{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2336 <br>KARAR NO: 2024/95<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 06/12/2019<br>NUMARASI: 2017/71 E. - 2019/425 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin \"...\" esas unsurlu çok sayıda tescilli markanın ve başvurunun hak sahibi olduğunu, müvekkillerinin 1998 yılından beri www....com internet  sitesinin de sahibi olduğunu, müvekkillerinin \"...\" asıl unsurlu ibarelerini kamuya duyurduğunu,  davalı tarafın, müvekkiline ait \"...\" asli unsurlu markaların tanınmışlığından faydalanmak için dava konusu markaları tescil ettirdiğini,  \"...\" ile \"...\" ibarelerinin kullanıldığını, ... ibarelerinin yer aldığını, dava konusu markaların her ne kadar düz yazı ile tescil ettirilmiş ise de bu markalarda davalı tarafın ... kod nolu ve ..., ... kod nolu ve..., ... kod nolu ... ve ... kod nolu ... Lisesi ibareli markalarını tescil ettirdiği düz yazı şekliyle kullanmadığını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, davalıya ait marka ile müvekkillerine ait \"...\" esas unsurlu tescilli ve tescilsiz markalar ve müvekkiline ait ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturan \"... ibaresinin iltibas oluşturacak şekilde benzer olduğunu, bu benzerliğin davalıya ait işletmeler ile müvekkiline ait işletmeler arasında karışıklığa neden olduğunu, tüketiciler nezdinde her iki işletme arasında organik bir bağ bulunduğu intibaına sebep olduğunu, bu nedenlerle davalıya ait ... kod nolu \"...\", ... kod nolu \"...\", ... kod nolu \"...\" ibareli markaların müvekkiline ait tescilli ve tescilsiz \" ...\" esas unsurlu markalara ve ticaret unvanlarına benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava  dilekçesinde özetle; Müvekkili adına davaya konu olan markaların davacının hukuka aykırı olan tescil edilmiş markalarından tamamen farklı  ayırt edici olduğunu, müvekkilinin markalarının esas unsurlarının ... ibareleri olup davacı markaları ile hiçbir benzerlik göstermediğini, markaların sonunda yer alan ve davacının haksız ve hukuka aykırı olarak tescil ettirdiği \"...\" ibaresinin münhasır/esas unsur olarak tescili mümkün olmayan bir ibare olduğunu,  bir eğitim dalını ifade ettiğini,  açıklayıcı unsur olarak birçok markada kullanıldığını, hiç kimsenin tekeline verilemeyeceğini belirterek  asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı dava yönünden ... ibaresinin bir eğitim dalını ifade ettiğini,  bu ibarenin tescilinin mümkün olmadığını, ... A.ş'nin ... ibaresinin tescili için yaptığı başvuruların çoğunun eğitim ve öğretim hizmetleri kapsamında reddedildiğini, ancak  4 adet  ... nolu markaların haksız ve hukuka aykırı olarak tescil edildiğini, oysa bu markalarda \"...\" ibaresinin markanın esas unsuru olarak yer aldığını, ibarenin işin nevini belirttiğini, söz konusu ibarenin hiç kimsenin tekeline teslim edilemeyeceğini,  3 adet markasında dünyaya mal olmuş bilim adamlarının fotoğraflarının yer almasının ayrıca SMK m.5/1, ğ bendine açıkça aykırılık oluşturduğunu,  haksız rekabete sebep olduğunu beyanla karşı davalı şirket adına tescilli ... markaların 41. Sınıfın \"eğitim ve öğretim hizmetleri\" yönünden hükümsüzlüğüne ve davacı/karşı davalının haksız tescillerinden kaynaklanan haklarını müvekkiline karşı kullanmaması yönünde tedbir karar verilmesini, talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Asıl davanın ve karşı davanın ayrı ayrı REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı-karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 06.03.2019 tarihli  bilirkişi raporunu göz ardı edilerek eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuyla çelişkili olan 28.06.2019 havaleli raporu dayanak alındığını  buna için hukuka uygun bir gerekçe gösterilmediğini, raporunda da müvekkil adına tescilli markaların tanınmış markalar olduğu yönünde görüş bildirilmesine karşın, taraflar arasında bile ihtilaf konusu olmayan bu olgu tamamen göz ardı edilerek, müvekkilin markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul olunmak suretiyle davanın reddine karar verildiğini,  dosya kapsamı  maddi vakıa ve olgularla çelişecek biçimde davalı marka tescillerinin kötü niyetli olmadığı yönünde karar verildiğini, müvekkilin “...” ibareli markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu,  özellikle müvekkilinin ... ibareli markalarının tanınmışlık kazanmış olması nedeniyle müvekkilin markasının ayırt edicilik kazanmış sayılacağını, ...'in  müvekkilin markaları ile karıştırılacağı muhakkak olan kötüniyetli marka başvuruları yaparak tescil ettirdiğini, müvekkil şirket, 1997 yılından itbaren ve devam eden süreçte yoğun ve yaygın olarak kullandığı “... -ŞEKİL” ibareli tanıtım işaretini tescilli ticaret unvanı, işletme adı ve tescilli marka olarak kullanmakta iken, müvekkil ile aynı sektörde ticari faliyette bulunan davalı ..., müvekkilin ... tescilli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olan, müvekkilin markalarıyla karışıklığa yol açacağı kesin olan 41. sınıf ürün ve hizmetlerini içeren ... sayılı ... okulları “...”, ... sayılı  ... “...”, ... sayılı ... «...” Ve... Sayılı yine davalı taraf, dava dilekçesinde belirtilen müvekkile ait ... Eğitim Kurumları işletmelerinin de sahibiymiş gibi basın açıklamaları