{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/697 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2292<br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/1391 Esas  2020/147 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/12/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine  İzmir  15. İcra Müdürlüğü'nün  2016/11866 Esas sayılı dosyası ile  kambiyo senetlerine mahsus  takip yolu ile icra takibi  ikame edildiğini, 10 örnek ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini,  bahse konu icra takibi dayanağının 13/08/2015 tanzim, 07/09/2015  vade tarihli  ve  70.000,00 TL bedelli 1 adet emre muharrer senet olduğunu, takip dayanağı senetteki kefil kısmında müvekkilinin isminin yer aldığını ancak müvekkilinin bu senette imzası olmadığını, taraflarınca   icra hukuk mahkemesinde  takibin iptali istemli  dava açıldığını , söz konusu davanın İzmir İcra Hukuk Mahkemesi'nin  2016/619 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, davanın halen derdest olduğunu,  bu süreçte dosya alacaklısı tarafından  müvekkilinin maliki olduğu   aracın haksız  ve mesnetsiz  bir şekilde  haciz ve muhafaza altına alındığını ,  işyerinde menkul haczi  yapılarak  mahcuz  malların yediemin  olarak müvekkiline bırakıldığını  , söz konusu senet borçlusunun müvekkilinin babası olduğunu,  ancak  müvekkilinin takip konusu senette kaşesinin  bulunmasına muvafakati olmadığı  gibi  icra dosyasında da  borçlu sıfatının bulunmadığını , haciz tutanağında da müvekkilinin söz konusu borcu ödeyemeyeceğine  dair beyanının bulunduğunu  belirterek  öncelikle tedbir taleplerinin  kabulü ile   İzmir  15. İcra Müdürlüğü'nün  2016/11866 Esas sayılı takibinin iş bu   dava sonuçlanıncaya kadar  tedbiren durdurulmasına,  bilahare davanın kabulü ile  takibe konu 13/08/2015 tanzim, 07/09/2015 vade tarihli ve 70.000 TL bedelli senet sebebi ile borçlu olmadıklarının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... ile babası ..., davacıya ait olan ... San ve Tic. ünvanlı işyerinde birlikte çalışmakta olup ... tarafından babası ...'ya Karşıyaka 4. Noterliğinin 35274 yevmiye numaralı 21/10/2013 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile  yetki verildiğini, dolayısıyla davacı tarafın vekalet ile  ...'ya işyeri adına sözleşme  yapabilme ve borç altına girebilme yetkisi verdiğini, davalı müvekkilinin ...'un babası ...ya vermiş olduğu  bu vekalet nedeniyle davacıya ait  işyeri ile olan ticari ilişkilerinin çoğunda davacının babası ... ile muhatap olduğunu,  dava konusu 70.000 TL  bedelli 07/09/2015 vade tarihli senedin kaynağı ise  davacıya ait ... San ve Tic. Adına  vekaleten işlem yapan davacınınbabası ... ile davalı müvekkiline ait ... Sanayi ve Ticaret ... halefleri Kolektif Şirketi arasında  yapılan 13/08/2015 tarihli sözleşme olduğunu, bu sözleşmede görüleceği üzerine davacının babası ...'nun sözleşmeye işyerinin kaşesini vurarak vekaleten  imzaladığını,  bu sözleşme ile davacı taraf davalıya  ait ... İli, ... ilçesi, ... mahallesi, ... Ada, ... parselde bulunan binanın tamamının kapı pencere panjur ve doğrama işlerini yapmayı üstlendiğini, davalı müvekkilinin ise bu hizmete karşılık 65.000,00 TL bedel ödemeyi taahhüt ettiği ve bu ödemesinin 5.000,00 TL'sını kredi kartıyla ödediğini kalan kısım için  ise çekler keşide ettiğini  ve vadesinde ödemediğini,  taraflar arasında imzalanan sözleşmenin işe başlama ve bitirme tarihi  başlıklı 6. Maddesine inşaatın iş rogramına uyulacağını, inşaatın 13/08/2015 tarihinde  başlayıp 30/08/2015 tarihinde doğramaların, 05/09/2015 tarihinde panjur işlerinin % 100'ünü teslim edileceğini, teslim tarihi içerisinde işin  teslim edilmediği takdirde her geçen gün 500,00 TL ödemeyi peşinen kabul ettiğini, bu iş karşılığının 70.000 TL lık teminat senedi verileceğini, bu senetin 3. Kişilere verilemeyeceğini, ciro edilemez veya  satılamayacağını, bu senedin iş bitinde geri teslim edilecceğini,  iş teslimi gecikirse veya  yapılmaz ise  işleme koyulacağının yazılarak sözleşmenin taraflarca imza altına  alındığını ve bu esnada  davalı müvekkiline sözleşmenin teminatı  olarak 70.000 TL bedelli 07/09/2015 ödeme tarihli senedin ... tarafından daha öncesinde olduğu gibi işyeri kaşesi vurularak  ve imzalanarak verildiğini, davalı müvekkilinin keşide ettiği çekleri ödemesine rağmen  davacı tarafın yüklendiği işleri sözleşmede belirtilen süresi içerisinde bitirerek teslim etmemesi nedeniyle öncelikle davacıya Torbalı 3. Noterliğinin 6258 yevmiye numaralı ve 17/06/2016 tarihli ihtarın keşide edildiğini,  davacı tarafın ihtara Bornova 3. Noterliğince  cevap verdiğini,  davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde  senet konusu borçla ilgilisinin bulunmadığını beyan etmiş ise de davacı tarafın cevap ihtarında \".... Aramızda akdolunan 13/08/2015 tarihli sözleşmeye göre sözleşmenin imzalanmasına müteakip...