{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1648 Esas<br>KARAR NO: 2024/48 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/325 Esas - 2021/586 Karar<br>TARİHİ: 18/12/2018<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2018/1055 ESAS - 2018/1241 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>ASIL DAVADA  Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili bankanın Bayrampaşa Şubesi ile davalı kredi borçlusu/lehtarı ... Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmeyi davalı kefil ...'ın da müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, verilen kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle kredi sözleşmesinin verdiği yetkiye istinaden Eyüp ... Noterliğinin 09.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 560.906,24 TL nakit ve 28.200,00 TL gayrinakdi kredi alacağından dolayı cari hesabın kesilip kat edildiğini, verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine bu kez İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı/borçlu ve kefilin; asıl borca ve fer'ilerine itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla takip tarihi ile dava tarihi aralığında yapılan kısmi ödemeler mahsup edildikten sonra kalan nakdi alacak 409.035,26 TL üzerinden itirazın iptaline, takibin devamıne ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar davaya cevap vermemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafça müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu iddianın müvekkilinin dava dışı ... Ltd. Şti.'nin genel kredi sözleşmesine konu borçlarına kefil olduğu yönünde olduğunu, müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmamasına rağmen davalı tarafça müvekkiline ait hesapların kat edildiğini ve Noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, ihtarnamede 589.106,24 TL'nin bir gün içinde yatırılmasının ihtar edildiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığınını tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; maddi ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının davada İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki borcun olmadığının tespitini talep ettiğini, söz konusu takip dosyasına borçlu tarafından itiraz edilmiş olup itiraz üzerine takip durduğunu, söz konusu itirazın iptali için Mahkemenin 2018/325 esas sayılı dosyasından itirazın iptali davasının devam ettiğini, itirazın iptali davasından sonra menfi tespit davası açmakta borçluların hukukî yararları olmadığı gibi, iki dava arasında derdestlik ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle, davacının hukuki menfaatinin olmaması ve derdestlik itirazı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, menfi tespit davasının kısmi olarak açılmasının mümkün olmadığını, Mahkeme tarafından öncelikle eksik harcın tamamlattırılması ve tamamlattırılmadığı takdirde davanın red edilmesi gerektiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını beyanla reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 18/12/2018 tarih ve 2018/325 Esas - 2021/586 Karar  sayılı kararında; \"Dava; genel kredi sözleşmesi nedeniyle yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin kat'ı sonrası açılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.GKS, ihtar, ihtarın tebliğine ilişkin evraklar,  ticari defterler, ticaret sicil kaydı ve tüm dosya içeriği ile bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğine; 28.03.2014, 05.07.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri ile ... şirketinin kullandığı kredilere diğer davalının toplamda 4.100.000 TL kefalet limiti ile kefil olduğu anlaşılmıştır.Davaya konu alacağın dayanağı krediler, ... ve ... nolu kredilerdir. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı yeni TBK’nu yürürlüğe girdikten sonra tanzim edilmiştir. Davalı kefil açısından kefalet limitlerinin sözleşmede açıkça gösterilmiş olduğu ve TBK.’nun 582. 