{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1330 <br>KARAR NO: 2023/1500<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2022<br>NUMARASI: 2021/193 Esas, 2022/707 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 26/12/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında 03/09/2012 tarihinde imzalanan protokol uyarınca Tekirdağ Merkez ... Caddesi ve ... Caddesi arasında kalan bölgenin prestij aksi yol altyapı ve üst yapı uygulama işini başarıyla tamamladığını ve davalıya teslim edildiğini belirten 26/02/2012 tarihli yazının düzenlenerek gönderildiğini, protokol gereği cari hesaptan kaynaklanan 50.000,00 TL'yi davalı şirketin ödemediğini, ayrıca sözleşme dışı davalı şirketin talimatıyla 250.000,00 TL iş yapılarak davalıya teslim edildiğini, bu işin bedelinin de ödenmediğini, davalı şirkete Bakırköy ... Noterliğinin 10/09/2014 keşide tarih ... yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini, ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini, davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalı takipteki müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalı takipteki borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin Tekirdağ Belediyesi ile imzalamış olduğu 13.04.2011 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davacı ile 28.04.2011 tarihinde malzemeli ve işçilikli imalat sözleşmesinin imzalandığını, Beşiktaş ... Noterliğinin ... sayılı ihtarda belirttikleri gibi, SSK prim farklarının, damga vergisinin ödenmediğini, davacının iş yapımı sırasında verdiği zararla ilgili Tekirdağ Belediyesi tarafından aleyhlerine açılan 2012/88 Esas, 2013/663 Karar sayılı davada bedelin tazmin edildiğine dair belgenin verilmesi gerektiğini; davacının taşeron olmasına rağmen ikmal ihalesinin davacı tarafça alınarak hakedişin davacı tarafa yapıldığını; yapılan mutabakata istinaden davacı tarafından ibraname verildiğini belirterek, kötü niyetli açılmış davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; taraflar arasında geçerli ibranameye göre davacının alacağının bulunmadığı, borcun bulunmaması karşısında dürüstlük ilkesi- iyi niyet kuralı gereğince davacının alacağının bulunmamasına rağmen icra takibinde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine; 11.854,24 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin  10.02.2021 tarih ve 2018/1718 Esas,  2021/303 karar sayılı kararı ile,  davacı tarafça, taraflar arasında düzenlenen protokol uyarınca cari hesaptan kaynaklanan 50.000,00 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve ibraname gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiği, taraflar arasında  28.04.2011 tarihli sözleşme ve 03/09/2012 tarihli protokolün düzenlendiği ihtilafsız olup, bu protokol ile tarafların tasfiye koşullarını, tarafların yükümlülüklerini belirlemelerine rağmen, yerel mahkemece protokolde düzenlenen teminatın iadesi şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmediği, bu durumda, protokolde düzenlenen teminatın iadesi şartları değerlendirilerek, iade şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulup, sonucuna göre karar vermesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın, yalnızca ibranameye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.  Dairemiz kaldırma kararı üzerine mahkemece;  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin ilamında açıkça bildirildiği üzere taraflar arasında  28/04/2011 tarihli sözleşme ve 03/09/2012 tarihli protokolün düzenlendiği ihtilafsız olup, bu protokol ile tarafların tasfiye koşullarını, tarafların yükümlülüklerinin belirlendiği, 03/09/2012 tarihli protokolde 50.000,00 TL teminatın su ve elektrik aboneliğinin borçsuz olarak kapatılması halinde 10.000,00 TL'si, üzerinde şantiye binalarının bulunduğu arsanın boşaltılarak terk edilmesi veya  sorumluluğu resmi yazı ile firması üzerine aldığı durumda kalan 40.000,00 TL'nin iade edileceğinin bildirildiği, mahkemece su ve elektrik idarelerine ayrı ayrı müzekkereler yazıldığı, Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 26/01/2022, ... Satış A.