{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/421 - Karar No:2024/15<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/421 <br>KARAR NO\t: 2024/15<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2014/432 E-2023/25 K<br><br>DAVACI\t: ...\t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/01/2024<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; <br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; müvekkilinin çıplak halde aldığı 25 adet nakliye/ kamyon araçlarına dorse imal ve montajı için farklı tarihlerde, farklı fiyatlarla davalı ile anlaşma yapıldığını ve dorse bedellerinin davalıya ödendiğini, araçlar üzerine dorse imal ve montajı yapılarak davacı şirkete teslim edildiğini, teslim alınan araçların amacına uygun olarak kullanılması ve trafiğe çıkarılması için dorselerin fenni muayenelerinin yapılması gerektiğini, fenni muayenelerinde KTK ve ilgili mevzuat gereğince standartlara uygun olmadığının tespit edildiğini ve trafiğe çıkmalarına izin verilmediğini, şaselere ST 52 kalite saclarının konulması gerektiği halde buna uyulmadığını, bu hususlarda KOSGEP laboratuvarlarında da inceleme yapıldığını, araçların bazı kısımlarında da çatlama meydana geldiğini, araç şaselerinin lastiklere çok yakın yapıldığını, makas pimlerinin ucunda somonların çıkmaması için rondela konulmadığını, arka lamba boynuz lambalarının yanlış yere takıldığını, bunun gibi ayıplı ve standart dışı imalatların söz konusu olduğunu, müvekkilinin bu nedenle bazı araçlarını kullanamadığını ve ekonomik zarara uğradığını, davalı tarafa ihtarname gönderilerek ayıp ve noksanların giderilmesinin, iyi cinsten olmayan malzemelerin değiştirilmesinin, imalat ve montajın standartlara ve teknik kurallarına uygun hale getirilmesinin talep edildiğini ancak davalının eksik ve ayıpları gidermediğini, Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/9 D.İş, Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/7 D. İş ve Kazan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/62 D. İş sayılı dosyaları ile delil tespiti yapıldığını, bu dosyalara sunulan bilirkişi raporlarında dorselerin standartlara uygun olarak  imal ve montajının yapılmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin bazı araçların çalışmalarına izin alabilmek için ayıpların giderilmesi yönünde tamiratlarını yaptırdığını ancak bir kısım araçların henüz tamiratlarının yapılmaması ve ayıplarının giderilmemesi nedeniyle kullanılmaz durumda parklara çekildiğini ileri sürerek, dorselerin amacına uygun kullanılmasına engel olan ayıpların giderilmesi için gerekli tamirat masrafları ve sair zarar- ziyanın ve ayıplar nedeniyle oluşan değer ve nefaset bedeli için 70.000.00 TL alacağın ve dorselerin ayıp ve noksanlar nedeniyle iş ve güçten kalması nedeniyle 10.000,00 TL’nin 25.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili; müvekkilinin davacıya 25/01/2011- 06/11/2010- 25/05/2010 ve 02/08/2010 tarihli faturalarla kendi imalatı olan 25 adet damperli yarı römork ve pilot yarı römork sattığını, garanti süresinin 1 yıl olduğunu,  zamanaşımı süresinin  dolduğunu, davacının araçların teklif mektuplarındaki özellikleri taşımadığı iddiasının hukuken korunamayacağını, zira taraflar arasında 24/03/2010 ve 10/09/2010 tarihli geçerlilik süresi 10 gün olan teklif mektuplarının geçerlilik süresinden sonra teklif mektuplarıyla bağlı olmaksızın araç imalatları hususunda anlaşma sağlandığını ve sözlü  anlaşmaya uygun olarak imal edilen araçların teslim edildiğini, bunu da araç fiyatlarının farklı olması ve bazı tekliflerde olmayan niteliklerin araçlarda bulunması hususlarının teyit ettiğini, araçların TÜV standartlarına uygun olmadığı iddiasının doğru olmadığını, araçların TİP onayının alındığını, araçların standartlara uygun bulunmaması halinde tescilinin yapılamayacağını, tescilden 1 yıl sonra araçların muayeneden geçmemesinin araçlar üzerinde ekleme ve tadilatlar yapıldığını