583. ve 584 m. öngörülen kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefaletin türü, sorumlu olunacak azami kefalet limiti, kefaletin tarihi ve yasada şartların bizzat kefillerin kendi el yazıları ile yazılmış olduğu kefalette bulunduğu, tüm bunlara göre geçerli bir kefalet akdinin kurulmuş olduğu, TBK'nun 598/3. maddesindeki 10 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler yasal değişiklik tarihi 28.03.2013'den sonra akdedilmiş olması nedeniyle, davalı/kefilin şirket ortağı ve/veya yöneticisi oldukları anlaşıldığından, eş muvafakati belgesine gerek olmadığı kanısına varılmıştır.TBK’nun 589 ve 590. maddesine göre; “Kefil her durumda, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur.Kefilin/lerin sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere, temerrüt tarihine kadar işlemiş olan akdi faiz ve ferilerinden dolayı da ayrıca sorumludurlar.26 Kasım 2013 tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. hükmüne yer verilmiştir.TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı Eski TTK'nunda bulunmayan yeni bir hükümdür.6102 sayılı TTK'nun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz.Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer'ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir.GKS gereğince düzenlenen hesap kat ihtarı 01.12.2017  tarihi itibariyle davalılara tebliğ edilmiş olup, verilen 1 günlük sürenin sonu olan 03.12.2017  tarihi itibariyle davalılar temerrüde düşmüştür.Teknik ayrıntısı yukarıda özetlenmeye çalışıldığı ve  bilirkişi raporunda tam detayı olduğu üzere bilirkişi tarafından hesap kat tarihinde, takip tarihinde ve hukuki menfaatin tespiti açısından  dava tarihinde asıl alacak ve temerrüt tarihi ve temerrüt faiz oranına göre fer'ileri hesaplanmıştır. Takipten sonra yapılan ödemelere ilişkin itirazlarda dikkate alınarak hazırlanan ek rapordaki hesaplamaya göre kabul kararı verilmiştir.GKS'nin 4. Maddesi gereğince temerrüt faizi, akdi faiz oranının % 100 fazlası olan % 31 ise de takipte alacaklı % 21,45 oranında temerrüt faizi talep etmiş olup, talep bağlılık ilkesi gereğince bu oran üzerinden hesaplama ve hüküm kurulmuştur.İcra inkar tazminatı yönünden;dava konusu alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik  vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle, teknik hesaplama ayrıntısı bilirkişi raporunda anlaşıldığı üzere sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı asıl davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı vekili asıl davaya yönelik olarak sunduğu istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemenin gerekçeli kararda itirazların dikkate alındığı son bilirkişi raporunda belirtilen alacak miktarı esas alınmamış olup neden esas alınmadığına ilişkin gerekçe sunulmadığını, Yerel Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki eksiklik bulunan hususlara ilişkin her ne kadar aynı itirazları sunsalar da hatalı cari faiz oranı, mükerrer tahsilat vs. bu itirazların sadece 07.03.2021 tarihli son bilirkişi raporunda dikkate alınarak dava tarihi itibariyle 381.423,93 TL alacak hesaplandığını, bilirkişi tarafından hesaplanan son alacak miktarına ilişkin herhangi bir ihtilaf olmamasına rağmen Yerel mahkemenin hiçbir gerekçe belirtmeksizin bu raporu dikkate almadığını, hatalı olan 20.01.2020 tarikli kök ve 09.07.2020 tarihli ek bilirkişi raporunu esas alarak; \"Teknik ayrıntısı yukarıda özetlenmeye çalışıldığı ve  bilirkişi raporunda tam detayı olduğu üzere bilirkişi tarafından hesap kat tarihinde, takip tarihinde ve hukuki menfaatin tespiti açısından  dava tarihinde asıl alacak ve temerrüt tarihi ve temerrüt faiz oranına göre fer'ileri hesaplanmıştır. Takipten sonra yapılan ödemelere ilişkin itirazlarda dikkate alınarak hazırlanan ek rapordaki hesaplamaya göre kabul kararı verilmiştir.\" hükmünü tesis ettiğini;Gerekçeli karar incelendiğinde esas alınan kıymet takdir raporunun 09.07.2020 tarihli eski bilirkişi raporu olduğunun anlaşıldığını, son tarihli 07.03.2021 tarihindeki bilirkişi raporunun hiçbir şekilde gerekçeli kararda belirtilmediğini, Yerel mahkemenin ara karar tesis ederek itirazların dikkate alınacağı yeni bir bilirkişi raporu alınması ve bunun için  600 TL ek gider avansı yatırılmasına karar verdiğini ve bu karar doğrultusunda gider avansı yatırıldığını, itirazları dikkate alınarak hataların giderildiği 07.03.2020 tarihli son bilirkişi raporu hiçbir surette dikkate alınmadığı gibi usul ekonomisine aykırı şekilde dosyaya fazladan ödeme yaptırılarak müvekkili bankaya mağduriyet yaratıldığını, HMK madde 30'un hakimin gereksiz gider yapılmamasıyla yükümlü olduğunu açıkça belirttiğini, masrafı yatırılmış olan ve daha önceki hataların da düzeltilmiş olduğu 07.03.2021 tarihli son bilirkişi raporunun gerekçeli karara esas alınması gerekirken alınmaması ve neden alınmadığına dair hüküm kurulmaması nedeniyle eksik ve hatalı Yerel mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra aynı gerekçeli kararda temerrüt tarihinin 03.12.2017 tarihi olduğunun belirtildiğini ancak temerrüt tarihinin 05.12.2017 olduğunu, ihtarname tarihi 29.11.2017 olup tebliğ tarihinin 01.12.2017 olduğunu, ödeme için bir günlük süre tanındığını ancak ödeme tarihi hafta sonuna denk geldiği için temerrüt tarihinin 05.12.2017 olduğunu, bu husus 07.