{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2023/733 Esas<br>KARAR NO:2024/21<br><br>DAVA:... Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ:09/11/2023<br>KARAR TARİHİ:11/01/2024<br><br>-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------<br>BİRLEŞEN ... TİCARET MAHKEMESİ... ESAS<br>DAVA:... Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ:07/12/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan ... Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacı ....dava dışı ... A.Ş.’nin %70 oranında pay sahibi olduğunu,  davacı pay sahibi sıfatıyla 11 Ağustos 2023 tarihinde gerçekleştirilen 2020 Mali Yılı’na ilişkin olağan genel kurul toplantısına katıldığını, usulüne uygun şekilde yapılan Genel Kurul akabinde, ... Türkiye 25 Ağustos 2023 tarihinde, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescili için ... tahakkuk numaralı tescil başvurusunda bulunduğunu, ancak Sicil Müdürlüğü, mevzuata uygun olarak gerçekleştirilen tescil başvurusunu, herhangi bir sözleşmesel veya kanuni dayanağı olmadan reddettiğin, Sicil Müdürlüğü tarafından verilen gerekçeli ret kararı 1 Kasım 2023 tarihinde tebliğ edildiğini, Sicil Müdürlüğü’nün ret kararına karşı itiraz dilekçesini, süresi içinde mahkemeye sunduğunu, Genel Kurul Toplantısı usulüne uygun şeklinde gerçekleştirildiğini, Sicil Müdürlüğü’nün ret kararında dayandığı eksikliklerin tamamı dayanaksız olup bu nedenle, ilgili ret kararının iptali gerektiğini, 26 Ekim 2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında, davacı şirket tarafından aday gösterilen ... ve müteveffa ...tarafından aday gösterilen ... ..., üç seneliğine (26 Ekim 2021 tarihine kadar) şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, ancak şirketin olağan genel kurulu, bu üç yıllık görev süresinin bitiminden sonra neredeyse iki yıl boyunca ... Ailesi’ne atfedilebilecek sebeplerle toplanamamış ve yeni yönetim kurulu üyeleri seçilemediğini, sonunda, davacının çabalarıyla, Genel Kurul Toplantı gündemi 21 Temmuz 2023 tarihinde ilan edildiğini, 11 Ağustos 2023 tarihinde ise şirketin 2020 Mali Yılı’na ilişkin olağan genel kurul toplantısı gerçekleştirilebildiğini, <br>bütün bunlar olurken davacı şirket ayrıca 20 Nisan 2023 tarihinde ... Ailesi’nin %30 oranındaki paylarına ilişkin pay alım opsiyonu hakkını kullanmış ve böylelikle kalan %30 hissenin müvekkil şirkete devri için bir pay devir sözleşmesi kurulduğunu, Ancak ... Ailesi haksız şekilde bu payların devrinden imtina ettiğini, ... ..., yönetim kurulu başkanı olarak görev süresi 26 Ekim 2021 tarihinde bitmiş olmasına rağmen ve hatta 11 Ağustos 2023 tarihinde Şirket yönetim kurulunun yeni üyeleri seçilmiş olmasına rağmen şirketin yönetim kurulu karar defterini şirkete iade etmeyi reddettiğini, 25 Ağustos 2023 tarihinde davacı şirket, Genel Kurul Toplantısı’nda karara bağlanan tescile tabi hususların tescili için Sicil Müdürlüğü’ne ... tahakkuk numaralı tescil başvurusunu gerçekleştirdiğini, ilgili başvuru Sicil Müdürlüğü tarafından 5 Eylül 2023 tarihinde reddedildiğini, Sicil Müdürlüğü, gerekçeli kararında başvurumuz hakkında tespit edilen eksikliklerin; Yönetim Kurulu Kararı’nın tesciline ilişkin olarak  şirketin temsil ve ilzamına ilişkin Yönetim Kurlu Kararı, yönetim kurulu karar defterine işlenerek tasdik edilmediği, Genel Kurul Kararının tesciline ilişkin olarak Esas Sözleşme m. 7 gereğince B Grubu pay sahiplerinin belirlediği adaylar arasından bir yönetim kurulu üyesi belirlenmediğini, esas sözleşmenin genel kurul kararlarının alınmasına ilişkin 10. maddesi gereğince, yönetim kurulu üyelerinin seçiminde %100 karar nisabıyla karar alınmadığını, <br>Sicil Müdürlüğü’nün tespitleri hatalı ve hukuki dayanaktan yoksu olup yönetim kurulunca alınan temsil ve ilzama ilişkin kararın yönetim kurulu karar defterine işlenmemiş olması hukuka