{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/695 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2349<br>KARAR TARİHİ\t: 22/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/126 Esas 2019/1263 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/12/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı, dava dilekçesinde özetle; davalının ..nde Kontrol Mühendisi olduğunu, kendisinin ...'dan aldığı üç tane ihaleyi davalının kontrol ederek imzaladığını, İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2016/9512 Esas sayılı takip dosyası ile 26/05/2015 vade tarihli ve 5.000,00 TL bedelli, 22/10/2014 vade tarihli ve 5.000,00 TL bedelli ve 27/10/2014 vade tarihli ve 5.000,00 TL bedelli üç adet bonodan kaynaklanan borç için takip başlatıldığını, icra takibine itirazını yanlış merciye yapmasından dolayı, itirazının dikkate alınmadığını, kendisinin davalıya karşı herhangi bir borcu olmadığını belirterek, takibin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; senedin kambiyo vasfına haiz olmadığı iddiasının, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 5 günlük yasal süresi içerisinde icra mahkemelerine şikayet yoluyla bildirilmesi gerektiğini,  davacının, icra takibinin kesinleşmesinden 2 yıl sonra, genel mahkemelerde bu iddiayı dile getirebilmesinin mümkün olmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, bu sebeple davacının illetten mücerret olan kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın aksini aynı kuvvet ve mahiyetteki delillerle kanıtlaması gerektiğini, oysa ki, davacının, hangi senet karşılığı ödendiği dahi belli olmayan 1.500,00 TL dışında herhangi bir ödeme belgesi ibraz edemediğini belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>MAHKEMECE: \"...Dava; kambiyo senedi ve icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, her ne kadar davacı tarafça, İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2016/9512 Esas sayılı takibe konu 3 adet bonodan 26/05/2015 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bononun 1500,00 TL alacağın teminatı olarak düzenlendiği, diğer iki adet bononun ise, davalı tarafça kendisinden zorla alındığı iddiasıyla  takipten ve takibe dayanak bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadığı iddiasında bulunmuş ise de; takibe dayanak bonolar üzerinde yapılan incelemede, dayanak 26/04/2015 tanzim, 26/05/2015 vade  tarihli 5.000,00 TL bedelli bononun 1.500,00 TL alacağın teminatı olarak düzenlendiği ve davacı tarafça da işbu senede dair 1.500,00 TL banka havalesi yoluyla ödemede bulunduğu, davacının diğer takibe dayanak bonoların teminat olarak düzenlendiğine veyahut da davalı tarafça kendisinden zorla alındığına dair herhangi bir kanıt sunmadığı gibi işbu bono bedellerinin ödendiğine dair iddia ve kanıt sunulmadığı, davalı tarafa yapılan yemin teklifi üzerine davalının yemin teklifini kabul ile, yeminini eda ettiği, işbu nedenle davacının davasını kısmen kabul kısmen reddi gerektiği, \"gerekçesi ile, \"davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, davacı borçlunun İzmir 13.İcra Müd. 2016/9512 esas sayılı takip dosyasına konu 26/04/2015 tanzim, 26/05/2015 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı takip konusu bono bedeli asıl  alacağı ile, işbu alacağın ferilerinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının ... genel müdürlüğünde kontrol mühendisi olduğunu, müvekkilin ... dan aldığı 3 tane ihaleyi davalının kontrol edip imzaladığını, davaya konu bonolardan müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasında hiçbir ticari ilişkinin olmadığını, takibe konu olan 22.09.2014 tanzim tarihli 27.10.2014 ödeme tarihli 15000 (onbeşbin) TL bedelli ve 22.09.2014 tanzim tarihli 27.10.2014 ödeme tarihli 5000 (beşbin) TL bedelli bonolar üzerinde malen kaydının bulunduğunu, davalının hangi iş karşılığı hangi malı teslim ettiğini, aralarında nasıl bir Ticari ilişki bulunduğunu cevap dilekçesinde belirtmediğini, davalının yerel mahkeme huzurunda  yeminli ifadesinde müvekkilini 8 yıldan beri tanıdığını beyan etmiş ise de müvekkilini 8 seneden beri tanımasının mümkün olmadığını, tanışma sebeplerinin müvekkilinin 2014 yılında  ...nden aldığı ihale sonucu gerçekleştiğini, davalının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davalının yerel mahkeme huzurunda yeminli ifadesinde beyan ettiği kredi kartını müvekkiline verme hususunun da gerçeği yansıtmadığını, davalının kredi kartı ekstrelerini ne cevap dilekçesinde, ne de yargılama esnasında dosyaya  sunmadığını, davalının yargılama aşamasında iddialarını kanıtlayacak maddi gerçeğe ulaşacak  tek bir  somut delil dahi dosyaya sunmadığını beyanla ilk derece mahkemesince kısmen red edilen kısmının müvekkili davacı lehine bozulmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Senetle ilgili ilk kural, kesin delille ispat zorunluluğu veya tanıkla ispat yasağı da denilen, kanun koyucunun bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin değerinin belli bir miktarın üzerinde olması hâlinde ispatının ancak senetle yapılabileceği kuralıdır (HUMK, m.288/1; HMK, m. 200). Bu husus kısaca ispat sınırı olarak da anılabilir.<br>Senetle ispat  hakkındaki ikinci kural ise senede karşı senetle ispat zorunluluğudur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, senetle ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz, ancak ve ancak senet (kesin delil) ile ispat olunabilir (HUMK, m. 290; HMK, m. 201).