\" şeklinde beyanıyla  babası ...'nun kendisi adına vekaleten  davalı müvekkili ile aralarında imzaladıkları sözleşmeyi kabul ettiklerini , dolayısıyla davacı kendi adına babası ... tarafından vekaleten imzalanan geçerli bir sözleşme olduğunu kabul ettiği ve sözleşmenin 6. Maddesi gereğince verilen 70.000 TL bedelli 07/09/2015 vade tarihli  senet borcunu da sözleşmenin kabulüyle birlikte  ikrar ettiği halde, somut davada kötü  niyetli olarak borçtan kurtulmak amacıyla gerçeğe aykırı şekilde beyanda bulunduğunu,   müvekkili tarafından işlerin yapılıp yapılmadığı, işlerin ne kadarının tamamlandığı, iş bedelinin, gecikme koşulunun ne oranda gerçekleştiğinin belirlenmesi  için Torbalı Sulh hukuk Mahkemesinde  tespit yaptırdığını, tespit raporu düzenlendiği,   davacı tarafın bu tespite rağmen işleri tamamlaması nedeniyle davalı müvekkili  tarafından  Torbalı 3. Noterliğinin 8658 yevmiye numaralı 24/08/2016 tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini, davacı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirmemesi üzerine İzmir 15 İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını, dosya içinde   bulunan haciz tutanağında da görüleceği üzere ...'nun senet borcunu kabul ederek borcu ödeyecek durumum yoktur şeklinde beyanda bulunduğunu,  bu nedenle öncelikle davacının tedbir talebinin Reddi ile İzmir 15 İcra Müdürlüğünün 2016/11866 Esas sayılı dosyasıyla açılmış olan takibin devamına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"... Dava; kambiyo senedine dayanan menfi tespit davasıdır.   <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; borçlunun yetki verdiği ...’nun, davacı borçlu adına kambiyo senedi düzenlenme yetkisinin bulunup bulunmadığı; buradan varılacak sonuca göre takip konusu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü için “ticari temsilci\" kavramının değerlendirilmesinde yarar vardır.<br>6098 sayılı Türk Borçla Kanunu(TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.<br>Ticari temsilcilik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukuki işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticari mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir.<br>Ticari temsilcinin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari temsilcilik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz(TBK 548).<br>Ticari temsilci ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur.(TBK. 542/2)<br>Ticari temsilci, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. <br>İşletme sahibinin, ticari temsilci dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.<br>Ticari temsilcilik gibi ticari vekalet de, TBK 40 vd. maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekil, ticari temsilcilik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.<br>TBK 551/lve II'ye göre, “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Bu hükümden hareketle ticari temsilci ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:Ticari temsilci, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(TBK 551/2) Oysa ticari temsilci, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir. <br>Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde: Şahıs işletmesi olan davacı ... tarafından, davadaki menfi tespit istemine konu bonoyu davacı adına avalist olarak imzalayan dava  dışı babası ...’ya verilen 21.10.2013 tarihli vekaletnamede tanınan yetkiler göz önünde bulundurulduğunda; davacı adına tüm işleri idareyle görevlendirilmiş olduğu ve böylece, davacıya ait şahıs işletmesinin gerek olağan gerek olağanüstü tüm işlemleri için geniş yetkilere sahip “idarecisi” niteliğini taşıdığı, dolayısıyla, anılan kişinin ticari temsilci olarak kabul edilmesi gerektiği, TBK’nun 548. maddesi uyarınca ticari temsilcinin, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olduğu dikkate alındığında, vekaletnamede ayrıca ve açıkça ticari  temsilci olan ...’ya kambiyo taahhütnamesinde bulunma yetkisinin verilmesine gerek olmadığı, dolayısıyla dava dışı ticari vekil tarafından davacı adına dava ve takip konusu bonoya avalist olarak imza atma yetkisinin bulunduğu, dar yetkili İzmir 1 İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/619 esas sayılı dosyasında verilen kararın mahkememiz yönünden bağlayıcı olmadığı gibi kesin hüküm de teşkil etmeyeceği, davalı tarafından sunulan ... A.