aykırı olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin seçimi Esas Sözleşme ve TTK’ya uygun olduğunu, Genel Kurul Kararının tescili önünde hiçbir hukuki engel bulunmadığını, Sicil Müdürlüğü, bağımsız denetçi atanmasına ilişkin genel kurul kararı ile Genel Kurulun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkında İç Yönergesi’ne ilişkin genel kurul kararının tescilini dayanaksız şekilde ve hiçbir gerekçe göstermeksizin reddettiğini, Sicil Müdürlüğü’ne yapılan ... tahakkuk numaralı başvurunun reddine dair kararın iptali ve Yönetim Kurulu Kararı ile Genel Kurul Kararı’nın tesciline ilişkin itirazın kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Karşı Taraf üzerinde bırakılmasınakarar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle;  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 34'de düzenlenmiş bulunan sekiz (8) günlük  hak düşürücü dava süresi içinde açılmamış olup; hak düşürücü dava süresi içinde ikame edilmemiş davanın reddi gerektiğini,  davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ve bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü, Türk Ticaret Kanunu. m. 32 ve Ticaret Sicili  Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı Müdürlük tarafından incelenmekte olup; dava konusu şirketin esas sözleşmesinde düzenlenen yönetim kurulu üyesinin seçimi şartları ile genel kurul kararlarının alınmasına ilişkin nitelikli toplantı ve karar nisabına ilişkin esas sözleşme hükümlerine uyulması zorunlu bulunduğundan ve aksi halde, alınan kararlar, yoklukla malul olduğundan; Müdürlükçe tescil talebinin reddi hukuka ve mevzuata uygundur; esas sözleşmede öngörülmüş nisaba ve yine, esas sözleşmede yönetim organının seçimi bakımından öngörülen şekle aykırı şekilde alınan genel kurul kararının tescili mümkün olmadığını,  dava konusu şirket esas sözleşmesinin, \"Yönetim Kurulu ve Süresi\" başlıklı 7. maddesinin \"Yönetim kurulunun oluşumu\" başlıklı (a) fıkrasının ilk bendindeşeklindeki düzenlemeye;  11.08.2023 tarihli genel kurul kararının aykırı olduğu, müvekkil Müdürlükçe tescil başvurusunun incelenmesinde saptanmış olup; bu nedenle de tescil başvurusunun reddi hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, esas sözleşmenin  10.maddesinde düzenlenen nitelikli toplantı ve  karar nisabına uygun olmayan şekilde  karar alınmış ve bu bakımdan da esas sözleşmedeki nisaba uygun olmayan şekilde genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyeleri bakımından karar ve toplantı nisabı bulunmadığını, red kararına konu ve dava konusu genel kurul kararından hareketle tescili istenen, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımına ilişkin ve yine, red kararı ile dava konusu yönetim kurulu kararı da, 19.12.2012 tarihli 28502 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ  gereğince deftere yapıştırılması gerektiği halde ve buna aykırı olarak, deftere yapıştırılmaksızın   tasdik ettirilmiş olup; bu da dava konusu tescil başvurusunun, bir başka red sebebini teşkil ettiğini,  davacı tarafın bağımsız denetçi atanmasına dair karar ile genel kurulun çalışma esas ve usulleri hakkında iç yönergeye ilişkin tescili talebinin reddedildiği iddiasının da dayanaksız olduğunu, çünkü davacının bu iki konunun kısmi tesciline ilişkin bir başvurusu olmadan; yani tescil başvurusunda kısmi tescil talebi olmadığı halde, Müdürlük, kararın kısmi tesciline ilişkin bir inceleme ya da  değerlendirme yapamayacağını, genel kurul kararları bir bütün olduğu gibi tescile tabi hususlara ilişkin kararların ayrınca talep edilmeksizin, Müdürlükçe kısmen tescil edilmesi mümkün olmayıp sonuç olarak; huzurdaki davanın öncelikle, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmaması ve huzurdaki davanın hak düşürücü süreden sonra ikâme edilmiş olması nedeniyle usulden, aksi kabul edilmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin açıklamalar kapsamında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen dosya davacı vekilinin birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. 