{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2020/1349 <br>KARAR NO: 2023/1513<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/02/2020<br>NUMARASI: 2016/414 Esas, 2020/176 Karar<br>DAVA: Alacak<br>Birleşen İstanbul 13.asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/460 Esas Sayılı Dosyası:<br>DAVA: İtirazın İptali <br>Birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/664 Esas Sayılı Dosyası  :<br>DAVA: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 27/12/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin ... Konutlarının Hafriyat ve Kaba İnşaatı işini üstlendiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında 30.03.2015 tarihinde ... Konutları İnşaatı Projesi Hafriyat & Kaba Yapı İşleri Alt Yüklenici Sözleşmesinin imzalandığını, davalı şirketin 06.10.2014 tarihli ihbarname ile sözleşmenin 8.1. maddesine dayanarak tebliğ tarihinden 10 gün sonra geçerli olmak üzere hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tek yanlı ve tazminatsız olarak sözleşmenin fesh edildiğini, müvekkili şirketin, 13.10.2015 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'nden gönderdiği cevap ile ihbarnamede yer alan hususları cevapladığını, işin %90’ından fazlasının bittiği bu aşamada tazminatsız feshin iyi niyetli sayılmayacağını, sorun varsa görüşmeye hazır olduğunu ya da fesih hususunda ısrar ediliyorsa 10 günlük sürenin sonunda şantiyenin terk edileceğini ayrıca alacakların tahsili ve zarar ziyanın tazmini  haklarını saklı tuttuğunu bildirdiğini, bu arada Soma Sulh Hukuk Mahkemesinden durumun tespitinin istendiğini, davalı şirket yetkililerinin de bulunduğu ortamda 13-14-15 Ekim 2015 tarihlerinde şantiyede keşif ve bilirkişi incelemesi icra edildiğini, hazırlanan raporun 26.11.2015 tarihinde tebliğ alındığını, raporla işin %91,5 oranında tamamlandığının Soma Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından da tespit edildiğini, müvekkili şirketin 5 ve 6 nolu hak edişleri, bu hak edişlere esas olan As-Built çizimlerini, 18.10.2015 tarihi itibarı ile saha imalat durumunun görülebileceği fotoğrafları içeren saha tespit tutanağını 06.11.2015 tarihinde davalının yetkilisine imza karşılığı teslim ettiğini ve 10 gün beklediğini, davalı şirketin 10 günlük süre içinde geri dönüş veya ödeme de bulunmadığını, Beyoğlu ... Noterliği'nden keşide edilen 16.11.2015 tarihli ihtarname ile 30.09.2015 tanzim tarihli 5 numaralı hakediş sebebiyle (avans düşüldükten sonra) 947.022,08 TL 03.11.2015 tanzim tarihli 6. numaralı hakediş sebebiyle (bakiye avansın tamamı düşüldükten sonra) 561.225,22 TL’nin 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, 1.508.247,30 TL tutarındaki hakediş alacaklarının ödenmediğini belirterek, 5 numaralı hakedişden kaynaklanan ve avans mahsup edildikten sonra kalan 947.022,08 TL, 6 numaralı hak edişten kaynaklanan ve avans mahsup edildikten sonra kalan 561.225,22 TL olmak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere toplam 1.508.247,3 TL’nin dava tarihinden itibaren TCMB’nın avans işlemlerine uyguladığı had üzerinden değişken şekilde hesaplanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa İli, Soma İlçesinde meydana gelen maden kazasında hayatını kaybeden madencilerin ailelerinin ihtiyacını karşılamak üzere AFAD ile ... Anonim Şirketi arasında AFAD tarafından teslim edilen taşınmaz üzerinde 301 adet konut, bir adet ilk öğretim okulu, bir adet cami, 1.500 m2 alan üzerinde kurulu çocuk parkı ve bir adet madencileri anmaya yönelik anıt inşa edilip madenci ailelerine teslim edilmek üzere AFAD'a hibe edilmesine ilişkin 17/07/2014 tarihli bağışlama sözleşmesi akdedildiğini, bağışta bulunan ... Anonim Şirketi ile davacı şirket arasında 30/03/2015 tarihli kazı, harfiyat ve kaba yapı işleri ile gerekli malzemelerin temini işlerine ilişkin alt yüklenici sözleşmesinin imzalandığını, imzalanan sözleşmenin sözleşmede bu hakkın tanınmış olması nedeniyle davalı tarafından 18/10/2015 tarihi itibariyle feshedildiğini, davacı ile yapılan alt yüklenici sözleşmesinden sonra ve sözleşmede belirlenen sürelerde gerekli işlerin yapılmadığının ve bir takım davalı şirket personelinin darp edilmesinin bizzat sahada tespit edildiğini, bu sebeplerle ve davacı yetkilisinin şantiyeyi terk etmeye hazır oldukları yönündeki davalı şirket temsilcisine maili de gözetilerek yanlar arasındaki sözleşmenin tek taraflı olarak 18/10/2015 tarihinde fesihedildiğini, 08/10/2015-18/10/2015 tarihleri arasında davacı tarafından