{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1643 Esas<br>KARAR NO: 2024/47 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI : 2016/274 Esas - 2019/1119 Karar<br>TARİHİ: 20/11/2019<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... A.Ş. ünvanlı şirketin TTK 136 vd madde hükümlerine göre ... A.Ş. tarafından devir alınma yoluyla birleştiğini, 26.01.2016 tarihi itibariyle tescil ve ilan edildiğini, müvekkili ile davalı arasında  davalının akaryakıt istasyonunda gerçekleştireceği akaryakıt istasyonu bayilik faaliyeti nedeniyle 27.8.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, LPG/Otogaz  bayilik faaliyetini kapsayan 08.11.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalıların ise davalı kollektif şirketin ortakları olduklarını ve davalı şirketin sözleşme ve taahhütlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getireceklerini  garanti ve taahhüt ettiklerini, sözleşmelerle davalının ürün alım taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde eksik alınan her ton için cezai şart ödeneceğini ve ödenen gayri maddi hak bedelini faizi ile birlikte iade edeceğini taahhüt ettiğini, davalı şirketin gönderdiği ihtarname ile müvekkili ile akdettiği bayilik sözleşmelerinin süresi sonunda yenilenmeyeceğini bildirdiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen cevabi ihtarname ile ise  sözleşme süresi sonunda eksik ürün alım sebebiyle tahakkuk eden cezai şart  borcunu ve gayri maddi hak bedelini faizi ile birlikte ödemesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak davalının bugüne kadar müvekkiline ödeme yapmadığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesi karşılığında 400.000 TL gayri maddi hak bedeli ödemesi yapıldığını, ürün alım taahhüdünü yerine getirmeyen davalının ödenen gayri maddi hak bedelini verdiği taahhüdü uyarınca kıstel ve yevm dahil hiçbir indirim yapılmadan ödemenin yapıldığı tarihten itibaren avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödemesi gerektiğini, gayri maddi hak bedeli tutarının davalı bayiinin satın alınan taahhüt ettiği akaryakıt miktarı esas alınarak hesaplandığını beyanla davalının eksik akaryakıt alanlarından kaynaklanan şimdilik 20.000 USD cezai şart alacağının fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının ve taahhüdünü yerine getirmediği için ödenen 400.000 TL + KDV gayri maddi hak bedelinin kıstelyevm  dahil hiçbir indirim yapılmadan ödemenin yapıldığı tarihten itibaren avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, müvekkili ile birleşen ... A.Ş.'ye verdiği taahhüt uyarınca eksik LPG/Otogaz alımlarından kaynaklanan şimdilik 20.000 USD cezai şart alacağının fiilen ödeneceği günkü TCMB  efektif satış kuru  üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; davanın maddi gerçeklere aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  dava dilekçesinin HMK'nın 119. maddesinin b ve c bendine aykırı olduğunu, davalıların isimleri altında yazılı adreslerin davalılara ait adresler olmadığını, hiçbir davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, imzalanan bayiilik sözleşmesinin süresinin sözleşmenin 5 ve 11. maddeleri gereğince 5 yıl olduğunu, sözleşmenin tanzim tarihinden fesih tarihine kadar taraflar arasında nizasız ve ihtilafsız uygulandığını, davacının müvekkili şirketten hiçbir cezai şart talep etmediğini, müvekkili şirketin davacıya sözleşme süresinin dolduğundan bahisle gönderdiği ihtanameden sonra davacının taraflar arasında hiçbir zaman  uygulanmayan ve yürürlüğe girmemiş olan yıllık tonaj taahhütlerini gündeme