi işlenmediğini, müvekkili şirket tarafından hiçbir şekilde ihlal edilmiş bir gizlilik bulunmadığını, Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca müvekkili şirketin kargo içeriğini araştırma ve kontrol yetkisi bulunmadığından bahisle bu hususta gönderenin beyanları doğrultusunda işlem yapıldığını, tüm bu hususlar gönderenin malumunda iken müvekkili şirketin sorumluluk yükleme çabasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, doğal olarak müvekkili şirketin içeriği kendisine bildirilmeyen kargoya ilişkin bu anlamda bir sorumluluğunun bulunmayacağının açıkça ortada olduğunu;Müvekkili şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesi mümkün olmayıp davacının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma (açarak içine bakma, vs.) hak ve yetkisi bulunmadığından bahisle içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceği açık ve tartışmasız olup kanun gereği olduğunu, taşımaya ilişkin hükümler uyarınca içeriği doğru beyan edilmeyen kargonun mahiyetinden kaynaklanan zararın göndericiye ait olduğunu, TTK madde 864 gereği gönderici, gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri tam ve eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olup eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun kendisine ait olduğunu, keza Karayolu Taşıma Kanununun madde 8'de, taşımaya konu kargo içeriğinin taşıyana tam ve doğru beyan edilmesini, eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun gönderenin kendisine ait olacağını öngördüğünü;Davacının taşınan eşyayı paket olarak bildirdiğini, taşınan kargonun içeriği ve değerinin gönderen tarafından tam ve doğru olarak beyan edilmediğini ve müvekkili şirkete bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığını, dolayısıyla kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu, davacının dava dilekçesinde kargo içeriklerinin gümüş altın gibi takılar olduğunu beyan ve iddia etmekte ise de bu iddialarını ispatlamamış olup kargo içeriği ve değeri iddiasının ispata muhtaç olduğunun ortada olduğunu, müvekkili şirket Türkiye çapında kargo taşımacılığı yapan büyük bir ticari şirket olup günde binlerce gönderi yapıldığını, yapılan bu gönderilerle ilgili olarak gerek iyiniyetli, gerek kötü niyetli birçok talep ile de karşılaştığını, taşınan kargonun içeriğinin ve değerinin gönderen tarafından tam ve doğru olarak beyan edilmediğini ve müvekkili şirkete bu konuda herhangi bir açıklama yapılmamış olduğundan bahisle taşıma senedinde emtianın içerik ve değerine ilişkin bir bilgi yer almadığını, kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu;TTK madde 864 uyarınca, gönderen kusuru olmasa da; taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden doğan zararın göndericiye ait olduğunu, bu anlamda gönderici kargonun içeriğini ve değerini taşıyıcıya tam ve eksiksiz olarak bildirmekle mükellef olup yapılan eksik bildirimler dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, yine ilgili taşımaya ilişkin herhangi bir fatura ve benzeri evrak da sunulmadığını, hal böyleyken Yerel mahkemenin tüm bu hususları göz ardı ederek müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmetmiş olması açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olup huzurdaki davanın reddi gerektiğini;Posta Hizmetleri Kanunu Posta Hizmetlerinin Gizliliği ve Güvenliği 7. maddesi uyarınca müvekkili şirketin kargo gönderilerine ilişkin içerik bakmasının yasak olduğunu, yukarıda da bahsedildiği üzere, müvekkili şirketin taşıyıcı rolünü üstlendiği taşımalarda kargoları açıp kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığını, TTK'nın yanı sıra, Posta Hizmetleri Kanunu'nun Posta Hizmetlerinin Gizliliği Ve Güvenliği Başlıklı 7. maddesinin;\"Posta hizmetlerinin gizliliği ve güvenliği MADDE 7 (1) Hizmet sağlayıcıları ile posta hizmetlerinde çalışanlar veya herhangi bir şekilde posta hizmetleri ile ilgili bilgiye sahip olanların, bu bilgileri ve posta hizmetleri ile ilgili ilişkileri açığa vurmaları, gönderileri açmaları, içlerinde ne olduğunu araştırmaları, üçüncü kişilere bilgi vermeleri veya herhangi birinin bunları yapmasına neden olmaları, gönderileri zapt veya yok etmeleri yasaktır.(2) Hizmet sağlayıcıları, yürüttüğü hizmetlerle ilgili olarak gerekli güvenlik önlemlerini almakla yükümlüdür.