{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2504 <br>KARAR NO: 2024/81<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/02/2020<br>NUMARASI: 2019/38 E. - 2020/112 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin,  2014 yılı Ağustos ayından beri genel merkezi İstanbul ili ... İlçesi ... hariye Mevlevihanesi’nde bulunan İnsan ve Medeniyet Hareketi Derneği’nde genel sekreter yardımcısı olarak çalıştığını, müvekkilinin aynı zamanda 2017 yılı bahar yarıyıl döneminde İstanbul Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü Sivil toplum kuruluşları ve sosyal Sorumluluk yönetimi Yüksek Lisans Programına dahil olup, eğitim almaya başladığını, bu eğitim sırasında ... isimli hocanın öğretim görevlisi olduğu Kurumsal Sosyal Sorumluluk dersinde proje geliştirme ödevi verildiğini ve müvekkilim tarafından “...” isimli proje müvekkilim tarafından oluşturulduğunu, “...” isimli proje şehitlerimizin en kutsal emaneti olan çocuklarının hayallerini gerçekleştirmek için, tüm illerde 9-15yaş aralığındaki çocukların taranması ve hayallerinin gerçekle buluşturulması için oluşturulmuş bir proje olduğunu, projenin oluşumu ve geliştirilmesi aşamasında davalı ... ile müvekkilinin projenin 40.000,00 TL tutar karşılığında müvekkili tarafından oluşturulması ve davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dernek (Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği) tarafından hayata geçirilmesi karşılığında anlaşmaya varıldığını,  anlaşılan bu tutar müvekkiline ödenmediği gibi, davalı ... projenin mimarı olan müvekkilinin izni ve bilgisi, rızası dışında müvekkili tarafından oluşturulmuş olan projeyi müvekkili adını dahi zikretmeden hem kendi şahsi sosyal medya hesaplarından hem de “...”ne ait hesaplardan bu proje kendilerine aitmiş gibi izinsiz bir şekilde kullanıp, #... şeklinde etiketleme yaparak, müvekkili tarafından oluşturulan projeyi sahiplenerek haksız surette kullanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu, müvekkili tarafından geliştirilmiş olan bu proje ve “...” isminin davalılar tarafından müvekkilinin bilgisi dışında, izni ve rızası olmaksızın kullanıldığını, müvekkilinin 2014 yılı Kasım ayı içerisinde daha önceden tanıdığı ... aracılığı ile ... isimli şahısla tanıştığını, 2018 yılı Temmuz ayı içerisinde  ... isimli şahıs müvekkilini arayarak daha önce dernek bünyesinde birlikte çalıştıkları ... isimli sahısla irtibatı bulunan Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği yönetim kurulu üyesi ... ve arkadaşı olan ... isimli kişilerin şehit aileleri ile ilgili bir projeleri olduğunu ve bu projenin hayata geçirilmesi için kendilerinden yardım istediklerini ilettiğini,  dernek yönetim kurulu üyesi ... ile aynı gün yapmış olduğu toplantıda da bu projeden maksatlarının ne olduğunu ve isteklerinin  ne olduğunu kendilerine sorduğunda davalı ... bu projeyi Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanlığı düzeyinde himayeler ile hayata geçirmeyi planladıklarını özellikle belirttiğini, eğer isterlerse kendilerine yönelik bir proje hazırlanabileceği ve dernek yönetiminin de onaylaması halinde kendileri ile çalışılabileceğini ...’ya ifade ettiğini, bu görüşme üzerine  temelleri kendisi tarafından oluşturulmuş olan “...” isimli projesinin, oluşturulması istenilen proje olabileceği ... ile istişare edilmiş ve projeye ait amaç, gaye, hedef ve faaliyetlerin yine müvekkili tarafından oluşturularak 23.07.2018 tarihinde müvekkilim ...’un proje fikir sahibi-Proje strateji danışmanı, ...’in proje koordinatörü, ... isimli şahıs da Proje iletişim danışmanı olarak “...” isimli projenin bu 3 kişi tarafından derneğe sunulmasına karar verildiğini, aynı gün .. tarafından proje metin çalışması yapılarak müvekkiline ait telefona whatsapp üzerinden gönderildiğini, müvekkili ile ... de projenin kalan kısmı özel olarak çalışıldığını, 25.07.2018 tarihinde davalı ... ile paylaşılmış olan “...” isimli  projenin özet bir proje