{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/960 Esas<br>KARAR NO: 2023/1957<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2021<br>NUMARASI: 2020/552E, 2021/934K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve müvekkili şirkete ait olan şirketin davalı banka ile herhangi bir genel kredi sözleşmesi olmadığını, herhangi bir borcunun olmadığını, müvekkili ...'ın bir diğer şirket olan Arallar tekstilde 1992 senesinde eşinin erkek kardeşinin sigortalı olarak çalıştığını, müvekkilinin 40 yıldır işveren olduğunu, yanında binlerce insan çalıştığını,  müvekkili tarafından dava dışı ... çalışanın işine son verildiğini,  iş ilişkisine son verirken kendisinden ibraname aldığını, bu ibranameyi de şirket nezdinde tüm ayrılan işçilerinde olduğu tüm ödemli ibraları bir klasör içerisinde sakladığını, ...'ın 1993 tarihinde kendi şirketini kurduğunu, kurduğu şirketin maddi zorluğa girdiğini ve ... bankasına borcundan dolayı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, icra takibinin semeresiz  kalında herhangi bir şeklide organik inorganik resmi gayrı bağ olmamasına rağmen İKK alacaklıya tanığıdı imkanlar neticesinde alacaklı vekilinin gösterdiği adrese hazce gidildiğini, hacze gelinin şirketin müvekkiline ait olan ... A.Ş. olduğunu, dava dışı borçlu şirket ive şirket yetkilisi ile müvekkilleri arasında organik bağ tespit edebilmek için işyeri adresinde araştırma yapıldığını, bu araştırma neticesinde işçilerden alınan ibranameler klasörü içerisinde bulanan dava dışı ...'a ait ibranamenin bulunduğunu, ancak alacaklı vekilinin talebi ile icra müdürünün müvekkili şirkettini istihkaklı haciz tatbik ettiğini,  hacizli menkullerin müvekkili firmaya yetkilisine yediemin teslim edildiğini, icra müdürünün istihkak iddiasını uygun görmeyerek icra mahkemesine dosyayı gönderdiğini ve icra takibinin taliki veya devamına ilişkin karar istediğini, icra dairesine haciz zaptını sunan alacaklı- davalı vekilinin iş bu ibranamenin değerli evrak olduğunu belirterek haczin devamına karar verilmesini istediğini ve icra hukuk mahkemesini müvekkili şirketinin itiraz edemeden icra takibine devamına karar verildiğini, müvekkilinin borçlu şirket ve şirket sahibi ile herhangi bir bağının olmadığını, davalı bankaya bedelli senede dayanarak borcunun olmadığının tespiti ile senedin hükümsüz kalmasına karar verilmesini, işbu senet icra takibine konulduğu takdirde işbu senet müstenidat yapılarak açılan icra takiplerinin durdurulmasına ve ihtiyati hacze konu edilemeyeceğinin ve ihtiyati haczin düşürülmesine karar verilmesini, davalı banka vekili tarafından hazırlanan davalı firma ile haciz sırasında imzalanan protokolün geçersizliğine karar verilmesini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... bank vekili cevap dilekçesinde özetle: uyuşmazlık konusu protokolün cebri icra tehdidi altında imzalandığı iddiasının gerçek dışı oludğunu, davacılar tarafından imzalanan protokol ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya borcunun üstlenildiğini ve ekinde  kayıtsız şartsız ödeme vaadiyle bono verildiğini, senedin teminat senedi olduğu iddiasının asılsız olduğunu, nitekim senedin kayıtsız şartsız ödeme vaadiyle verildiğini, teminat senedi iddiasının yazılı delil ile ispatının zorunlu olduğunu, davacının delillerinin teminat senedinin ispatına elverişli olmadığını, davacı ile borçlular arasında fiili ve hukuki organik bağ olduğunu belirterek davanın reddini, davanın görevsizlik nedeniyle reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...1-Davanın KABULÜ İLE; davacıların dava konusu 09/07/2019 vade tarihli, keşidecisi ... AŞ olan Kefili ... olan , Lehtarı ... bank A.