Ş.'nin 12/08/2022 tarihli yazı cevapları dikkate alındığında protokol konusu şantiyeye ilişkin halihazırda bir aboneliğin veya borcun bulunmadığı bulunmadığının anlaşıldığı, şantiye binalarının bulunduğu arsanın davacı tarafça boşaltılarak terk edildiği konusunun ise taraflar arasında zaten ihtilaf konusu olmadığı, bu nedenle 03/09/2012 tarihli protokolün hükümleri uyarınca 50.000,00 TL tutarlı teminatın davacı tarafa iadesi için şartların gerçekleştiği kanaatine varıldığı, bu kapsamda davacı tarafın icra takibinde bu bedele ilişkin talebinin kabulü gerektiği, davacı tarafça bu bedele ilişkin talebini içeren Bakırköy ... Noterliği'nin  10/09/2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin 12/09/2014 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiş olması ve verilen 2 günlük sürenin eklenmesi durumunda  TBK'nın 93. Maddesi de dikkate alınarak davalı tarafın 16/09/2014 tarihinde TBK'nın 117/1. Maddesi uyarınca temerrüde düştüğü bu tarihten 26/09/2014 takip tarihinde kadar %9 yasal faiz üzerinden yapılan hesaplamada davacı tarafın takip öncesi 123,29 TL işlemiş faiz talep edebileceği kanaatine varıldığından bu miktar yönünden işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebinin kabulüne, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği;  dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, İİK'nun 67/2. maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gerektiği, eser sözleşmesi neticesindeki davacının talep edilebileceği bedelinin yargılama sırasında ortaya çıkmış olması dikkate alındığında alacağın likit olmadığı kanaatine varılmakla koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği, davalı tarafından cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de davanın reddedilen kısmı yönünden haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığının dosya kapsamı itibariyle ispatlanamamış olması ve bu yönde herhangi bir delil bulunmaması nedenleriyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek;  davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının itirazının 50.000,00 TL asıl alacak ve 123,29 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 50.123,29 TL üzerinden iptaline, takibin 50.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,00 oranını aşamamak kaydıyla yasal faiz yürütülmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davacının alacaklı olduğunun tespit edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararının İİK 67/2 maddesi gereğince alacağın sözleşmeye dayalı ve likid olduğunu, kendileri lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemenin icra inkar tazminatının reddine karar verildiğini,  TTK.nun  18/II. maddesine göre de her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini,  davalı şirket  haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı basiretli bir tacir gibi davranmamakta, ticari ilişkinin bitmesini fırsat bilerek haksız kazanç temin etmeye çalıştığını, mahkmece  icra inkar tazminatımızın reddine karar verilmesinin usul ve esas açısından hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kısmen ret kararının  kaldırılarak yeniden yargılama yapılarak neticede davalı aleyhine %20'sinden az olmamak koşuluyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafından kesilen teminatın bir diğer kaynağı davacının sigorta ve damga vergisi borçları olduğunu, 03.09.2012 tarihli  protokol tarihinde davacının oluşması muhtemel borçları elektrik ve su borçları olduğunu,  ancak daha sonrasında taraflar arasındaki kesin hesap ilişkisi sona erdirilmeye çalışılırken davacının davalıya  sigorta prim ile damga vergisinden kaynaklı borçlarının olduğunu, bu nedenle kesilen teminatın bu borçlar ödenmedikçe iade edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafından  bu borçların ödendiğine dair davalıya belge getirilmediği gibi dosyaya belge sunulmadığını, bilirkişi raporunda da davacının 40.725,68 TL SGK primi  ve 30.197,42 TL damga vergisi borcunun olduğunun belirlendiğini, 03.09.2012 tarihli protokolde su ve elektrik borcu için kesinti yapılmış olsa da daha sonrasında da davacının borçları devam ettiğini, bu borçlar devam ettiği için de teminatın iade edilmediğini,  bu nedenle mahkemece yalnızca 03.09.2012 