<br>Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu bononun bedelsiz olduğunu, bonodan dolayı borçlu bulunmadığını ya da teminat olarak verildiği iddiasında  ispat külfeti borçluya aittir. Diğer menfi tespit davalarından farklı olarak kıymetli evrak ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında borç ikrar anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır. <br>“Bilindiği üzere borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkanı verilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08.02.2022 tarih ve  2021/19-659 Esas ve 2022/82 Karar sayılı ilamı)<br>Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşer. Alacak kambiyo senedine dayanıyorsa kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Ancak davalı (alacaklı) maddi vakıayı açıklarken ispat yükünü üstlenebilir.( Yargıtay 11. HD nin 2021/4112 esas,  2022/8251karar sayılı ilamı)<br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre hata, hile, ikrah her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Sözleşmeyle bağlı olmadığı bildirimi (iptal hakkı), irade bozukluğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir. (Yargıtay 1.Hukuk Dairesi'nin 18.09.2014 tarih ve 2014/11612 Esas 2014/14462 Karar, 13.01.2014 tarih ve 2013/21405 Esas, 2014/50 Karar, 22.01.2003 tarih ve 2003/52 Esas, 2003/762 Karar sayılı ilamları)<br>Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2009/3227 esas ve 2010/170 karar sayılı ilamında  ise \"Davacı vekili, müvekkilinin kooperatif başkanı olarak, davalının taşınmazını 23.12.2005 tarihinde satın aldığını, bazı sebepler nedeniyle 09.02.2006’da satın alınan taşınmazın davalıya tapuda iade edildiğini, taşınmaz alınırken taşınmaz karşılığı olarak 24.12.2005 tarihli bono verildiğini, taşınmazın iade edilmesine rağmen davalının bonoyu iade etmediğini, bonoda malen kaydının yazıldığını ileri sürerek bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı vekili, davacının iddiasını  kanıtlar belge bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. <br>Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve davalının yemin eda etmesi sırasında, bononun düzenleme amacını talil ettiği ve davacıya senet karşılığı borç para verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya 15.300 TL borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalının kötüniyeti ispat edilemediğinden tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. <br>Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Davacı tarafından \" bonoların davacıya verilen mal ve hizmet bedeli karşılığı alındığına, işbu bonoların davacıdan hile ve zorla alınmadığına dair\" yemin teklifi yapılmış olup davalı yemini eda etmiştir. Bonoların davacıya verilen mal ve hizmet bedeli karşılığı alındığına ilişkin yemin teklif edilebilecekse de, \" bonoların davacıdan hile ve zorla alınmadığına dair\" yemin teklifi  davalıyı  ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak nitelikte olduğundan yemin konusu olamayacaktır. <br>Somut olayda davacı taraf takibe konu bonolardan 26/05/2015 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bononun 1.500,00 TL alacağın teminatı olarak düzenlendiği, bono vasfını taşımadığını bedelinin ödendiğini,  takibe konu 22/09/2014 tanzim tarihli 2 adet bononun ise \"malen\" kaydı ile düzenlendiğini mal alışverişi olmadığını, borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. Davalı cevap dilekçesinde  illetten mücerret olan kambiyo senedinden kaynaklanan alacağın aksini aynı kuvvet ve mahiyetteki delillerle kanıtlanması gerektiğini savunmuş, delil olarak  takip dosyası, senet örnekleri ve yemin deliline dayanmıştır.<br>Davalı asıl, 05/12/2019 tarihli celsedeki beyanında, \"\"Çalıştığım ...ne müteahitlik hizmeti sunan davacıyı, 8 seneden beri tanırım. Kendisinin ihtiyacı olduğunu söyleyerek benden kredi kartlarımı ihtiyaçlarında kullanmak üzere talepte bulundu. Bende kendisine güvenip kredi kartlarımı verdim, davacı bu kredi kartlarımdan alış-veriş yapmak suretiyle beni bankaya borçlandırdı. Borcu da tamamını ödeyemedi. Kalan borcu ödemek üzere bana yemin teklifinde geçen 22/09/2014 tanzim ve 27/10/2014 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli bono ile, 22/09/2014 tanzim ve 27/10/2014 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli bonoyu vadesinde ödemek üzere verdi. Bu bonoların bana verilmesi için davacıya herhangi bir baskıda bulunup, ona yönelik herhangi bir hileli işlemde bulunmadım. Kendisi borçlarını bono vadelerinde ödemek üzere talepte bulundu bende talebi kabul ettim ve bunun üzerine tanzim edilen bonolar davacı tarafça bana verildi, benim davacı ile aramda herhangi bir mal alışverişi olmadı, söz konusu senetler söylediğim sebeplerden dolayı davacı tarafça düzenlenip bana verildi\"  şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda davalı  malen kayıtlı  dava konusu 2 bononun veriliş sebebini talil etmiş ve ispat külfetini üzerine almıştır.<br>Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalının maddi vakıayı açıklarken ispat yükünü üstlendiği, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davalının  iddiasını yazılı delille ispat edemediği gözetilerek, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken  aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle  HMK'nın 355, 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir<br> HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin  05/12/2019 tarih,  2018/126 Esas ve 2019/1263 Karar sayılı  hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-Davacı tarafından İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2016/9512 esas sayılı dosyasına tehir-i icra talebi için ibraz edilen 3.702,53 TL nakit teminatın İİK'nun 36/5. maddesi gereğince davacıya İADESİNE,<br>8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 22/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0dedab1ac71a880c","SID":"e829539a91fe7f8a"}}