getirdiğini ve dava konusu yaptığını, müvekkilinin kendisinde uyandırılan haklı güven duygusu ile davacıdan mal almaya devam ettiğini ancak sürenin dolmasından dolayı bayiilik sözleşmesinin kendisi tarafından feshinden sonra davacının huzurdaki davayı açtığını, taahhüdün uygulanmayacağı  yönünde ortaya çıkan olgunun kaynağının haklı güven olduğunu, davacının müvekkilinden gayri hak bedeli talep edemeyeceğini, bu bedel için ödemiş olduğu 72.000 TL KDV 'yi de talep edemeyeceğini,  bayiilik sözleşmesinin ve taahhütnamelerin davacı ile ... arasında tanzim ve imza edildiğini, diğer müvekkillerinin bu belgeleri garanti ve taahhüt eden olarak imzaladıklarını, müvekkillerinden ...'nun ise bu belgelerde imzalarının bulunmadığını, dava konusu taahhütnamelerdeki garantörlüklerin yasal şartları taşımadığını, geçerli bir kefilliklerinin olmadığını beyanla davalılar ... yönünden davanın husumetten reddine,  hukuki dayanaktan yoksun ve maddi gerçeklere aykırı olduğu sabit olacak olan davanın bütün davalılar yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 20/11/2019 tarih ve 2016/274 Esas - 2019/1119 Karar sayılı kararında; \"Dava; davacı ile davalı ... Şti ile yapılan 27.08.2010 tarihli  Bayiilik sözleşmesi uyarınca taahhüt edilen miktarda ürün alınmadığından bahisle , cezai şart alacağı ile davacı tarafından davalı şirkete taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesi karşılığında yapılan 400.000.00 TL + KDV gayrımaddi hak bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Yapılan açıklamalar ışığında mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu ile taraflar arasında imzalanan bayiilik sözleşmesi ve taahhüt hükümleri doğrultusunda davacının davalı tarafça ürün alım taahhüdüne  uyulmaması durumunda  cezai şart talep etmesi mümkün olmakla birlikte taraflar arasındaki taahhütname hükümlerinin yıllık asgari ürün alımı olarak düzenlenmesi karşısında davacının taahhütnamede kararlaştırılan cezai şartı 5 yıl yönünden talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazı kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekmesine rağmen bunun yapmadığı birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü dönem içinde davalıya mal verdikten sonra davalının bayiilik sözleşmesini ve taahhütnameleri süre sonunda yenilenmeyeceğine ilişkin ihtarnamesine cevaben gönderilen 5.10.2015 tarihli ihtarın 1, 2, 3 ve 4. döneme etkisi olmayacağı, sözleşme feshedildiğinden biten 5.dönem için cezai şart isteyebileceği gözetilerek bilirkişi tarafından davalı şirketin davacıdan toplam 5 yıllık sözleşme süresinde 1558,45 ton beyaz ürün aldığı, davalının 6250 ton taahhüdüne göre beyaz ürün eksiğinin toplamda 4691,55 ton olduğu, bunun 5 yıla bölünmesinde (davacı sadece son beşinci yıl için cezai şart isteyebileceğinden) her bir yıl için 938,31 ton eksik ürün aldığı, yine davalı şirketin davacı ile olan ticari ilişkisinin devam ettiği süreçte 700 ton LPG satın alma taahhüdünde bulunduğu ancak sözleşme sonuna kadar 171,02 ton LPG satın alındığı, buna göre davalının 528,98 ton eksik LPG satın aldığı, son yıla ilişkin olarak 105,80 ton eksik LPG yönünden  cezai şart isteyebileceği, yine davalı şirketin davacı ile olan ticari ilişkinin devam ettiği 5 yıllık süreçte 15 ton madeni yağ satın almayı taahhüt ettiği halde sözleşme sonuna kadar 1.007 ton madeni yağ satın aldığı, buna göre davalının toplamda 14 ton 998,98 kg madeni eksik aldığı , son yıla ilişkin olarak 2 ton 999,80 kg madeni yağ yönünden cezai şart isteyebileceği kanaatine varılmıştır.Davacı taraf dayanak bayiilik sözleşmesi ve eki taahhütnameler uyarınca davalı şirkete yaptığı gayrımaddi hak bedeli ödemesinin tamamını davalıdan talep etmektedir. 