gösterdiğini, bu hususların da Kazan Asliye Hukuk Mahkemesi ve Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki değişik iş dosyalarında bulunan bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde belirtildiğini, teklif fiyatları ile fatura fiyatları arasındaki farkın davacı şirketin, imalat fiyatını düşürmek için değiştirdiği malzemeden kaynaklandığını, en çok üzerinde durulan konunun ise ST 52 çeliği yerine şase dikmelerinde ST 37 çeliğinin kullanılmış olmasının fiyatın aşağı çekilmesi hususunda tarafların anlaşmış olmasından kaynaklandığını, müvekkilinin araçları 2550 mm genişliğinde imal ederek TİP onayı, uygunluk belgesi alındığını ve pratik tescillerinin yapıldığını, daha sonraki değişikliklerin davacı tarafından yapıldığını, dava dilekçesindeki lastiklerin çamurluğa yakın olduğu, rondela bulunmadığı, boynuz lambalarının uygun yere takılmadığı gibi iddialarına da tespitteki bilirkişi raporlarına itirazlarda cevap verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hem ayıplı mal nedeniyle oluşan farkların, hem de ayıpların giderilmesi için yapılan giderlerin talep edilmesinin sebepsiz zenginleştirme oluşturacağından kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMahkemece,taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafından imalatı ve montajı yapılan römorkların taraflar arasında yapılan anlaşmaya uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği, ayıpların süresi içinde davalıya bildirilip bildirilmediği, bahse konu makinaların tacir olan davacının fayda görmesi için istenilen  ve olması gereken standart özelliklere sahip olup olmadığı ve buna göre üretilip üretilmediği, römorkların istenilen özellikler olmaması ve ayıp olması halinde onarım bedellerinin ne kadar olduğu, davacının bu nedenle yoksun kaldığı karının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı , taraflar arasındaki anlaşmanın eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve ayıbın süresi ve niteliği değerlendirilerek TBK'daki hükümlerin dikkate alınması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme tarihi dikkate alındığında ayıba ilişkin hükümlerin BK'nun 359-363 madde hükümleri olması gerektiği (6098 Sayılı TBK'nın 474 - 477), buna göre açık ayıp ihbarının eser tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eser gözden geçirilerek uygun bir süre içerisinde ayıp ihbarının yapılması, gizli ayıpların ise ayıpların ortaya çıktığında vakıf olunduğunda ihbar edilmesi gerektiği, aksi halde ayıplı hali ile teslim olunan şeyin kabul edilmiş sayılacağı, mevcut römorklardaki ayıpların niteliği konusunda teknik inceleme gerektiğinden, bu konuda hükme esas alınan 27/04/2021 tarihli heyet bilirkişi raporunda; dava konusu (davacı tarafından satışı yapılan  ... plakalı araçlar  dışındaki) araçlardan bazılarında meydana gelen deveboynunun çatlaması veya eğilmesinin, aracın üzerindeki yükün ağırlığı, niteliği ve deveboynunun hareketi için izlenmesi gereken talimatlara uyulmaması ile de meydana gelebileceği ve bu nedenle kullanıma bağlı olarak da bu problemlerin oluşabileceği, dolayısıyla kullanım hatasından kaynaklandığı ve ortaya çıkan bu durumun ayıp olarak nitelendirilemeyeceği, dava konusu römorkların arka kapak kasa menteşelerinin kasanın dış kısmına gelecek şekilde montajlarının yapıldığı, hali hazır durumdaki kasaların tümünün bu nedenle dıştan dışa genişliklerinin 2,55m yi aştığı, bunun açık ayıp niteliğinde olduğu, bu menteşelerin tekniğine uygun olarak kasaların iç kısmına gelecek şekilde tadilatlarının yapılabileceği, 13/10/2017 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılarak dava konusu araçların makas sistemlerinde yaylı rondela ve kontra somun kullanılmadığı, bunun açık ayıp niteliğinde olduğu, davaya konu araçların sahip olması gereken nitelikleri/ kaliteyi belirten bir sözleşmenin de dosyada mevcut olmadığı, farklı tarihli teklif formlarında farklı ana şase