(3) Posta gönderileri, kanunla yetkili kılınan merciler dışındaki kişilerce alıkonulamaz, açılamaz ve içeriği araştırılamaz.\" şeklinde olduğunu;Davacı tarafından, müvekkili şirkete teslim edilen kargonun içeriği ve önemi hakkında açıklama yapılmayıp, ilgili kargoların içerik kısımlarının boş bırakıldığını, içeriği belirtilmemiş veyahut soyut şekilde belirtilmiş olan kargolar için talep edilen maddi zarar talebinin fahiş olduğunu, dolayısıyla maddi tazminat şartları oluşmadığından davanın reddi gerekmekteyken Yerel mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, kargo içeriğine ilişkin sunulan fatura içerikli kargonun içeriği bakımından ispata elverişli olmadığını, dava dilekçesindeki beyanları kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu kargonun ne olduğu ya da mevcut durumunun teslim anında taşıyana bildirilmediğinden ve fatura ile irsaliye ibraz edilmediğinden, kargonun içeriğinin ve tabii olarak ne durumda olduğunun müvekkili şirket tarafından bilinmediğini, davacının tüm bu iddiaları da ispata muhtaç olup kargonun içeriğinde bulunduğu iddia edilen ürünün ikinci el veya arızalı olma ihtimalinin dahi bulunduğunu;Davacı tarafından taşımaya konu ... takip numaralı kargoların içeriğinde \"gümüş takı vb\" olduğu iddialarını ispat etmek üzere mahkemeye  fatura sunulduğunu, sunulan faturaların kargonun içeriğinin iddia edilmiş olduğunu ispata elverişli olmadığını, işbu nedenle davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu, davacının tek taraflı beyanı ile kargo içeriğinin gümüş vb. takı gibi değerli eşya olduğunun kabulü mümkün olmayıp hakkaniyete de aykırı olduğunu, verilen kargo içeriğinin bozuk, hasarlı bir başka bir ürün olması ihtimalinin de mevcut olduğunu, hal böyleyken Yerel mahkeme tarafından işbu faturanın hükme esas alınarak davacı lehine tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, dava konusu olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını;Taşıyıcının sorumluluk limitine bağlı olmaksızın tazmin borçlusu olabilmesi için kasıt veya eşdeğer kusur ile zarar arasında illiyet rabıtasının bulunmasının icab ettiğini, bu tür bir kasıt veya eşdeğer kusurun varlığını ispat yükünün talep sahibi gönderen veya gönderilen üzerinde olduğunu, somut olayda taşınan kargoya ilişkin müvekkili şirketin kusurunun ispat edilemediğini, cevap dilekçesinde ve sonrasında alınan bilirkişi raporlarında beyan ettikleri üzere müvekkili şirket hakkında tam tazminat sorumluluğunun doğmadığını, işbu davada müvekkili şirketin göstermesi gereken tüm özeni gösterdiğini ancak davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur ve hile durumunun mevcut olmadığını; TTK'nın açık hükmü uyarınca müvekkili şirketin sorumluluk üst sınırı hesaplandığında davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu bedelin ne derece fahiş olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkili şirketin sorumluluğunu kesinlikle kabul anlamına gelmemekle her şeyden önce, TTK madde 886 uyarınca tam tazminata hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davranış kusuru varlığının da ispat edilmesi gerektiğini, müstakar Yargıtay içtihatlarının da tam tazminata hükmedilebilmesi için taşıyanın ağır kusurunun ispatlanması gerektiğini vurguladığını, bunlara örnek olarak; (Y.11.HD. 26.12.2003 T. 2003/13744 E. 2003/12152 K.) (Y.11.HD. 27.04.1998T. 1998/1090E. 1998/2862K.)   (Y 11. HD. 27.10.2003 T, 2003/3368 E. 2003/9944 K.) sayılı kararların verilebileceğini,TTK madde 886’nın yorumlanması niteliğindeki ekte yer alan kararlarda, tam tazminat istenmesi koşulunun kast ve pervasızca davranış olacağının belirtildiğini, işbu taşımada müvekkili şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur ve hile durumunun mevcut olmadığını, mübrez Yargıtay kararlarında, ağır kusur durumunun hangi durumlarda oluşacağı belirtilmiş olup, davaya konu olayda ağır kusurun oluşmadığının açık ve net olduğunu, hiçbir şekilde müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla mezkur taşımada müvekkili şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi kanunda aranan kast ve pervasızca davranış mevcut olmadığından dolayı sınırlı sorumluluk ilkesinin kabul edilmesi gerekirken aksine tam tazminata hükmedilmesi açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olup işbu kararın kaldırılması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı fahiş olup taşıyıcının sınırlı sorumluluğu prensibinin esas olduğunu; Gönderen tarafından kargonun müvekkili şirkete teslimi sırasında herhangi bir değer ve içerik beyanında bulunulmamış olup müvekkili şirketin kendisine taşınmak üzere teslim edilen kargonun içeriğini araştırma hak ve yetkisinin bulunmadığını, dolayısıyla bu anlamda gönderenin beyanları esas olup bunlara itibar edileceğinin açık olduğunu, gönderen tarafından bu hususta bir beyanda bulunulmamış olduğundan bahisle içeriğinin taraflarınca bilinemediğini, müvekkili şirkete izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gibi herhangi bir sorumluluk da bulunmadığını, şayet bir zarar var ise davacının istemiş olduğu maddi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu, yeni Türk Ticaret Kanunu'nun taşıyanın sınırlı sorumluluğu prensibini benimsediğini; Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun eşya taşımada taşıyanın sorumluluğunu sınırlandırırken güttüğü amacın, taşıma işinin hacmi nedeniyle taşıyıcının tazmin edeceği her kargoda mahvına neden olabilecek tazminatlar ödemesi riskine karşı sektörde tutunmasına yardımcı olmak, ticari risklerini azaltmak olduğunu, kilogram hesabına göre taşıyandan kargonun değerinden katbekat fazla tazminat koparılmasını sağlamak olmadığını, 882. maddenin başlığının dahi “Sorumluluk Sınırları” olup maddede belirtilen tutarın azami tazminat haddini gösterdiğini;Müvekkilinin mezkur taşımada herhangi bir kusuru olmadığından bahisle tazmin mükellefiyetinin de bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, biran için müvekkili şirketin söz konusu olayda sorumluluğu bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK madde 882 hükmüne uygun olarak gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı istenebileceğinin ortada olduğunu, davacı yanın içeriği dahi beyan edilmeyen bir kargoya ilişkin olan tazminat talebinin yersiz ve dayanaksız olduğunun aşikar olduğunu, Yerel mahkemece yapılan eksik ve hukuka aykırı inceleme neticesinde müvekkili şirket aleyhinde hüküm tesis edildiğini, Yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup istinaf yoluna müracaat etme zaruretinin hasıl olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Yerel Mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında alıcısına teslim edilmediği/zayi edildiği iddia edilen emtia bedelinin tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı şirket tarafından alıcısına ulaştırılmak üzere teslim alınan toplam 10 adet kargodan bir kısmının kaybedildiği, alıcısına teslim edilmediği, bir kısmının paketinin açılarak boş olarak teslim edildiği, bir kısmının ise içerisine gönderilen emtia değiştirilerek başka bir emtia konulmak suretiyle teslim edildiğinden bahisle zarara uğradığını beyanla zararının davalı taşıyıcıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf, davacının kargo içeriği hakkında bilgilendirme ve gönderilen emtiaya uygun ambalajlama yapmadığını, bu nedenle sorumluluğun davacıya ait olduğunu, aksi halde ise sınırlı sorumluluğun söz konusu olacağını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Taşıyıcının zarardan sorumlu olduğunun kabulü halinde ise; TTK'nın 882.  maddesine  göre,  880.  ve  881.  maddeler  uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı halinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun bulunduğu şeklinde ise de, TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Somut dosyada davacı tarafça dava dilekçesi ile; ... numaralı kargonun kaybolduğu, ... numaralı kargoların içerisinden emtia alınmış ve boş şekilde teslim edildiği, ...  