{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2023/955 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1055<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesiyle; 6102 sayılı TTK'nın 640/3. Maddesine göre şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hali saklıdır düzenlemesine yer verildiğini, buna göre, haklı sebeplerin varlığı halinde şirket, ortağın ortaklıktan çıkarılmasını mahkemeden talep edebilecek ve ortak, ancak mahkeme tarafından verilecek kararla ortaklıktan çıkarılabileceğini,  ortağın haklı sebeplere dayalı olarak çıkarılması için açılacak dava öncesinde şirket tarafından öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması gerektiğini, 18/11/2023 tarihinde gerçekleşen olağan genel kurul toplantısında davalının, şirketin zararına ve ekonomik mahvına sebep olan eylemleri nedeniyle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiğini, davalının şirket ortaklığından çıkartılması için çok sayıda haklı sebep mevcut olduğunu, şirket bir aile şirketi olduğunu, davalının babası Taner Karakaş’ın vefatından sonra aile içerisinde problemler çıkmış ve ortaklar bir araya gelemez duruma geldiğini, ...’ın vefatından sonra ..., yönetimdeki söz hakkını arttırabilmek amacıyla öz kardeşi ...  ile kasten husumet yaşamış ve kardeşinin şirketten gönderilmesine vesile olduğunu, şirket müdürü Kamil Karakaş, genel kurul toplantısı yapılması gerektiğini belirtmiş ise de davalı husumetli olduğu kardeşinin şirkete girmesini engellemek amaçlı kurul toplanmasına karşı çıktığını, nihayet 18/11/2023 tarihinde 2012-2022 yılları arası tüm genel kurulları kapsayacak şekilde genel kurul gerçekleştiğini, davalı, personelin EYT kapsamında alacakları izin paralarını ödememek üzere personelin zorunlu izne çıkarılmasını talep etmiş ve bu durum şirketin çalışma düzenini ve iç huzurunu bozmuş ve personelin performansını etkilediğini, davalı, kıdem tazminatlarının kişilere taksitle ödenmesi gerektiğini savunduğunu, şirket bünyesinde EYT kapsamında emekli olan personel halen şirkette çalışmaya devam etmektedir ve deneyimleri Nissan tarafından da teyit edilen kişiler olduğunu, dolayısıyla şirket genel müdürü, yıllardır kendisinin yetiştirdiği, iş deneyimlerinden emin olduğu ve yıllardır sonsuz güvendiği ve çocukları gibi gördüğü elemanlarının hakkının yenilmemesi gerektiğini savunmuş, bu duruma müdahale ettiğini, davalı, bu sebepten şirket müdürü ile tartıştığını, sonrasında davalı, şirkete gelmeyi bırakmış ve şirketin çalıştığı tüm bankalara, şirket aleyhine asılsız söylemlerde bulunmuş ve noter aracılığıyla 2 kere ihtarname çekmiştir. Bu bankalar nezdinde şirket itibarına zarar vermiş ve Kasım 2023 tarihinde personel maaşlarının ödenmesi için pos blokelerinin bozulması yönünde ... Bankasına çekilen talimata olumsuz yanıt gelmiş ve personelin maaşları gün içerisinde ödenemediğini,  şu güne kadar maaş ödemelerini aksatmadan yapan bir şirket için bu durum da rahatsızlık verici olduğunu, davalı tarafından kullanılan ... plakalı araç, şirketin yedek aracı olarak gözükmekte olup; son şirket ... denetiminde davalı husumeti sebebiyle aracı şirkete getirmemiş ve denetçi tarafından “araç burada yok” olarak sayıldığını, davalı, şirketin geleceğine zarar vermek üzere şirket binasının satılması için dava açmış, şirkete kayyım atanmasını istemiş, şirket müdürünün azli için dava açmış ve şirketin finansal durumu ile şirketin çalışmakta olduğu bankalara ihtarnameler çektiğini, davalı, uzun dönem şirketten uzak kalan kız kardeşi ... Düzalan’ı sürekli şirket ile ilgili tehdit edip ...’in ortak olarak “küçük balık” olduğunu, kendisinin ve şirket müdürüyle birlikte “büyük balık” olduğunu söyleyerek yıllarca tehdit ettiğini, şu anda şirkette Hasar Bölümü Müdürü olarak görev yapan ... Düzalan bu tehditler sebebiyle şirket ortaklığından ayrılmak üzere dava açmış, sonrasında amcası ile arasındaki husumeti çözerek tekrar şirkette görev almaya başlamış ve davasından vazgeçtiğini, davalı, babasının vefatı sonrasında kardeşi ...’