Ş. ye ait 30.01.2016 tarihli çek ve 26.12.2015 tarihli çeklerde davacı kaşesi üzerinde bulunan imzaların çıplak gözle dahi dava dışı ticari temsilci ...’ya ait olduğunun anlaşılabildiği, davacının bu çekler yönünden yapılan ödeme ile ilgili hiçbir itirazının bulunmadığı, dolayısıyla davacının dava konusu bono nedeniyle davalıya karşı avalist olarak borçlu olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davacının davasının REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin ticari temsilci ve ticari vekil konusunda yapmış olduğu değerlendirme ve kanaate hukuken katılmanın mümkün olmadığını, dava dışı ...'nun davacının ticari temsilcisi olduğuna yönelik değerlendirmenin hiçbir hukuki ve mantıki dayanağı bulunmadığını, dava konusu senedin tanzim edilmesi ve davalı yana teslimi konusunda müvekkili tarafından dava dışı 3. kişiye verilmiş bir vekalet yahut yetki bulunmadığının İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/619 Esas sayılı dosyası verilmiş olan ve kesinleşmiş karar ile de sabit olduğunu, müvekkili tarafından dava dışı 3. kişi olan ...'ya verilmiş olan Karşıyaka 4. Noterliğinin 21.10.2013 tarihli vekaletname içeriğine bakıldığında, vekaletname içeriğinde kendi adına kambiyo senedi düzenleme konusunda herhangi bir yetki içermediği son derece açık iken yorum yolu ile resmi belge içeriğinin genişletilmeye çalışılması hukuken kabulü mümkün olmayan bir durum olduğundan bahisle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.02.2020 tarih ve 2016/1391 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararının davacı yararına kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11866 Esas sayılı icra takip dosyası ve takibe konu senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı vekili, dava konusu senet incelendiğinde asıl borçlusunun ... olduğu, kefil kısmında ise davacı ...'nun iş yeri bilgilerini içerir kaşesinin bulunduğu ancak senette ... tarafından atılmış imzanın bulunmadığı, bu nedenle davacının takip ve davaya konu senetle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, senette keşideci durumunda olan ...'nun davacının babası olduğunun doğru olduğu ancak davacı tarafından babası ... adına emre muharrer senet düzenlemek suretiyle borçlandırma yetkisi vermediğini, icra takip dosyasından yapılan haciz işlemi sırasında davacı tarafından haciz memuruna borcu ödemesinin söz konusu olmayacağını bildirmiş olmasına rağmen bu beyan tutanağa \"borcu ödeyecek durumum yoktur\" şeklinde geçtiğini, bu nedenle haciz tutanağındaki borç kabul yönünde bir beyanının olmadığından bahisle davaya konu 13/08/2015 düzenleme 07/09/2015 vade tarihli ve 70.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı ...'nun babası olan dava dışı ...'ya Karşıyaka 4. Noterliği'nin 35274 yevmiye nolu ve 21/10/2013 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesiyle yetki verdiği ve dolayısıyla davacı tarafça verilen bu vekalet ile ...'ya iş yeri adına sözleşme yapabilme ve borç altına girebilme yetkisinin verildiği, davaya konu 70.000,00 TL lik senedin kaynağının ise davacı adına vekaleten işlem yapan babası ... ile davalı arasında imzalanan 13/08/2015 tarihli sözleşme olduğu, işbu sözleşmenin de davacının babası ... tarafından iş yeri kaşesi vurularak vekaleten davacı adına imzalandığı, işbu sözleşmenin teminatı olarak davacı adına babası olan ... tarafından vekaleten iş yeri kaşesi vurulmak ve imzalanmak suretiyle davaya konu 70.000,00 TL'lik senedin davalıya verildiği, davalının keşide ettiği çekleri ödemesine rağmen davacı tarafın sözleşmeyle üstlenmiş olduğu edimlerini yerine getirmediği, bu nedenle davacı tarafa Torbalı 3. Noterliği'nin 6258 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiği, davacı tarafça bu ihtarnameye verilen Bornova 3. Noterliği'nin 23907 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesinde, babası ...'nun kendisi adına vekaleten davalı ile aralarında imzalanan sözleşmeyi kabul ettiğini, buna rağmen kötü niyetli olarak dava konusu