{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2330 Esas<br>KARAR NO: 2024/70<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ 13/02/2020<br>NUMARASI: 2017/468 E. - 2020/46 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARŞI DAVANIN  KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TPMK nezdinde \"...\" markasının tescilli sahibi olduğunu ve kuruluşundan 2017 yılına kadar kullanmış olduğu ticaret unvanının \"...\" markasının müvekkili tarafından ortaya çıkarıldığını, müvekkilinin öncelikli hak sahipliğini açıkça gösterdiğini, \"...\" markasının halihazırda Türkiye dahil yetmişten fazla ülkede bulunan ve uluslararası alanda her kesimden insanda büyük bilinirliğe sahip olan global bir marka olduğunu, müvekkilinin bu markayı Türkiye’de yoğun olarak kullandığını, ancak hal böyle iken, davalı adına tescilli ... nolu “...” markasında, müvekkiline ait \"...\" markasının açık bir şekilde kullanılmış olduğunu, bu hususun benzerliği ortaya koyduğunu, davalı markasına \"...\" ibaresinin eklenmesinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığını ve davalı markasına ayırt edicilik katmadığını, zira \"...\" markasının uluslararası alanda da ülkemizde de saat sektöründe yüksek bir bilinirliğe sahip olduğunu, müvekkilinin markasına eklenen ... ibaresinin orta düzeydeki tüketiciler için hiçbir anlam ifade etmeyeceğini, markanın müvekkiline ait marka ile aynı yahut müvekkilinin markasının farklı bir serisi, alt veya üst sınıf başka bir markası olduğu izlenimine sebep olduğunu, davalının eklediği \"...\" ve \"...\" ibarelerinin genel ibareler olduğunu, müvekkili markası ile davalı markasının aynı sınıfta tescilli olduğunu, taraf markalarının aynı tüketici kitlesine hizmet verdiğini, davalı markasının tescilinde kötü niyetin söz konusu olduğunu, davalının müvekkili şirketin ve markasının itibarını kullanarak haksız kazanç sağlamak amacı ile hareket ettiğini iddia ederek, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu \"...\" markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.<br>CEVAP ve KARŞI DAVA Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markası ile davacı markaları ve emtialarının birbirine benzemediğini, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin markasında hiçbir ifadeye vurgu yapılmadığını, her bir kelimenin aynı büyüklükte ve özellikte yazıldığını, dolayısıyla esas unsurun \"...\" olduğunu, davacı markasının da aynen tescil edildiği haliyle esas unsur teşkil ettiğini,  bu halde marka görsellerine bakıldığında bütünü itibarıyla bir benzerliğin mevcut olmadığını, müvekkili markasının \"...\" ibareleriyle davacının markasından ayrıldığını, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında ne görsel, ne işitsel ve ne de anlamsal benzerliğin bulunduğunu, kaldı ki davacı markasının bir şehir adının okunuşundan ibaret olması sebebiyle zayıf bir marka olduğunu, İsviçre’de herkesin söz konusu şehrin ismini ... şeklinde telaffuz ettiğini, davacı tescilinin bir şehir adının okunuşunun tescilinden ibaret olduğunu, bu açıdan davacı markasının ayırt ediciliği olmayan, kimsenin inhisarına bırakılamayacak nitelikteki serbest bir işaret olduğunu, marka emtialarının da farklı olduğunu, en ufak bir benzerliğin söz konusu olmadığını ve müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak, ayrıca davacı markasının son 5 yıldan beri kullanılmadığını iddiası ile kullanmama def'ini de ileri sürerek asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada; davacı karşı davalı markasının bir yer ismi olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca marka ayırt edici olmayan SMK 5. maddesi anlamında coğrafi işaret içerir şekilde olduğundan, markanın mutlak hükümsüz olduğunu beyanla, davacı karşı davalı adına ... sayı ile tescilli \"...+Şekil\" ve ... sayılı \"...+Şekil\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve iptalini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; asıl dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davalı karşı davacı adına tescilli ... tescil nolu \"...