{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br> <br>DOSYA NO\t\t: 2020/675 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2315<br>KARAR TARİHİ\t: 14/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/828 Esas 2019/1493 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 14/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/12/2023<br><br>Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ile davalı arasında 01/04/2016 tarihinde sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereği ticari iş ilişkisi kurulduğunu, bu ilişki sonucu oluşan cari hesap borcu tahsil edilemeyince davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/7791 esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, sonuç olarak İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/7791 sayılı takip dosyasına yapılan haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve davalının icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; taraflar arasında bulunan cari hesaba ilişkin olarak davacı tarafından davalıya cari borcu bulunduğu iddiası ile ihtar tebliğ edildiğini, davalı şirketin cari hesaplarında karşılıklı fatura ve diğer işlemlerde yapılan incelemeye göre böyle bir borcun olmadığını, davacının taraflar arasında mutabakat sağlanmadan cari hesabına kaydettiği ancak sebebinin açıklanmadığını, içeriğinin ispat edilmediğini, cari hesaplarda farklılıklar olduğunu, tek taraflı gönderilen hesap ekstresinin kabul edilmeyeceğini, takip konusu meblağı oluşturan faturaların içeriğinin belli olmadığını, verildiği ispat edilmeyen hizmetlerden ve parçalardan oluştuğunu savunarak, haksız açılan davanın reddini, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dava; davalıların icra takibine yapmış oldukları itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptaline yöneliktir.<br>Dosya içerisinde bulunan İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/7791 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... Tic. T.A.Ş. Tarafından davalı ... San. A.Ş. Aleyhine, cari hesap alacağına istinaden 7 örnek genel haciz yolu ile; 464.807,59 TL'nin tahsili için icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 18/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 25/06/2018 tarihinde itiraz ettiği, itirazın süresinde olduğu ve işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.<br>Taraflar arasında imzalanan 01/04/2016 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde ihtilaf halinde ... Ticaret Türk A.Ş.'nin kanuni defter ve kayıtlarının kesin delil olarak kabul edildiği, davalı taraf aynı sözleşmenin 4. maddesini ileri sürerek, defterleri üzerinde de inceleme yapılmasını talep etmiş ise de; davalı tarafın davacıya Ankara 13. Noterliği aracılığı ile çekmiş olduğu 11/06/2018 tarih ve 14995 yevmiye numaralı ihtarnamede; cari hesap konusunda mutabakata varılması için 12/06/2018 tarihinde toplantı yapılmasının kararlaştırıldığını beyan ettiği ancak, toplantı yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığından davalı tarafın bu beyanına itirbar edilmeyerek defterlerinin incelenmesi cihetine gidilmemiştir.<br>Davacı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incleemesi yaptırılmış, bilirkişinin sunmuş olduğu 21/10/2019 havale tarihli raporda özetle; takip tarihi olan 13/06/2018 tarihi itibariyle   davacı şirketin davalı şirketten 20.231,43 TL yedek parça satış cari hesabı ve 444.576,16 TL iş emirli servis bakım hizmeti cari hesabından olmak üzere takip tutarı olan 464.807,59 TL tutarında alacağının bulunduğu belirlenmiştir.<br>Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.<br>Taraflar arasında davalı şirketin davacı şirket nezdinde doğmuş ve doğacak servis hizmeti, işçilik, yedek parça borçlarının ödenmesi yönünde karşılıklı hak ve yükümlülüklerin düzenlenmesi konulu 01/04/2016 tarihli sözleşmesi mevcut olup, hizmet sözleşmesinin ve cari hesap ilişkisinin varlığı taraflarca da kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan sözleşme, süre gelen cari hesap ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde, sektörel işleyiş; davacı servise, aracın getirilmesinde yada mahallinde verilecek hizmette önce işlemin niteliğinin iş emrinde araç plakası belirtilerek belirlendiği, davalı şirket personelinin ad soyad ve imzasının açılan iş emirlerinde aracı teslim ederken yazıldığı, iş emir kapanışında tamir, bakım ve kullanılan yedek parça dökümünün yapılarak ücretin belirlendiği, bu ücrete göre de fatura düzenlendiği belirlenmiştir. Somut olayda; davacı şirket defterleri e-defter uygulaması ile incelenmiş, davacı tarafından davalı adına düzenlenen davacı defterlerine işli olan faturalar ve dayanakları olan iş emirlerinin eşleştirilmesinde bir uyumsuzluğa rastlanmamıştır. Başka bir deyişle, düzenlenen faturalar davalı yanın çalışanlarının kabul ettiği iş emirlerinin devamı mahiyetinde delil teşkil etmektedir. Öte yandan, her ne kadar davalı yan mutabakat mektubunu kabul etmemiş ise de, düzenlenen faturaların davacı şirketin defterlerine işli olup, taraflar arasında imzalanan 01/04/2016 tarihli sözleşmenin Madde-7 kapsamında kesin delil olarak kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı şirketin davalı şirketten 20.231,43 TL yedek parça satış cari hesabı ve 444.576,16 TL iş emirli servis bakım hizmeti cari hesabından olmak üzere takip tutarı olan 464.807,59 TL tutarında alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>Öte yandan; itirazın iptali davası sonucunda, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için İİK m.67/2 uyarınca itirazın haksız ve alacağın likit olması zorunludur. Somut olayda; her ne kadar icra takibi, hak edişlere ve sözleşmeye dayandırılmış ise de; davanın dayanağının eser sözleşmesi olması, alacağın miktarının yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenmiş olduğundan davacı tarafın inkar tazminat talebinin reddi cihetine gidilmiştir, \"gerekçesi ile, \"açılan davanın kabulüne, davalının İzmir 8. İcra Dairesinin 2018/7791 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile; 464.807,59 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmesine, davanın dayanağının eser sözleşmesi olması nedeniyle davacı tarafın %20 inkar tazminat talebinin reddine, \"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın  % 20 icra inkar tazminat taleplerinin reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanmasının alacağın likid olmadığı anlamına gelmediğini, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmenin mevcut olduğunu, yerel mahkemenin davalının itirazının iptali ile 464.807,59 TL üzerinden takibin devamına ilişkin kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu, davalının dava konusu edilen fatura içeriklerinin müvekkili şirket tarafından izah edilemediğini iddia ettiğini, bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, dosyaya sundukları iş emirleri ve evraklarının dava konusu borç içeriğinin açık ve tartışmasız kanıtı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın %20 inkar tazminat taleplerinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, inkar tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf  başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşmenin 4. maddesine aykırı olarak herhangi bir karşılıklı mutabakat bulunmaksızın tek taraflı düzenlemiş olduğu faturalar üzerinden başlatılan icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak olup olmadığının tespitinde yalnızca ve münhasıran davacı tarafın ticari defterlerinin incelemesi ile maddi gerçekliğin ortaya konulmasının mümkün olmadığını, davacı ile davalı arasında 3 ayda bir hesap mutabakatı yapılması ve devamında da faturaların kesilmesi ve ödemelerin gerçekleştirilmesinin gerektiğini, ancak davacı tarafın hesap mutabakatı olmaksızın sözleşmeye aykırı olarak tek taraflı faturalar düzenlemiş olması ve işbu sözleşmeye aykırı faturaları ticari defterlerine işlemiş olması karşısında taraflar arasındaki sözleşmede yer alan davacı tarafın defterlerinin kesin delil olması niteliğinin ortadan kalktığını, müvekkilinin sözleşme uyarınca yapılması gereken mutabakatın yapılabilmesi adına her türlü iyi niyeti gösterdiğini, ancak davacı tarafın kötü niyetli olarak sözleşme uyarınca yapması gereken mutabakat görüşmelerine gelmediğini ve tek taraflı olarak sözleşmeye aykırı olarak düzenlemiş olduğu faturalar ve işlediği ticari defterler üzerinden haksız icra takibine geçtiğini, müvekkili ile davacı arasındaki cari hesaba dayanan borçların büyük bir kısmının müvekkili şirketin sigortası tarafından ... ... şubesine ödendiğini ancak ... ... şubesinin söz konusu ödemeleri kendi cari hesabından düşmediği için hesaplar arasında maddi gerçeklikliğe uymayan bir fark oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki delil sözleşmesi uyarınca sadece davacı tarafın ticari defterleri ile faturaların uyumlu olduğuna dair tahkikat sonucu  ileri sürmüş oldukları iddialarının hiçbiri nazara alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, cari hesaptan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2014/1233 esas 2014/4129 karar sayılı emsal ilamı;\"..Taraflar arasındaki sözleşmenin “Delil Sözleşmesi” kenar başlıklı 15. maddesinde davalı ... A.Ş'nin kayıt defter ve belgelerinin münhasır delil olduğu kararlaştırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 193/1 maddesine göre taraflar belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmede yer alan münhasır delil hükmünün HMK'nun 193/2 maddesi uyarınca geçersiz olduğu yolundaki yerel mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. <br>Ne var ki, münhasır delil olarak kabul edilen davalı defterlerindeki kayıtlara itibar edilebilmesi için bu kayıtların dayanaklarının da gösterilmiş olması gereklidir. Somut olayda davalı defterlerindeki alacak kayıtlarının dayanakları gösterilmemiş olduğundan bu kayıtlara itibar edilemez. Bu nedenle sonucu itibariyle doğru olan kararın 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/son maddesi gereğince gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun görülmüştür..\" şeklindedir.