11 Ağustos 2023 tarihinde 2020 yılına ait olağan genel kurul toplantısını gerçekleştirdiğini genel kurul toplantısına Müvekkilinin pay sahipleri olan ....  (%70) (“A Grubu Pay Sahibi”) ile ... ..., ... ... ve ... ... (%30) (“B Grubu Pay Sahipleri”) katılmış olduklarını, müvekkili genel kurul toplantısında alınan kararlar ile bunun akabinde alınan görev dağılımı ile temsil ve ilzama ilişkin yönetim kurulu kararının tescili ve ilanı için 25 Ağustos 2023 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne başvurduğunu, müvekkilinin başvurusu ... tahakkuk numarasıyla işleme alındığını, genel kurul toplantısında alınan kararlar Müvekkilinin tabi olduğu esas sözleşmede belirlenen usul ve esaslara uygun olarak alındığını, müvekkilinin bu kararları tescil talebi de usule uygun olduğunu, ancak Müdürlük tescil başvurusunun reddedildiğini ve  müdürlüğün ret kararı hala müvekkiline ve müvekkil’in pay sahibi A Grubu Pay Sahibi’ne de tebliğ edilmediğini, her halükârda, A Grubu Pay Sahibi bu karara itiraz etmek için İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülen ... E. numaralı davayı açıldığını, müdürlüğün bu dava kapsamında 1 Aralık 2023 tarihinde sunduğu dilekçede müvekkiline 31 Ekim 2023 tarihinde tebligat yaptığını iddia ettiğini, ancak Müvekkiline Tebligat Kanunu anlamında yapılmış bir tebligat olmadığını,  müvekkilinin, pay sahibinden aldığı bilgi üzerine derhal ilgili dava belgelerinin kopyasını istediğini, müvekkilinin huzurdaki davayı açtığını beyanla,  HMK m. 166 uyarınca İstanbul... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülen... E. numaralı davayla birleştirilmesine, Davanın kabulüyle ... tahakkuk numaralı başvurunun reddine dair gerekçeli Müdürlük kararının iptali ve ilgili genel kurul kararları ile yönetim kurulu kararının tesciline ilişkin itirazlarının kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen dosya davalı vekilinin birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; 8 günlük hak düşürücü  süre içinde açılmamış olup; bu nedenle huzurdaki davanın reddi gerekeceğini, davacı şirketin ... tahakkuk numaralı tescil ve ilan başvurusunun, Müdürlüğün 27/10/2023 tarihli ve ... sayılı kararıyla reddedildiği ve işbu red kararının da, şirketin red kararı talep dilekçesinde tebliğ adresi olarak da belirttiği aynı zamanda müseccel adresine PTT aracılığıyla ve posta yolu ile gönderildiği ve 31/10/2023 tarihinde mevzuata uygun şekilde tebliğ edildiği; buna ilişkin belgelerin de müvekkil Müdürlükçe sayın Mahkemenize 20/11/2023 tarihli ve ... sayılı yazı ile ibraz edildiğini,  Ticaret Sicili Müdürlüğü, Türk Ticaret Kanunu. m. 32 ve Ticaret Sicili  Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin esas sözleşmesinde düzenlenen yönetim kurulu üyesinin seçimi şartları ile genel kurul kararlarının alınmasına ilişkin nitelikli toplantı ve karar nisabına ilişkin esas sözleşme hükümlerine uyulması zorunlu bulunduğundan ve aksi hâlde, alınan kararlar, aşağıda açıklanacağı üzere yoklukla malûl olduğundan; müvekkil Müdürlükçe tescil talebinin reddi hukuka ve mevzuata uygun olup; esas sözleşmede öngörülmüş nisaba ve yine, esas sözleşmede yönetim organının seçimi bakımından öngörülen şekle aykırı şekilde alınan genel kurul kararının tescili mümkün olmadığını, dava konusu şirket esas sözleşmesinin, \"Yönetim Kurulu ve Süresi\" başlıklı 7. maddesinin \"Yönetim kurulunun oluşumu\" başlıklı (a) fıkrasının ilk bendinde  yer alan,düzenlemeye;  11.08.2023 tarihli genel kurul kararının aykırı olduğu, Müdürlükçe tescil başvurusunun incelenmesinde saptanmış olup; bu nedenle de tescil başvurusunun reddi hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, <br>genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyeleri bakımından karar ve toplantı nisabı bulunmadığını, dava konusu genel kurulda, esas sözleşmenin ilgili 7. maddesine aykırı olarak B grubu hissedarlar arasından aday gösterilmeyen yönetim kurulu üyesi; yine yukarıda açıklanan ve esas sözleşmenin 10. maddesinde yer alan nitelikli karar ve toplantı nisabına uygun olarak da seçilmediğini, red kararına konu ve dava konusu genel kurul kararından hareketle tescili istenen, genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımına ilişkin ve yine, red kararı ile dava konusu yönetim kurulu kararı da, 19.12.2012 tarihli 28502 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ  gereğince deftere yapıştırılması gerektiği hâlde ve buna aykırı olarak, deftere yapıştırılmaksızın tasdik ettirilmiş olup; bu husus da dava konusu tescil başvurusunun, bir başka red sebebini teşkil ettiğini, davacı tarafın bağımsız denetçi atanmasına dair karar ile genel kurulun çalışma esas ve usulleri hakkında iç yönergeye ilişkin tescili talebinin reddedildiği iddiasının da dayanaksız olduğunu, sonuç olarak; huzurdaki davanın hak düşürücü süreden sonra ikâme edilmiş olması nedeniyle ve tebligata ilişkin iddiaların dayanaktan yoksun olmasının yanı sıra müdürlüğün tebligat kanunu'nu m. 1'hükmü gereğince de davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olup, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin açıklamalar kapsamında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dava,  asıl dava yönünden ... tahakkuk numaralı davalı kuruma yapılan başvurunun reddine dair kararın iptali ve Yönetim Kurulu Kararı ile Genel Kurul Kararı’nın tesciline ilişkin itirazın kabulü istemine ilişkindir. <br>Birleşen dava yönünden;  ... tahakkuk numaralı davalı kuruma yapılan başvurunun reddine dair kararın iptali ve Yönetim Kurulu Kararı ile Genel Kurul Kararı’nın tesciline ilişkin itirazın kabulü istemine ilişkindir. <br>HMK 114/1.d bendinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115/1.maddesine göre, mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartlarında eksiklik bulunması halinde davanın usulden reddine dair kararını yargılamanın her aşamasında verir.<br>Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu 2017/657 E. , 2021/491 K.)<br>TTK'nun itiraz başlıklı 34/1. maddesinde \"İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.\" denilmiştir. <br>... memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebilir. Bu ilgililerin kimler olacağı ise ... Yönetmeliği’nin 22. maddesinde ve TTK'nun 28. maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddelere göre, tacirin hükmi şahıs olması halinde onun salahiyetli uzuvları veya selahiyetli temsilcileri ilgili kişi olarak kabul edilmektedir. Asıl dava dosyası kapsamında somut olayda davacı şirket işbu davayı kararı tescil edilmeyen şirket adına değil, kendi adına ortak sıfatıyla açmıştır. Tacir tüzel kişi ise yetkili uzuvları veya yetkili temsilcileri ilgili sıfatını taşımaktadır (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt, 3. Baskı, Ankara 2004, s:935). Şirket ortağının ise ilgili sıfatı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, asıl dava dosyası kapsamında ortak sıfatını haiz davacı ... adlı şirketin tescile ilişkin talep yönünden TTK'nun 34. maddesi uyarınca ilgili sıfatına ve dolayısıyla aktif dava ehliyetine sahip olmadığından işbu davayı açamayacağı gözetilerek davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Aynı dava konusunu içerir birleşen dava dosyası yönünden ise şirket usulünce talepte bulunduğundan aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. Bunun yanında ise anılan yasal düzenlemeler kapsamında davanın 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı denetlenmelidir.