numaralı kargonun paketi yırtılarak içeriği değiştirilmiş şekilde teslim edildiği, ... numaralı kargonun içeriğinin eksik teslim edildiği,... numaralı kargonun numaralı kargonun kaybolduğu, ... numaralı kargonun zayi olduğu iddia edilmiş, bu kapsamda dosyaya tazmin talep dilekçeleri, kargo paketlerinin içerisinde olduğu iddia edilen ürünlere ilişkin faturalar ve bir kısım kargo teslim belgelerinin sunulduğu, Mahkemece dosya üzerinde inceleme yaptırılarak alınan bilirkişi raporunda; taşıma konusu ürünlerin davacıya ya hiç teslim edilmediği, ya da eksik ve yanlış şekilde teslim edildiğinin, kargo içeriklerinin davalıya bildirilmediğinin, davacının sunduğu faturalara göre 13.037,80 TL bedelli ürünün alıcılarına teslim edilmediğinin, kayıp, ambalaja müdahale ve ürünlerin kayıp olması nedeniyle davalının zarardan sorumlu ve zararın 10.990,26 TL olduğunun, dosya kapsamında ambalaja müdahale ve içerik değişikliği sabit değilse de davalının sınırlı sorumluluk esasına göre davacı taleplerini kabul ettiğinin, böylece kayıp ve zayi iddialarının yerinde görüldüğünün, davacının kuyumcu olması sebebi ile davalının taşınan ürünlerin vasfı konusunda bilgi sahibi olmasının somut olaya uygun olduğunun ve buna göre taşıma yapılması gerektiğinin, bu nedenle de zarardan sorumlu olduğunun tespit edildiği, davalı vekili tarafından sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kargo içeriğinin davalı taşıyıcı şirkete bildirilmediği, sorumluluğun ancak sınırlı olabileceğinin beyan edildiği, Mahkemece gerekçeli kararda; somut dosyada kargonun alıcıya hiç ulaştırılmaması durumunun söz konusu olduğu, kargo içeriğinin ne olduğu konusunda ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacının sunduğu faturalara göre toplam zararının 13.037,80 TL olduğu ve davalının bu zarardan sorumlu olduğu ancak davacının da kargo içeriğini davalıya bildirmemesi nedeniyle meydana gelen zararda müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilerek %30 kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmakla; öncelikle davacı tarafından toplam 10 adet kargonun tamamının kaybedildiğinin iddia edilmediği, üç adet kargo paketinin hiç teslim edilmediği iddia edilmişken, bir kısmının içi boş, bir kısmının ise içerisindeki emtia değiştirilmek suretiyle teslim edildiğinin iddia edildiği, dolayısıyla Mahkemenin kargoların tamamının alıcıya hiç ulaştırılmadığına yönelik kabulünün iddia ve dosya kapsamına aykırı olduğu, davalı tarafça cevap dilekçesinden itibaren kargo içeriklerinin bildirilmediği iddia edilmiş iken, dosyaya kargo gönderi ve teslim belgelerinin celp edilmediği, buna göre her bir kargo paketi yönünden gönderim kısmında içeriğinin ne olarak bildirildiği, her biri yönünden teslim belgesinin bulunup bulunmadığı, teslim anında veya bundan sonra taraflarca ortak olarak kargo paketinin içerisinin boş olduğu veya içerisindeki emtianın değiştirilmiş olduğuna yönelik bir tutanak düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılmadığı, kargo içeriğinin ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilmiş iken yalnızca davacının alıcılar adına düzenlediği ve davalı ile ilgisi olmayan faturalarda belirtilen emtiaların kargo içeriği olarak kabul edildiği ve yine kargoların hiç teslim edilmemesi kabulünden hareketle davalının zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek gerçek zarar miktarının da fatura bedellerine göre belirlendiği, gerek alınan bilirkişi raporunda, gerekse Mahkemece gerekçeli kararda, davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluktan neden faydalanamayacağının açıklanmadığı ve bu sorumluluk esas alınarak herhangi bir hesaplama yapılmadığı, bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile dosyayı aydınlatmayan, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak, yine dosya kapsamına uygun olmayan, eksik ve çelişkili gerekçe ile karar verildiği anlaşılmıştır.Buna göre Mahkemece öncelikle dosyaya her bir kargo paketi için düzenlenen gönderi belgesi ile teslim belgelerinin getirtilmesi, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılarak kargo içeriğinin ispat yükümlüğünün davacıda olduğu hususu da nazara alınmak suretiyle iddia edilen zararın her bir kargo yönünden oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise ne sebeple oluştuğu, davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığı, TTK'nın yukarıda açıklanan maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanmasını engeller koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, gerekli olması halinde yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2021 tarih ve 2020/19 Esas- 2021/372 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran tarafa iadesine,5-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6d35058a16945ed","SID":"1e46624232265d96"}}