Ş olan 100.000,00 TL bedelli  bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının TESPİTİNE, anılan bononun ve aynı tarihli protokolün HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE 2- Davacıların kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Protokolün ilk haciz işleminden 48 gün sonra düzenlenmiş olması nedeni ile  emsal karar doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2015/612 E., 2015/16701 K. sayılı ilamında; ''...Mahkemece, toplanan delillerle ve bilirkişi raporuna göre, davalı takip alacaklısı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti.'nin keşideci, ...Ltd. Şti.'nin ise lehdar olduğu senet nedeniyle başlatılan takip dosyasında 19.06.2012 tarihinde davacı şirketin adresine gelindiği, bir kısım makinelerin haczedilerek mahallinde bırakıldığı, 05.07.2012 tarihli ikinci hacizde ise davaya konu senetlerin davacılar tarafından davalıya verildiği, konuyla ilgili olarak protokol düzenlediği, davacı şirkete borçlu ... Ltd. Şti. aralarında organik bağ bulunduğu, protokolün ilk haciz işleminden 17 gün sonra düzenlendiği ve bu sırada davacıların avukatlarıyla görüşmek suretiyle hareket ettikleri, protokolün icrai işlem sırasında tanzim edilip ihtiyati haciz kararına ilişkin bulunmadığı, menfi tespit isteminin yerinde olmadığı, ihtiyati tedbir nedeniyle de tazminat şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine ve davacının %20 oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir. <br>SONUÇ: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi. '' şeklindeki gerekçenin aynı yönde olduğunu, Davacılar tarafından, davaya konu protokolün ve senedin haciz baskısı altında imzalandığı iddia edilmişse de  davaya konu protokolün İstanbul ... İcra MÜdürlüğü’ nün ... e. sayılı dosyası borçluları ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ , ... VE ...'ın menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında imzalanmış olup haciz mahallinde bulunan davacılar tarafından davaya konu senet verilmiş olduğunu ve İstanbul ... icra müdürlüğü’ nün ... esas sayılı dosya borcu üstlenildiğini,Emsal teşkil eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2017/546 E. 2017/522 sayılı kararında; \"...Tüm dosya kapsamı ve istinaf sebeplerine bağlı olarak yapılan incelemede; davalı tarafından davacı hakkında dayanak senet borç sebebi gösterilmek suretiyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı ve takip talebine söz konusu bononun verilmesine esas teşkil eden protokolün de eklendiği, protokole taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmış olup, protokol incelendiğinde bononun dosya borcuna binaen alındığı, bono vadesinde ve tutarında ödenmesi halinde dosya borcu ile ilgili hiçbir alacak ve haklarının kalmayacağının belirtildiği, protokolle alınmış bononun kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü içeren bir kambiyo senedi olduğunun ve şarta tabi kılınmadığının taraflarca imza altına alındığı,Her ne kadar davacı söz konusu senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmüş ise de , dayanak senette senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir düzenlemenin olmadığı gibi ekli protokolde de senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı ,buna karşılık protokol içeriğinden teminat senedi olarak düzenlenmesinden çok ödeme amacı ile düzenlendiğinin anlaşıldığı ,bu hali ile senedin teminat senedi olduğunun kabülünün mümkün görülmediği,b.k.'nun 583. ve 584. maddelerinin adi kefalete ilişkin hükümleri kapsadığı,kambiyo senetlerinde söz konusu hükümlerin uygulanamayacağı gibi dayanak dayanak protokolünde icra kefaleti niteliğinde olmayıp ,borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğu,bu sebeple b.k.'nun 583. ve 584. maddelerindeki kefalete ilişkin şekil şartlarının şikayet konusu takip dosyasında incelenmesinin mümkün olmadığı, ödeme aracı olarak düzenlenen ve teminat senedi vasfında bulunmayan bono nedeni ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, takibe konu senedin davalının alacaklı olduğu dosya sebebiyle alınmış olması nedeni ile 6361 sayılı yasa 9/2 ve 9/3 maddelerinin uygulama olanağının bulunmadığı,bu hali ile ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla davalının istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.