27.08.2010 tarihli bayiilik sözleşmesinin eki niteliğindeki taahhütnamenin; 1.maddesinde ; \" tesis edilecek intifa hakkı ve bayiilik sözleşmesi nedeniyle doğacak diğer gayrımaddi haklar için 400.000.00 TL + KDV Gayrımaddi Haklar bedeli (intifa hakkı, ... ürünlerinin satışı , marka ve logolarının istasyonlarda kullanılması bedeli) olarak ödenecektir. Ödenecek miktarın 200.000.00 TL + KDV lik kısmı ... ile bayiilik sözleşmesi imzalanıp ... lehine intifa hakkı tesis edilmesinden sonra ödenecektir. Geri kalan 200.000.00 TL + KDV lik kısmı ise istasyondaki tadilat işlerinin (saha betonu yapımı, kanopi tadilatı, yıkama tonozu ve market düzenlemeleri) tamamlanmasından sonra ödenecektir. EPDK lisansının alınması tamamen bayii şirketimizin sorumluluğundadır\" , 2.maddesinde ; \" .... ile yapılan bayiilik ve İşletmecilik Sözleşmesinin veya ariyet olarak alınan mallara ilişkin taahhütnamenin veya iş bu taahhütnamenin herhangi bir hükmüne aykırı davranmamız veya yukarıda adres ve tapu kayıtları belirtilen taşınmazda ... lehine tesis edilen intifa hakkının hangi nedenle olursa olsun EPDK lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık süreden evvel sona ermesi veya 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir zamanda gerekli ruhsatların alınamaması veya iptal edilmesi veya bayiilik sözleşmesinin feshedilmesi veya hangi nedenle olursa olsun EPDK lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin tamamlanamaması halinde kıstelyevm dahil hiçbir indirim yapılmadan şirketimize ödenen bedel ... iade edilecektir. ... yapacağı ödemeler karşılığında fatura düzenlenecek , paranın iadesinin gerekmesi halinde ..., bu ödemenin yapılmasını talep edebilecektir. Ödediği paranın ... iadesinin gerekli olması halinde avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek temerrüt faizini ödeyeceğiz..\" hükümlerinin bulunduğu , iş bu hükümler uyarınca davacı şirketin davalıya taahhütnamede bildirilen gayrımaddi hak bedelinin 25.10.2010 tarihli ... numaralı davalının düzenlediği fatura karşılığında KDV dahil 472.000.00 TL lik ödemeyi davalı şirkete yaparak edimini yerine getirdiği anlaşılmıştır. Davacı bu ödemenin iadesini talep etmektedir. Davaya dayanak bayiilik sözleşmesi ve eki taahhütnameler yukarıda açıklandığı üzere davalı şirket tarafından süresi bittikten sonra yenilenmeyeceği yönünde davacıya gönderilen  ihtarname ile sonlandırılmıştır. Yani dayanak yapılan bayiilik sözleşmesi ve eki taahhütnameler  belirlenen 5 yıllık sürenin içerisinde değil, 5 yıl bittikten sonra yenilenmemesi ile bitirilmiştir. Davacının dayandığı taahhütnamede ise, \"... \" .... ile yapılan bayiilik ve İşletmecilik Sözleşmesinin veya ariyet olarak alınan mallara ilişkin taahhütnamenin veya iş bu taahhütnamenin herhangi bir hükmüne aykırı davranmamız veya yukarıda adres ve tapu kayıtları belirtilen taşınmazda ... lehine tesis edilen intifa hakkının hangi nedenle olursa olsun EPDK lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık süreden evvel sona ermesi veya 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir zamanda gerekli ruhsatların alınamaması veya iptal edilmesi veya bayiilik sözleşmesinin feshedilmesi veya hangi nedenle olursa olsun EPDK lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin tamamlanamaması halinde....