{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1071 <br>KARAR NO\t: 2024/208<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ... (...)<br>ÜYE\t: ...  (...)<br>ÜYE\t: ... (...)<br>KATİP\t: ... (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/02/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACILAR \t: 1- ... - ... ...<br>\t 2- ... - ... ...<br>\t 3- ... - ... ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - ... <br>\t Av. ... - [... ] UETS<br>DAVALI \t: ... -  ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... -   Av. ... - [... ] UETS<br>DAVA\t:Ölüm Sebebiyle Açılan Destek Tazminatı<br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 30/01/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.11.2006 günü ... yönetimindeki  ... plakalı aracın dava dışı sürücü ... idaresindeki  ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, söz konusu kazada müvekkillerinin murisi ...'nin vefat ettiğini, kaza tespit tutanağı ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı  dosyasına sunulan 18.04.2007 tarihli ATK raporuna göre ... plakalı dava dışı sürücü ölen ...'nin asli kusurlu olduğunu, ...'nin ölümüyle eşi ... ve çocukları ... ve ...'nin destekten yoksun kaldıklarını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 24.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 41.660,80-TL daha arttırırak toplam 42.660,80-TL olarak belirlemişlerdir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, belirlenecek gerçek zarardan sigortalısının kazadaki kusur oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, murisin gelir durumunun kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, SGK'ya müzekkere yazılarak tazminat alınıp alınmadığının sorulması gerektiğini, hatır taşıması olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kabulü ile; davacı ... yönünden 3.555,18-TL destek tazminatının dava tarihi olan 12.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ... için 7.019,72-TL destek tazminatının dava tarihi olan 12.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ... için 32.085,90-TL destek tazminatının dava tarihi olan 12.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; kendi ölümüne neden olan sürücünün kusuruna denk gelen tazminat talebinin ZMSS sorumluğu kapsamında olmadığını, zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararının hatalı olduğunu, dava konusu kazada müteveffanın müterafik kusurunun araştırılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.<br>Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Davacılar ... ve ... yönünden yapılan incelemede:<br>HMK'nın 352. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabul edilebilmesi için miktar itibariyle kararın kesin nitelikte olmaması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 341/1 maddesinde öngörülen 1.500 TL kesinlik sınırının her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında arttırılacağı düzenlenmiş olup 01/01/2022 tarihinden itibaren kesinlik sınırı  8.000,00 TL'dir.  <br>Somut olayda; mahkemece davanın kabulü ile davacı ... yönünden 3.555,18 TL, ... yönünden ise 7.019,72 TL tazminata hükmedilmiş olup, davalı istinaf dilekçesinde bu miktarları istinaf etmiştir. Davalının istinaf ettiği miktarların, istinaf sınırı olan 8.000,00 TL'nin altında kaldığı dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar istinaf yoluna başvurulması mümkün olmayan kararlardandır.<br>HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara karşı istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. madde gereğince Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu nedenle davalının istinaf kanun yoluna başvurma talebinin istinaf edilen karar miktar itibarı ile 3.555,18 TL ve 7.019,72 TL olup kesin olduğundan, istinaf talebinin HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.<br>Davacı ... yönünden yapılan incelemede:<br>-Zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde:<br>2918 sayılı ...nin 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" denilmektedir. <br>Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br> Yine kaza tarihinde yürürülükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde de “ Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî davaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir. Zaman aşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir. <br>Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. <br>Bu açıklamalara göre, kazanın 29.11.2006 tarihinde meydana geldiği,  2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde  15 yıllık zamanaşımı süresinin 29.11.2021 tarihinde dolacağı, davanın 12.02.2016 tarihinde açıldığı, bedel arttırımının 24.12.2019 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan yapılmış olduğundan zamanaşımı yönünden yapılan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Davacının tazminat talep hakları yönünden yapılan istinaf incelemesinde:<br>Kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olan davacıların sürücü olan destekleri vefat etmiş; davacılar, destekten yoksun kalan sıfatıyla, desteğin kendi zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuşlardır.<br>Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya oluşan, asli ve bağımsız bir haktır.<br>Dairemizce daha önce desteğin kendi kusuruna denk gelen zararlar için Hukuk Genel Kurulunun 2017-17/1315 E, 2017/1239 K sayılı kararı da dikkate alınarak davacıların destek tazminatı talep edemeyecekleri yönünden görüş  bildirilmiş ise de,   daha sonra  14.03.2019 tarihinde verilen Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1089 Esas, 2019/294  Karar sayılı kararı ile  ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları ile \"şoförün, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemeyeceğinden, destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. \" görüşü hakim olmakla Dairemizce de görüş değişikliğine gidilmiştir.<br>Sonuç itibariyle, 01.06.2015 genel şart değişikliği öncesinde meydana gelen kazalar yönünden davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıları  etkilemeyeceğine ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>Müterafik kusur yönünden yapılan istinaf incelemesinde:<br>Mahkemece, ... plaka sayılı aracın sürücüsü olan davacıların murisinin meydana gelen kaza neticesinde araçtan fırlamadığı, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının herhangi bir tespit bulunmadığından aktüerya bilirkişisi tarafından belirlenen zarardan müterafik kusur indirimi yapılmasına yer olmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.<br>Ölenin, emniyet kemeri takıp takmadığı soruşturma dosyası ve bu dosya kapsamı ile sabit değilse de, davacının kaza sonrasında araçtan fırlamadığı, müteveffanın kemer takmayarak zararın artmasına neden olduğu, yani müterafik kusurun bulunduğu ispatlanamamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir<br>Mahkemece yapılan incelemede, davacılardan ...'nin müteveffa ...'nin eşi, ... ile ...'nin müteveffanın çocukları olduğu, 29.11.2006 tarihinde meydana gelen kazada sürücü ...'nin kaza nedeni ile vefat ettiği, mahkemece alınan ilk kusur raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %75, ... plakalı otobüs sürücüsü ...'un kazaya etken ihlal kuralının bulunmadığı, alınan ikinci kusur raporunda müteveffa sürücü ...'nin %100 kusurlu olduğu, raporlar arasındaki çelişki nedeniyle Karayolları Fen Heyetinden kusura ilişkin rapor alındığı, buna göre müteveffa sürücü ...'nin %75, dava dışı ...'nun %25, dava dışı sürücü ...'un kusursuz olduğu yönünde rapor sunulduğu, davacı ve dava dışı mirasçıların bulunduğu bilirkişi tarafından destek pay oranlarının ayrı ayrı gösterildiği, toplam tazminat tutarının poliçe limitini aşması nedeni ile garame yapılarak tazminat hesaplandığı, buna göre davacı ... yönünden 32.085,90 TL tazminata hükmedilmesi yerinde görülmüştür. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun davacılar ... ve ... yönünden HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine, davacı ... yönünden HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun davacılar ... ve ... yönünden HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,<br>-Davacı ... yönünden HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.914,16\tTL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 174,20 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 2.739,96‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br><br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (davacı ... yönünden 3.555,18 TL, davacı ... yönünden 7.019,72 TL, davacı ... yönünden 32.085,90 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/01/2024<br>\t\t\t\t<br> ...           ...            ...             ...<br>  Başkan ...              Üye  ...                 Üye ...                     Katip  ...\t\t\t<br><br><br><br><br><br><br>                  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0869d07f44abfa43","SID":"f7e90d4c2928364e"}}