niteliklerinin yer aldığı, özellikle faturalar ve bedelleri dikkate alındığında bu durumun davaya konu mallar bakımından farklı nitelikte ana şaşe kararlaştırılmış olduğu kanaatini uyandırdığı, dolayısıyla malların tamamının ST 52 niteliğindeki çelikten imal edileceğine dair bir anlaşma bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla mevcut römorklardaki ayıpların yukarıda belirtilen sebeplerle açık ayıp niteliğinde olduğu, davacı vekilinin 05/03/2013 havale tarihli dilekçesinde dava konusu ... Marka Yarı römorkların teslim tarihleri olarak 26/05/2010 ile 02/02/2011 tarihleri arasının gösterildiği, teslim tarihlerinden çok sonra davacının açık ayıpların giderilmesi için 2011 yılının 6. ayı ve sonrasında davalıya  Noter marifetiyle ihtarname gönderdiği, Eskişehir ve Kazan Mahkemelerinde delil tespiti talebinde bulunduğu, daha önce ayıp bildiriminde bulunduğuna dair davacının delil ibraz etmediği, dolayısıyla gözden geçirilmekle ortaya çıkabilecek nitelikte olduğu belirlenen ayıplar teslim alır almaz tespit ettirilmediğinden  römorkların ayıplı haliyle davacı tarafından kabul edilmiş sayılacağı, dava konusu römorkların şaselerinin ST 52 çeliği kullanılarak imal edileceğine ilişkin taraflar arasında yazılı bir anlaşma bulunmadığı, davalının kabul etmediği ve geçerliliği olmayan teklif formları karşısında davacının bu iddiasını ispat edemediği, bu nedenlerle davacının ayıp nedeniyle zarar ziyan, bir kısım römorklar için alım-satım bedeli arasındaki fark değer ve yoksun kalınan kar sebebiyle eldeki davayı açmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; yaklaşık 4 tane tespit raporu ve 17 tane esas hakkında bilirkişi raporları incelendiğinde görüleceği üzere, aralarındaki çelişkiler giderilmeden, haklılık dengesi kurulmadan verilen kararın usule ve hukuka aykırı olduğunu, örneğin araçlarda trafiğe çıkması için genişliğin 2.55 m olması gerekirken 3.00 m genişlik olarak imalatın yapıldığını ve bu yüzden araçların trafiğe çıkamadığını, bu ayıpların davalı tarafından giderilmediğini ve bu nedenle giderim maliyetinin bulunduğunu, dava dosyasında 21 adet bilirkişi raporu düzenlendiğini, çoğu bilirkişinin de dorse işi ile uğraştığını ve bunda tecrübe sahibi olan kişiler olduğunu, araçlardaki hataların açık ve net ortaya konulduğunu ancak bu işlerde hiç tecrübesi olmayan Karayolları Trafik Kanun'ları ve yönetmelikleri konusunda bilgi sahibi olmayan son bilirkişi raporu dikkate alınarak verilen kararın adaletli olmadığını, 20 adet raporla hükme esas alınan rapor karşılaştırıldığında, hükme esas alınan raporun adaletsiz, hakkaniyetsiz ve teknik bilgi ve tecrübeden uzak olduğu hususunun görüleceğini, 25 adet aracın başında yapılan delil tespitleri bulunduğunu, tespit işlemlerindeki bilirkişilerin dorse araçları işletmelerinde çalışan ve tecrübeli olan kişiler olduğunu,  Kahraman Kazan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2011/62 D.İş, Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/9 D.İş ve Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/7 D.İş sayılı dosyalarında araçların incelenerek keşif ve tespitlerin yapıldığını, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti tarafından fiilen 16/08/2011 tarihinde  yaptırılan inceleme raporunda da ayıp ve eksikliklerin belirlendiğini, Tüvtürk'ün bu ayıp ve eksiklikler nedeniyle KTK'na ve Tüzüğüne göre araçlara trafiğe çıkış izni vermemesi ve davalının eksik ve ayıpları gidermemesi üzerine ....