demobilizasyon işlemleri yapılarak şantiye sahasının terk edildiğini, davacının Soma Sulh Hukuk Mahkemesi nezdindeki tespit istemini müteakip sunulan bilirkişi raporuna davalının itiraz ettiğini, fesih tarihi itibariyle taraflar arasında anlaşma sağlanarak ödemesi yapılan 4 adet hak ediş bulunduğunu, ancak bu hak edişlerin geçici nitelikte olduğunu ve kesin hak edişin ancak yapılan ve yapılmayan, noksan yapılan işlerin tespiti neticesinde düzenlenebileceğini, davalı tarafından kesin hak edişlerinde tespit edilmesi amacıyla Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden kesin hesap raporunun talep edildiğini, mahkeme kararı ile yapılan kesin hakediş tespitine göre davalı müvekkilinin 14.191,23 TL alacaklıyken tarafların cari hesap kayıtlarına göre 125.831,16 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasında işin başlamasından itibaren uygulandığı üzere davalı tarafından davacı personeline verilen yemeklerin bedelinin davalıya fatura edildiğini, davalı tarafından tanzim edilen Mayıs-Ağustos dönemine ilişkin faturalırın tümünün tarafların mutabakatıyla davacı alacağından mahsup edilerek ödendiğini, ancak Eylül 2015 dönemi yemek bedeline ilişkin ... nolu 30/09/2015 tarihli 117.694,08 TL bedelli fatura ile Ekim 2015 dönemi yemek bedeline ilişkin ... nolu 01/10/2015 tarihli 52.009,24 TL bedelli faturaların davalı şirketin cari hesaplarında ödenmemiş olarak göründüğünü, bu iki döneme ilişkin yemek bedellerine ait faturaların davacıya teslim edildiğini ve her hangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı tarafından şantiye sahasında yapılan sözleşme dışı masraflara ilişkin olarak tanzim edilen ... nolu 15/09/2015 tarihli 41.771,76 TL bedelli fatura ile ... nolu 30/09/2015 tarihli 2.100,40 TL bedelli faturaların davalının borcundan mahsup edilmesi neticesinde cari hesaplara göre davalının davacıdan 125.831,16 TL alacaklı olduğunu, Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/166 D.İş sayılı dosyası üzerinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre davalının davacı şirketten 140.022,39 TL alacaklı olup dava tarihi itibariyle davacının her hangi bir alacağının bulunmadığını, davalının 140.022,39 TL alacağını davacının 306.940,53 TL bedelli teminat mektubundan tahsil ettiğini, teminat mektubundan geri kalan bedelinde kesin hakedişlerin yapılmasını müteakip artan kısım kalır ise iade edileceğini, davacıdan olan alacakları gereğince takas ve mahsup taleplerinin olduğunu, davalının sözleşmeyi feshinin sözleşmede tanınan açık yetki gereğince olması nedeniyle hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığını, davalının davacıya borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Birleşen İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/460 esas sayılı dosyasında davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında 30.03.2015 tarihli ... Konutları İnşaatı Projesi Hafriyat&Kaba Yapı İşleri Alt Yüklenici Sözleşmesi bağıtlandığını, vekil edeninin iş bu sözleşmede yükümlendiği edimlerini yerine getirdiğini, ancak vekiledeni tarafından tanzim edilen  30.09.2015 tarihli 2.100,40 TL, 15.09.2015 tarihli 86.408,45 TL, 17.10.2015 tarihli 41.771,76 TL değerindeki faturaların davalı tarafça ödenmediğini, fatura bedellerinin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/460 esas sayılı dosyasında davalı vekili, yanlar arasında  30.03.2015 tarihli sözleşme bağıtlandığını, sözleşmede bulunan açık hakka dayanılarak sözleşmenin, vekiledeni tarafından 18/10/2015 tarihi itibariyle feshedildiğini, söz konusu fesih nedeniyle vekil edeni aleyhine davacı tarafından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/414 sayılı dosyası üzerinden alacak ve tazminat istemli haksız bir dava açıldığını hali hazırda derdest olduğunu, iş bu davaya konu faturaların, yanlar arasında bağıtlanmış olan alt yüklenici sözleşmesinin konusu dışında, cari hesap kapsamında ve sözleşme dışı hizmet sunumu nedeniyle ve yanlar arasında sözleşme ilişkisi devam ederken şantiyede gereksinim duyulan bazı hizmetlerin verilmesi nedeniyle, davacı tarafından vekil edenine tanzim edilmiş faturalar olduğunu, söz konusu faturalardan 15/09/2015 tarihli 86.408,45 TL miktarlı faturanın taraflar arasında mutabık kalınan 2.343.438,82 TL tutarındaki 4 nolu geçici hakediş ödemesinde dikkate alınarak 22/09/2015 tarihinde banka EFT'si ile ödendiğini ve bu ödemeye ödeme tarihinde cari hesapta yer alan ve vekiledeni şirketin tanzim ettiği 31/08/2015 tarihli 