olduğunu, fikrin kabulü için dernek yönetiminden onay beklendiğini, ancak ... onay kısmını mail yolu ile değil ileriki günlerde yapılan telefon görüşmeleri ile bildirmiş ve projenin detaylandırılmasını ve nasıl uygulanacağı yönünde bilgileri müvekkilinden istediğini, davalı ..., Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği’ne ait resmi evrakları hazırlayıp müvekkiline ilettikten sonra davalılardan ...'nın bu anlaşmaya binaen taahhüt edilen rakamın (40.000,00TL) çok altında olan bir miktar parayı (10.000,00 TL) müvekkilinin hesabına “Proje Parası Bir Kısmı” açıklaması ile 17.08.2018 tarihinde yatırdığını, müvekkilinin  Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği ile ilgili detaylı araştırma yaptığında derneğin o günkü yönetiminde adli ve mali suçlardan dosyaları bulunan kişilerin bulunduğu öğrendiğini, bu bilginin derneğin yönetim kurulu üyesi ... ile paylaşıldığını ve böyle hayati öneme haiz bir bilginin gizlenmesi, bildirilmemesi dolayısı ile projenin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığının kendisine iletildiğini, ... ve ...’in ısrarları üzerine hazırlanan projenin Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği bünyesinde değil de başka bir dernek bünyesinde hayata geçirilmesi yönünde, proje ile ilgili daha önce anlaşılan ödeme taahhütlerinin yerine getirilmesi şartı ile görüş birliğine varıldığını ve davalı ...'nın da projeye sponsor sağlayıcısı olarak dahil edildiğini,  19.09.2018 tarihinde “...” isimli proje 15 Temmuz  Milli Birlik ve Dayanışma Derneği  için özel olarak revize edildiğini, 20.09.2018 tarihinde ise projenin iş yapıcıları olarak müvekkili ... ile  ..., ... ve ... için özel olarak yeni bir dosya daha hazırlandığını, ...’nın tahhüt ettiği ödemeyi eylül ayı sonuna kadar yapması halinde projenin yapılması için çalışmaların yapılmasının onaylandığını, 15 Temmuz Milli Birlik ve Dayanışma Derneği ile görüşmeleri yapan ...'in, bu derneğin projeyi hayata geçiremeyeceği yönünde müvekkiline bilgi vermesi üzerine, müvekkilinin de projenin faaliyete geçebilmesi için kurum bulunamaması ve ... tarafından taahhüt edilen ödemenin yapılmamış olmasından dolayı daha fazla bu proje ile ilgili çalışma yapılmaması, ödenmesi gereken tutarın yatırılması halinde proje için çalışılacağının ..., ... ve ...’ya iletildiğini, proje çalışmalarının 11.10.2018 tarihinde ... tarafından durdurulduğunu, müvekkilinin o tarihten sonra davalı ... ile herhangi bir şekilde iletişimi sözkonusu olmadığını, ancak ...’nın elinde müvekkili tarafından oluşturulmuş “...” isimli proje ve projeye ilişkin dökümanlar kaldığını, 16.01.2019 tarihinde  müvekkiline ait olan “...” isimli projenin davalılar tarafından müvekkilinin izni ve bilgisi dışında kullanıldığının öğrenildiğini, iş bu markanın ve fikrin müvekkiline ait olduğunu, nitekim davalı ...'nın müvekkili hesabına göndermiş olduğu paraya ilişkin “Proje Parası bir Kısmı”  şeklindeki açıklama ile de fikrin ve projenin müvekkiline ait olduğunun davalının da kabulünde olduğunu,  müvekkilinin “...” isimli projesi ile ilgili olarak 18.01.2019 tarih ... Başvuru No ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka başvurusu yapıldığını, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet oluşturmakta olduğu gibi müvekkiline ait fikri hakka da tecavüz söz konusu olduğunu, davalıların “...” markasını kendi sosyal medya hesaplarında kullandıkları (instagram:@... -@...; twitter: @...; ...: @...) gibi tanıtım broşür ve afişlerinde de müvekkile ait marka kullandıklarını, ayrıca bu marka davalı derneğe aitmiş gibi dernekle ilgili yazılı ve görsel basında yer alan haberlerde de müvekkiline ait “...” markası ve projesinin davalılar tarafından kullanıldığının belirtildiğini, öncelikle müvekkili tarafından oluşturulan “...” isimli proje ve markasının davalıların sosyal medya hesapları olan “instagram: @...