Şti tarafından tespit yapılmasının istendiğini ve buna göre tespitlerin yapıldığını, bu raporun da dikkate alınmadığını, mahkemece hükme esas alınan raporu tanzim eden bilirkişinin uzman olmadığını ve 25 aracı incelemediğini, daha önceki bilirkişi rapor ve tespit raporlarını da incelemeden rapor düzenlediğini, ... firmasının üretimindeki ayıp ve noksanların giderilmesi için ... firması tarafından hazırlanan 4 sayfalık teklif raporu ve bir kısım ayıpların giderildiğini gösteren faturanın ayıp ve noksanlar ile bunların giderilme ücretlerini gösterdiğini, bunları dikkate almayan rapora göre hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığını, KOSGEP laboratuvarındaki çekme deneyi raporunun, Tüvtürk'e ait E-2473479 nolu 26.05.2011 tarihli ve E-24727790 nolu 30.05.2011 tarihli araç muayene  raporlarının da dikkate alınmadığını, bu araçların tümünde araçların ağır kusurlu olduğunun belirtildiğini, araç genişlikleri konusunun hükme esas alınan raporda değerlendirilmediğini, araç genişliklerinin standart dışı olması durumunda trafiğe çıkılmasına yasa gereği izin verilmediğini, bu konuda üretim hatası bulunduğunu, hükme esas alınan raporun da bu açıdan denetime elverişli olmadığını, dorselerin kullanımı için trafiğe çıkış izni gerekli olduğunu ancak Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince standarlara uygun olmadığından trafiğe çıkışına izin verilmediğini, bilirkişi raporunda bu hususun açıklanmadığını, eksik inceleme içeren rapora göre hüküm kurulduğunu, ayıpların giderilmesine ilişkin bir değerlendirme bulunmadığını, diğer eksik ve ayıplarla ilgili de bizzat araçlar üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporları dikkate alınmadan hükme esas alınan raporda tahmin yürütüldüğünü, dorse genişliklerinin giderilmesinin mümkün olmaması nedeniyle doğan zararın ve  dorselerin standartlara uygun hale getirilmesi için gerekli masrafın tespit edilmesi gerektiğini, araçların ayıp ve noksanlarının giderilmesi için zarar- ziyan ve iş güç kayıpları ile müspet ve menfi zararların tespitinin yapılmadığını, bilirkişilerin değişik iş dosyaları ile araçların başında yapılan tespitteki hususları dikkate almadığını, sac kalınlığını da dikkate almadıkları gibi bu konuda bir analiz yaptırılması gerektiğinden doğrudan bu konuda tespit yapmadan görüş beyan edilmesinin doğru ve yeterli olmadığını, kaldı ki bu konularda KOSGEP analizlerinin bulunduğunu ve bunun da dikkate alınmadığını, masraflar için ... firmasının faturasının hiç değerlendirilmediğini, ST 52 çeliğin kullanılmadığını, bu nedenle trafiğe çıkış raporu verilmediğini, sacın değiştirilmesi gerektiğini, damper şasesinin uygun malzemeden yapılmadığı için tüm araçlar için şase ve kapaklarda deformasyon oluştuğunu ve şaselerin değiştirilmesi gerektiğini, ... aracın damper kaldırma hidrolik silindirinin eğildiğini, ... plakalı aracın şasesinin ortadan bel verdiğini, tüm araçlarda ana şase deveboynunda kırılmalara sebebiyet verebilecek tarzda çatlamalar olduğunu, hatalı kaynak uygulamaları olduğunu, araç şaselerinin lastiklere yakın olduğunu, rondela olmadığını, dorse frenlerinin otomatik ayarlı olmadığını, bunların giderilmesi konusunda hesaplama da yapılmadığını, 6 adet dorsenin Tüv standartlarına uygun hale davacı tarafından getirildiğini ve bunlara ilişkin masrafların dosyaya sunulmasına rağmen bunun hesaba dahil edilmediğini, 8 tane aracın ayıplı hali ile 3.kişilere satıldığını, bu nedenle ayıpsız satış değeri ile ayıplı satış tarihindeki rayiç değerlerin tespiti ile aradaki farkın zarar - ziyan olarak tespiti gerekirken, bu konuda da bir inceleme ve hesaplama yapılmadığını, yüklenicinin malın imalatını tekniğine uygun olarak yapması gerektiğini, aksi takdirde sorumlu olacağının TBK'nun 471.maddesi gereği olduğunu, değişik iş dosyalarında ayıplarla ilgili raporlar yaptırıldığını, aradan geçen uzun süre dikkate alındığında malların çürümemesi için zorunlu olarak hurda fiyatına satıldığını, bu nedenle bilirkişilerin bu konudaki değerlendirmelerinin yerinde olmadığını, bilirkişilerin üzerine düşen görevin ayıp ve noksanları tespit etmek, standartlara ve tekniğe uygun olup olmadığını tespit ederek zarar- ziyanı hesaplamak olduğunu ancak bilirkişilerin üzerine düşen görevi yerine getirmediklerini, bilirkişilerin kıymet noksanının mukabil semenin tenzilini hesaplamadığını, dorselerin eser olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılmadığını, oysa yüklenicinin eser sahibinin haklı menfaatlerini korumadığını, dorseleri sadakat ve özenle imal etmediğini, sac kalınlığının standart ve tekniğe uygun yapılması gerektiğinden sözleşmede yer almasa bile yüklenicinin yükümlülüğü gereği bunu dikkate alması gerektiğini, bilirkişilerin araçlar üzerindeki teknik inceleme ve analizleri dikkate almadığını, araçların trafiğe çıkışı konusunda bilirkişilerin uzman olmamaları nedeniyle denetime elverişli bir inceleme ve değerlendirme yapamadıklarını, dosyadaki ayıp ve eksikliklere ilişkin taleplerin ve değerlendirmelerin dikkate alınmadan sadece görsel olarak tespitleri yapıldığını, mahkemenin fenne uygun olmayan son bilirkişi raporuna dayanarak verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, dosya içerisindeki 21 adet rapor ile hükme esas alınan rapor arasında %1500 fark olduğunu, delil tespit raporları ile çeliştiğini, dorse genişlikleri ve bunların giderilmesi ile ilgili denetlenebilir bir değerlendirmenin yapılmadığını, 21 aracın genişliğinin ancak kesme biçme, yeniden kaynaklanma ile giderilebileceğini, bunun da masraflı olup, dosyada ... firmasının Tüvtürk raporunun ve diğer firmaların teklif mektuplarından anlaşıldığını, bu nedenle denetime açık olmayan, gerçeğe uygun olmayan, açıklayıcı olmayan ve nereden bu görüşü varıldığı açıklanmayan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bu raporun düzenlenmeden önce de dorselerin fiziki durumunu, dorsenin nasıl yapıldığını, genişliğinin nasıl giderilmesi gerektiği konularında açıklama yapmaları konusunda bilirkişilere açık görev verilmek suretiyle çelişkileri giderilecek şekilde yeniden bilirkişi raporu alınmadan kurulan hükmün usule ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, esasa ilişkin karar verilmesine talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tTaraflar arasında dorse imalatı ve montajını konu alan eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu tarafların kabulünde olup, ihtilafsızdır. Dosya kapsamından  davacı tarafça, dosyaya sunulan davalı  tekliflerinde  tekliften itibaren 10 gün teklifin bağlayıcı olduğuna ilişkin hüküm olduğu ve  belirtilen süre zarfında teklif ve kabul kapsamında yazılı sözleşme ilişkisi kurulduğu hususunun ispat edilemediği anlaşılmış olmakla taraflar arasında yazılı sözleşme ilişkisinin kurulmadığının kabulü gerekir. <br>\tEser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak   gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir.Yerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere sözlü de olsa eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunun anlaşılması halinde, sözleşmeye konu imalatın yüklenici tarafından sözleşmeyle amaçlanan sonuca, fen ve sanat kurallarına ve varsa bu kapsamdaki imalatlara ilişkin mevzuat hükümlerine uygun olarak imalatı zorunludur. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu,  yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur<br>\tMahkemece  eserdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu,  davacı tarafça davalıya ayıba ilişkin bildirimin süresinde yapılmadığı, bu nedenle ayıplı hali ile kabul etmiş sayıldığı kabul edilerek , davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tZaman itibariyle sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre uyuşmazlığı çözmek gerekir. Eser sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 359-363 maddeleri arasında düzenlenmiştir. BK'nın 360. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen neviden olan ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak            nitelendirilmektedir. Ayıplı iş ile eksik iş farklı olup,  ayıplı iş yukarıda belirtildiği gibi vasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. BK'nın 359-363 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Eksik işler bu maddelerin kapsamında olmadığından bu hükümler eksik işlere uygulanamaz.