212.458,90 TL bedelli faturanında dahil edildiğini, 4 nolu hakediş ödemesinden sonra vekiledeni şirket tarafından tanzim edilerek davacı tarafından kabul edilmiş bulunan eylül 2015 dönemi yemek bedeline ait 30/09/2015 tarihli 117.694,08 TL bedelli, ekim 2015 dönemi yemek bedeline ait 01/10/2015 tarihli 52.009,24 TL bedelli faturalar ile; davacı tarafından tanzim edilmiş ve dava konusu edilen 15/09/2015 tarihli 41.771,76 TL bedelli, 30/09/2015 tarihli 2.100,40-TL bedelli faturalar BK 139 madde hükmüne dayalı olarak vekil edeni şirketin alacaklı olduğu tutardan takas/mahsup edildiğini ve bu suretle ödendiğini, dolayısıyla vekil edeni şirketin davacıya borçlu bulunmadığı gibi alacaklı olduğunu, vekil edeni şirketin 125.831,16 TL tutarındaki bakiye alacağının yanlar arasında devam eden İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/414 esas sayılı dosyasında da takas/mahsup def'i ile ileri sürüldüğünü, işbu davada da takas/mahsup def'ini ileri sürdüklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/664 esas sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkili şirketin AFAD'a ait Manisa, Soma, ... Mevkii, ... ada, ... nolu paftada kayıtlı taşınmaz üzerinde hibe yolu ile ... Holding tarafından davalı şirkete yaptırılan inşaat işleriyle ilgili 30/03/2015 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin inşaatın kazı, hafriyat, kaba yapı işleri ile gerekli malzemenin bu sözleşmedeki esaslarla temin edilmesi işini yüklendiğini, işyerinin teslimini müteakip kazı ve hafriyatın tamamlanması, konut olarak kullanılacak 13 adet binanın, okul, cami, su deposu ve ısı merkezlerinin kaba inşaatının yapılmasından ibaret olduğunu, müvekkili şirketin işini zamanında bitirmesini engelleyecek kendisinden kaynaklanmayan ve tamamı davalı şirketten kaynaklanan pek çok zorlukla karşılaştığını ve bunları işverene her seferinde yazılar ile ihbar ettiğini, müvekkili şirketin alt yüklenicilik sözleşmesinin 06/10/2015 tarihli ihtarname ile 10 gün sonra geçerli olmak üzere hiç bir gerekçe gösterilmeksizin tek yanlı ve tazminatsız olarak fesih edildiğini,  Soma Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/35 D.İş sayılı dosyasında keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporları ile  üstlenilen işin %91.53’ünün bittiğinin tespit edildiğini, 6 ve 7 nolu hakedişlerin ödenmediğini, temninat mektuplarının iade edilmediğini, müvekkili şirketin ... gurubu mensubu olan davalı şirketin işini %91,5’unu bitirmişken sözleşmesinin haksız ve kötüniyetli, tek yanlı ve tazminatsız olarak fesih edilmesi sebebiyle büyük bir sıkıntı içine girdiğini, itibarının zedeleneceğini belirterek, 4.633.701,05 TL muhtelif maddi zarar ziyan ile 350.000,00 TL tutarındaki manevi zarar olmak üzere toplam 4.983.701,05 TL tutarındaki maddi ve manevi zararımızın TCMB tarafından avans işlemlerine uygulanan had üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/664 esas sayılı dosyasında davalı vekili, davanın haksız ve metnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde geçen hususların gerçek olmadığını, yanlar arasındaki cari hesap ilişkisine göre davacının davalıdan alacağının bulunmadığını bilakis borcunun bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, sözleşmenin fesh edilmiş olması nedeniyle davacının hak ediş talebinde  bulunamayacağı, sözleşmenin feshi nedeniyle taraflar arasında tasfiye hesabının (kesin hak edişin) tespitinin ve buna göre tarafların birbirlerinden alacak ve borçlarının belirlenmesi gerektiği, taraflar arasında sözleşme kapsamındaki işlerin devamı sırasında 4 adet hak ediş düzenlendiği, bu hak edişlerin taraflar arasında itirazsız olarak imzalandığı, tarafların kabulünde olduğu üzere 4 hak ediş sonunda yapılan toplam imalatın 5.078.127,52 TL olduğu, davacı alt yüklenici tarafından toplam bedeli 1.508.247,3 TL bedelli 5 ve 6 no lu hak edişlerin düzenlenerek yükleniciye verildiği ve yüklenici tarafından onaylanmadığı, ayrıntısı bilirkişi kurulu raporunda yer alan davacının kesin hesap icmaline göre belirlediği toplam imalat miktarının 6.472.765,94 TL olduğu,  Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/166 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile belirlenen ve davalı yüklenicinin kabul ettiği kesin hak ediş icmaline göre imalat toplamının 6.138.810,64 TL olduğu, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi kurulu asıl raporuna ek tablodan anlaşılacağı üzere, davacının yanlar arasındaki sözleşmenin tasfiyesinde