\" denilmek suretiyle davacıya hiçbir şekilde kıstelyevm usulü indirim yapılmaksızın  iade edileceği belirlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta sözleşmenin sona eriş şekli bu taahhütname hükmüne uymadığından davacının dayanak bayiilik sözleşmesi ve taahhütnamenin belirlendiği gibi 5 yılın sonunda sonlandırılmış olması nedeniyle , 5 yıllık bayiilik sözleşmesi uyarınca davalı şirkete ödediği gayrımaddi haklar bedelinin iadesini talep edemeyeceği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde takdiren karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile davanın davalılar ... yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı ... Şti. arasında akdedilen bayilik sözleşmeleri gereği davalı şirketin ürün alım taahhütlerinde belirtilen miktarlarda ürün alımı gerçekleştirilmediğinden bahisle müvekkili şirket tarafından Yerel mahkemede açılan alacak davası ile davalılardan; yakıt alım taahhüdünü yerine getirmediği için ödenen 400.000,00 TL+KDV gayri maddi hak bedelinin kıstel yevm dahil hiçbir indirim yapılmadan ödemenin yapıldığı tarihten itibaren avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte ödenmesini, davalının eksik akaryakıt alımlarından kaynaklanan şimdilik 20.000,00 $ (USD)  cezai şart alacağının fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının ödenmesini, müvekkili ile  birleşen ... A.Ş.'ye verdiği taahhüt uyarınca eksik LPG/Otogaz  alımlarından kaynaklanan şimdilik 20.000,00 $ (USD)  cezai şart alacağının fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının ödenmesini talep ettiğini, Yerel mahkeme tarafından sadece taahhüt edilen miktardan daha az akaryakıt alımı nedeni ile davalı ile imzalanan bayilik sözleşmesinin son yılına ait cezai şart bedeli olarak 20.000 USD ödenmesine karar verdiğini, müvekkili şirketin LPG/Otogaz’ın taahhüt edilenden daha az alımına ilişkin cezai şart talebini ve gayrimaddi hak bedelinin iadesi talebini reddettiğini;Mahkeme tarafından verilen kararın eksik inceleme nedeni ile haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi raporlarında; davalıların, bayilik sözleşmelerinin son yılında, taahhüt ettikleri akaryakıt ve LPG/Otogaz ürün miktarlarından daha az ürün aldıkları belirtilerek son yıla ait akaryakıt ve LPG/Otogaz eksik ürün alımından kaynaklanan cezai şart bedellerinin hesaplandığını, bilirkişi raporlarında hem akaryakıt hem de LPG/Otogaz eksik alımlarından kaynaklanan cezai şart bedelleri hesaplanmışken Yerel Mahkemenin sadece eksik akaryakıt alımlarından kaynaklanan cezai şart bedeline hükmettiğini, LPG/Otogaz eksik ürün alımından kaynaklanan cezai şart bedelini ise açık olmamakla birlikte kısmi kabul ederek, kalan kısmı reddetmek suretiyle gerekçe belirtmeden reddettiğini, Bilirkişi heyetinin 2. Ek bilirkişi heyeti raporunda; <br>Kök raporlarındaki görüşleri aynen muhafaza ettiklerinin, Mahkeme tarafından verilen görev çerçevesinde, son yıla ait davalı tarafından verilen taahhütnameye göre, eksik beyaz ürünün akaryakıt alımından kaynaklı 1.028,74 ton x 100 USD = 102.874,00 USD cezai şart bedeli hesaplandığının, eksik LPG ürün alımından kaynaklı 117,25 ton x 200 USD=23.450,00 USD cezai şart bedeli hesaplandığının beyan edildiğini, müvekkili şirketin dava dilekçesinde gayri maddi hak bedelinin yanı sıra fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, eksik akaryakıt alımından kaynaklanan 20.000 USD cezai şart bedeli ile eksik LPG/Otogaz alımından kaynaklanan 20.000 USD cezai şart bedelinin yani toplamda 40.000 USD cezai şart bedelinin ödenmesini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte biran için müvekkili şirket tarafından sadece son yıla ait cezai şart bedelinin