-@...; twitter: @...; ...:...” internetteki ve diğer mecralar ile her türlü yayın, hizmet ürün, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi; basılı kağıt ve sair her türlü ticari evrak ile internet alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde, “...” etiketini ve marka adını tek başına veya başka bir ibare ile birlikte kullanımlarının durdurulmasını ve önlenmesini; kullanılan “...” etiketinin davalıların sosyal medya hesaplarından çıkartılmasını; bu mümkün olmadığı taktirde sosyal medya hesaplarına erişimin tedbiren önlenmesini, davalının fiillerinin  müvekkilin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, tecavüzün önlenmesine (men’ine) ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına (ref’ine), dava sonunda verilecek hükmün, kesinleşmesini müteakip  masrafları davalılardan alınarak Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ...'nin kurucu başkanı olan müvekkili ...'ya şehit yakınlarıyla ilgili '...' adlı  projesinin hayata geçirilmesi için davalıyla beraberinde proje arkadaşları olan ..., ...  ve ... ile 20.07.2018 tarihinde toplantılara başlandığını, projenin amacının şehitlerimizin kutsal emanetleri olan çocukların hayallerini gerçekleştirmek için 9-15 yaş aralığında bulunan çocukların tespit edilmesi ve tespit edilen şehit çocuklarının hayallerinin gerçekle buluşturulması olduğunu, 'projenin geliştirilmesi aşamasında tüm gelişmeler gün gün tutulduğunu ve proje ekibinde yer alan herkese gerek mail gerekse whatsapp yolu ile gönderildiğini, davacı tarafın projedeki görevinin ‘proje danışmanı’’ olarak geçtiğini, proje sorumlularından ... tarafından davacı tarafa gönderilen mailde davacı tarafın Proje Koordinatörü olarak görev yaptığının belirtildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği gibi proje fikrinin davacıya ait olmadığını, 16.08.2018 tarihinde ise T.C. Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı’na projenin sunulduğunu ve Bakanlıktan buna istinaden destek talebinde bulunulduğunu, 24.12.2018 tarihinde ise Projenin bağlı olduğu ‘’...’’nin resmi olarak kurulduğunu ve projenin bu derneğin adı altında yürütüldüğünü,   02.01.2019 tarihinde hem kurumsal kimlik çalışmaları için işlemler yapıldığını hem de www...org domaini satın alınarak site kurulum işlemleri başlatıldığını, ayrıca müvekkili ...'nın ... projesinin-markasının kendisine ait olduğunu BAKIRKÖY ... NOTERLİĞİ'nin 17/01/2019 tarih ve ... Yevmiye numarası ile tasdik ettirdiğini, davacı ... ise hem lansman günü yapılan İnstagram paylaşımlarının altına hem de o gece yapılan canlı yayınlarda ‘’...’’ bir şekilde yorumlar yapmaya başladığını, Lansmandan hemen 2 gün sonra ise yani 18.01.2019 tarihinde davacı ... adı altında kötü niyetle marka başvurusu yaptığını, davacı taraf davaya konu markanın müvekkiline ait olduğunu ileri sürdüğünü; müvekkilinin ise marka hakkına tecavüz etmekte suçladığını ancak müvekkilinin fikri kendine ait olan markanın kendisine ait olduğunu Bakırköy ... Noterliği'nden tasdik ettirdiğini, 22.02.2019 tarihinde ise müvekkilince marka başvurusunda bulunulduğunu, davacı tarafın 18/01/2019 tarihinde kötü niyetle yapılan başvurunun da henüz onaylanmadığını, müvekkilinin  davacı tarafın marka başvurusuna karşı 22.02.2019 tarihinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/9 hükmü kapsamında \"tanınmışlık\" ve yine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/9 hükmü kapsamında 'kötü niyet' itiraz gerekçeleri ile itirazda bulunduğunu, müvekkil tarafından yapılan itiraz üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı'nca incelendiğini ve 02/07/2019 tarihli yazı davacı tarafın \"...