<br>Davalı Kurum 31/10/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürmektedir. Söz konusu tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanuna göre çıkarılmamış, tebligat parçası dosyaya sunulamamıştır. Ticaret Kanunu 26. maddesi ... Müdürlüğünün çalışma usul ve esaslarını çıkarılacak yönetmelik ile düzenleneceğini belirtmiştir. Anılan dayanak madde uyarınca çıkarılan ... Yönetmeliğinin 28/3 maddesine göre tescile ilişkin kararlar Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. <br>Davalı kurum,  ... Yönetmeliğinin 28/3 maddesinin emredici bir düzenleme olmadığı iddia etmiş ise de; \"(3) Müdürlüğün tescile ilişkin kararları ile tescile davetleri, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. \" şeklindeki düzenleme içeriği fazlasıyla açık olup lafzi ifadeden bu zorunluluk net bir şekilde anlaşılmaktadır. Amaca ilişkin yorum yapılması gerekir ise bir şirketin varlığını ilgilendiren ve bu nedenle de tescile tabi tutulan işleme ilişkin sicil müdürlüğü kararlarının ilgililere tebliğinde tebligatın muhatabına ulaşmasını/haberdar olmasını sıkı kurullara tabi tutan Tebligat Kanunun tabi tutulmasının kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle, amaçsal açıdan da aynı sonuca varıldığı görülmüştür.<br>Davalı kurum, Tebligat Kanunu eki listede kurum olarak isimlerinin bulunmadığını, buna göre Tebligat Kanuna tabi olmamalarının Tebligat Kanunu hükmü gereği olduğunu iddia etmişler ise de;  \"III – Yönetmelik MADDE 26- (1) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulması, sicil defterlerinin tutulması, tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına karşı itiraz yolları, sicil müdür ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak nitelikler, disiplin işleri ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.\" şeklindeki 6102 S. TTK 26. Maddesinde verilen yetkiye istinaden bu yetki kapsamında  ... Yönetmeliği çıkarılmış olup,  tescile tabi tutulan işleme ilişkin sicil müdürlüğü kararlarının ilgililere tebliğinde tebligatın muhatabına uluşmasını/haberdar olmasını sıkı kurullara tabi tutan Tebligat Kanunun tabi tutulmasının kamu düzeni ile ilgili olması hususu dikkate alındığında TTK'nin verdiği yetki kapsamını aşan bir durum söz konusu olmadığı gibi, bu hususun Tebligat Kanununa aykırı bir yönü de bulunmamaktadır. <br> Birleşen dava dosyası kapsamında tescile dayalı talebinin reddi kararının ilgili sıfatı bulunan davacı şirkete tebliğine ilişkin sadece PTT ekran görüntüsü bulunmaktadır. Tebligatın kime, ne zaman çıkarıldığı, içeriğinin ne olduğu, yasal meşruhatları taşıyıp taşımadığı, kime teslim edildiği denetlenebilir durumda olmayıp Tebligat Kanunu hükümlerine uygun çıkarıldığı davalı yanca iddia da edilmediği gibi gönderi türünün \"kargo\" olduğu dikkate alındığında tebligatın Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca çıkarılmamış olduğunun ihtilafsız olduğu bu ve üst paragraflarda açıklanan gerekçeler ile  usule uygun yapılmış bir tebligat bulunmamakla davacı şirketin karara itiraz süresi başlamamış olup davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığına kanaat edilmiş ve işin esasına girilmiştir.<br>Davalı kurum, davacı tarafın kararı öğrenme tarihinin daha önceki bir tarih olduğu bu nedenle de hak düşürücü sürenin geçtiğini terditli olarak ileri sürmüş ise de;  ... Yönetmeliğinin 28/3 maddesine göre tescile ilişkin kararlar Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edileceği hükmünü getirmiş olup, süre öğrenmeden itibaren değil tebliğden itibaren başlayacağı da açık olmakla bu hususa ilişkin vakıalar tartışma konusu yapılmamıştır.