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda dikkate alınmış olup Yerel mahkemenin gerekçeli kararında dikkate alınmadığını, oysa ki bu tarihin faizin kapitalizesi için ve ana paranın belirlenmesi için önemli olduğunu, bu yönüyle hatalı ve eksik olan Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, gerekçeli karara esas alınan 20.01.2020 ve 09.07.2020 tarihli bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı inceleme ihtiva etmesi nedeniyle alacağı eksik tespit ettiğini, Yerel mahkeme nezdinde alınan 20.01.2020 ve 09.07.2020 tarihli bilirkişi raporlarının alacak hesaplamalarında çelişkili ve hatalı tespitler içermesi nedeniyle bu rapora itiraz edildiğini, itiraz sebepleri aşağıda sıralandığını;Asıl alacak tutarı hesaplanırken ihtarname tarihinden önceki tahsilatın da hatalı olarak mahsup edildiğini, her iki bilirkişi raporunda itiraz edilen hususlar arasında temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağın 480.736,02 TL esas alınarak hesaplama yapılmış olması olduğunu, hesaplamalarda 511.168,84 TL'den 07.11.2017 tarihinde yapılan 30.432,82 TL ödeme mahsup edildiğini, oysa ihtarname tarihinin 29.11.2017 olduğu dikkate alındığında söz konusu ödemenin zaten ihtarnameden önce mahsup edildiğini belirtmelerine rağmen tekrar göz ardı edildiğini, eski raporda bilirkişi tarafından hesaplanan 480.736,02 TL (511.168,84-30.432,82) miktarın nasıl ve ne şekilde tespit edildiğinin açıklaması yapılmadığını, mahsubu yapılan 30.432,82 TL'nin ( 07/11/2017 tarihli ödeme ) hesap kat tarihinden önceki bir tarih olup ihtarname metninde ilgili tutarın mahsup edildiği belirtilmesine rağmen ısrarla ihtarname tarihinden önceki 30.432,82 TL'nin  tekrar düşülmüş haliyle 480.736,02 TL üzerinden hesaplama yapıldığını ve bu bedele kredi kartı ekstre borcu olan 50.673,31 TL nin eklendiğini, ayrıca bilirkişinin, yine hatalı şekilde  07.11.2017 tarihli 30.432,82 TL mahsup ettiği tarihten hesabın kat edildiği tarih olan 29.11.2019 tarihine kadar yine 23 günlük faiz ve bsmv'yi asıl alacak tutarına dahil etmediğini, tüm bu hususlara ilişkin yapılan itirazlar dikkate alınarak 07.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağın düzeltildiğini ve doğru tespit yapıldığını ancak Yerel mahkemenin itirazların dikkate alınarak hesaplamanın düzeltildiği son tarihli raporu hiçbir şekilde dikkate almadığını;Alacak hesabı yapılırken cari faiz oranının hatalı hesaplandığını, bilirkişi tarafından cari faizi oranı olarak 15,50 belirlenmiş olup orandan hesaplama yaptığını ve bu durumda asıl alacağın yanlış belirlendiğini, müvekkili tarafından 24.04.2017 tarihi itibari ile tüm kurumsal krediler için tp tabela oranlarının %100 fazlası yerine %30 fazlası temerrüt faiz oranını belirleme kararı alındığını, bu karar doğrultusunda müvekkili bankanın cari faiz oranı 16,50 olarak belirlenmiş olup, bu hususta Merkez Bankası'na yapılan bildirimi incelemeden önce dosyaya da ibraz edildiğini, bu cari faiz oranından yapılan hesapta temerrüt faiz oranının %21,45 olacağının açık ve net olduğunu, bilirkişinin yapmış olduğu hesaplamada cari faiz oranı olarak 15,50 oranından cari faizi bularak hesaplama yaptığını, cari faiz oranı olan 16,50 dikkate alındığında asıl alacağın değiştiğini, asıl alacağın tamamen değişmesi nedeniyle hesaplamaların tamamen yanlış olduğunu;Takip tarihi ile dava tarihi arasındaki tahsilatların da hatalı hesaplandığını, 20.01.2020 ve 09.07.2020 tarihli bilirkişi raporlarında mahsup edilen tutarların tekrar mahsup edilerek hesap yapılmasının hatalı olduğunu, takip tarihinin 25.12.2017 ve dava tarihinin 11.04.2018 olduğu dikkate alındığında 25.12.2017 tarihinden önce yapılan 118.000,00 TL tahsilatın tekrar borçtan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, takip miktarının bu tutarlar mahsup edilerek açıldığını, takipten önce tahsil edilen tutarların bilirkişi raporu üzerinde işaretlendiğini, takip tarihi olan 25.12.2017 tarihi ile dava tarihi olan 11.04.2018 tarihi arasındaki tahsilatın 25.01.2018 tarihinde olup buradaki tahsilatlar toplamının sadece 48.403,00 TL olduğunu ve mahsup edilmesi gereken tutarın bununla sınırlı olduğunu, takipten önceki ödemelerin ise hataen mahsup edildiğini, bilirkişinin ilgili hesaptan 48.403,00 TL mahsup etmesi gerekirken 162.997,50 TL mahsup ettiğini;Bunun yanı sıra 09.