göz önüne alınacak imalatının (toplanan delillerle sübut bulan ve ayrıntısı asıl rapora ek tabloda yazılı iş ve imalatlara ilişkin) 6.308.921,77 TL, iş değişiklikleri nedeniyle yapılan diğer işlerin bedeli olan 19.066,69 TL'nin eklenmesi suretiyle toplamda 6.327.988,46 TL imalat olduğu, davacıya 4 nolu hak edişle 5.078.127,53 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme düşüldüğünde hak ediş miktarının 1.249.860,93 TL 224.974,97 TL KDV eklendiği taktirde 1.474.835,90 TL olduğu, sözleşmenin tasfiyesine ve kesin hak edişe ilişkin davacının 1.474.835,90 TL miktarındaki hak edişinden 63.493,05 TL nakit teminat iadesi (sözleşme gereğince) 341.125,25 TL avans kesintisi (sözleşme gereğince) 44.994,99 TL KDV düşüldüğü taktirde davacının neticede asıl davada talep edebileceği sözleşmenin tasfiyesi ve kesin hak edişinin 1.026.222,61 TL olduğu, ticari defter ve kayıtlara göre mahkeme tarafından sübut bulduğu kanaatine varılan davacının davalıya olan 125.831,16 TL miktarındaki borcu mahsup edildiğinde davacının asıl davada talep edebileceği nihai alacağının 900.391,45 TL olduğu, asıl davada davacının talebinin bu miktar yönünden yerinde olduğu, fazlaya ilişkin isteminin yerinde olmadığı, dosyada mevcut kayıt ve belgelerden, Soma Sulh Hukuk Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan raporlardan ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporundan analaşılacağı üzere, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle davacının birleşen İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/664 esas sayılı dosyasında  04 mayıs-17 eylül 2015 arası gelir ve kar kaybı talebinde bulunabileceği, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere bu miktarın 100.831,35 TL ve 18.149,64 TL KDV olduğu, kalıpların yükleniciye devri nedeniyle (inşaat alanında kalan ve kullanılamayacak hale gelen) davacının bilirkişi raporunda hesaplandığı gibi bu kalem nedeniyle 198.879,26 TL ve 35.798,27 TL KDV alacaklı olduğu, davacının kendi katlandığı ödemeler nedeniyle 5.269,27 TL ve 948,47 TL KDV  finansman giderleri yaptığı ve davalıdan bu kalem nedeniyle alacaklı olduğu, davacının mayıs ayı mobil vinç kirası yönünden 76.732 TL, haziran ayı mobil vinç kirası yönünden 19.550 TL davalıdan alacaklı olduğu, yine davacının nisan ayı Jeneratör masrafı yönünden 18.382 TL, verim düşüklüğü işçilik farkı için 259.910 TL ve 46.783,80 TL KDV alacaklı olduğu, neticede davacının ispat edilen ve bilirkişi kurulu raporunda açıklanan, mahkemece de kabul edilen birleşen davada talep edebileceği alacak miktarının 781.234,06 TL olduğu, davacının birleşen dosyadaki bir kısım alacak kalemlerine ilişkin istemlerinin (03 Nisan-04 Mayıs 2015 arası genel gider talebi vb) hakedişler içerisinde olması ve bir kısım masraflara davacı alt yüklenicinin katlanacak olması (03 Nisan -04 Mayıs 2015 tarihleri arası otel konaklama ve servis ücreti vb) nedeniyle yerinde olmadığı, nisan ayında mobil vinç ihtiyacının bulunmaması nedeniyle nisan ayı mobil vinç kirasının talep edilemeyeceği, davalının sorumluluk alanında çalıştığı hususunun da ispat edilemediği, yine her ne kadar davacı tarafça birleştirilen davada manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, davalı taraftan sadır olan ve davacı tüzel kişiliğe yönelen ve haklarını ihlal mahiyetinde her hangi bir iş ve eylem ispat edilemediğinden ve bu suretle manevi tazminat istemine ilişkin koşullar somut olayda gerçekleşmediğinden davacının manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, her ne kadar davacı tarafça birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/460 esas sayılı dosyasında, sözleşme kapsamında yer almayan ek talepler nedeniyle keşide edilen 30/09/2015 tarihli 2.100,40 TL bedelli, 15/09/2015 tarihli 86.408,45 TL bedelli, 17/10/2015 tarih 41.771,76 TL  bedelli faturalar nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminde bulunulmuş ise de, davacını faturalara konu ettiği alacakların bir kısmının 4.hak ediş ile ödendiği ve geri kalan miktarında kesin hak ediş kalemleri içerisinde yer aldığı, davacının birleşen bu davasının yerinde olmadığı gerekçeleriyle, 2016/414 esas sayılı asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulüne, 900.391,45 TL nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2016/664 esas sayılı birleşen dava yönünden; birleşen davanın kısmen kabulüne, 781.234,06 TL'nin dava tarihinden değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, koşulları somut