talep edilebileceği düşünülse dahi Yerel mahkemenin taahhüt edilenden daha az akaryakıt alımından kaynaklanan cezai şart bedelini kabul ederek hükme bağladığını ancak müvekkili şirket tarafından talep edilmiş olmasına rağmen LPG/Otogaz alımından kaynaklanan cezai şart bedeli konusunda herhangi bir gerekçe göstermeden açıklama yapmadan talebi reddettiğini, bu sebeple karar eksik olup hukuka aykırı olduğunu;Davalı bayinin 5 yılda 6.250 ton beyaz ürün (motorin/benzin) ve 700 ton LPG satın alma taahhüdünde bulunduğunu, akaryakıt istasyonu bayilerinin davalı şirket istasyonda tüketici araçlarına satış yaptıkları gibi, beş yıllık bayilik süresi içerisinde herhangi bir zamanda sözleşme akdettikleri fabrikalara, şantiyelere, maden ocağı işletmelerine veya ihalesine girdikleri kamu kurumlarına da toptan tankerle satış yaptıklarını;Davalının ürün alım taahhüdünü beş yıllık sürenin son yılında dahi tamamlanmasının mümkün olduğunu ve bu nedenle beş yıllık sürenin sonuna kadar davalının temerrüdü söz konusu olamayacağından bahisle müvekkilinin davalıdan cezai şart talebinde bulunmasının da hukuken mümkün olmadığını, eğer güven oluşturmak kavramından söz edilecek ise, davalının beş yıllık sürede satın almayı taahhüt ettiği miktar konusunda güven oluşturarak bu güven nedeniyle yüksek tutarda gayri maddi hak bedeli ödemesi aldığını, bundan sonra toplam satışlar için sözleşmeler akdetmek ve ihalelere katılmak konularında gayret sarf etmeyerek taahhüdüne duyulan güveni suistimal ettiğini, haksız menfaat edindiğini kabul etmek gerektiğini;Müvekkili tarafından davalı şirkete ödenen gayri maddi hak bedeli ödemesi ve tutarının bayinin almayı taahhüt ettiği akaryakıt miktarı esas alınarak tespit edildiğini, bu tutarın hesaplanmasında bayinin satın alacağı ürün miktarına göre müvekkilinin elde edeceği kar ile davacıya ödenen gayri maddi hak bedeli tutarının geri dönmesi ve bundan sonra bir miktar kar elde edilmesinin amaçlandığını, davalıya 400.000 TL kadar yüksek bedelli bir ödemenin yapılmasının temel nedeninin davalının ticari dürüstlük kurallarına uygun davranarak ürün satın alma taahhüdünü yerine getireceğine, davalının haksız kazanç elde etmek amacında olmadığına güven duyulması olduğunu, davalının, 5 yıllık bayilik süresi sonunda 6.250 ton akaryakıt ve 700 ton LPG satın alacağına ilişkin taahhütte bulunduğunu, davalı bayi bu miktarlar üzerinden taahhütte bulunmasa idi bu kadar yüksek tutarda gayri maddi hak bedeli ödemesi yapılmayacağını, davalının 5 yıllık süre içerisinde satın aldığı ürün oranları dikkate alınarak yapılacak hesaplamaya göre davalının gayri maddi hak bedeli olarak sadece 92.000 TL ödeme yapılması gerekirken, davalının verdiği taahhütler nedeni ile 400.000 TL ödeme almasının hakkın kötüye kullanılmasından başka bir nitelemesi olmadığını, davalının müvekkili şirketi yanılttığını, bu sebeple müvekkili tarafından hakkın kötüye kullanılmasının değil, davalının müvekkili yanıltmak sureti ile hakkını kötüye kullandığının açık olduğunu;Gayri maddi hak bedelinin iadesi talebinin reddinin taahhütnamenin açık ve kesin hükmüne aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davalının 5 yıllık bayilik sözleşme süresince ürün alma taahhüdünü yerine getireceğini yazılı olarak taahhüt etmesi nedeniyle, taahhüt ettiği ürün alım tutarı üzerinden hesaplanan gayri maddi hak bedeli tutarı olan 400.000 TL+KDV’yi davalıya ödediğini, ödemenin davalıya yapıldığı hususunun bilirkişiler tarafından yapılan defter incelemesi neticesinde de tespit edildiğini, davalı tarafa gayri maddi hak bedeli