somut olayda borçtan kurtulmak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/40 Değişik İş sayılı dosyasından yapılan delil tespiti ile tespit tarihine kadar işin ancak %75'inin tamamlanabildiği ve işin süresi içinde bitirilemediğinin tespit edildiği, davacı tarafın bu tespitlere rağmen işleri tamamlamaması nedeniyle kendisine Bornova 3. Noterliği'nin 8658 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiği, davacı tarafın sözleşme gereği edimleri yerine getirmemesi üzerine hakkında İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11866 Esas sayılı dosyasıyla icra takibinin başlatıldığı, davacının icra dosyasından yapılan haciz sırasında borcu kabul ederek \"borcu ödeyecek durumum yoktur.\" şeklinde beyanda bulunduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.<br>İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 25.01.2016 tarih ve 8996 Sayılı nüshasında \" ... ...\" ünvanı ile ilan edilmek suretiyle davacının ticaret sicil kaydının olduğu görülmüştür. Ayrıca Şirinyer Vergi Dairesinden gelen 22.02.2018 tarihli cevabi yazıya göre davacının 02.07.2013 tarihinde \"Bina ve diğer yapıların içi ve dışında  yer ve duvar kaplama faaliyetleri\" işine başladığı bildirilmiş ve vergi kaydının bir örneği cevabi yazı ekinde gönderilmiştir.  <br>Davaya konu Torbalı 15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11866 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu ... ve dava dışı ... hakkında 07/09/2015 vade tarihli ve 13/08/2015 düzenleme tarihli 70.000,00 TL 'lik senetten dolayı faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam 77.269,45 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davacı borçlu ...'ya 07/09/2016 tarihinde tebliğ edildiği, icra takip dosyası üzerinden 17/10/2016 tarihinde yapılan  haciz işlemi sırasında ...'nun hazır olduğunun ve kendisine geliş nedeninin anlatıldığı ve ...'nun söz alarak \"anladım fakat şu an borcu ödeyecek durumum yoktur\" şeklinde beyanda bulunduğu ve haciz tutanağının altının da davacı borçlu ... tarafından imzalanmış olduğu görülmüştür.<br>Dosya içerisinde bulunan İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/619 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı borçlu ...'nun davaya konu icra takibinin iptali yönünde 08/09/2016 tarihinde açmış olduğu dava neticesinde yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11866 Esas sayılı icra takip dosyasından yürütülen takibin davacı yönünden iptaline karar verildiği işbu kararında istinaf denetiminden geçmek suretiyle 02/11/2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, davacı ... tarafından, işbu davaya konu bonoyu davacı adına avalist olarak imzalayan dava dışı babası ...’ya Karşıyaka 4. Noterliği'nin 35274 yevmiye nolu ve 21/10/2013 tarihli düzenleme şeklinde vekaletnamesiyle, vekaletname içeriğinde belirtildiği şekilde  davacı adına çek düzenleme yetkisi de dahil olmak üzere tanınan yetkiler göz önünde bulundurulduğunda; davacı adına tüm işleri idareyle görevlendirilmiş olduğu ve böylece, davacıya ait şahıs işletmesinin gerek olağan, gerek olağanüstü tüm işlemleri için geniş yetkilere sahip “idarecisi” niteliğini taşıdığı, dolayısıyla, anılan kişinin ticari temsilci olarak kabul edilmesinin gerektiği, TBK’nun 548. maddesi uyarınca ticari temsilcinin, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olduğu dikkate alındığında, vekaletnamede ayrıca ve açıkça ticari temsilci olan ...’ya kambiyo taahhütnamesinde bulunma yetkisinin verilmesine de gerek olmadığı, dolayısıyla davacı için ticari temsilci olduğu kabul edilen dava dışı  ...'nun  davacı adına dava ve takip konusu bonoya avalist olarak imza atma yetkisinin bulunduğu, dar yetkili İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/619 esas sayılı dosyasında verilen kararın mahkememiz yönünden bağlayıcı olmadığı gibi kesin hüküm de teşkil etmeyeceğinden davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/14332 Esas 2014/17869 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/13158 Esas 2016/4257 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2020 tarih, 2016/1391 Esas ve 2020/147 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2- İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 215,45 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 13/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c038cf5d45358656","SID":"92eed79a1f55c2f6"}}