olayda gerçekleşmediğinden davacının manevi tazminat isteminin reddine, davacının fazlaya dair istemiyle, hüküm altına alınanlar dışındaki birleşen davada taleplerinin tümden reddine, 2017/460 esas sayılı birleşen dava yönünden; davanın reddine, davacının iş bu dava da koşulları oluşmayan diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, 2016/414 esas sayılı asıl davada reddedilen kısmın  usul ve yasaya aykırı  olduğunu,  bilirkişi raporlarında  kesin hesabın 900.391,45-TL olarak hesaplandığını,  nakit teminat kesintisinin ise 316.399,42-TL olarak tespit edildiğini,   nakit teminatın  ödenerek ihtilafa son verilmesi gerektiğini, bilirkişilerce 125.831,16-TL'lik tutarın kesin hesaptan  düşüldüğünü,  davalının bu tutar ile ilgili açmış olduğu karşı dava veya zamanında ileri sürülmüş bir takas mahsup talebinin bulunmadığını, 125.831,16-TL'nin alacağa eklenmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesinin haklılıklarını ortaya çıkaracağını, yeni bir bilirkişi raporu alınarak, reddedilen kısmın kaldırılmasını talep ettiklerini, birleşen 2016/664 esas sayılı dava ile ilgili istinaf kanun yolu başvuru sebeplerinin ise   müvekkili şirketin, işi zamanında bitirmesini engelleyecek kendisinden kaynaklanmayan, tamamı davalı şirketten kaynaklanan pek çok zorlukla karşılaştığını ve bunları  davalı şirkete  bildirmelerine rağmen, müvekkili şirketin alt yüklenicilik sözleşmesinin 06.10.2015 tarihli ihtarname ile 10 gün sonra geçerli olmak üzere hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tek yanlı ve tazminatsız olarak fesih ettiklerini, Soma Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporlarına istinaden üstlenilen işin 91.53'ünün bittiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketça 30.09.2015 tarihinde hazırladığı ancak resmen teslim alınmayan 5 numaralı hak edişle, feshin yürürlüğe girdiği 18.10.2015 tarihine kadar yapılan imalatlarla ilgili 6 numaralı hak edişi 06.11.2015 tarihinde davalının yetkilisine teslim  edildiğini, bu talepleriyle ilgili ihtarname karşı tarafa tebliğ edilmesine rağmen karşı tarafça 7 gün içinde cevap verilmediğini, birleşen davadaki manevi tazminat taleplerinin, müvekkili şirket ... gurubu mensubu olan davalı şirketin işinin 91,5'unu bitirmişken sözleşmesinin haksız ve kötü niyetli, tek yanlı ve tazminatsız olarak fesih edilmesi sebebiyle müvekkili şirketin büyük bir sıkıntı içine girmesi ve uzun yıllardır referans gösterdiği ... Gurubunun mensubu olan bir şirketten iş bitirme belgesi alamaması sebebiyle olduğunu,  müvekkilinin kusurundan kaynaklanmayan geç yer teslimi sebebiyle, müvekkilince öngörülmeyen ve öngörülmesi de kendisinden beklenemyecek olan ilave genel giderlerin hukuken davalı yana yükletilmesi gerektiğini, bilirkişi heyetinden itirazları doğrultusunda rapor alınması gerektiğini, ek raporda kök raporlarındaki görüşlerini değiştirmediklerini, mahkemenin bu görüşü kabul ettiklerini, genel giderlerin sözleşme fiyatına işin süresince (136 gün) hesaplanarak ilave edildiğini, müvekkili şirketin kontrolü altında olmayan gecikmeler sebebiyle oluşan ilave sürelerde yapılan genel gider harcamalarını sözleşme rakamına ilave olarak talep ettiklerini,  edimlerin davalı tarafça yerine getirilmemesi sebebiyle 04.05.2015 tarihine kadar otelde konaklatılmak zorunda kaldığını, talep 7- nisan ayı şantiye otel arası servis kiralama talebi, yapılan konaklama zarureti sebebiyle oluşan servis giderlerine ait harcamaların davalı yandan talep edilmesi hukuka uygun olduğunu,  ilave kalıp kirası yönünden taleplerinin  bilirkişi kök ve ek raporlarında bu konu ile ilgili olarak davacının yaptığı bütün imalatın metrajını çıkartarak kesin hesaba katılmadığını, 136 güne ilave olarak müvekkili şirketin kontrotü dışında oluşan gecikmelerden kaynaklı  ilave sürelerde yapmak zorunda kalınan personel maaşları, personel yemekleri, şantiye ofis giderleri harcamaları  olduğunu, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu,  personele ödenen ihbar tazminatları, müvekkili şirketin kontrolünde olmayan söz konusu gecikmeler sebebiyle oluşan verim düşüklükleri ve iş kayıplarının telafisi için müvekkili şirket tarafından fazla mesai, gece vardiyası ve ilave ekip takviyesi gerçekleştirilmek zorunda kalındığını, bu ilave maliyetlerin tümünün müvekkili şirketçe karşılandığını, eksik inceleme ile kurulan hükümü kabul etmediklerini,  onaylanmayan ilave işler ile ilgili  taleplerinin mükerrerlik taşıdığı iddiası ile kabul görmediğini,  