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle asıl alacak tutarının talepleri gibi 484.902,86 TL olarak belirlendiğini, takip tarihi itibariyle alacak tutarında taleple bağlı kalınmasının yerinde olacağının tespit edildiğini, buna rağmen itiraz edilmiş olan 20.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda yer alan takip tarihi itibariyle 481.388,02 TL asıl alacak üzerinden hatalı hesaplamaların tekrar edildiğini ve tek tahsilatın mükerrer olarak düşüldüğünü, aynı bilirkişi raporunda itirazları doğrultusunda cari faiz oranının güncellenerek %16,50 esas alınarak ve davalının kredi kartı ekstresindeki 50.673,31 TL temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak tutarına ilave edilmişken lehlerine gelmesi gereken bilirkişi raporunun 4. sayfasının dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama kısmında \"dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamalarda bir değişiklik olmamıştır.\" şeklindeki açıklama ile bilirkişinin eksik inceleme ve hatalı tespitte bulunması nedeniyle itiraz edildiğini, itirazları neticesinde 07.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu mükerrer tahsilatın düzeltildiğini ve  dava tarihi olan alacağın 381.423,93 TL olarak hesap edildiğini, söz konusu doğru hesaplamanın Yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını beyanla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.06.2021 tarihli ve 2018/325 E. 2021/561 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı tarafından davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 486.859,70 nakdi alacağın tahsili ve 25.380 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalıların süresi içerisinde borca ve ferilerine itirazı üzerine takip durmuş, davacı tarafça eldeki dava ile 409.035,26 TL dava değeri üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş, davalı taraf davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; Mahkemece bankacı bilirkişiden dosya ve banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan kök rapora davacı vekilince; raporda uygulanan %15,50 akdi faiz oranının hatalı olduğu, davacı banka tarafından uygulanan cari akdi faiz oranının %16,50 olduğu, faiz oranının yanlış uygulanması nedeniyle alacağın eksik hesaplandığı, bilirkişi tarafından fazla talep edildiği belirtilen 49.737,40 TL asıl alacağın davalı tarafa teslim edilen kredi kartı borcundan kaynaklandığı, fazla talep edilen alacak olmadığı, bilirkişinin alacaktan mahsup ettiği 07.11.2017 tarihli tahsilat hesap kat tarihinden önce davacı tarafından mahsup edildiğinden mükerrer tenzilat yapıldığı, bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, dava tarihi itibariyle alacak hesabı yapılırken daha önce alacaktan mahsup edilen tahsilatlardan 118.000 TL'nin tekrardan mahsup edildiği ve bu nedenle alacağın eksik hesaplandığından bahisle itiraz edildiği ve ek rapor alınmasının talep edildiği, Mahkemece itirazları karşılar ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi ek raporunda; akdi faiz oranının bu kez itirazlar doğrultusunda % 16,50 oranında uygulandığı, kök rapor sonrası davacı banka tarafından sunulan ekstreye göre kredi kartı alacağının 50.673,31 TL olduğu belirtilerek bunun da asıl alacak miktarına eklendiği, temerrüt tarihi itibariyle alacak miktarının 532.176,55 TL olarak hesaplandığı ancak taleple bağlı kalınarak 484.902,86 TL'nin esas alındığı, bu miktar üzerinden temerrüt faizi uygulamak suretiyle takip tarihindeki asıl alacağın 484.902,86 TL ve toplam alacağın 486.859,70 TL olarak hesaplandığı, bundan sonra dava tarihi itibariyle alacak miktarının hesaplanmasına geçildiği ve bu aşamada takipten sonra ve fakat davadan önce yapılan ödemelerin alacaktan mahsup edildiği, mahsup işlemi