\" ibareli marka tescil başvurusu reddedildiğini, davacı tarafın, projenin müvekkilleri tarafından hayata geçirilmeye başlanması,  haksız ve hukuka aykırı huzurda davanın açılması ve beraberinde Marka Dairesi'nce yapılan başvurusunun da reddedilmesinden bu yana sosyal medya üzerinden projeye destek olan birçok kişi ve kurumlara  karalama kampanyası niteliğinde  gerek mesaj yoluyla gerekse mail yoluyla mesajlar gönderdiğini,  davacı taraf, her ne kadar dava dilekçesinde 40.000-TL ödenmesi karşılığında projenin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını ileri sürmüş ise de, müvekkili tarafından davacıya 17/08/2018 tarihinde ödenen bedel projede yetkili kişilere eşit olarak ödenmek üzere emekleri karşılığında gönderilen bir bedel olduğunu, bu hususun da davacı tarafça davalı müvekkiline 04/08/2019 tarihli mail ile bildirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında yapılan yazışmalarda müvekkilinin dava konusu \"...\" ibaresi ve projesinin gerçek hak sahibi olduğunun açıkça görüldüğünü, ancak bu hususun mahkemece gözardı edilmiş ve deliller hiç değerlendirilmeden müvekkili aleyhine bir karar oluşturulmuş olduğunu, Müvekkilinin, yüksek lisans yaptığı dönemde dava konusu edilen \"... \" isimli projeyi ... isimli hocanın Kurumsal Sosyal Sorumluluk dersi için 2017 yılında  geliştirdiğini, bu duruma aynı dersi alan tüm arkadaşlarının da tanık olup dosyada tanık olarak dinlenilmeleri istenmiş ise de mahkemece bu talep hakkında bir karar verilmediğini, “...” isimli projenin müvekkili tarafından oluşturulmuş olup, sözkonusu projenin, şehitlerimizin en kutsal emaneti olan çocuklarının hayallerini gerçekleştirmek için, tüm illerde 9-15yaş aralığındaki çocukların taranması ve hayallerinin gerçekle buluşturulması için oluşturulmuş bir proje olduğunu, müvekkilinin söz konusu \"...\" isimli markanın gerçek hak sahibi olduğunu,  Projenin oluşumu ve geliştirilmesi aşamasında davalı ... ile müvekkilinin, projenin belli bir tutar karşılığında (120.000,00 TL toplam tutar olup müvekkili bu bedelin 1/3ünü talep etmiştir. Müvekkili hissesine düşen kısım 40.000,00 TL'dir)   müvekkili tarafından oluşturulması ve davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dernek (Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği) tarafından hayata geçirilmesi karşılığında anlaşmaya varılmış olup, anlaşılan bu tutarın müvekkiline ödenmediği gibi, davalı ...'nın projenin mimarı olan müvekkilinin izni ve bilgisi, rızası dışında müvekkili tarafından oluşturulmuş olan projeyi müvekkili adını dahi zikretmeden hem kendi şahsi sosyal medya hesaplarından hem de “...”ne ait hesaplardan bu proje kendilerine aitmiş gibi izinsiz bir şekilde kullanıp, #... şeklinde etiketleme yaparak, müvekkili tarafından oluşturulan projeyi sahiplenerek haksız surette kullanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu, Dosyaya sunulmuş olan taraflar arasındaki yazışmalardan görüleceği üzere projenin başlangıcının 20.07.2018 de 5 kişi ile yapılan bir toplantı ile başlamış olup, ilk görüşmenin, maillerden de açıkça görüleceği üzere, Tüm Gazi ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği adına yapıldığını, ..., ... de katıldığı ve müvekkilinin de hazır bulunduğu 20.07.2018 tarihinde ... Mevlevihanesi’nde gerçekleştirildiğini, bu hususun, dava dilekçesi ekinde yer alan  fotoğraftan da görüldüğünü, görüşme ticari bir amaçla yapılmış olup, ...'nın ellerinde bulunan ve daha önce ... ile paylaşılmış olan “...” projesi hakkında müvekkilinden  danışmanlık almaya geldiğini, davalıların danışmanlık için müvekkiliyle görüşmelerinin sebebinin, müvekkilinin çalıştığı kurum ( İnsan ve Medeniyet Hareketi ) ve akademik kariyeri ( İstanbul Üniversitesi STK ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi Yüksek Lisans Mezunu ) sebebi ile  ...’in aracılığı neticesi olduğunu, müvekkilinin 2014 yılı Ağustos ayından beri genel merkezi İstanbul ili Eyüpsultan İlçesi ... Mevlevihanesi’nde bulunan İnsan ve Medeniyet Hareketi Derneği’nde genel sekreter yardımcısı olarak çalışmakta olup,  aynı zamanda 2017 yılı Bahar yarıyıl döneminde İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sivil Toplum Kuruluşları ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi Yüksek Lisans Programına dahil olduğunu, burada Yüksek Lisans eğitimimi tamamladığını, müvekkilinin Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmakta olduğunu, tüm Türkiye bazında çeşitli sosyal sorumluluk projelerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi yönünde girişimlerde bulunmakta ve bu yönde taleplerle gelenlere de destek vermekte olduğunu, davalılardan  ...’nın müvekkilinden  istediğinin ise daha önce kamu ile bu tarz resmi bir proje yapmadıkları, dolayısı ile bakanlıklar ve cumhurbaşkanlığı ile bu projeyi – “...”