bu kararı da kabul etmediklerini, ilave işler hakedişler içerisinde yer almamakta  olduğunu, finasman giderleri yönünden, bilirkişi heyeti, ek raporlarında itirazlarına karşı herhangi bir yorumda bulunmadıklarını bu yönden yeni bir heyetten rapor alınmasını talep ettiklerini,  yerel mahkemece manevi tazminat talebinin reddedilmesinin hukuk uygun olmadığını, birleşen 2017/460 esas sayılı dava ile ilgili istinaf kanun yolu başvuru sebeplerinin,  birleşen 2017/460 Esas sayılı dosyanın konusunun itirazın iptali olduğunu, yerel mahkemece hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan inceleme yetersiz bir inceleme olduğunu,  bilirkişi incelemesinde tarafların ticari defterlerinin bir kez daha incelenmesi gerektiğini belirterek, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/414 Esas, 2020/176 Karar, 18.02.2020 (ve birleşen davalar yönünden) tarihli kararının reddedilen kısmının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü yerel mahkeme kararının  kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, sözleşmeye göre, müvekkili şirket tarafından sözleşme uyarınca davacı sorumluluğunda bulunan mobilizasyon işlerinin erken başlatılması için kısmi yer teslimi olarak 13.04.2015 tarihinde yer teslimi yapıldığını,  resmi yer tesliminin ise 04.05.2015 tarihinde yapıldığını, sözleşme süresinin resmi yer tesliminin yapıldığı 04.05.2015 tarihinden başlamak üzere hesap edildiğini, sözleşmede belirlenen 136 günlük sürenin sonu olan 16.09.2015 tarihinde müvekkili şirket yetkililerince sahaya gidildiğinde sözleşme konusu konut bloklarının geçici kabule hazır olmadığının tespit edildiğini ve sözleşme şartları dahilinde işin alt yüklenici durumundaki davacı  tarafından tamamlanmasının beklendiğini, bu süre içerisinde bir grup davacı personelinin müvekkili şirket çalışanı olan vinç operatörlerinden birini darp ettiğini, 02.10.2015 tarihli e-mail'de yer alan beyanlar ve davacının sözleşmenin sonlandırılması talebi sebebiyle müvekkili şirket tarafından davacı ile iş ilişkisinin sürdürülemeyeceğine kanaat getirildiğini, müvekkili şirkete iletilen 02.10.2015 tarihli davacı şirket yazısındaki talebi uyarınca davacı şirketin de şantiyeden çıkmaya hazır olduğu kararı göz önünde tutularak, sözleşmenin 8.1.'nci maddesindeki herhangi bir gerekçe göstermeksizin tek taraflı ve tazminatsız olarak akdin feshi hakkına dayanılarak, davacı ... müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin, müvekkili şirket tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini,  fesih tarihi itibariyle taraflar arasında anlaşma sağlanarak ödemesi yapılan 4 adet hakediş bulunduğunu, fesih tarihi itibariyle inşaatın kesin hesabının ve hakedişinin tespit edilmesi amacıyla Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/166 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti talep edildiğini, davacı tarafından kesin hesap hakedişi gönderilmediğinden ve/veya mezkur hesabın birlikte yapılabilmesi için muhatap tarafından herhangi bir başvuru da yapılmamış olduğundan davacıya kesin hesap hakedişi yapılana kadar ödeme yapılamayacağını, bu hesap sonucuna göre hareket edileceğinin bildirildiğini, Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/166 D.İş sayılı dosyası üzerinden talep edilen, kesin hesap raporunu da içeren delil tespiti dosyasına ilişkin bilirkişi raporu  yapılan işin toplam hakediş tutarının 6.138.810,64 TL olduğu, bu tutarın 5.078.127,53 TL'sının 4 adet ara hakediş ile davalı müvekkili şirket tarafından sözleşme ve kanuni kesintileri yapılarak ödenmiş olduğunu, kesin hesap tutarının ise KDV dahil 1.251.606,07 TL olduğunun tespit edildiğini,  kesin hesap tutarından, sözleşmenin 7.3.1.'nci maddesi gereğince, davacının ilk 4 ara hakedişinden %5 oranında kesilen nakit teminat tutarının 253.906,37 TL olduğunu, kesin hakedişten ise 53.034,16 TL'lık kesintinin yapılarak, toplamda nakit teminat tutarının 306.940,53 TL olduğunun tespit edildiğini, davacıya sözleşmenin 7.1. maddesi gereğince ödenmiş bulunan 848.938,00 TL avans tutarının, sözleşmenin 7.1. (a) ve (b) maddeleri uyarınca daha önceki 4 ara hakedişten 507.812,75 TL.'sının kesilmiş olduğunu, müvekkiline ödenmemiş bakiye avans bedeli olan 341.125,25 TL.'nın davacı uhdesinde olduğu için kesin hesap hakedişinden kesilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, sözleşmenin 5.3.ncü maddesine göre işin geciktiği her bir gün için sözleşme bedeli'nin %0,2'si oranı tutarındaki meblağın cezai şart