ödenmesinin davalının ürün alım taahhüdüne uyma şartına bağlı olarak ve taahhüt ettiği miktar dikkate alınarak hesaplandığını ve ödendiğini, davalılar tarafından verilen taahhütnamede de açıkça taahhüt edildiği üzere; “... ile yapılan bayilik ve işletmecilik sözleşmesinin veya ariyet olarak alınan mallara ilişkin taahhütnamenin veya işbu taahhütnamenin herhangi bir hükmüne aykırı davranılması …” durumunda gayrimaddi hak bedelinin kıstel yevm dahil hiçbir indirim yapılmadan, taahhütnamede belirlenen faiz oranları uygulanarak iade edileceğinin kabul edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında davalıların, taahhütte bulundukları oranlardan daha az ürün satın aldıklarının davalılar tarafından tüm sözleşme süresince eksik ürün alımı yaptıklarının tespit edildiğini, davalıların ilk 4 yıl boyunca olduğu gibi sözleşmenin son yılında da eksik ürün alımı yaparak sözleşmeye aykırı davrandıklarını, bu sebeplerle davalı tarafından ürün alım taahhüdüne uyulmaması nedeni ile gayri maddi hak bedelinin müvekkil şirkete iade edilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kısmi red yönünden kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın tüm alacak talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının, 23.02.2018 tarihli, 11.06.2018 tarihli ve 04.02.2019 tarihli, bilirkişi raporları ile davacı tarafın iddia ve taleplerinin, Medeni Kanun'un 2. maddesi gereğince, iyiniyetli olmadığının ve yasal dayanaktan yoksun olduğunun ortaya çıktığını, bu nedenlerle davanın reddi gerekirken, davanın kısmen kabulüne dair kararın maddi gerçeklere, usule ve hukuka aykırı olduğunu;Davalı müvekkili ... Şirketi ile davacı ... A.Ş.'nin 27.08.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve tonaj taahhüdü ve cezai şart sözleşmesini tanzim ve imza ettiklerini, sözleşme süresinin, sözleşmenin 5. ve 11. maddeleri gereğince 5 yıl olduğunu, sözleşmenin tanzim tarihinden fesih tarihine kadar, taraflar arasında nizasız ve ihtilafsız uygulandığını, davacı tarafın davalı müvekkili  ... Şirketinden, hiçbir cezai şart talep etmediğini, ihtarname keşide etmediğini, davalı müvekkilinin yapmış olduğu ödemeleri, ihtirazı kayıt olmaksızın, kabul ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu şekilde devam ettiğini, davalı müvekkili ... Şirketi'nin, davacıya sözleşme süresinin dolduğundan bahisle Kadıköy ... Noterliği’nin, 28.09.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiğini, davacı tarafın ancak o zaman, taraflar arasında hiç uygulanmamış ve yürürlüğe girmemiş, yıllık tonaj taahhütlerini gündeme getirdiğini ve dava konusu yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, her yıl aynı seviyede devam etmiş olmasının, davacının Borçlar Kanunu 158. maddesinin 2. fıkrası anlamında, cezai şart talebinden zımnen feragat ettiği anlamına geldiğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, bilirkişi raporu ile bunun tespit edildiğini, raporda; “Davacının, sözleşme süresi boyunca, asgari taahhüt edilen miktardan az alım yapılmasına rağmen, sesini çıkarmaması ve cezai şart talebinde bulunmaması, bu hakkını çekince ile saklı tutmaması, sözleşmenin süresinin bitmesinden sonra, geriye dönük olarak asgari alım taahhüdünün ihlali nedeni ile cezai şart istemesi, hakkını kullanmayacağı yönünde muhatap da (davalı da) uyandırdığı haklı güvene aykırı bulunduğu ve Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince, hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğunun” yazılı olduğunu; Davacının cevaba cevabında, sözleşme süresi henüz sona ermediği için