ve sosyal medya paylaşımları yaptığını, davalının... sayılı “asım tüter ... okulları”, ... “...”, ... sayılı “febil ... merkezi” ve ... sayılı “febil ... anadolu lisesi” markalarının  müvekkil markalarıyla  asıl ve ayırt edici unsurların her biri aynı şekilde görünmekte ve kavramsal olarak aynı algıyı yarattığını,  ortalama düzeydeki yararlanıcıların, davalı markası ve müvekkil tescilli markasının farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamaları mümkün olmadığını,... ibareli markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 25. maddesi hükümleri uyarınca hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesi gerektiğini, karşı tarafın müvekkilin markasıyla karışıklığa yol açacağı kesin olan ... sayılı “asım tüter ... okulları”, ..., ... sayılı “...” ve... sayılı “febil ... anadolu lisesi” ibareli markaları kötü niyetli tescil ürünü olduğundan hükümsüz kılınması gerektiğini beyanla, asıl davarın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına,  davalı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava,  davalıya ait ...  nolu \"...\", ...  nolu \"...\", ... nolu \"febil ... merkezi\", ... nolu  \"...\" ibareli markaların , davacıya ait  \" ...\" ibareli tescilli ve tescilsiz markalar ile  ticaret ünvanlarına  benzer olması nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Karşı dava ise , davacı-karşı davalı adına tescilli  ... markaların 41. Sınıfta \"eğitim ve öğretim hizmetleri\" yönünden hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı  .... A.Ş. adına tescilli, ... sayılı markaların, Kadıköy ... Noterliğinin 28.10.2020 tarih ve ... sayılı marka devir sözleşmesiyle, dava dışı .... A.Ş.'ye devredildiği anlaşılmıştır. Asıl davada davacılar vekili, ... ibaresi üzerinde gerek ticaret ünvanı gerekse  tescilsiz markasal kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği ve tescilli markalardan kaynaklanan hak sahipliğine dayalı olarak davalı markalarının kötü niyetli tescil  ve davacı markaları ile benzer olması nedeniyle hükümsüzlük kararı verilmesini talep etmiştir. Davacılar adına 16. ve 41.sınıfta tescilli çok sayıda  \"...\" ibareli markanın tescilli olduğu anlaşılmaktadır. 28.08.1998 tarihinde alınan  http://www.....com/ internet sitesinin sahibin davacı taraf olduğu , davacının uzun süredir ... ibaresini markasal olarak kullanmakta olduğu anlaşılmaktadır. \" ...\"  ibaresinin 41. Sınıf kapsamında “eğitim öğretim” hizmetlerinde tanımlayıcı ibare olduğu, davacının bu ibareyi “...” işaretiyle, “...” görselleriyle ve başka ibarelerle bir bütün olarak tescil ettirdiği ve kullandığı,  davalı markalarının tek başına \"...\" ibaresini taşımadığı, davacı tarafından tanımlayıcı olan bu ibarenin tek başına ayırt edicilik kazandığı ileri sürülmüş ise de, davalı tarafça tescil ettirilen 41. Sınıf yönünden zayıf ibarelerden olan ... ibaresinin başına \"...\", \" ...\", \"...\" şeklinde değişik isim ve sözcükler eklenmek suretiyle marka olarak tescil ettirildiği, eklenen bu ibarelerin markada asıl unsur olup ayırt edicilik kattığı, \"...\" ibaresinin küçük puntolar ile tali nitelikte,sair unsurları ise büyük puntolar ile asli unsur olarak ön planda  ihtiva etmekte olan davalının markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davalının marka tescil başvurusunda kötüniyetli olduğunu gösteren somut delillerin dosya kapsamında bulunmadığı, tanımlayıcı nitelikteki uyuşmazlık konusu ibarenin davacı şirketlerin ticaret ünvanında bulunmasının da keza aynı nedenlerle ayırt edici sözcüklerle tescil edilen davalı markalarının hükümsüzlüğü nedeni olamayacağı, davalının ... ibaresini ön plana çıkararak ve  davacıya ait  tescilli ... marka görselini kullandığı ileri sürülmüş ise de, kötüniyetin dava konusu markanın başvurusu sırasında aranacağı, hükümsüzlük davasında davalının kullanımları değil tescilli markasının dikkate alınması gerektiği, markaya tecavüze yönelik bir dava da bulunmadığı, davalı markalarının düz yazı ile sadece sözcüklerden oluştuğu ve ... ibaresinin başına esas unsur olarak \"...\", \"...\", \"...\" şeklinde değişik isim ve sözcükler eklenmek suretiyle marka olarak tescil ettirildiği, bu nedenlerle  hükümsüzlük talebinin reddi kararına yönelen istinaf sebebinin yerinde olmadığı  sonucuna  varılmıştır. Karşı dava yönünden ise, davalının markalarının mutlak ret  nedenlerine  dayalı hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de, asıl davacı adına tescilli  markalarda   yer alan  ... ibaresi 41. Sınıf yönünden tanımlayıcı, zayıf ibare ise de,  markaların  “...” işaretiyle ve  “...” görselleriyle birlikte uzun süredir yoğun olarak  kullanıldığı ve  bu şekilde kullanım ile  ilgili sektörde  bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığı, başvurudan önceye dayalı tescilsiz yoğun kullanımı nedeniyle ayırt edicilik kazanan  markanın SMK 5 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davacı-karşı Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/12/2019 tarih ve 2017/71 E., 2019/425 K. sayılı kararına karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 108,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 318,80 TL harcın davacı-karşı davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"973ecb806910716d","SID":"5f4d0f904f2b6ac4"}}