- nasıl yapabilecekleri hususunda kendilerine yardımda bulunulması ve danışmanlık yapması ile yol göstermesinin istenmesi olduğunu, ...'in, adı geçen derneğin ilgili projesini 20.07.2018 tarihi saat:14:47 de müvekkilim ile mail üzerinden paylaştığını, müvekkilinin derneğe ait olan “...” isimli projeyi incelediğini, dernek yönetim kurulu üyesi ... ile aynı gün yapmış olduğu toplantıda da bu projeden maksatlarının ne olduğunu ve isteklerinin  ne olduğunu kendilerine sorduğunda; davalı ...'nın bu projeyi Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanlığı düzeyinde himayeler ile hayata geçirmeyi planladıklarını özellikle belirttiğini, müvekkilinin daha önce de birçok sosyal sorumluluk projesi içerisinde hem bu projelerin hayata geçirilmesi hem de proje oluşturulması aşamasında yer aldığından kendilerine sunulan “...” isimli projenin değil Cumhurbaşkanlığı, bakanlıkların bile dahil olma ihtimalinin olmadığını ilettiğini, ancak eğer isterlerse kendilerine yönelik bir proje hazırlanabileceği ve dernek yönetiminin de onaylaması halinde kendileri ile çalışılabileceğinin ...’ya ifade edildiğini,  Bu görüşme üzerine müvekkilinin, daha önceden temelleri kendisi tarafından oluşturulmuş olan “...” isimli projesinin, oluşturulması istenilen proje olabileceği ... ile istişare ettiğini ve projeye ait  amaç, gaye, hedef ve faaliyetler yine müvekkili tarafından oluşturularak 23.07.2018 tarihinde müvekkili ... proje fikir sahibi-Proje strateji danışmanı, ... ’in proje koordinatörü, ... isimli şahıs da Proje iletişim danışmanı olarak “...” isimli projenin bu 3 kişi tarafından derneğe sunulmasına karar verildiğini, aynı gün ... tarafından proje metin çalışması yapılarak müvekkiline ait telefona whatsapp üzerinden gönderildiğini, müvekkili ile ... projenin kalan kısmını özel olarak çalıştıklarını, “...” isimli proje müvekkili tarafından oluşturulmuş ve 25.07.2018 tarihinde mail ile ...’ya iletilmiş olduğunu, Bu mailde yapılan görüşmeye istinaden istenilen şekilde bir proje oluşturulduğu ve projeye ait bilgilerin mail ekinde bulunduğunu, yönetim kurulunun onayı halinde 01.09.2018-20.06.2019 tarihleri arasında gerçekleştirilebilecek projenin detaylarının paylaşılacağının da ifade edildiğini, yine aynı gün “...” isimli proje whatsapp üzerinden ... ile de paylaşıldığını, 25.07.2018 tarihinde davalı ... ile paylaşılmış olan “...” isimli  proje özet bir proje olduğunu, fikrin kabulü için dernek yönetiminden onay beklendiğini, ancak ...'nın onay kısmını mail yolu ile değil ileriki günlerde yapılan telefon görüşmeleri ile bildirmiş ve projenin detaylandırılmasını ve nasıl uygulanacağı yönünde bilgileri müvekkilinden istemiş olduğunu, süreç ile ilgili bilgilerin 04.08.2018 tarihli mail ile davalı ...’ya bildirildiğini, ...’dan onay alındıktan sonra proje danışmanı olarak müvekkili 14.08.2018 tarihli mail ile resmi evraklar için hazırlıkların yapılması talimatı verildiğini,  Müvekkilinin, Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile irtibata geçtiğini ve bakanlık yetkilisi ile projenin hayata geçirilmesi için toplantı yaptığını, Bakanlık yetkilisinin müvekkiline bu proje içerisinde müvekkili varsa ve derneğe kefil oluyorsa projenin hayata geçirilmesi için yapılabilecek herşeyin yapılacağını ilettiğini,  bu toplantının akabinde müvekkiliinin Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği ile ilgili detaylı araştırma yapmış ve derneğin o günkü yönetiminde adli ve mali suçlardan dosyaları bulunan