\" ibareli markanın tescilli olduğu \"Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)\" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair emtialar yönünden davanın reddine,Karşı dava yönünden, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; ... markasının hâlihazırda Türkiye dâhil yetmişten fazla ülkede bulunan ve uluslararası alanda da her kesimden insanda büyük bilinirliğe sahip olan global bir markadır. Müvekkili şirket markasının saat sektöründe tanınmış marka olduğundan davalı/karşı davacı taraf markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiklerini, reklam faaliyetlerinin dosyaya sunulan faturalarla ispatlandığını, ... markasının ülkemizde tanınmış bir marka olduğunu,  Müvekkili şirkete ait markanın tanınmış olarak kabul edilmese dahi, davalı taraf markasının tescilli olduğu \"kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar\" emtiaları ile saat emtiası arasında sınıfsal benzerlik bulunduğundan davalı taraf markasının bu sınıflar bakımından da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, asıl davanın kısmen reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraf markaları arasında bütüncül değerlendirme yapıldığında, aralarında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasına bütün itibarıyla bakıldığında hiçbir ifadeye vurgu yapılmadığını, her bir kelimenin aynı büyüklükte ve özellikte yazıldığını, dolayısıyla müvekkili markasında esas unsurun ... ibaresi olduğunu, davacı şirketin markasına ise bütün itibarıyla bakıldığında ... ibaresinin yanında şeklin de yer aldığını, bu açıdan davacı markasının da aynen tescil edildiği haliyle esas unsur içerdiğini, bu nedenle davacı markasındaki esas unsurun ...+şekil halinde ortaya çıktığını, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markaların farklı olduğunu, davacı markasının bir şehir adının okunuşundan ibaret olup bu manada zayıf bir marka olduğunu, coğrafi kaynak belirttiğini, bu nedenle ayırt ediciliğe sahip olmadığını, kimsenin tekeline bırakılamayacağını, Marka sınıflarının da farklı olduğunu, müvekkilinin ... numaralı ... markasının, 14. sınıfta: “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar, saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)” ürünleri için tescilli olduğunu, Davacının ... markası emtiasının ise, 18. Sınıfta: “Kart muhafazaları, el çantaları, cüzdanlar, para çantaları, evrak çantaları, valizler, seyahat çantaları, omuza asılan çantalar, sırt çantaları ve seyahat için saplı üstü açık el çantaları”; ... marka emtiası 14. sınıfta “kol saatleri” sınıfında tescilli olduğunu, kol saatleri ile saatler ve zaman ölçme cihazları arasında bir benzerlik bulunmadığını, davacı markasının sadece kol saatlerinde tescilli olduğunu, Davacı tarafın Türkiye'de bizzat kendi markasını kullanmadığını, markanın emtiayla ilgili olarak kullanılması gerektiğini, davacının delil olarak sunduğu belgelerin, tamamıyla yurt dışı marka tanıtımına ve kataloglara ilişkin olduğunu, dolayısıyla davacının, dava tarihinden itibaren markasını Türkiye’de kullandığına, bu kullanımları hangi suretlerle ve şekillerde gerçekleştirdiğine dair belgeleri, sözleşmeleri dosyaya sunması gerektiğini, davacının markayı kullandığına dair herhangi bir belge bulunmadığını, kullanım iddiasının sadece faturalarla ispatlanamayacağını, Davacı/karşı davalının markasının saat emtiası bakımından kullanıldığı benimsense dahi, sadece kol saatleri bakımından hükümsüzlüğe karar verilebileceğini, zira sadece bu emtiada kullanım gerçekleştiğini, diğer emtiada ise markanın hiç kullanılmadığını, Karşı dava yönünden ise;  davacı markasının bir şehir adının okunuşundan ibaret olup bu manada zayıf bir marka olduğunu, coğrafi kaynak belirttiğini, bu nedenle ayırt ediciliğe sahip olmadığını, kimsenin tekeline bırakılamayacağını, malın gerek üretim yerinin gerekse marka sahibinin Kore olduğunu, ancak markaya İsviçre markası imajı verilmeye çalışıldığını, davacı karşı davalının malın menşei, coğrafi kaynağı noktasında bu suretle halkı yanıltmaya devam ettiğini,  eylem süreklilik arz ettiğinden ve bir kısmı da tescil aşamasından sonra gerçekleştirildiğinden, hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağını beyan ederek, karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE;  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava, davalı karşı davacı adına ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, karşı dava ise; davacı karşı davalı adına ... sayılı \"...