olarak ödenmesi gerektiğinden, işin sözleşmeye göre bitirilmesi gerekli tarih olan 16.09.2015 tarihi ile sözleşme'nin fesih tarihi olan 18.10.2015 tarihi aralığında ödenmesi gerekli cezai şartın toplamının 270.107,67 TL  olduğunun belirlendiğini, kesintiler 563.345,64 TL ve KDV tevkifatı kesintisi 38.184,59 TL olarak belirlendiğini, kesin hesap tutarından, kanuni ve akdi diğer kesintilerden sonra kalan tutarın -14.191,23 TL olduğunu, kesin hesaba göre davalı müvekkili şirketin 14.191,23 TL. alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin 14,191,23 TL alacaklı olmasının yanında, tarafların cari hesap kayıtlarına göre de müvekkili şirketin 125,831,16 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığını, Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/166 D. İş sayılı dosyası üzerinden bilirkişilerce hazırlanan kesin hesap raporuna göre müvekkili şirketin alacaklı olduğu 14.191,23 TL ile cari hesap alacağından kaynaklanan 125.831,16 TL neticesinde, davalı müvekkili şirketin  dava tarihi itibariyle toplam 140.022,39 TL alacaklı durumda olduğunu,  müvekkili şirket'in 140.022,39 TL. tutarındaki bu alacağını taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.3. madde gereğince müvekkili şirket uhdesinde bulunan 306.940,53 TL'lik nakit teminat tutarından takas ve mahsup edildiğini, müvekkili şirket uhdesinde kalan nakit teminat tutarının 166.918,14 TL olduğunu, mahkeme tarafından sözleşmenin feshininin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin sadece davalının tek taraflı olarak talep ettiği delil tespiti dosyasından alınmış olan rapordaki inşaatın tamamlanma yüzdesi olan %91,53 oranına göre yapıldığını, müvekkili şirket tarafından  delil tespiti dosyasına itiraz edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bedelinin sözleşmenin 6.3ncü maddesinde 8.489.382 TL KDV olarak belirlendiğini, 2016/414  esas sayılı asıl dosya konusu kesin hesap raporunda, bilirkişi heyeti tarafından toplam bedelinin ise 6.308.921,77 TL. olduğunun belirlendiğini, gerekçeli kararda, hem inşaat tamamlanma oranı %91,53 olarak kabul edildiğini, fakat toplam imalat bedelinin ise sözleşme bedelinin %74,31 olarak belirlenmesinin çelişkili olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme'nin 8.1.'nci maddesinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin tek taraflı ve tazminatsız akdin feshi yönünde varolan hakkına dayanarak sözleşme'yi feshettiğini, 2016/414 esas  sayılı asıl dosya yönünden esas alınan “kesin hesap” tespitlerinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarındaki “Kesin Hesap” tespitlerinin hatalı ve taraflar arasında akdedilmiş bulunan sözleşme esaslarına aykırı olduğunu,  2016/664 esas sayılı birleşen dosya yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, 2016/9 D.İş sayılı dosyasındaki,  bilirkişi raporunun hatalı  olduğunu belirterek,  yerel mahkeme kararının  kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında 30/03/2015 tarihli taşeron sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı taraf açtığı asıl davada 5 ve 6 nolu hak ediş bedelinin tahsilini 2016/664 esas sayılı birleşen davada uğranan zarar kalemlerini ve manevi tazminatın tahsilini, 2017/460 esas sayılı birleşen davada ise sözleşme dışı bir kısım alacaklar sebebiyle düzenlenen fatura bedellerinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkemece asıl davanın ve birleşen 2016/664 esas sayılı davaların kısmen kabulüne, birleşen 2017/460 esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalı yüklenici tarafından sözleşmenin 8. Maddesi kapsamında  sözleşmenin sebepsiz olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Dava öncesinde davacı tarafça yaptırılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda sözleşme konusu işlerin % 91,53'lük  kısmının tamamlandığı, kalan işin 12 günde biteceği belirtilmiştir. Davalı tarafça yaptırılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda ise kesin hesap çıkarılarak sonuçta davacının davalıya 14.191,23 TL borçlu olduğu tespit edilmiş; kalan işin bitimi için de 148 güne ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan 22/10/2018 ek bilirkişi kurulu raporunda, davacının asıl davada 900.391,43 TL birleşen 2016/664 esas sayılı dosyada 781.234,06 TL alacaklı olduğu, 2017/460 esas sayılı davada ise dava konusu edilen faturalardaki kalemlerin bir kısmının 7 nolu hak edişte ödendiği, bir kısmının kesin hesapta dikkate alındığı belirtilerek karara dayanak yapılıp