yapılırken asıl alacak miktarının 481.388,02 TL olarak esas alındığı ve 162.997,50 TL tutarında tahsilatın mahsup edilmesi ile dava tarihindeki toplam alacağın 349.041,29 TL olarak belirlendiği, davacı vekili tarafından düzenlenen ek rapora; bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle hesaplama yapılırken rapor içerisinde tespit edilen ve esas alınması gereken asıl alacak miktarı 484.902,86 TL iken, hatalı şekilde 481.388,02 TL'nin esas alındığı, yine takip tarihinden önceki tahsilatlar da eklenmek suretiyle mükerrer şekilde mahsup işlemi yapıldığı, takip tarihi ile dava tarihi arasında yalnızca 48.403,50 TL tahsilat yapılmış olduğu, hesap kat tarihinden önce yapılan tahsilatın mükerrer şekilde alacaktan mahsup edildiğinden bahisle itiraz edildiği ve ek rapor alınmasının talep edildiği, Mahkemece 26.11.2020 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile, davacı vekilinin itiraz dilekçesinde yer alan 1 ve 2 nolu itirazlarının karşılanması ile akdi faizin %15,50 olarak uygulanması suretiyle alacağın tespiti hususunda ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 2. ek raporda; kat tarihi itibariyle alacak miktarının 561.842,15 TL olduğu ancak davacı bankanın hesap kat ihtarnamesinde 560.906,24 TL talep etmesi sebebiyle taleple bağlı kalındığı ve temerrüt tarihi itibariyle toplam alacağın 562.174,13 TL olduğu, takip tarihinden önce yapılan tahsilatların mahsubu ile takip tarihi itibariyle toplam alacağın 454.844,03 TL olduğu, davacı tarafın ise 486.859,70 TL alacak talebinde bulunduğu, 32.015,67 TL alacak talebinin fazla olduğu, dava tarihi itibariyle yapılan 99.151.10 TL tahsilatın mahsubu suretiyle asıl alacak 364.111,93 TL olmak üzere toplam alacak miktarının 381.423,93 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin rapora karşı sunduğu dilekçe ile raporda akdi faiz oranının %15,50 olarak uygulanmasının hatalı olduğu ve %16,50 oranına göre işlem yapılması gerektiğini beyan ettiği, Mahkemece bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak davanın toplam 349.041,29 TL nakdi alacak ve 3.010 TL gayri nakdi alacak yönünden kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, verilen kararda; dava dilekçesinde gösterilen dava değerinin takipte talep edilen nakdi alacağa ilişkin olduğu ve gayri nakdi alacak yönünden takibe yapılan itirazın iptalinin talep edilmediği gözetilmeden gayri nakdi alacak yönünden HMK'nın 26. maddesine aykırı olarak talepten fazlasına hükmedildiği, davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna yönelik itirazlarının yerinde görülmesi ile itirazların karşılanması ve akdi faiz oranının %15,50 olarak uygulanması gerektiğinden bahisle bilirkişiden ikinci kez ek rapor alınmasına dair verilen ara karardan dönülmemesine rağmen bilirkişi 2. ek raporunun ne sebeple hükme esas alınmadığı ve ne sebeple akdi faiz oranının %16,50 olarak kabul edildiğinin açıklanmadığı, temerrüt tarihinin gerekçede hükme esas alınan bilirkişi raporundan farklı şekilde 03.12.2017 olarak gösterildiği ve gerekçesinin açıklanmadığı, birleşen davada verilen kararın da gerekçesiz olduğu, kararın gerekçesiz oluşu ve gerek kendi içerisinde ve gerekse yargılama sırasında verilmiş ve dönülmemiş ara kararlar ile çelişmesi ile talepten fazlasına hükmedilmesi kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden istinaf incelemesinde re'sen nazara alındığı, bu şekilde verilen hükmün usul ve yasaya aykırı ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun haklı olduğu anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece 26.11.2020 tarihli ara kararına uygun şekilde düzenlenen bilirkişi 2. ek raporunun hükme ne sebeple esas alınmadığının, kullandırılan kredilere uygulanacak akdi faiz oranının ne olduğunun ve gerekçesinin açıklanması, bilirkişi raporları denetlenerek temerrüt tarihinin tespiti ile dava dilekçesinde yer alan miktarlar ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, birleşen davada verilen kararın gerekçelendirilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesine gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2018 tarih ve 2018/325 Esas 2021/586 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran tarafa iadesine,5-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"894a73111a3ba84f","SID":"c789bb34ce099907"}}