tarihli protokol hükümleri dikkate alınarak karar verilmesinin  hatalı olup istinaf başvurusu  neticesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı  şirketin iyiniyet çerçevesinde saklı tutmuş olduğunu ve defter incelemeleri neticesinde hesaplanan alacak miktarı da davacının kötüniyetini ispatlar nitelikte olduğunu, davacı tarafından borçların ödendiğine dair davacıya  belge getirilmediğini, bilirkişi raporunda sözleşmenin ilgili maddelerine atıf yapılarak açıkça belirtildiği üzere; davacı tarafından ödenmesi gerektiği halde, tüm uyarılara rağmen bugüne kadar SSK prim farkları ödenmediğini,  SSK prim ödemelerinin ödenmemesi durumunda, davacı  şirketin ödeme yapacağı ve bu ödemenin davacının hak edişinden fazlasıyla düşüleceğinin kararlaştırıldığını, bilirkişi raporundaki hesaplamalar çerçevesinde, davacının ödemesi gereken 40.725.68 TL'lik SGK priminin ödenmediğini, davacı tarafından ödenmeyen 40.725,68 TL'lik SGK priminin davacı tarafından ödendiğini, davacının 40.725,68 TL'yi sözleşme hükümleri kapsamında davacının hak edişinden düşürme hakkı bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplamalar neticesinde, davacı tarafından, damga vergisinin 30.197,42 TL'lik kısmının ödemediğinin tespit edildiğini, davacı tarafından ödenmeyen 40.725,98 TL'lik sgk primi davacı tarafından ödendiğini, dolayısıyla davacının talebinde haksız ve kötüniyetli olduğunu, bilirkişi raporunda davalı şirket ile davacı şirket arasında imzalanan malzemeli ve işçilikli  imalat sözleşmesi’nin ilgili maddelerine göre davacı tarafından ödenmesi gereken SSK prim ödemeleri olan 40.725,98 TL ile damga vergisi tutarı 30.197,42  TL'nin davacı tarafından ödenmediği, buna ilişkin talep edilen ödeme dekontlarının kendilerine teslim edilmediğini, davacı kötü niyetli ve haksız bir şekilde huzurda görülen dava ile alacaklı olduğunu iddia ettiği 50.000,00 TL'yi talep ettiğini,  sözleşme kapsamında davacının 50.000,00 TL alacağı olduğu bir an kabul edilse dahi sözleşmeden doğan borçları olan SSK prim farkları ile damga vergisi tutarları toplamının 70.923,10 TL olduğunu, bu tutarın davalı tarafından ödendiğini, sözleşmeden doğan haklarını kullanan davalı ...'ın davacının hak edişinden düşürme hakkını kullandığını, davalının SGK prim ve damga vergisi borçlarından dolayı davacı şirketten 70.923,10 TL alacaklı olduğunun dosyada alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, huzurdaki davadaki davacının 50.000,00 TL alacağı olduğu bir an kabul edilse dahi davada zaten takas-mahsup defini ileri sürdüklerini, dolayısıyla mahkeme tarafından davalı tarafından ileri sürülen takas-mahsup definin dikkate alınmadan karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davada davacının 50.000,00 TL alacağı olduğunu, davalı  tarafça  davada zaten takas-mahsup defi ileri sürüldüğünü, dosyada davalı  şirketin de alacağı olduğu gözetilmeden ve bir an için kabul edilse dahi 50.000,00 TL alacak olsa dahi her iki alacak takas mahsup edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında 28.04.2011 tarihli malzemeli ve işçilikli imalat sözleşmesi imzalanmış olup, davacı edimini tamamlamak suretiyle davalı iş sahibine teslim etmiştir. Yine taraflar arasında 03.09.2012 tarihli protokol imzalanmış olduğu tarafların kabulündedir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşme ve protokol hükümleri kapsamında edimlerinin tamamlandığını ve kendilerinden kesinti yapılan ayrıca protokol gereğince iade edileceği kararlaştırılan 50.000,00 TL'nin ödenmemesi sebebiyle girişilen icra takibine davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davalı ise, taraflar arasında sözleşme ve protokol'ün imzalandığını, davacı tarafın sözleşme gereğince gerek SGK pirim borçlarını ve gerekse damga vergisi borçlarını kendilerine ödemediğinden davacının alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş;  mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile icra takibinin 50.000,00 TL asıl alacak ve 123,29 TL işlemiş faiz itibariyle itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.Mahkemenin 2014/1387 esas sayılı dosya üzerinden verilen ilk  kararında davalının SGK ve Damga