kişilerin bulunduğu öğrenilmiş olduğunu, bu bilginin derneğin yönetim kurulu üyesi ... ile paylaşıldığını ve böyle hayati öneme haiz bir bilginin gizlenmesi, bildirilmemesi dolayısı ile projenin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığı kendisine iletildiğini, ... ve ...’in ısrarları üzerine hazırlanan projenin Tüm Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma Derneği bünyesinde değil de başka bir dernek bünyesinde hayata geçirilmesi yönünde, proje ile ilgili daha önce anlaşılan ödeme taahhütlerinin yerine getirilmesi şartı ile görüş birliğine varıldığını ve davalı ... da projeye sponsor sağlayıcısı olarak dahil edildiğini, Davalı cevap dilekçesinde her ne kadar 16.08.2018 tarihinde T.C. Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı'na projenin sunulduğu ve Bakanlıktan buna istinaden destek talebinde bulunulduğunu belirtilmiş ise de, müvekkilinin bakanlığın bu projeye herhangi bir detseğinin olup olmadığınını CİMER üzerinden yapmış olduğum başvruru ile sorduğunu,  dernek hakkında İstanbul Valiliği İl Sivil toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme ve denetleme sonucunda “denetimde herhangi bir resmi kurum ve kuruluş ile ortak bir projeye ait belgeye rastlanmadığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının himayelerinde /desteği ibarelerinin kullanıldığı hususu ile de bakanlığa iletileceği” şeklinde 03.10.2019 tarihli cevap gönderildiğini, bu cevabın örneği 19.11.2019 tarihli delil dilekçemizde yerel mahkemeye  sunulduğunu, Müvekkilinin dava dilekçesi ek-6 da dosyaya sunulmuş olan  25.07.2018 tarihli mailde de belirtildiği şekli ile muhattaplarının tüzel kişilik olduğunu, derneğin yönetim kurulunun onay ve yetki vermesi halinde proje yapılacağının davalıya taahhüt edildiğini, iş bu projenin Tüm Gazi ve Şehit aileleri Yardımlaşma Derneği için müvekkili tarafından hazırlandığının da mail içeriğinde belirtildiğini,  müvekkilinin   ...’nın sözlü beyanını esas alarak, 4 Ağustos 2018 tarihinde sürecin nasıl işleyeceği ve anlaşmanın şartlarını belirtilen maili kendisine gönderdiğini, mailde açıkça \"Tüm Şehit Aileleri Derneği ... için gerekli çalışmalar\"ın neler olduğu, hangi işlemlerin ne şekilde yapılması gerektiği hususunda davalıya bilgi verildiğini, ayrıca ön ödemelerin de anlaşılan tutar üzerinden belirtilen hesap numaralarına gönderilmesinin de istendiğini,Davalı ...'nın mailde belirtilmiş olan 3 kininin hesabına 10’ar bin TL yatırması gerekirken bu şarta uymayarak, sadece müvekkilinin şahsi hesabıma 17.08.2018 tarihinde 10.000,00 TL  yatırdığını, bu paradan 2.500,00 TL müvekkiline  ayrıldıktan sonra kalan bedelin  proje ortaklarım ... ve komisyon için ...’e eşit olarak paylaştırılarak her birinin hesabına 2.500,00 ‘er TL  eft yapıldığını, müvekkilinin hesabına gönderilen paranın açıklama kısmında “proje parası bir kısmı” açıklaması  yer aldığını, buradan da ; “...” projesinin , ... Mevlevihanesi’nde yapılan 21.07.2018 tarihli görüşmeye istinaden ...’nın yönetim kurulu üyesi olduğu “Tüm Gazi ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği” adına müvekkili tarafından belli bir bedel karşılığında oluşturulduğu ve bu bedelin de bir kısmının ... tarafından müvekkiline  ödendiğinin açıkça görüldüğünü, taraflar arasında bu hususta bir anlaşma olduğunun da yapılan ödemenin açıklama kısmında “proje bedeli bir kısmı” şeklindeki açıklama ile de teyit edildiğini, müvekkilinin proje fikrinin asıl sahibi olup, \"...