{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2047 <br>KARAR NO: 2023/1964<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2019<br>NUMARASI: 2017/582 Esas - 2019/1261 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalıya bir çok kez nakliye hizmeti verdiğini ancak cari hesap kapsamındaki taşıma hizmeti borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine 6.041,98-Euro asıl alacak talepli Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, icra takibine dayanak faturalar ve tarafların ticari defterleri incelendiğinde müvekkilinin alacağının tespit edileceğini ileri sürerek, davalının davaya konu icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin aynen devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı, davaya cevap vermemiştir.Davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, davaya konu alacak talebi taşıma sözleşmesinden kaynaklandığından davacının öncelikle davalıyla arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu ispat etmesi gerektiği, davacının sunduğu taşıma belgelerinde dava dışı şirketlere ait emtianın taşındığı ancak söz konusu belgelerde davalının irtibatının bulunmadığının bilirkişi kurulunca belirlendiği, buna göre davacı tarafından davalıyla aralarında yazılı veya sözlü herhangi bir taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunduğunun kanıtlanmadığı ve davanın sabit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının müvekkilinden taşıma hizmeti aldığını, bu kapsamda müvekkili tarafından düzenlenen,davalının defterlerine işlediği fatura bedelleri ödenmediğinden icra takibi başlatıldığını; dava dilekçesinde hem müvekkilinin hem de davalının ticari defterlerine delil olarak dayanıldığını, mahkemece defterler ve kayıtların ibrazı için süre verildiğini, müvekkilinin defterlerinin sunulmasına rağmen davalının defter ve kayıtlarını sunmadığnı, HMK'nın 222/5. ve TTK'nın 86. maddelerine göre davalı defterlerini sunmadığından, müvekkilinin usulüne uygun düzenlenen defterlerinin davalı aleyhine delil teşkil ettiğini; bilirkişi tarafından yapılan incelemede müvekkilinin defter ve kayıtlarına göre davalıdan 6.041,98-euro alacağın tespit edildiğini; bu tespit kapsamında Yargıtay kararlarına göre de müvekkilinin alacağının hüküm altına alınması gerekirken davanın reddinin hatalı olduğunu ve ayrıca davalı tarafından imzalanmış CMR belgeleri ile faturaların da dosyaya ibraz edildiğini belirterek,kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmeleri kapsamında navlun bedelinin tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın \"Tescil\" başlıklı 40. maddesinin dördüncü fıkrasında, merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubelerinin, kendi ülkelerinin kanunlarının ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari işletmeler gibi tescil olunacağı ve bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanacağı; \"Şubeler\" başlıklı 48. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında da, her şubenin, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorunda bulunduğu ve merkezi yabancı ülkede bulunan bir işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesinin şart olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda, davalının kuruluşuna ilişkin 28/07/2015 tarihli TSG'de yabancı şirketlere mahsus kısımda yayımlanan ilana göre, yukarıda belirtilen mevzuata uygun olarak (Slovenya) Ljubljana Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi'nin 15/07/2015 tarihli genel kuruluna istinaden 22/07/2015'te İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tescil edildiği, unvanının \"... İstanbul Merkez Şubesi\", adresinin Bahçelievler/İstanbul, sermayesinin 10.000-TL ve şubenin idaresinin münferiden temsile yetkili şube müdürü ... olduğu tespit edilmektedir. Davacının dosyaya delil olarak  sunduğu 01/10/2015 ..., ..., ...; 06/11/2015 ..., ..., ..., ..., ... CMR taşıma belgelerinin incelenmesinde, (16 nolu bölüm) taşıyıcının davacı, (22 nolu bölüm) gönderen hanesinde gönderen firmanın unvanın yanında \"(unvan) ... - (adres) T..., 2000 Maribor/Slovenya\" şeklinde kaşe ve üzerinde imza bulunduğu, yine bir kısmının (4 nolu) malların teslim alındığı yer ve tarih bölümünde  ... unvanı ve adresinin yazılı oluğu, bir kısmında ise sadece Maribor/Slovenya ibaresinin yazdığı anlaşılmıştır. Bunlara ek olarak, dava dışı  ... A.Ş.'nin Çerkezköy'den Slovenya'ya gönderdiği yük için hazırlanmış 23/10/2015 tarihli konişmento talimatında da ...'in ... sıfatını haiz olduğu tespit edilmiştir.    