vergisi alacakları bulunduğu ve davanın bu alacak miktarının takip miktarından fazla olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda, mahkemece, taraflar arasındaki 03/09/2012 tarihli protokol hükümleri kapsamında mahkemece yapılan araştırmada; Tekirdağ belediyesinden alınan 26.01.2022 tarihli yazıda abonelikler ile ilgili herhangi bir alacak borç bulunmadığı, taraflara cezai işlem uygulanmadığı bildirilmiş; yine elektrik şirketinden alınan 12.08.2021 tarihli yazıda da abonelikler ile ilgili bir alacak borç ilişkisinin bulunmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 03.09.2012 tarihli protokol ile; taraflar arasında imzalan sözleşme gereğince davacı şirketinin alacağının 400.886,00 TL, kesilen teminat bedelinin 50.000,00 TL olduğu, kalan 350.886,00 TL alacağın iki ayrı çek ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine dosyaya sunulan 26.06.2012 tarihli hakediş bedeli çıkartılmış, davacı şirketin toplam hakediş alacağının 868.380,39 TL olduğu belirlenmiş ve taraflarca bu hakediş evrakı imzalanmıştır. Taraflar arasında 26.06.2012 tarihinde düzenlenen hakediş sonrasında taraflarca 03.09.2012 tarihli protokol imzalanmış olup, davalı tarafından 50.000,00 TL'nin teminat olarak kesildiği ve bu teminat iadesi için elektrik ve su aboneliklerinin sonlandırılması ve şantiyeden çıkılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Toplanan deliller kapsamında elektrik ve su aboneliklerine ilişkin bir borcun bulunmadığı, şantiyeden davacının ayrılmış olduğu anlaşıldığından, protokol kapsamında davacının edimlerini yerine getirmiş olması sebebiyle teminatın davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, mahkemece, 50.000,00 TL asıl alacak ve  temerrüt tarihine göre hesaplanan 123,29 TL takip öncesi işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde olmuştur. Ayrıca, davacının kötüniyetli icra takibi yaptığına ilişkin dosyaya delil sunulmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Bununla birlikte; taraflar arasında imzalanan prokolde icra takibine konu 50.000,00 TL bedelin iadesi şartlarının belirtildiği, iade edilecek bedelin belli ve bilinebilir olduğu dikkate alındığında, icra takibine itiraz edilerek icra takibinin durmasına sebebiyet verilmiş olmasından dolayı asıl alacak miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL asıl alacak ve 123.29 TL takip öncesi işlemiş faiz olarak 50.129,23 TL yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın likid olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, davalı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE, 2-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2022 tarih ve 2021/193 Esas, 2022/707 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın KISMEN  KABULÜ ile,  davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının itirazının 50.000,00 TL asıl alacak ve 123,29 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 50.123,29 TL üzerinden iptali ve takibin DEVAMINA, Dava konusu alacak likid olduğu anlaşıldığından, 50.000,00 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Davalının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE, <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken   3.415,50   TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 766,01TL harcın mahsubu ile bakiye 2.649,49TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2- Davacı tarafından yapılan 25,20 TL başvurma harcı, 766,01 TL peşin harç, 850,00 TL bilirkişi ücreti, 389,10 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.030,31 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan   Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca   17.900,00  TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 197,25 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam   689,25 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Davalıdan alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 855,98.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.559,52 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 26/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2559a0d0b164ea0f","SID":"2bbb7da64ddb08e2"}}