{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2436 <br>KARAR NO: 2024/77<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/06/2020<br>NUMARASI: 2019/117 E. - 2020/45 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, bilişim sektöründe ...com markasıyla hizmet veren ve sektörde önemli ölçüde pazar payına sahip, bir çok tüketiciye e - ticaret ve mağazadan doğrudan satış yoluyla elektronik ürün satışı gerçekleştiren saygın ve sektörde lider bir kuruluş olduğunu, davalı şirkete ait www...com alan adlı site üzerinde müvekkili şirket aleyhine yapılan ve gerçeği yansıtmayan şikayetler yayınlandığını, yayınlanan site üzerinde müvekkili şirketin bilgi ve rızası olmadan şirkete ait tescilli marka ve logoyu da kullandığını, mevcut yayınların halen duruyor olmasının her geçen dakika müvekkili şirkete zarar verdiğini ve ileride telefasi güç zararlar oluşacağından bildirecekleri tüm url adreslerine tedbiren erişim engelleme kararı verilmesini, müvekkilinin tescilli marka ve logosundan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet yaratıldığının tespiti ile haksız rekabetin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı vekili tarafından, şikâyet sahiplerinin  firma müşteri olup olmadıklarının ve dahası hizmet alıp almadıklarının araştırılmadığı iddia edildiğini, günde yaklaşık 5.000 şikâyetin yazıldığı bir platformda, her şikâyetin gerçekliği ve dayanak olaylarının araştırılmasının fiilen olanaksız olduğunu, şikâyetlerde beyan esas olup sahibinin sorumluluğunda olduğunu, ancak firmalar tarafından şikâyet sahibi hakkında “müşterimiz değildir” veyahut “tarafımızdan hizmet almamıştır” şeklinde bir itiraz gelmesi durumunda, ilgili personelleri tarafından ivedilikle şikâyetin ve şikayetçinin gerçekliğinin araştırıldığını, bu kapsamda şikayetçiden ürün ya da hizmet aldığına dair belge talep edildiğini, süresi içerisinde ürün ya da hizmet aldığını belgeleyemeyen şahısların şikayetlerinin itiraz üzerine siteden kaldırıldığını, firma tarafından böyle bir talepte bulunulmadığı halde bu bahanenin ileri sürülmesinin kötü niyet olduğunu, zira davacı firmanın, kendilerine müşteri teyidi noktasında müracaat ettiğini veyahut bu yönde olumsuz bir cevap aldığını dava dilekçesinde ispat edemediğini, somut olayda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını, firmalar tarafından tüketicilerin sesine kulak vererek yaşadıklarına inandıkları sorunların çözümüne yönelik çaba sarfetmek yerine şikayetlerin kaldırılmasına çabalamalarının hiçbir zaman çözüm olmadığını, kaldı ki şikayetlerin kaldırılması, erişim yasağına uğraması gibi eylemlerin tüketicilerin yakınma haklarının ellerinden alınması anlamına geleceğini beyan ederek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosya içerisinde mübrez bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, müvekkil şirkete ait tescilli marka ve logonun müvekkilinin rızası olmadığı halde davalıya ait internet sitesinde kullanıldığının açıkça belirlendiğini, Mahkemece bu hususun dürüstlük kullanımının istisnası kapsamında görülmesinin anlaşılamaz bir husus olduğunu,Gerekçeli kararda şikayetin Anayasal bir hak olduğundan bahsedildiğini ve kişilik haklarına saldırı olmaksızın bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceğinin belirtildiğini, bu husus Hukuk Devleti'nde yaşayan kimsenin inkar edemeyeceği bir husus olmakla birlikte, davalıya ait internet sitesinin herhangi bir şikayet makamı olup olmadığı irdelenmeden müvekkili şirket aleyhine yazılan yorumların şikayet hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğinin aşikar olduğunu, müvekkili şirketten alışveriş yapan müşterilerin yaşadıkları problemler karşısında başvurabilecekleri yasal yolların TKHK ve ilgili yönetmelikler uyarınca belirtildiğini, davalıya ait internet sitesinin bir şikayet makamı gibi değerlendirilmesinin kendilerince doğru görülmediğini Davalıya ait internet sitesi içerisinde yer alan aslı olmayan şikayetlerin kimin tarafından yaptığı dahi bilinmeden yayınlanan şikayetler olduğunu, site içerisine girerek şikayet yazan kişilerin müvekkili şirketin gerçekten müşterisi olup olmadığı dahi kontrol edilmeden yayınlanan şikayetler nedeniyle müvekkili şirketin satış rakamlarının düştüğünü, memnuniyet oranı başlığında müvekkili şirketle aynı işi yapan rakip firmaların sırf davalıya ait siteye ücret ödeyerek üye oldukları için memnuniyet oranlarının daha yüksek olduğunun da göz ardı edilmemesi gereken bir husus olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE; İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacının ... tescil no.lu markası ile ... tescil no'lu tasarım tescil belgesinin davalının internet sitesinde yayınlanmasından kaynaklı olarak haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men' i, davalının internet sitesine erişiminin engellenmesi taleplidir. TPMK kayıtları incelendiğinde davacıya ait ... numaralı \"...\" ibareli markanın 21/02/2017 tarihinde 35.sınıfta yer alan emtialar yönünden tescil edildiği, ... tescil nolu tasarım tescil belgesinin 18.07.2016 tarihinde davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Toplanan delillere ve dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu görüntü çıktılarına benzer içeriğin hali hazırda yayında olduğu, davalıya ait www...com isimli internet sitesindeki şikayetler ve şikayet içerikleri kontrol edildiğinde, şikayet listesinde verilen şikayet başlıklarının doğru olduğu, site içeriğinde yayına sunulan “...” başlığı altında bulunan 446 adet şikayetin, 130 adet teşekkür ve % 61 oranında mennuniyet düzeyi bulunduğu, davalı tarafa ait olduğu tespit edilen www...com internet sitesinde şikayetlerin kategorilendirilmesi sırasında tüm markaların kendi isim ve logosuyla temsil edildiği gibi davacı isim ve logosunun da kullanıldığı, ancak  davacının davalı taraftan bu içeriklerin kaldırılmasıyla ilgili bir talepte bulunduğuna ya da davalı tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde gerçekte var olmayan şikayetlerin yayınlandığına ilişkin ddosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, davalı tarafın sitesindeki tüketici şikayetlerinin içeriklerinde, davacıya ait markanın ya da logonun yer almasının markaya tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olmadığı, kaldı ki şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü hakkının Anayasal haklardan olduğu, TMK ile korunan kişilik hakkına saldırı olmaksızın, bu hakkın kullanılmasının engelenemeyeceği dikkate alındığında, davacının taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/06/2020 tarih ve 2019/117 E., 2020/45 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07684dfe91a6288a","SID":"55b2bfc8b98347f8"}}