ve sözleşme süresi içinde taahhüt edilen miktarın satın alınabileceği öngörüldüğü için, ihtarname keşide edilmediğini ve dava açılmadığını iddia ettiğini, oysa davalı müvekkili ... Şirketi tarafından işletilen istasyonun, günlük, haftalık ve aylık satışlarının belli olduğunu, satışlarda hayatın olağan akışına aykırı ani bir değişiklik olması ihtimali de olmadığını, davalı müvekkili ... Şirketi'nin, kendisinde uyandırılan bu haklı güven duygusu nedeni ile davacı şirketten mal almaya devam ettiğini ancak sürenin dolmasından dolayı Bayilik Sözleşmesinin kendisi tarafından feshinden sonra, davacının huzurdaki davayı açtığını, taraflar arasında taahhüdün uygulanmayacağı yönünde, ortaya çıkan olgunun kaynağının haklı güven olduğunu, bu şekilde ortaya çıkan güven sorumluluğunun ise dürüstlük ilkesinin bir gereği olduğunu, davacı şirketin davranışları ile davalı şirkette güven meydana getirmesi sonrasında huzurdaki davayı açmasının çelişkili davranış yasağını oluşturduğunu, böyle bir davranışın hukuken korunmasının beklenemeyeceğini, gayri maddi hakların; patent, ticari marka, ticari unvan, tasarım ya da model gibi sınaî varlıkların kullanım haklarını kapsadığını, yani davacı tarafın marka ve logosunun 5 yıl boyunca müvekkili şirket istasyonunda yer alması için müvekkili şirkete ödeme yapıldığını, davacının iddia ettiği gibi, gayri maddi hak bedeli satış rakamlarına göre hesaplanmış olsa dahi, müvekkili ... Şirketi'nden iadesini talep etmesinin hukukken mümkün olamayacağını, davacının tacir olduğunu ve kar elde edeceği düşüncesi ile müvekkili şirkete yatırım yaptığını; Davacı tarafın planlamış olduğu karı elde edememiş olmasının müvekkili şirkete yaptığı yatırımı geri isteme hakkını doğurmayacağını, Bayilik Sözleşmesinde ve taahhütnamelerin davacı ... A.Ş. ile davalı müvekkil ... Şirketi arasında tanzim ve imza edildiğini, diğer davalı müvekkilleri ... işbu belgeleri garanti ve taahhüt eden olarak imzaladıklarını, davalı müvekkilleri ... bu belgelerde imzası olmadığını beyanla davanın kısmen kabulüne dair kararının kaldırılmasına, davalı müvekkilleri ... yönünden davanın husumetten reddine ve diğer davalılar yönünden ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, akaryakıt istasyon bayilik sözleşmesi çerçevesinde imzalanan ürün alım taahhütnamesine aykırılık nedeniyle cezai şart bedelinin tahsili ile davalı bayiye ödenen gayri maddi hak bedelinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle istirdadı talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı şirket ile aralarında 08.11.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5 yıl süreli akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi imzalandığını ve davalı şirketin bu sözleşmeye bağlı taahhütname ile 5 yıl için 6250 ton beyaz ürün almayı, yine kendisi ile devir sureti ile birleşen ... A.Ş.'ye verdiği taahhütname ile 5 yıl için toplam 700 ton LPG almayı taahhüt ettiğini, davalıya ayrıca taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesi karşılığında 400.000 TL +KDV gayri maddi hak bedeli ödendiğini, davalının ürün alım taahhütlerine uymadığını, bu nedenle gerek beyaz ürün, gerekse LPG yönünden hesaplanacak 5 yıllık cezai şart bedelini ödemesi ve ürün alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle ödenen gayri maddi hak bedelini iade etmesi gerektiğini, diğer davalıların sözleşmede garantör olduklarını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla beyaz ürün taahhüdüne aykırılık nedeniyle 20.000 USD, LPG alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle 20.000 