<br>Davacı yan Yönetim kurulu üyelerini seçimine ilişkin genel kurul kararının, temsil ve ilzama ilişkin yönetim kurulu kararının, ...'nin bağımsız denetçi olarak atanmasının ve iç yönergenin kabulüne ilişkin genel kurul kararların tescilini talep etmiş, davalı ... ise ilgili YK üyesi ve seçilen temsilciye dair kararların yeter çoğunlukla alınmadığını, esas sözleşmeye uygun olmadığını gerekçe göstererek talebi reddetmiştir. Tescil talebinin bölünmediği gerekçesiyle bağımsız denetçi ve yönerge yönünden de ayrıca işlem yapmadığı savında bulunmuştur.<br>Tarafların kabulünde olduğu üzere şirket esas sözleşmesinde imtiyazlı payların bulunduğu, dava dışı B grubu hissedarların esas sözleşmenin 7-a maddesine göre üç yönetim kurulu üyesinden bir tanesini genel kurul tarafından seçilmek üzere aday gösterme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Esas sözleşmenin 10. madde c/vii bendinde ise bu adayın %100 toplantı ve karar nisabı ile seçilmesi gerektiği belirlenmiştir. Bu suretle seçim yapılamaması, gösterilen adayın kabul edilmemesi halinde ne olacağı ise esas sözleşmede belirlenmemiştir. Somut olayda da B grubu hissedarların gösterdiği aday A grubu hissedarlar tarafından kabul edilmemiş ve gösterilen adayın yerine 3. bir kişi genel kurul tarafından seçilmiştir. Davalı ... ise bu yöntemin esas sözleşmeye aykırılığından dolayı kararın alındığı genel kurul kararı ile yönetim kuruluna bu suretle üye seçilmesine dair kararı tescil ve ilan etmemiştir. Davacı şirketin bu yöndeki başvurusu reddedilmiş olup anılan karara itiraz davanın konusudur.<br>Davacı şirket esas sözleşme kapsamında B grubu hissedarlara tanınan bu hakkın TTK 360 maddesine dayalı olarak haklı nedenle reddedildiğini böylece A grubu hissedarlar tarafından gösterilen adayın seçilebileceğini ileri sürmüştür. Davacının dayanağı 6102 sayılı TTK Madde 360:<br>\"2. Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi<br> (1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere imtiyazlı pay sahiplerince yönetim kuruluna aday gösterme hakkı kapsamında gösterilen adayın haklı sebep bulunmadıkça seçimi zorunlu görülmüştür. Ancak bu noktada davacı yan yargılamanın herhangi bir aşamasında B grubu hissedarlar tarafından gösterilen adayın neden kabul edilmediğine, bu noktadaki haklılığa dayalı herhangi bir sebep veya delil ileri sürmemiştir. Dolayısıyla haklı sebebin varlığı ispat olunmadığından yerindeliğine dair denetim yapılmamıştır. Davacı taraf mahkememizce gerekli görülmesi halinde sebep ve delillerin bildirilebileceği dava dilekçesinde beyan etmiş ise de; mahkememizin davacı taraf yerine geçerek süresinden sonra iddianın genişletilmesi ve delil sunulmasına karar vermesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.  Genel kurul kararında imtiyaz sahibinin gösterdiği adayın reddi için Hissedarlık Sözleşmenin 9.6 maddesi gereğince satın alma opsiyonun kullanılması gerekçe olarak şerh verilmiş ise de; payların satın alma opsiyonunca henüz devir alınmamış olması imtiyazın devam etmesi, satın alma opsiyonu ile payları devir edecek kişilerin yönetim kuruluna seçilmesinin \"haklı bir neden\" olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. <br> İmtiyazlı hakka dayalı olarak bildirilen adayın haklı sebeple reddi halinde bu üyenin nasıl seçileceğine ilişkin bir düzenleme hem TTK'da hem de somut olayımızda esas sözleşmede bulunmamaktadır.<br>Davacının gösterilen adayı kabul etmemesine dair haklılığının tespiti halinde dahi  B grubu hissedarlarının yeni bir YK üyesini aday gösterme hakkının ortadan kalktığı sonucuna varmak esas sözleşmede belirlenen imtiyazların genel amacına uygun olmayacağı gerekçesiyle imtiyaz sahibi hissedarların bu durumda yeni bir YK üyesi adayı gösterme imkanı tanınması gerektiği görüşü ileri sürülebileceği gibi; haklı neden ile ret halinde aday ileri sürme yetkisinin her bir pay sahibine geçtiği de ileri sürülebilir.