{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1483 Esas<br>KARAR NO: 2024/50 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/433 Esas - 2022/652 Karar<br>TARİHİ 30/05/2023 (Ek Karar)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; bir kısım müvekkillerinin babası ve müvekkili ... eşi olan müteveffa ... tarafından 19.10.1987 tarihinde bugünkü adıyla ... Anonim Şirketi'nin kurulduğunu, 22.10.1987 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan kuruluş sözleşmesinde ...'nın hissedarları olarak gözüktüğünü, ... 10.07.1971 doğumlu olup şirket kurulduğu tarihte yalnızca 16 yaşında olduğunu, .... 16 yaşında iken şirketin kurulmasına maddi ya da işgücü olarak katkı sağlamadığını, murisin sahibi olduğu malvarlığıyla muvazalı bir şekilde davalı ...'yı şirkete ortak ettiğini, murisin sağlığının kötüleşmesi ve bakıma muhtaç hale gelmesi ile de muvazaalı bir şekilde ortaklık oranını artıran mirasçı ... hakim hissedar olabilmek amacıyla usulsüz bir şekilde genel kurul toplantısı yaptığını ve şirketin sermaye yapısını değiştirdiğini, usul ve yasaya aykırı bir şekilde muvazaalı olarak ...Anonim Şirketi'nde hissedar olan ...'nın hisselerinin iptali ile bu hisselerin terekeye dahil edilmesi gerektiğini beyanla davalı ..., ... Anonim Şirketi'nde 19.10.1987 tarihinden itibaren muvazaalı olarak sahip olduğu hisselerin iptaline, dava konusu hisselerin muris ... adına ya da müvekkillerinin miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline, davalı ... adına kayıtlı tüm hisselerin terekeye dahil edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçesi ile; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacılar vekilinin muvazaa iddiasını, şirketin 19/10/1987 tarihinde kurulduğunda kurucu görünen müvekkilinin \"o tarihte 16 yaşında olduğunu bu sebeple şirketin kurulmasına maddi ya da iş gücü olarak katkı sağlamayamayacağı\" şeklinde gerekçelendirdiğini, davacılar vekilinin aynı zamanda, yalnızca müvekkilinin değil, şirketin kuruluş tarihi itibariyle 16 yaş üzeri tüm çocukların şirkete ortak edildiğini belirttiğini, muvazaanın kısaca, hukuk düzleminde görünürdeki işlemin gerçekten var olmadığı, gerçekte var olan işlemin üçüncü kişilerden saklandığı hukuki ilişkiler olduğunu, buna göre davacılar vekilinin iddiasının hukuki hali \"... 16 yaşında şirketin kuruluşu sırasında adına olan sermayeyi taahhüt etmesi mümkün değildir. Bu sebeple, sermayeyi taahhüt etmiş ve ödemiş gibi gösterilen işlem muvazaalıdır.\" şeklinde olabileceğini, şirketin kuruluşu tarihinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi 19/10/1987 değil, 1984 olduğunu, davacılar vekilinin muvazaa iddiasının gerçek olmadığının 31/12/1984 tarih, 1169 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan esas sözleşmeden açıkça anlaşıldığını, şirket esas sözleşmesinde de yazdığı üzere, şirketin kuruluş tarihinde müvekkilinin sahip olduğu hisse karşılığı sermayenin müvekkili tarafından değil, onun adına babası ... tarafından velayeten taahhüt edilmiş ve yine %25'inin babası ... tarafından  ödenmiş olduğunu, davacılar vekilinin iddia ettiği gibi 16 yaşında müvekkili tarafından taahhüt edilmiş veya ödenmiş bir sermayenin söz konusu olmadığını, taahhüt ve ödemelerin kuruluş tarihinde velayeten babası tarafından yapıldığını, müvekkilinin ...'nın taşınmazını kendi üzerine devrettirerek şirkete sermaye koyduğu iddiası İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/360 E. Sayılı dosyası ile devam eden tapu iptali tescil talepli davanın konusu olup gerekli savunmaların anılan dosyada yapıldığını, ... şirkete girişinin engellendiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, ...'nın hem şirketin yönetim kurulu üyesi hem de şirketi münferit imza ve temsil yetkisine sahip olduğunu, bu şekilde tavır sergilenecek birine bu yetkilerin verilmesinin beklenemeyeceğini, aksine adı geçen davacının şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinin babasının rahatsızlığından faydalanarak usulsüz işlemlerle hakim hissedar olduğu iddiası ile bu işlemlerin yapıldığı genel kurulların iptali amacıyla davacılardan ... tarafından şirkete karşı açılan davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/246 Esas sayılı dosya ile devam ettiğini, gerekli savunmaların ilgili dosyada yer aldığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacıların şirket 19/10/1987 tarihinde kurulduğunda, kurucu görünen ...'nın henüz 16 yaşında olması sebebiyle yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu iddialarının temeline koyduklarını, bunun dışında dava ile ilgisi olmayan dosya ve vakıaları dilekçelerine yazdıklarını, öncelikle müvekkili şirketin 1987 yılında değil 1984 yılında kurulduğunu, 31/12/1984 tarih, 1169 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan esas sözleşmeden açıkça anlaşıldığı üzere, ... yaşının kuruluşta bir etkisinin olmadığını, o tarihte kendisi de kurucu, şirket hissedarı olan babası müteveffa ... velayeten tüm işlemleri yürüttüğünü, taahhüt edilen sermayeyi ....adına ödediğinin açık olduğunu, dolayısıyla ortada muvazaa olarak iddia edilebilecek bir durum olmadığını, diğer