<br>\t818 Sayılı BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı Kanunun 362/II. maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. 362/I. maddeye göre de eserin sarahaten veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. BK'nın 359/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin mutad cereyanına göre imkanını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, BK'nın 362/III. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. <br>\tDava dilekçesinde, davacı vekili dorse genişliğinin standart dışı olduğunu, şaselerin ST 52 kalite sacdan yapılması gerektiği halde buna uyulmadığını, araçların bazı kısımlarında çatlama meydana geldiğini, araç şaselerinin lastiklere çok yakın yapıldığını, makas pimlerinin ucunda somunların çıkmaması için rondela konulmadığını, arka lamba boynuz lambalarının yanlış yere takıldığını ve bu gibi ayıplı ve standart dışı imalatlarla eksik işin bulunduğunu belirterek, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini, ayıplı dorse ile ayıpsız dorse arasındaki fark nedeniyle bedel, bazı dorselerde davacı tarafça yapıldığı iddia edilen ayıp giderim bedeli de bulunduğu belirtilerek  70.000,00 TL alacak ve ayıplı dorselerin iş ve güçten kalması nedeniyle 10.000,00 TL alacak, talep edilmiş ise de, eksik ve ayıplı işler yönünden talep edilen alacak kalemlerinin her biri için kuruşlandırma yapılmadığı, 70.000,00 TL içerisinde hangi kalemden ne miktar talep edildiği belirtilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda dilekçe ile talep sonucunun açık şekilde gösterildiği kabul edilemez ( HMK'nın  119/1-ğ bendi ).<br>\tYine dosya kapsamından, davaya konu dorselerin imal edildiği saca ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmakla birlikte, davalının 15 adet dorse sacının ST 52, 10 adet dorse sacının ST 37 çelikten yapıldığını belirttiği ve mahkemece kabul edildiği üzere bir kısım dorselerin ST 52 çelik, bir kısmının da ST 37 çelik kullanılarak imal edildiği anlaşılmıştır.<br>\tBu açıklamalar kapsamında, davalı tarafça sözlü eser sözleşmesi kapsamında imal edilerek, dorseleri sözleşme ile amaçlanan hedefe, fen ve sanat kurallarına, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde dorselerin genişliğine ilişkin yasal düzenleme kapsamında değerlendirme yapılarak ve Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere dorse genişliğinin yasaya aykırı olarak yapılmasının gizli ayıp nitelikliğinde olacağı (Yargıtay 15.HD'nin 12/02/2014 gün ve 2013/831 E- 2014/896 K), bu nedenle gizli ayıp ihbarının yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde zamanında yapılıp yapılmadığı ve yine rondelanın yapılan imalatta kullanılmasının imalatın yapıldığı yıl itibariyle zorunlu olup olmadığı hususu da dikkate alınarak, zorunlu ise eksik iş olarak değerlendirilerek, eksik iş yönünden de ayrıca ihbara gerek olmadığı hususu da gözetilerek, davadaki her bir talep kalemi yönünden kuruşlandırma yapılarak her bir talebe ilişkin eksik ve kusurlu işler belirlenerek,  konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden tespit raporları ve önceki bilirkişi kök ve ek raporları ile itirazlar değerlendirilerek, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde denetlenebilir nitelikte bilirkişi raporu alınması gerekirken, belirtilen ilkelere aykırı olarak eksik inceleme ve hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, Daire kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulüne,<br>\t2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarih ve 2014/432 Esas- 2023/25 Karar<br> sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>\t5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 18/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t \t\t<br> <br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br> <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b497006f63fe17e","SID":"88fa544b87e5e216"}}