+Şekil\" ibareli ve ... sayılı \"...+Şekil\" ibareli markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talebine ilişkindir. TPMK kayıtlarına göre, ... sayılı \"...\" ibareli markanın 14. Sınıfta 02/10/2015 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı karşı davacı adına tescilli olduğu, ... sayılı \"...+Şekil\"  ibareli markanın ise 14. sınıfta ilk defa 13/03/1998 tarihinde davacı karşı davalı adına tescil edildiği ve süresinde yenilendiği anlaşılmıştır. Davalı karşı davacı asıl davada 6769 Sayılı SMK 25/7 maddesinde düzenlenen kullanmama def'ini ileri sürmüştür. SMK 25/7 maddesinde; \"6'ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19'uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def'i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19'uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.\" hükmü düzenlenmiştir. Toplanan delillere ve denetime elverişli kök ve ek bilirkişi raporlarına göre; asıl davada hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istenen davalı karşı davacı markasının ... tescil no.lu ...  ibaresiyle 14. sınıfta, “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)” emtialarında tescilli olduğu, davacı adına TPMK nezdinde tescilli davalı markasından daha eski tarihlerde koruma altına alınmış olan ... ibareli esas unsurlu markaların ise, 18. sınıfta tescilli ... nolu ... ve 14 sınıfta (kol saatlerinde) tescilli ... nolu markaları olduğu,  6769 sayılı SMK'nın m.6/f.1 maddesinde “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” şeklinde nispi ret nedenleri arasında sayılan iltibasın, aynı zamanda bir markanın hükümsüzlüğü sebeplerinden olduğu, iltibas ihtimali incelemesinde, her iki markanın tüketiciler üzerinde bıraktığı genel izlenim dikkate alınarak, görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.  Somut olaya dönüldüğünde; taraf markalarında ... ibaresinin ortak unsur olduğu, davalı karşı davacı markasının bu kelimenin önüne gelen ... işaretlerini de içerdiği, ... ibaresinin, ... ve ... kelimelerinin baş harflerinden oluştuğu, taraf markalarının ... ortak ibaresini içermeleri sebebiyle benzer oldukları, davalı karşı davacı markasında bulunan ...  ibarelerinin markaya bir ayırt edicilik katmadığı, davalı karşı davacı markasının ortalama tüketici nezdinde  işletmesel bağ ve seri marka algısı oluşturabileceği, diğer yandan davacı karşı davalıya ait markanın TPMK nezdinde 14. Sınıfta \"kol saatleri\" ve 18. Sınıfta \"Kart mahfazaları, el çantaları, cüzdanlar, para çantaları, evrak çantaları, valizler, seyahat çantaları, omuza asılan çantalar, sırt çantaları ve seyahat için saplı üstü açık el çantaları.\" tescilli olduğu, davalı karşı davacıya ait markanın ise, 14. Sınıfta \"Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil).\" tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, ''davanın kısmen kabulüne, davalı karşı davacı adına tescilli ... tescil nolu \"...\" ibareli markanın tescilli olduğu \"Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)\" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne'' karar verilmiştir. Davacı vekili yargılamada ve istinaf dilekçesinde; ... markasının saat sektöründe tanınmış marka olduğundan davalı markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece alınan ikinci raporda bilirkişilerce; taraf markalarının \"Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)\" emtiaları yönünden aynı/ benzer sınıfta tescilli olduğu görüşünü beyan etmişse de, davalı markasının tescilli olduğu diğer emtialar yönünden benzerlik ve iltibas incelemesi yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece sektör bilirkişisinin de bulunduğu ilk heyetten alınan kök ve ek raporda, davacı ... markasının 2000 yıllarından itibaren Türkiye pazarında saatçi, kuyumcu vitrinlerinde yer aldığı ve sektörde tanınan bir marka olup Kurtlar Vadisi dizisi sponsorluğu ile bilinirliğini daha da arttırdığını tespit ettikleri, davacı markasının sektörel yönden bilinir olduğundan ayrıca davacı markasının tescilli olduğu kol saatleri ile davalı markasındaki \"kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil)\" emtialarının aynı yerlerde ve aynı mağazaların (kuyumcu, takı dükkanları-mağazaları gibi) içerisinde, benzer pazarlama stratejileri ile satılmasının yaygın oluşunun göz önüne alınması halinde \"benzer\" olarak nitelendirilmelerinin mümkün olduğu görüşünde olduklarını, heyetin SMK 6/1 maddesi anlamında davalı markasının işaret (markalar) düzeyinde davacı markası ile benzer olduğu aynı veya benzer emtialarda tescilli olduğu sonucuna ulaştıklarını beyan etmişlerdir. Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, davacı markasının davalı markasının tescil başvuru tarihi  itibarıyla sektörel yönden bilinirliğinin bulunduğu, davalı karşı davacı markasının tescilli olduğu \"saatler\" emtiasının her iki taraf markasında ortak olduğu, \" zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)” emtialarının saat emtiası ile benzer emtialar olduğu, davalı markasının tescilli olduğu 14. sınıfta, “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. ” emtialarının ise aynı dükkanlarda benzer pazarlama stratejileri ile satıldığı, birbirlerini tamamlama  özelliğinin bulunduğu, birbirleriyle yakın ilişki içerisinde oldukları kanaatine varılmakla;  taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu ve asıl dava yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, aksi yöndeki davalı istinaf nedenlerinin ise yerinde olmadığı, ancak Mahkemece davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinin yerinde  olmadığı kanaatine varıldığı, bu itibarla davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesine göre kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davalı karşı davacı vekilinin asıl dava yönünden ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olmadığı, mahkemece alınan raporda ... saatlerinin davacının yıllık satış ciroları üzerinde önemli bir paya sahip olduğunun tespit edildiği, karşı dava yönünden yapılan incelemede; karşı davanın davacı markalarının tescil tarihinden 5 yıldan fazla süre geçtikten sonra açıldığı ayrıca ... markasının doğrudan yer adı olduğuna yönelik iddianın yerinde olmadığı, kol saati emtiası yönünden marka olarak seçilip kullanılabilecek, ayırt ediciliği haiz tanıtıcı bir işaret olduğu ve davadan önce de ayırt edicilik niteliği kazandığının tespit edildiği, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalı karşı davacının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, davalı karşı davacının asıl ve karşı dava yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine,  davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden asıl davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine,  2-Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜNE, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,Bu kapsamda;3-Asıl davanın KABULÜNE,Davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... nolu \"...\" markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, 4-Karşı davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden 427,60 TL ve karşı dava yönünden 427,60 olmak üzere toplam 855,2‬0 TL karar harcından peşin alınan asıl dava yönünden 31,40 TL ve karşı dava yönünden 14,50 TL olmak üzere toplam 45,9‬0 TL'nin mahsubu  ile 809,30 TL harcın davalı/karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı-karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 2.150,00 TL bilirkişi ücreti, 390,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.609,2‬0 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine, 4/c-Davalı-karşı davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre asıl dava yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre karşı dava yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı-karşı davalı tarafça yatırılan istinaf harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı-karşı davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 32,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 241,1‬0 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine,5/c- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 427,60 TL ve karşı dava yönünden 427,60 olmak üzere toplam 855,2‬0 TL karar harcından peşin alınan (54,40+54,40=) 108,80 TL'nin mahsubu  ile 746,4‬0 TL harcın davalı/karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/ç-İstinaf yargılaması için davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02f2f019e31ce096","SID":"8ebf2ce65ddc074d"}}