Bunlara ek olarak dosyada mevcut 08/07/201522/02/2016 tarihleri arasındaki birden çok sayıdaki banka dekontlarına göre ...'nun, davacının ... Bankası hesabına \"fatura ödeme (payment invoice)\", \"havale ödeme\", ve \" ... havale bedeli\" açıklamalarıyla Euro para biriminde ödemeler yaptığı; yine ... nun davacı için düzenlediği ingilizce dilinde taşıma hizmetine ilişkin yer, zaman, yük, ücret ve fatura numarası gibi bilgileri içeren 2015 tarihli belgelerin bulunduğu görülmüştür. Davacı da muhatabı davalı olan 2015 tarihli bir çok taşıma bedeline ilişkin fatura düzenlemiştir. Yukarıdaki anlatımlardan hareketle, davalı Slovenya şirketinin İstanbul'daki (Türkiye'deki) işlerini yerine getirmek ve takip etmek amacıyla 2015 yılında şube açtığı, davacının sunduğu taşıma belgelerinde davalının ıslak imzalı kaşesinin bulunduğu, davalının davacıya bir çok kez banka havalesi yoluyla para ödediği, bu ödemelerin davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından hazırlanmış belgelerin davacı tarafından yapılmış taşımalara ilişkin bilgiler içerdiği gözetildiğinde taraflar arasında devamlılık arzeden  taşıma ilişkisi bulunduğu anlaşılmıştır. Söz konusu belgelerde doğrudan davalının şubesinin unvanın yazması gerekmemektedir. Zira şube olarak adlandırılan birim, tacirin bağlı veya bağlı olmayan tacir yardımcısı olmayıp bizatihi ticari işletmenin başka bir yerdeki tecessümüdür. Ayrıca davalı tarafından, bu hususta ve yapılan ödemelere ilişkin olarak ne icra takibine sunduğu itirazında, ne de yargılama aşamasında her hangi bir beyanda bulunulmamıştır. Taraflar arasında taşıma sözleşmeleri nedeniyle ticari ilişki bulunduğu sunulan taşıma evraklarından anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince, her iki taraf vekilinin de hazır bulunduğu 23/10/2018 tarihli duuşmadaki ara kararla tarafların ticari defter ve kayıtlarının 02/11/2018'de HMK'nın 222. maddesi uyarınca incelenmesine karar verildiği, ara kararın defter ve kayıtların sunulmamasının sonucuna yönelik gerekli ihtarın yapıldığı, davacının defter ve kayıtlarını sunmasına rağmen davalının inceleme günü ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden incelenemediği anlaşılmaktadır. Davalı vekili dosyaya sunduğu ve ekinde 31/10/2018 tarihli 5 günlük doktor raporunu sunduğu 13/11/2018 havale tarihli dilekçesiyle, rahatsızlığı sebebiyle müvekkiline ait defterlerin teslim edilemediğini belirtmiş,Bilirkişi raporunda, davacı tarafça ibraz edilen defterlerin kanuna uygun tutulduğu; davacının 08/05/2015-31/12/2017 arasındaki açık hesap ektresine göre davacının davalıya 2015 yılında taşıma hizmeti verdiği ve davalıya faturalar düzenlediği, davalının da davacıya ödemeler yaptığı, 2016 yılında taşıma hizmeti verilmediği veya fatura düzenlenmediği ancak davalının davacıya dört adet ödeme yaptığı ve 2017 yılında da her hangi bir işlem bulunmadığı davacının takip tarihi olan 01/03/2017 (ve 31/12/2017) tarihi itibariyle davalıdan 6.091,98-Euro alacaklı bulunduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca taraflar arasında işletilen hesapta davalının borçlu olarak veresiye işlem kayıtlarının bulunduğu ve davalı tarafından çeşitli tarihlerde ara ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacının kanuna uygun tutulan ticari defterleri davacı alacaklı taraf lehine delil teşkil ettiğinden, davalı vekilinin icra takibinde belirttiği borcu yoktur şeklindeki soyut itirazın haksız olduğu ,takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.041,98-Euro alacağı bulunduğu,itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken sunulan evrakların davalı şube ile ilişkisiz bulunduğu gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır. Bu kapsamda takip ve dava konusu alacak taşıma hizmeti  faturalarına dayalı açık hesap alacağına ilişkin olduğundan, alacağın likit olduğu,davalının itirazı haksız olduğu belirlendiğine göre, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davalının itirazının iptaline, takibin 6.041,98-Euro alacak üzerinden devamına ve icra takip tarihi olan 01/03/2017 tarihindeki TCMB'nin Euro efektif satış kuru olan 3,8416-TL üzerinden tespit edilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.642,17-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2019 Tarih 2017/582 Esas 2019/1261 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın kabulüne, Davalının Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibine itirazının iptaline, 6.041,98-Euro'nun takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankaları tarafından 1 yıllık vadeli Euro mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz uygulanarak takibin devamına, %20 oranında hesaplanan 4.642,17-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,\" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ; Alınması gereken 1.626,72-TL karar ve ilam harcından mahkeme veznesine  yatırılan 290,10-TL ve icra veznesine yatan 115,85-TL olmak üzere toplam 405,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.220,77-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 437,35-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın yenilenmesi için davacı tarafından ödenmiş harcın üzerinde bırakılmasına,  Davacı tarafından sarf edilen 1.600-TL bilirkişi ücreti, 144,2‬0‬-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.744,20-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından sarf edilen 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cebe9924f657f17a","SID":"9cc38730aeedd302"}}