mahkemece hüküm kurulmuştur. Davalı vekili istinafında mahkemece tespit raporunda belirtilen %91,53 olan oranı dikkate alarak sözleşmenin feshinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu değerlendirilmesine rağmen, raporda yazılı rakamlara göre hesaplandığında işin % 74'lük kısmının tamamlandığı, mahkemenin haksız feshe ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Gerçekten de tespit raporundaki oran ile toplam iş bedeline göre tamamlanan işlerin miktarı karşılaştırıldığında işin ne kadarlık kısmının bitirildiği hususunda çelişki bulunmaktadır. Davalı tarafça feshin haklı veya haksız yapılıp yapılmadığı hususunu etkileyecek nitelikte olduğundan bu hususta bilirkişilerden ek rapor alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan davalı taraf, kesin hesap tespitlerinin de hatalı olduğunu ve sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürmektedir . Bu kapsamda Soma 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/166 D.İş sayılı dosyasında yapılan kesin hesap sonucu, mahkeme kararının dayanağı olan kök ve ek rapor kesin hesaplamaları arasında farklılıklar mevcut olduğundan bu hususun da yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle 4 Mayıs -17  Eylül 2015 arası için kâr kaybı talep edilmiş ise de bu dönem fesih tarihinden önceki dönem olup, her bir birim fiyat içerisinde  kâr ve masraflar da bulunacağından yeniden hesaplama yoluna gidilmesi doğru olmamıştır. Davacının istinaf sebepleri kapsamında, nakit teminat kesintisi olan 316.399,42 TL'nin sözleşme hükümlerine göre iadesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi; yine, kesin hesap kapsamında hükmedilmeyen talepler yönünden davacının istinaf itirazlarının da değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmaması yerinde olmamıştır. Dosya kapsamına göre mahkemece mahallinde keşif yapılmaksızın  dosya üzerinden inceleme yapılmaksızın rapor alındığı anlaşılmaktadır. Tarafların iddia ve savunmalarının kapsamına göre mahallinde bilirkişi kurulu ile birlikte keşif yapılmak suretiyle yukarıda belirtilen hususların değerlendirilmesi gerekmektedir.Öte yandan, davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi gereğince kişisel hakları hâleldar olan kimse manevi tazminat isteyebilir. Böyle bir kimseye bir miktar para ödenmesi ruhsal acılarını kısmen de olsa giderme amacına yöneliktir. Malvarlığına yönelik bir eylem TBK 58. maddesi anlamında doğrudan kişisel hakları ihlal eden bir eylem niteliğinde değildir. TMK'nın 24. maddesinde belirtilen esas kurala göre kişisel çıkarları haksız tecavüze uğrayan kimse ancak yasanın gösterdiği hallerde manevi tazminat isteyebilir. TBK'nın 58. maddesi de TMK'nın 24. maddesini doğrulamaktadır. Kişisel hakların zarar görmesi sözleriyle kişinin kişiliğe ilişkin olan hakları, diğer bir deyimle kişisel varlığı amaçlanmıştır. Kişisel hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlık bütünlüğünü sağlar. Bu hak insanın doğumu ile kazanılan ve kişiliğe bağlı olan bir haktır. Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, haysiyet ve itibar, ün, ad, sır ve resim hep kişisel varlıklardır. Şu halde Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi hükmünce manevi tazminata hükmedilebilmesi ve kişisel yararların hâleldar olması ön şart olarak aranmakta, bu hüküm mal varlığına ilişkin zarar halini kapsamamaktadır. Gerçi mal varlığına yönelen bir eylem az veya çok kişiyi manevi bir üzüntüye düşürebilir. Fakat böyle bir üzüntü TBK'nın 58. ve MK'nın 24. maddesinde korunan kişisel hakların ihlalinden doğan bir eylem niteliğinde değildir. (bkz. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 24/10/2019 tarih ve 2019/2270 esas, 2019/4153 karar sayılı kararı) Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; açılan davada, davalının eser sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle  manevi tazminat istenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki temel ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, manevi tazminata konu edilen eylem, malvarlığına yönelik olduğundan  davacı yararına manevi tazminatın tayini için gerekli yasal koşullar oluşmamıştır. Bu nedenle, mahkemece  manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, Davacı ... davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarih, 2016/414 Esas, 2020/176 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5- Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c90b876a29e28d5","SID":"e122125eb8b01162"}}