USD cezai şart alacağının davalılardan tahsilini ve 400.000 TL + KDV'nin iadesini talep etmiş, davalı taraf sözleşmesinin süresinin sona erdiğini ve yenilenmediğini, davacının gayri maddi hak bedelinin iadesini talep edemeyeceğini, 5 yıllık sözleşme süresince ürün alım taahhütlerini uygulamadığını, kendilerinde eksik ürün alım nedeniyle cezai şart bedeli talep etmeyeceğine dair bir güven oluşturduğunu, bu nedenle cezai şart talebinin de haksız olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; dava dilekçesinde dava değerinin 20.000 USD * 2.91 TL + 400.000 TL= 516.400 TL olarak gösterildiği ve peşin karar ve ilam harcının bu miktar üzerinden yatırıldığı, bununla birlikte dava dilekçesinin gerek açıklamalar kısmında, gerekse talep sonucunda 400.000 TL+ KDV ile 40.000 USD'nin tahsilinin talep edildiği, buna göre dava değerinin 472.000 TL + 40.000 USD olduğu, Mahkemece verilen gerekçeli kararda davalının imzaladığı ürün alım taahhütnameleri gereği gerek beyaz ürün, gerek LPG, gerekse madeni yağ yönünden sözleşmenin beşinci yılında doğan cezai şarttan sorumlu olduğunun kabul edildiği, beşinci yılda eksik alınan ürün miktarının gösterildiği, öte yandan bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlardan ayrılınmakla birlikte, davanın cezai şart bedeli yönünden kısmi dava olarak açıldığı da gözetilerek talep edilebilecek toplam cezai şart bedelinin açıklanmadığı, hüküm fıkrasında ise hangi taahhütname ile ilgili olduğu açık olmayacak şekilde 20.000 USD cezai şart bedeline hükmedildiği, fazlaya ilişkin reddedilen kısmın ne olduğunun açıklanmadığı anlaşılmıştır.Buna göre Mahkemece, 6100 Sayılı HMK'nın 120/1 ve Harçlar Kanunu'nun 30, 32. maddeleri uyarınca dava dilekçesinde açıkça belirtilen talep sonucuna göre toplam dava değeri üzerinden davacı tarafa eksik peşin harcını tamamlamak üzere süre verilmesi, eksik harcın tamamlanması halinde; davanın cezai şart bedeli yönünden kısmi dava olarak açılması sebebiyle gerekçede açık bir şekilde her bir ürün alım taahhütnamesi uyarınca davacının talep edebileceği cezai şart bedelinin açıklanması ve bundan sonra gerekçenin kendi içerisinde ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmaksızın her bir talep yönünden karar verilmesi, davacı tarafça eksik harcın ikmal edilmemesi halinde ise HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca ikinci talep yönünden davanın, harcı yatırılarak yeninleninceye dek işlemden kaldırılması, HMK'nın 150/4. maddesinde düzenlenen üç aylık yasal süre içerisinde yenilenmemesi halinde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğinden, eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmesi ve karar gerekçesinin eksikliği, gerekçe ile hüküm arasında ve gerekçenin kendi içerisinde çelişki olması açık bir kanuna (T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi ile HMK'nın 297-298. maddeleri) ve kamu düzenine aykırılık hali olup istinaf aşamasında re’sen nazara alınacağından davacı vekilinin istinaf başvurusu usulen haklı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen sebeplerle kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2019 tarih ve 2016/274 Esas  2019/1119 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,3-Davalıların  istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, yine ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde istinaf eden taraflara iadesine,5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran tarafa iadesine,7-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3a4773e8f2c427f","SID":"99dee72ff930ed38"}}