\"şeklinde karar verdiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’ nün ... E. sayılı dosyasında davacılar borçlu olmadığı için kendilerine karşı haciz baskısı yapılmasının mümkün olmadığını, Hacizde alınan senedin hukuki nitelendirilmesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23. Hukuk Dairesi'nin 31.10.2017 tarih, 2017/546 E. Ve 2017/522 K. Sayılı  kararında kambiyo senetlerinde söz konusu hükümlerin uygulanamayacağı gibi dayanak protokolün de icra kefaleti niteliğinde olmayıp, borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğu, bu sebeple Borçlar Kanunu 583. Ve 584. Maddelerindeki kefalete ilişkin şekil şartlarının şikayet konusu takip dosyasında incelenmesinin mümkün olmadığı, ... \" şeklinde belirtildiğini, Davacıların borçlular ile bağı olmadığı iddiasının da asılsız olduğunu,  haciz mahallinde hazır bulunan davacı ...  ile ..ın  kendi beyanları  ile de sabit olduğu üzere borçlunun  yeğenleri olduklarını,  mahalle gelindiğinde davacı ... dosya borcunu sorduğunu ve mahalde borçluya ait ibraname görüldüğünü, faaliyet konularının aynı olduğunu, davacı ile borçlular arasında fiili ve hukuki organik bağ olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Davacı, üçüncü kişi konumunda olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında haciz baskısı altında 100.000TL bedelli bono alınarak protokol düzenlendiğini ileri sürerek menfi tespit kararı verilmesini, protokolün geçersizliğine hükmedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Es sayılı dosyasında, 20.05.2019 Tarihli haciz işlemine istinaden davacı şirketin istihkak iddiasında bulunduğu, talebin reddedildiği, alacaklı vekilinin 08.07.2019'da davacı adresinde haciz işlemlerine devam edilmesini talep ettiği, aynı gün itibarı ile de protokol ve senet düzenlendiği, davacıların açtığı diğer istihkak davasının davacı şirket ile dava dışı borçlu arasında organik bağ olduğunun sabit olmadığı gerekçesi ile kabul edildiği görülmektedir. Davaya konu takip dosyasında; 20.05.2019 tarihli haciz işleminden sonra istihkak iddiasının reddi ile takibin devamına karar verildiğinden 09.07.2019 Tarihinde tekrar hacze gelindiği, alacaklı vekilinin önce muhafaza işlemi yapılmasını talep ettiği, sonrasında tekrar söz alarak anlaşma ihtimali olduklarını beyan etmesi üzerine haciz işlemine son verildiği, mahalde bulunan davacı şirket yetkilisi...'ın haciz tutanağına herhangi bir itirazı olmadığı yahut ihtirazi kayıtla ödeme yapılacağına dair veya protokol düzenleneceğine dair bir beyanının yer  almadığı görülmektedir. Davacı şirket, tacir olup 20.05.2019 Tarihli haciz işleminden uzun süre sonra 08.07.2019 Tarihinde yapılan haciz işlemi ile aynı tarihte yapılan 08.07.2019 tarihli protokol borcun üstlenilmesi niteliğindedir. Davacılar iş bu protokole de herhangi bir ihtirazi kayıt koymamışlardır. Bu durumda protokol ve protokole dayalı senet geçersizliği iddiası yerinde olmadığından davanın reddine karar vermek gerekirken kabulü yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenle davalının istinafının kabulüne, HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜNE,2- 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2020/552 Esas, 2021/934 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın REDDİNE,Davalının tazminat isteminin reddine, Alınması gereken 269,85TL harçtan peşin alınan  1.707,75-TL harçtan masubu ile bakiye 1437,90TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 17.900TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, -İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 270,70-TL'nin  davacılardan alınıp davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 21/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3f3fbcff9b15807","SID":"dbfa7895c192b31b"}}