{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/657 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2179<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/06/2019<br>NUMARASI\t\t: 2016/1102 Esas  2019/735 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2016/11584 sayılı dosyası ile  müvekkili firmaya karşı 17/08/2016 tarihinde, 30/07/2016 tarih ve 30.000 TL tutarında çeke dayanarak,  kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, müvekkili firmanın davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığını,  davalı yana verilmiş bir avans çeki olduğunu,  müvekkili firmanın diğer davalı şirketle faturaya dayalı  bir mal alışverişi olmadığı, aksine davalılardan .... Ltd Şti'nin müvekkili adına bir mal alışverişi olmadığı, aksine davalılardan .... Ltd Şti'nin müvekkili adına  verilmiş avans çekleri bulunduğunu, diğer davalı ... .. Ltd. Şti nin haksız yere müvekkili aleyhine takip başlattığını, açıklanan nedenlerle İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2016/11584 sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı ... Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müşterisi olan ... Ltd Şti'den olan alacağının bir kısmına ilişin dava konusu, keşidecisi davacı olan 30/07/2016 keşide tarihli ve 30.000 TL  tutarındaki çek aldığı, çekin gününde bankaya ibraz edildiği ve karşılığının ödenmediğini, bu aşamadan sonra çek ile ilgili İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2016/11584 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin icra takibi başlatıldıktan sonra kendilerine arayarak, ödemelerde sıkıntıya düştüklerini,  20 gün süre  verilirse  ödemeyi gerçekleştireceklerini belirttikleri ve kendilerine  bu sürenin verildiği, davacının hiçbir zaman çekte mündemiç bulunan  hak ile ilgili bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin verilen çekin avans çeki olup olmadığını bilmesine olanak bulunmadığını, her kıymetli evrak gibi çekin de kayıtsız şartsız  bir borç ikrarı olduğu ve ticari hayattaki fonksiyonunun sebepten bağımsız olmasına bağlı olduğunu, davacının müvekkilinin kötüniyetli bir hamil olduğuna dair hiçbir somut iddia ve delil ileri sürmediği, dava konusu çeki müvekkilinin defterlerine Mart 2016 da kayıt edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... Ltd Şti'ne tebligat yapılmış, davalı süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olduğundan davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını HMK'nun 128. madde doğrultusunda inkar etmiş sayılmıştır. <br> İzmir 13.İcra Dairesinin 2016/11584 esas esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Sanayi ve Tic., borçlusunun ... Ltd Şti, ... Sanayı ve Tica. Ltd Şti olduğu, 30.000,00  TL asıl alacak, 155,34  işlemiş faiz, 3.000,00 TL karşılıksız çek tazminatı, 400,00 Tl ihtiyati haciz vekalet ücreti, 82,35 TL ihtiyati haciz gideri  olmak üzere toplam 33.637,69 TL alacak için 17/08/2016 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun  takibe  itiraz ettiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece \".. İzmir 13.İcra Dairesinin 2016/11584 esas esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Sanayi ve Tic., borçlusunun ... Ltd Şti, ... Sanayı ve Tica. Ltd Şti olduğu, 30.000,00  TL asıl alacak, 155,34  işlemiş faiz, 3.000,00 TL karşılıksız çek tazminatı, 400,00 Tl ihtiyati haciz vekalet ücreti, 82,35 TL ihtiyati haciz gideri  olmak üzere toplam 33.637,69 TL alacak için 17/08/2016 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun  takibe  itiraz ettiği görülmüştür. <br>Dava dilekçesi ve cevap dilekçesine göre davalı .... Ltd Şti. tarafından davacı aleyhine İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2016/11584 esas nolu icra dosyası ile, 30/07/2016 tarih ve 30000 TL bedelli çeke dayanarak kanbiyo senedlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı, davacının davalılara herhangi bir borcu bulunmadığı söz konusu çekin davalı ... Ltd Şti'ne verilmiş avans çeki olduğu, davalının bu şirkete borcu olmadığı gibi, davalı şirketten alacaklı olduğundan bahisle 13. İcra Dairesinin 2016/11584 esas nolu dosyasında davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemi ile eldeki davanın açıldığı, davalı ... .. Ltd. Şti.'nin cevap dilekçesi sunmadığı, diğer davalı davalı .... Ltd Şti.'nin ise davaya konu çeki müşterisi olan ... Ltd. Şti.'den alacağının bir kısmı için aldığını, takip sonrası davacı şirketin kendilerini arayarak ödeme için süre talep ettiklerini, çeke ilişkin itiraz da bulunmadıklarını, müvekkilinin çekin avans çeki olup olmadığını bilemeyeceğini, çekin kayıtsız şartsız borç ikrarı olduğunu bu nedenle davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.