ın şirketten ayrılmasına neden olan hareketleri bir yana; o tarihten itibaren yıllarca şirkette husumet yaşadığı annesi ve kardeşinin hisselerini de temsil eder gibi davrandığını, şirket müdürü ...ın kızları ... ve ... ile mütemadiyen tartıştığını, davalı, şirketi zarara uğratmak, çalışma barışını bozmak, şirketin mahvına sebep olmak için elinden geleni yaptığını, bu itibarla genel kurulda karar alınmak suretiyle ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmiş olup; ortaklıktan çıkartılması ve tasfiye payının hesaplanarak kendisine ödenmesi için mahkemenize başvurma zarureti hasıl olduğunu, davanın kabulü ile, davalının ... ortaklığından çıkarılmasına, davalının tasfiye payının mahkemece bilirkişi marifetiyle tespit edilerek davalıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:<br>6102 sayılı TTK.'nun 5-(A) maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin sunulduğu görülmekle davacı vekiline 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesi gereğince; tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin yedi günlük kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği; aksi takdirde, davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren tensip tutanağının tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı görülmekle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesindeki düzenleme gereğince; davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar numaralı  ve 25.06.2019 tarihli kararında; limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.<br>Buna göre ilgili ilamın gerekçesinde,<br>\"Somut olaya döndüğümüzde, dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir alacak davası niteliğini haiz olduğu, ayrıca uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir işleme ilişkin olduğu, dolayısıyla bu davada arabuluculuğa başvurmuş olmanın bir dava şartı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak bu dava şartının yerine getirilmediği sonuç ve kanaatine varılmış olup, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmemiş, açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"<br>Şeklindeki tespitler ile mahkeme  üzerlerinde serbestçe analaşabileceği, tasarruf edebilecekleri haklar kriterine dikkat çekmiş, ortaklıktan çıkmanın da taraflarca anlaşılıp serbestçe neticeye bağlanabilecek haklar cümlesinden olduğu için arabuluculuğa tâbi olduğuna karar vermiştir.<br>Bu anlamda kamu düzenini ilgilendiren ve/veya tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği mahiyette olmayan ihtilaflar hariç şirket ilişkileri iç işleyişine dair davalar açısından da talep ve talep muhatabı açısından ortaklıktan çıkma/çıkarma ile çıkarma akçesinin tespiti, teslimi gerek talep eden şirket gerekse de talep muhatabı ortak açısından üzerlerinde serbestçe analaşabileceği, tasarruf edebilecekleri hususlardan olup zorunlu olarak mahkeme kararı, idari karar vb harici zorunlu kanuni süreç, karar veya tasarruf gerektirmediği anlaşılmaktadır.<br>Açıklanan gerekçelerle muayyen dava konusu ile ilgili muhatab ile usulüne uygun arabuluculuk ikmal edilmemiş olduğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:<br>1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USUL YÖNÜNDEN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli harç peşin alındığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br> 3- Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br> 4- Davalı tarafından masraf yapılmadığı anlaşıldığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>Dair ; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi  Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.<br> 12/12/2023<br>Katip ...<br>e-imzalı<br>Hakim ...<br>e-imzalı</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bbf25b87c465798","SID":"dcaf8b0d66f9ea59"}}