{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                   T.C.<br>              SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2254 <br>KARAR NO\t: 2024/64<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...                    (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:28/04/2022<br>NUMARASI\t:2020/179 Esas - 2022/282 Karar<br><br>DAVACI\t:... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVALI\t:... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVA\t:İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t:17/03/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t:19/01/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:31/01/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından davalıya 30.06.2017 tarihli fatura seri ... nolu 135,700,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, fatura bedelinin geç de olsa davalı tarafından ödendiğini, ancak bu faturanın KDV tutarından olmak üzere sadece 20.700,00 TL yi ödemediğini beyanla Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü’nün 2019/51944 Esas sayılı dosyasındaki KDV tutarı olan 20.700,00 TL açısından yapılan itirazın iptali ile bu miktar için duran takibin devamına; iş bu miktar alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın kabulü ile; Davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/51944 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 20.700,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, Alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden hesap edilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin tebligattan haberdar olamamasının pandemi nedeniyle mücbir sebebe dayandığını, bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığını, 2 hafta ek süre talep etmeleri üzerine mahkemenin taraflarına 2 hafta ek süre verdiğini, bu nedenle süresinde itirazlarını sunmalarına rağmen, mahkemenin gerekçesinin eksik incelemeye dayalı ve hatalı olduğunu, davalı şirket davadan haberdar olduktan sonra duruşmaya katılmasına ve davalıya ait ticari defterleri Mahkemeye sunmaya hazır olduklarını bildirmelerine ve dosyada ek rapor alınmasına karar verilmiş olmasına rağmen, Mahkeme davalı şirkete defterlerini sunması için tekrar süre vermediğini, davalı şirketin yapmış olduğu ödemeleri Kocaeli 6. Noterliği'nin 27/02/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı tarafa bildirdiğini, herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın takibe 135.700,00 TL asıl alacak üzerinden başlamasına rağmen huzurdaki davayı 20.700,00 TL üzerinden ikame etmesinin de, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı olmadığını ve kötüniyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, bilirkişi 14/12/2020 saat 14:27 tarihli mailinde birtakım belgeler talep etmiş olmasına rağmen, davacı/vekili tarafından bilirkişiye ve dosyaya herhangi bir belge ibraz edilmediğini, Mahkemenin kök ve ek raporu neden hükme esas almadığını gerekçeli kararında açıklamadığını, davacı tarafın takibe 135.700,00 TL asıl alacak üzerinden başlamasına rağmen huzurdaki davayı 20.700,00 TL üzerinden ikame etmesine rağmen, Mahkemenin kabul vererek %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmesi, kısmen kabul kararı vermeyerek lehimize vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmetmemesinin, yasaya ve emsal içtihatlara aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarih, 2020/179 Esas - 2022/282 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı aleyhine 30.06.2017 tarih ... seri numaralı 135.700,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak icra takibi başlattığı, davalının borca itiraz ettiği ve takibin durduğu, davacının borca itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığı ve dava dilekçesi ile takibe konu faturanın  20.700,00 TL'lik KDV si dışında ödendiğini beyan ederek itirazın bu miktar üzerinden iptalini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Dava  konusu  faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>İkrar, görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, Ankara, 2001, s. 2037 vd.; Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usul Hukuku Dersleri, İstanbul, 2014, s. 595 vd.; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, C. 1- 2, İstanbul 2000, s. 628 vd.). Başka bir deyişle ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir.<br>İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Başka bir deyişle sadece tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları maddi vakıalar ikrara konu teşkil edebilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.<br>Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (7201 sayılı kanunun m.10/1) Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (7201 sayılı kanunun m.13) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (7201 sayılı kanunun m.21/1)<br>Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davalı taraf öncelikle ilk derece mahkemesince yapılan dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı asile usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi, muhtara yapılan tebligat tarihinde salgın hastalık nedeniyle tebligat çıkarılan iş yerinin geçici olarak kapalı olduğunu ve tebligattan haberdar olmadıklarını beyan etmiştir.<br>7201 sayılı Yasanın 10. maddesine göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Davalı hakkında başlatılan takipteki ödeme emrinin “...” adresinde 25.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın takip dosyasına verdiği 26.03.2019 tarihli itiraz dilekçesinde aynı adresi davalının adresi olarak bildirdiği, davalı tarafından davacıya gönderilen Kocaeli 6. Noterliğinin 27.02.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede de davalının adres olarak aynı adresi bildirdiği, dava dosyasından gönderilen diğer tebligatların da anılan adrese gönderildiği, hatta ticari defterlerin ihtarlı bir şekilde istenildiği tebligatın da davalı temsilcisi tarafından anılan adreste 22.10.2020 tarihinde bizzat tebliğ alındığı nazara alındığında davalı şirketin davacı tarafından bilinen son adresinin anılan adres olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle 7201 sayılı Yasanın 10.maddesi gereği anılan adrese mahkemece çıkarılan tebligatın usulüne uygun olduğu, tebliğ sırasında adresin kapalı olması nedeniyle tebligatın anılan yasanın 21/1.maddesine göre tebliğ edildiği, davalı tarafın tebligat usulsüzlüğüne dair ilk derece mahkemesine bir itirazı olmadığı gibi eski hale getirme taleplerinin de bulunmadığının anlaşılması ve anılan iddianın ilk derece mahkemesinde ileri sürülmemesi karşısında 6100 sayılı yasanın 357/1.maddesi gereği istinaf aşamasında da ileri sürülemeyeceği göz önüne alındığında davalının anılan istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>Davaya konu edilen alacak iddiasının 30.06.2017 tarih ... seri numaralı 135.700,00 TL bedelli faturaya dayanması ve davanın niteliği gereği ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, ancak davalı temsilcisinin 18.01.2021 tarihli celsede fatura konusu ilişkiyi ikrar edip ödeme iddiasında bulunması karşısında, ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının anılan ödeme iddiasını ispat etmesinin gerektiği, mahkemece çıkarılan ihtarlı davetiyenin davalı temsilcisi ... tarafından 22.10.2020 tarihinde bizzat tebliğ alınmasına rağmen verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkemeye sunmadığı gibi yerini de bildirmediği, bu nedenle defter ibrazından kaçınmış sayıldığı, davacının dosyaya sunulan defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 92.820,00 TL alacaklı olduğu, davaya konu fatura tarihinin 30.06.2017 olması nazara alındığında davalının faturaya ilişkin olduğunu iddia ettiği 28.11.2014 -31.01.2017 arasında keşide edilen 10 adet çekin avans çeki olarak verildiğinin davalı tarafından ispat edilmediği gibi anılan çeklerin avans çeki olduğuna dair davacı defterlerinde bir kaydın da olmaması nedeniyle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.414,01-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 353,50-TL'nin mahsubu ile kalan 1.060,51-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f01c40c486ebb48","SID":"151b8c7acb2a3274"}}