<br>Birinci görüşün kabulü halinde, seçimin her redde karşı yeni adaylar ileri sürülmesi; ikinci görüşün kabulü halinde ise kanun ve esas sözleşmeye dayalı imtiyaz hakkının, \"seçilmesinin reddi kararı\" ile ortadan kaldırılması sonucu ortaya çıkacaktır.<br>İkinci görüşteki, kanun ve esas sözleşmeye dayalı imtiyaz hakkının, seçimin reddi ile ortadan kaldırılması sonucunun, genel kurulun bu kararının iptali davası ile  ortadan kaldırılması ile mümkün ise, bir şirketin icra organı yönetim kurulu olup, iptal kararının geriye yürümemesi ile birlikte iptal davasının sonuçlanma süresinin asgari günü dahi dikkate alındığında, çoğunluğun bu imtiyaza dayalı teklifi, keyfi olarak ret edip, istediği icrai kararları almasından sonra imtiyaz hakkının mahkeme kararı ile sonradan sağlanması ticari hayatın gereklerini karşılamaktan çok uzak olacaktır. Birinci görüşün kabulü halinde ise, yönetim kurulunun oluşmasında kilitlenme ihtimali olacaktır. <br>Bu aşamada \"genel kurulda müzakere edilerek karara bağlanmış gündem maddesi, hazır bulunanların oy birliği ile karar verilmedikçe yeniden görüşülüp karara bağlanamaz\" düzenlemesi tartışma konusu yapılmış ise; gündem maddesi \"yönetim kuruluna üye seçimi\" olup, adayın reddi bu gündem hakkında karar verilmesi anlamını taşımamakla, yönetim kurulu seçilene kadar birinci veya ikinci görüşe göre oylama yapılmasında bir engel bulunmamaktadır.    <br>Tüm bu hususlara göre TTK 360 maddesinde \"Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur.\"  düzenlemesinde kanuni boşluğun bulunduğunun kabulü gerekmektedir.<br>TTK 1/2 maddesindeki \"Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir.\" düzenlemesi gereği ticari örf ve adetlere başvurulabilir ise de; bu hususa ilişkin bir ticari örf ve adet oluşmamıştır.<br>Oluşan kanun boşluğunun birinci ve ikinci görüşlerdeki sakıncaları giderecek nitelikte olmalıdır.<br> Genel kurulun, imtiyaz sahibinin önerdiği adayı reddetmesinin gerekçesini açıklama zorunluluğu Alman ve Fransız hukukunda zorunda iken; İsveç hukukunda zorunda değildir.<br>Gerek  imtiyaz sahibinin önerdiği adayı reddetmesinin genel kurulca gerekçesini açıklamış olmasının tescil talebinin esas sözleşmeye şeklen uygunluk denetimi yapılabilmesi ve daha sonra iptal kararı ile denetlenebilmesi gerek ise de kanun ve esas sözleşme ile tanınan imtiyaz hakkının usulsüz olarak ortadan kaldırılmaması ve de aksine imtiyaz hakkının şirket yönetim kurulunun oluşmaması için kilitleyici faktör olarak kullanılmasını engellemesi gerekmektedir. Bu doğrultuda ticari hayatta -ticari örf ve adet haline henüz gelmemiş ise de-  imtiyaz sahibinin önerdiği adayın gerekçeli reddetmesi ile yeni bir adayın gösterilmesinin imtiyaz sahibinden istenmesi gerekmektedir. Varılan bu sonuca göre imtiyaz hakkının şirket yönetim kurulunun oluşmaması için kilitleyici faktör olarak kullanılmasının engellenmesi için de imtiyaz hakkı kapsamında aynı ismin ileri sürülmesi veya başka adayın ileri sürülmemesi halinde aday ileri sürme yetkisinin her bir pay sahibine geçtiğinin kabulü gerekmektedir. İmtiyaz hakkının şirket yönetim kurulunun oluşmaması için kilitleyici faktör olarak kullanılmasının engellenmesi için bu kadarlık bir düzenleme yeterli olacaktır. İmtiyaz sahibinin, haklı nedenlerle ret edilebilecek yeni yeni adayları arka arkaya sürekli sürebilmesi ihtimali ticari hayatta pek mümkün olmadığı gibi, imtiyaz sahibinin gösterdiği adayın seçilemediği durumların nerede ise tamamının ancak azınlık açısından söz konusu olabileceği, azınlığın seçtireceği yönetim kurulu üye sayısının çoğunluğu oluşturamayacağı dikkate alındığında şirketin varlığı için -iptal davası sonuçlana kadar- hayati sakıncası da bulunmayacaktır.