<br>Alınan bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı ... Ltd. Şti.'nin bilirkişi incelemesine esas ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davalı ..... Ltd Şti ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı ile davalı ... ...Ltd.Şti arasında ticari ilişki olmadığı, davalı ....Ltd Şti ile diğer davalı ... .. Ltd. Şti. arasında ticari ilişki olduğu ve davalı ....Ltd Şti'nin bu davalıdan alacaklı olduğu davaya konu çekin davalı ... Ltd. Şti.'nden tahsiline ilişkin kaydın yevmiye defterinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı ile davalı ... Ltd. Şti. arasında ticari ilişki olduğu, davaya konu çekin davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının takibe dayanak çekin avans çeki olduğunu ve çekten dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığı, kanaatine varılarak davacının davasının reddine, davacının dosyaya yansıyan kötüniyeti ispatlanamdığından davalı ....Ltd Şirketinin kötüniyet tazminat talebinin reddine, dair  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile;<br>\"1-Davacının davasının reddine, <br>2-Davalı ... ... Ltd Şirketinin kötüniyet tazminat talebinin reddine, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece bilirkişi raporundaki eksik hususlara rağmen, dava konusu çekin avans çeki olduğunun kanıtlanamadığıdan bahisle davanın reddine, aleyhe talep olunan kötüniyet tazminatının reddine ve aleyhe yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedildiğini, yerel mahkemenin, bilirkişi raporundaki lehe hususları göz önüne almadan  aleyhe hüküm kurduğunu, müvekkilin, yapılan ödemeler neticesinde davalı ... ... ...Ltd.Şti.'nden alacaklı olduğunun tespitine rağmen, takibe konu çekin avans çeki olduğunun ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin bilirkişi raporundan herhangi bir hukuki yarar beklenmediği sonucuna vardığını, bilirkişinin raporunda eksik inceleme yapılmış olup, davalılar arasındaki ticari ilişki tespit edilmeden, davalı ... ... ... Ltd.Şti.'nin ticari defterleri dahi incelenmeden davanın reddine karar verildiğini, davalı .... Ltd.Şti.nin diğer davalı aleyhine icra takibine dahi geçmediğini, icra takibine konu çekler hakkında öne sürülecek kişisel def'îlerden kaçınmak için aralarında ticari ilişki olmamasına rağmen çeklerin ciro edildiğini, yerel mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmadığını, dolayısıyla eksik incelemeye dayalı olarak usul ve yasalara aykırı verilen kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  çeke dayalı icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.<br>Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).<br>Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).<br>Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.<br>...Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir...\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.11.2021 tarih ve 2017/(19)11-1662 esas 2021/1357 karar sayılı ilamı)         <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca çeke bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve çekin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Davalı taraf, takibe dayanak çekin bedelsiz olduğunu kabul etmediğine göre davacı şirket işbu çekin bedelsiz kaldığını yukarıda açıklandığı şekilde geçerli delillerle ispat etmek zorundadır. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir çek bulunan davalı tarafın ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi çekte yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarih ve 2020/5900 esas 2021/3916 karar sayılı emsal ilamı).<br> O halde, davacı taraf, dava konusu çekin iddia edildiği şekilde bedelsiz olduğunu geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamamasına yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2019 tarih, 2016/1102 Esas ve 2019/735 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,  <br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 215,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 28/11/2023<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6fa323ace5ac95a5","SID":"8ea1ff813d6abeca"}}