iddialar ile ilgili olarak açılmış olan davalarda gerekli savunmaların yapılmış olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 30/05/2023 tarihli ve 2022/433 Esas - 2022/652 Karar sayılı ek kararı ile; \"Mahkememiz dava dosyasından verilen 19/10/2022  tarihli karar ile \"davacının davasının HMK m.114/f.1 hükmü karşısında ve mahkememizin görevli olmaması nedeniyle HMK m.115/f.2 hükmü gereğince USULDEN REDDİNE, mahkememiz görevli olmadığından tüm tedbir taleplerinin reddine, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine,bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,karardan sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine; karardan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise davanın açıldığı mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılamaya giderlerine mahkum olunmasına,  \" karar verilmiş olup davalılar vekillerince yapılan vaki istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 tarih 2023/514 E. 2023/573 Karar sayılı kesin nitelikteki ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerine ayrı ayrı 24/04/2023 tarihinde tebliğ edilmiş,  taraflarca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK m.20 hükmü \"Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden,  süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da  yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir\" hükmünü içermekte olup belirtilen kanuna atfen taraflarca 24/04/2023 tarihinde tebliğ olan  Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunulmadığından, Mahkememiz dosyasının  HMK m.20 gereğince  açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve verilen ek karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesi ile; Müvekkilleri yönünden taraflarınca davalıların muvazaalı olarak gerçekleştirdiği hisse devrinin iptali ile dava konusu hisselerin muris ... adına ya da miras payları oranında müvekkilleri adına tescili talepli davanın ikame edildiğini;Yerel mahkemece işbu dosyaya bakmakla görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna dair hüküm kurulduğunu, verilen karar ile davalı her iki tarafın da istinaf kanun yoluna başvurarak davanın reddini talep ettiklerini, taraflarınca da istinafa cevap dilekçesi sunulduğunu, istinafa cevap dilekçelerinde de görüldüğü üzere verilen Yerel mahkeme kararı doğrultusunda dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi ve de davalıların istinaf başvurularının reddedilmesi talebinde bulunulduğunu;10.02.2023 tarihli ''...'' iş emri nolu  taraflarınca Yerel mahkemeye sunulan dilekçede; ''Yargıtay güncel içtihatlarında benzer nitelikteki davalarda Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna hükmedilmiş olduğundan'' şeklinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talebinin ve iradenin açıkça görüldüğünü;Yine aynı şekilde 26.12.2022 tarihli ''...'' iş emri no'lu taraflarınca gönderilen dilekçede; \"Yargıtay güncel içtihatlarında benzer nitelikteki davalarda Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna hükmedilmiş olduğundan, yargılamanın sürüncemede kalmaması ve usul ekonomisi kapsamında müvekkillerin de telafisi imkansız zararlara uğramasının önlenmesi ve bir an evvel işin esasına geçilebilmesi için davalı şirketin istinaf taleplerinin reddine,'' şeklinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi taleplerinin ve iradelerinin açıkça görüldüğünü;Yapılan istinaf incelemesi neticesinde davalıların istinaf başvurusunun kesin bir şekilde reddedildiğini, işbu ret kararı üzerine taraflarınca dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi talepleri dikkate alınmaksızın 30.05.2023 tarihinde kurulan ek karar ile işbu davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, taraflarına tebliğ edildiğini, verilen işbu 30.05.2023 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bu yüzden istinaf başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu;Yerel mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararı sonrasında davalılar, istinaf kanun yoluna başvurmuş olmakla birlikte taraflarınca her bir istinaf başvurusuna ilişkin cevap dilekçesi sunulduğunu, sunulmuş olan istinaf cevap dilekçelerinde şüpheye mahal bırakmaksızın açık bir şekilde istinaf başvurularının reddi ile birlikte dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi talebinde bulunulduğunu, Yerel mahkemenin dosyanın görevli yere gönderilmesi taleplerini dikkate almaksızın davanın açılmamış sayılmasına karar verdiğini, bu sebeple verilen ek kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini;Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2016/18429 K. 2018/9428 24.04.2018 tarihli ilamının; ''Mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı, Dairece onanarak 12.07.2016 tarihinde kesinleşmiş, aynı mahkemece davacının görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 20/1. maddesi uyarınca 27.07.2016 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ne var ki, davacı taraf görevsizlik kararının kesinleşmesinden önce UYAP üzerinden gönderdiği e-imzalı 09.03.2016 tarihli dilekçesi ile dosyanın görevli … Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesini istemiştir. Hal böyle olunca, davacının süresi içerisinde gerekli müracaatı yaptığı gözetilerek dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.'' şeklinde olduğunu;Yine aynı yönde T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2019/2246 K. 2019/3647 T. 24.4.2019 tarihli ilamında; ''Dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilebilmesi ve davaya görevli mahkemede devam edilebilmesi için taraflardan birinin, görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir ( HMK m. 20/1, c.1 ). Görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurulduğunda, mahkemece ilk önce, başvurunun iki haftalık süre içinde yapılıp yapılmadığı incelenir; mahkeme, iki haftalık süre içinde başvurulmadığını ( süre geçirildikten sonra başvurulduğunu ) tespit ederse, başkaca bir işlem yapmadan re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verir ( HMK m. 20/1, c.2 ). Dosyanın incelenmesinde; Mahkemenin, görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair hükmün 21/03/2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden önceki tarihte davacı tarafından 19/01/2018 havale tarihli dilekçeyle görevsiz mahkemeye başvurulduğu ve dosyanın görevli Vize Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, Mahkemece davacının, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine ilişkin dilekçesi gözden kaçırılarak, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.'' şeklinde hüküm kurulmuş olup dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi talebinin süresinde yapıldığı gözetilerek verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması gerektiğini;Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde dosyanın gelmiş olduğu tüm aşamaların yok sayılacağını ve bu durumun hem zaman, hem de emek sarfına neden olacağını, bunun da usul ekonomisi ilkesi ile bağdaşmayacağını ve verilen kararın isabetli olmadığını, ağır bedel ile sübuta erdireceğini, yargılamanın uzaması hâlinde kişilerin, hukukî korunma mekanizmasının işlevini yerine getirdiğine ve hukuk düzeninin etkisine olan inancının da kaybolduğunu, çok geç gelen hükümlerin çoğu zaman hayatla bir ilgisi kalmadığını ve onların icrasının çoğunlukla hakkı teslim edeceğine, bilakis madden haksızlık yarattığını, yargılamanın hızlandırılmasının sıkı şekilde uygulanmasının hayat olayının mükemmelleştirilmesini sınırlayacağını ve böylece hükmün temellerinin mükemmelliği ve doğruluğunu olumsuz yönde etkileyeceğini, bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi kararı kesinleşirse şayet müvekkillerinin mahvına neden olacağını ve telafisi oldukça zor ve hatta imkansız zararların doğumuna sebebiyet vereceğini beyanla İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/433 E. 2022/652 K. sayılı dosyasında verilen 30.05.2023 tarihli kararın bozularak kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, davalı ... diğer davalı ... Anonim Şirketi'nin kuruluşunda muris ... tarafından yapılan muvazaalı işlem neticesinde pay edindiği ve sonrasında yapmış olduğu usulsüz işlemler ile şirket pay oranını artırdığı iddiası ile davalı adına olan payların iptali ile öncelikle murisin terekesine iadesine, aksi halde davacılar adına miras payları oranında tescili talebine ilişkindir. Mahkemece 30.05.2023 tarihli ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.6100 sayılı HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.Somut dosyada; Mahkemece 2022/433 Esas, 2022/652 Karar sayılı ve 19.10.2022 tarihli karar ile davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı davalı  ... vekili ile ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunduğu, Dairemizin 2023/514 Esas, 2023/573 Karar sayılı ve 06.04.2023 tarihli kararı ile davalı ... vekili ile davalı  ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair kesin olarak karar verildiği, Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesi tarafından taraf vekillerine 24.04.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, taraflarca HMK'nın 20. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği, her ne kadar davacı tarafça, Mahkemenin görevsizlik kararına karşı davalıların istinaf başvurularına cevaben sundukları 10.02.2023 ve 26.12.2022 tarihli dilekçelerinde, davalıların istinaf başvurularının reddini ve dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiş oldukları, bu nedenle Mahkemece kararın kesinleşmesinden önce verilen gönderme talebi gözetilmeksizin verilen ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de; yapılan incelemede davacılar vekili tarafından gerek davalı ...'nın 27.11.2022 tarihli istinaf dilekçesine karşı sunduğu 10.02.2023, gerekse davalı ... Anonim Şirketi vekilinin 28.11.2022 tarihli istinaf dilekçesine karşı sunduğu 26.12.2022 tarihli cevap dilekçesinde yalnızca istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin talep edildiği, dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi yönünde herhangi bir talepte bulunulmadığı, bu minvalde Mahkemece, süresi içerisinde taraflarca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a0f7bcfc7727a67","SID":"7bf19d9e861387f7"}}