<br>Tüm bu hususlara göre imtiyaz sahibinin gösterdiği aday, somut gerekçeler ile genel kurulca ret edilmediği gibi, ret sonrası imtiyaz sahibinden yeni bir aday gösterilmesi istenmemiştir. <br>Kanun boşluğunun doldurulmasında, dikkat edilen şu hususlar gözden kaçmaması için  yeniden vurgulama gereği duyulmuştur : İkinci görüşteki, kanun ve esas sözleşmeye dayalı imtiyaz hakkının, seçimin reddi ile keyfi olarak ortadan kaldırılması sonucunun, genel kurulun bu kararının iptali davası ile  ortadan kaldırılması mümkün ise de, bir şirketin icra organı yönetim kurulu olup, iptal kararının geriye yürümemesi ile birlikte iptal davasının sonuçlanma süresinin asgari günü dahi dikkate alındığında, çoğunluğun bu imtiyazı keyfi olarak ret edip, istediği bu icrai kararları almasından sonra imtiyaz hakkının mahkeme kararı ile sağlanması ticari hayatın gereklerini karşılamaktan çok uzak  olacağı gibi kanuni boşluğu dolduran kuralda, ret edilebilecek yeni yeni adayları arka arkaya sürekli sürebilmesi ihtimali ticari hayatta pek mümkün olmadığı gibi, imtiyaz sahibinin gösterdiği adayın seçilemediği durumların nerede ise tamamının ancak azılık açısından söz konusu olabileceği, azınlığın seçtireceği yönetim kurulu üye sayısının yönetim kurulunda çoğunluğu oluşturamayacağı dikkate alındığında şirketin varlığı için -iptal davası sonuçlana kadar- hayati sakıncası da bulunmayacaktır.<br>Tüm bu hususlara göre yönetim kurulu seçiminin bu açıdan açıkça esas sözleşmeye aykırı olduğu açık olup netice olarak davalı ...'nin TTK 32 ve ilgili yönetmelikte düzenlenen görev ve yetkileri kapsamında tescil ve ilan edilecek kararın şirket esas sözleşmesine uygunluğunu denetleme görev ve yetkisi bulunmakla usulüne uygun seçilmeyen yönetim kurulu üyesinin seçimine dair genel kurul kararı  tescil ve ilanının yapılmaması usul ve yasaya uygun olduğundan birleşen davanın bu yönüyle reddi gerekmiştir. <br>Temsil ve ilzama dair yönetim kurulu kararının tescil ve ilanının reddi kararının iptali talebi açısından da, yukarıda varılan sonuca göre usulüne göre oluşmuş bir yönetim kurulu bulunmamakla bu yönetim kurulu kararının tescili ve ilanı talebinin reddine ilişkin kararın da yerinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Bunun yanında dava dışı ortaklar ile uyuşmazlık bulunmayan ve oybirliği ile karar verilen bağımsız denetçi atanması ve iç yönergeye dayalı talepler yönünden gerekçe içermeyen red kararına itirazın kabulü gerektiği gibi, tescili ret edilen hususlar ile bir bütünlük içermeyen bu hususların,  \"Tescil talebinin bölünmediği gerekçesiyle bağımsız denetçi ve yönerge yönünden de ayrıca işlem yapmadığı\" savı yerinde görülmemiş ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;<br>1-Asıl davanın aktif husumet nedeniyle REDDİNE,  <br>2- Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,<br>a-Yönetim kurulu üyelerini seçimine ilişkin genel kurul kararının ve temsil ve ilzama ilişkin yönetim kurulu kararının tesciline ilişkin itirazların esastan reddine,<br>b-...'nin bağımsız denetçi olarak atanmasına ve iç yönergenin kabulüne ilişkin genel kurul kararların tescili taleplerinin reddine ilişkin itirazların kabulü ile bu kararların ticaret sicile tesciline, <br>3-Asıl dava yönünden;<br>a)Karar tarihi itibariyle alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>b)Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Birleşen dava yönünden; <br>a)Karar tarihi itibariyle alınması gereken maktu 427,60-TL harcın, peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>b)Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 539,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>c)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T. göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>d)Davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>e)Birleşen dosya kapsamında yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,<br>Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11.01.2024<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51440e97aeb6b186","SID":"2fcc01640ec75945"}}