<br>Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2014/14910 esas 2015/12192 karar sayılı emsal ilamı; \".. Her ne kadar taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 16. maddesinde davacı şirket  ticari defter ve kayıtlarının  münhasır delil olarak kararlaştırıldığına dair hüküm var ise de, davacı ticari defter ve kayıtlarının dayanakları gösterilmedikçe bu kayıtların davacı lehine delil olacağı kabul edilemez. Nitekim 6100 sayılı HMK’nun 193/2 maddesinde  “Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir” denilmektedir. Bu durumda mahkemece ispat yükü kendisinde olan davacının iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği gözetilerek iddia ve savunma çerçevesinde  yeterli inceleme ve araştırma yapılmak  suretiyle deliller eksiksiz toplanıp varılacak uygun sonuç dairesinde  bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir..\" şeklindedir.<br>Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/3231 esas 2017/5473 karar sayılı emsal ilamı; \"..Asıl dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı komisyon alacağı istemine, birleşen dava ise davalının alacakları için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış, acentelik sözleşmesinin 26. maddesi gereğince davalı/birleşen davada davacı ... A.Ş'nin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olacağı konusunda taraflar anlaşmış olduğundan yalnızca davalı/birleşen davada davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş, işbu bilirkişi raporuna itibar edilerek de asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Ancak, Dairemiz uygulaması ve 6100 sayılı HMK’nin 193/2. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Bir başka deyişle, delil sözleşmesinin varlığı davacı/birleşen davada davalı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Bu durumda, davacı/birleşen davada davalının delilleri arasında gösterdiği kendi ticari defter ve kayıtları da incelenip karşı tarafın defter kayıtlarıyla karşılaştırılması ve asıl ve birleşen davadaki iddiaların bundan sonra değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca davalı/birleşen davada davacı olan ... A.Ş'nin kayıtlarına itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.\" şeklindedir.<br> HMK'nın 222/1. maddesindeki yasal düzenleme uyarınca, \"Mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.\" Ayrıca, her ne kadar taraflar arasında imzalanan  sözleşmenin 7. maddesinde davacı şirket  ticari defter ve kayıtlarının  kesin delil olarak kararlaştırıldığına dair hüküm var ise de diğer tarafın ispat hakkını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde güçleştiren delil sözleşmesi, HMK'nın 193/2. maddesine göre geçerli kabul edilemeyecektir.<br>Davacı taraf,  sözleşme gereği ticari iş ilişkisi kurulduğunu, bu ilişki sonucu oluşan cari hesap borcu tahsil edilemeyince davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/7791 esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, başlatılan  icra takibine de itiraz ettiği,  iddiasıyla dava açmış,  davalı,  davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın  kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br> Somut olayda, davacı tarafça  sözleşmesinin varlığı ve bir kısım hizmetin alındığı kabul edilmekle birlikte,  belirtilen miktarda hizmet alınmadığı ileri sürülmüştür.<br> Taraflar arasında imzalanan 01/04/2016 tarihli sözleşmenin Madde-7 kapsamında kesin delil olarak kararlaştırılmış ise de, bir kısım fatura tutarında hizmet yapılmadığını belirterek itiraz etmiştir. Öncelikle faturaların dayanak belgeler ve sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespiti gerekmektedir.<br>Alınan mali müşavir bilirkişi raporunda iade faturalarının sözleşmenin 5.maddesine uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği  konusunda  değerlendirme yapılmadığı gibi  iş emirleri doğrultusunda düzenlenen faturaların iş emirleri içeriği ile uyumlu olup olmadığı hususunda otomotiv hususunda ehil bilirkişiden rapor alınmaksızın karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>O halde taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi, delil sözleşmesinin varlığının karşı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyeceği, alınan bilirkişi raporunun da yeterli olmadığı anlaşılmakla;  mahkemece davalıya hangi faturalar yönünden itiraz edildiğinin açıklatılması,  akabinde  davalının delilleri arasında gösterdiği kendi ticari defter ve kayıtları da incelenerek itiraz edilen faturaların sözleşmeye uygun olup olmadığı yönünde mali müşavir bilirkişiden, iş emirleri ile faturaların uyumlu olup olmadığı yönünden otomotiv hususunda ehil bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355, 353/(1).a.6. maddeleri gereğince   uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olduğu kabul edilerek kararın kaldırılmasına,  kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br> HÜKÜM   : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin  30/12/2019 tarih,  2018/828 Esas ve 2019/1493 Karar sayılı  hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi taraflara iadesine, <br>6-İstinaf başvuru aşamasında başvuru sahibi taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 14/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ec9485086f193d7","SID":"46c05d64102d27c0"}}