\" fikri ve projesinin sahibi olduğunu, ...'nın her bir kişinin hesabına bedel ödemesi gerekirken sadece müvekkili hesabına ödeme yaptığını, müvekkilinin de diğerlerinin payına düşeni ödediğini, Bedeli ödenmeyen projenin davalı ... tarafından sahiplenilerek, diğer davalı ... kurucu başkan sıfatı ile kurarak hayata geçirildiğini ve müvekkiline ait olan isim hakkını ve projeyi müvekkilinin izni ve rızası dışında kullandığını,Söz konusu projede gerçek hak sahibi olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE; İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine yöneliktir.Davacı; davalı ...'nın projenin mimarı olan müvekkilinin izni ve bilgisi, rızası dışında müvekkili tarafından oluşturulmuş olan projeyi hem kendi şahsi sosyal medya hesaplarından, hem de “...”ne ait hesaplardan bu proje kendilerine aitmiş gibi izinsiz bir şekilde kullanıp, #... şeklinde etiketleme yaparak, projeyi sahiplenip, haksız surette kullanarak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu iddia etmiş, davalı; davacının proje sahibi olmadığını ileri sürerek vakıları inkâr etmiştir.Toplanan delillere, mail yazışmalarına, banka dekontlarına ve tarafların iddia ve savunmalarına göre; davacı tarafından \"...\" ibaresine yönelik olarak yapılan marka başvurusunun TPMK tarafından reddedildiği, bu karara itiraz edilmesi üzerine YİDK tarafından 2019/05125 sayı ve 24.12.2019 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. 6769 sayılı SMK'nın 7. maddesine göre; bu kanunla sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği izahtan vareste olup, somut olaya konu markanın tescilli olmadığı, bu nedenle 6769 sayılı kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak şartlarının varlığı halinde haksız rekabet hükümlerinin somut olayda uygulama yeri bulabileceği görülmektedir.6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri haksız rekabete ilişkindir. TTK hükümlerinden de anlaşılacağı üzere başkasının haklı olarak kullandığı tanıtıcı işaretlerle kullanmak veyahut iltibasa meydan verecek eylemlerde kullanmak haksız rekabet olarak nitelendirilmiş olup, bu anlamda haksız rekabet, iktisadi rekabetin kötüye kullanılmasıdır.Davacı; başvuruya konu olan \"...\" ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, söz konusu isim altındaki projenin kendisi tarafından oluşturulduğunu ileri sürmüştür.  \"... \" ibaresinin Tüm Gazi ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği için hazırlanması planlanan bir proje fikrinin adı olduğu, proje fikri ile ilgili işlemleri yürüten ...'nın, davalı ... Gazi ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği'nin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının ise, bu projenin danışmanı olduğu, zira belirtilen hususun bir kısım mail yazışmalarında da bulunduğu, planlanan proje ile ilgili olarak T.C. Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı'ndan Tüm Gazi ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği adına yönetim kurulu üyesi ... tarafından destek talebinde bulunulduğu, davalı ... tarafından  ...'a \"proje parası bi kısmı\" açıklaması ile belirli miktarda ödeme yapıldığı dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden sabit ise de, bu durumun markanın sahipliğine ilişkin kesin bir delil teşkil etmediği, incelenen mail yazışmalarında davacının projesi ile proje isminden kaynaklanan markanın sahipliğini ispata yarar bir bilgiye rastlanmadığı, markanın davacı tarafça ihdas ve istimal edildiğini, kullanım suretiyle ayırt edici hale getirildiğini, gerçek hak sahipliğini, davacı projesinin izinsiz olarak kullanıldığını ispata yarar dosyaya yansıyan başkaca bir bilgi, belge ve delile de rastlanmadığı, böylelikle davacının gerçek hak sahipliğini ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafın \"...\" isimli projenin kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da, dosyaya davacının projesinin sunulmadığı, ancak davalının ismini taşıyan projenin dosya kapsamına sunulduğu,  davacı tarafça proje sunulmadığından, mail yazışmalarında ise proje içeriğine yer verilmediğinden, davacının projesinin içeriği,üzerindeki hak sahipliği izinsiz olarak kullanıma ilişkin iddiasının ispatlanamadığı,  bu nedenle haksız rekabetin şartlarının da gerçekleşmediği, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/02/2020 tarih ve 2019/38 E., 2020/112 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aeac8bc5854e82bf","SID":"e51643b088716a01"}}