{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/811 <br>KARAR NO: 2023/1440<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2022<br>NUMARASI: 2022/325 Esas, 2022/765 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili 15/09/2015 tarihli dilekçesiyle, taraflar arasında müvekkili tarafından davalıya reklam pano imalatı yapılması konusunda farklı anlaşmalar yapıldığını, davalı şirket tarafından müvekkiline iş bedeli olarak  farklı tarihlerde toplam 68.296,00 TL ödeme yapıldığını,  yanlar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalının müvekkiline 34.600,00 TL cari hesap borcu kaldığını, bu borcun ödenmemesi üzerine davacı müvekkili tarafından davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı yanın haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket ile Maltepe Belediye Başkanlığı arasında imzalanan 03/10/2013 tarihli sözleşme ile davalı müvekkilinin park tabelalarının imal ve montaj işinin üstlenildiğini, sözleşme şartlarına uygun malzeme ve işçilikle kesilip, kaplanıp, boyanıp, montaja hazır hale getirilmesi işlerinin ise müvekkili tarafından davacıya verildiğini, bu kapsamda davacıya 350 adet tabela teslim edildiğini, davacının bunlardan 250 tanesini iade ettiğini, ancak 100 tanesini iade etmediğini, edimin tam olarak yerine getirilmediğini, teslim edilip montajı yapılan tabelaların da sözleşme ve teknik şartnameye uygun olmadığını, ayıp ihbarında bulunularak davacıdan ürünleri tamir etmesinin istenildiğini, davacının ürünlerin bir kısmındaki ayıbı gidermeye çalıştığını, ürünlerdeki ayıpların devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 18/05/2018 tarihli karar ile, davanın kısmen kabulüne, davalı itirazının kısmen iptaline, takibin 30.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuş, davalı vekili 11/06/2018 tarihli istinaf dilekçesiyle, olayda TTK'nın 21/2'. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığını, ürünlerin montajından sonra işçilikten ve davacı tarafından kullanılan malzemeden kaynaklı bozulmamalar meydana geldiğini, ürünlerin bir kısmının tamir için davacıya verildiğini, 100 adetinin halen davacıda bulunduğunu, her iki tarafın tanıklarının bu hususu doğruladığını, ayrıca her ne kadar sevk irsaliyesinde ... isimli çalışanın imzası bulunmakta ise de, bu belgelerin daha sonradan da düzenlenmesinin mümkün olduğunu, kaldı ki ... ile aralarında dava bulunduğunu, ayrıca ...'ın vekil sıfatının bulunmadığını, e-posta kayıtlarına göre teslimatın yapılmadığının açık olduğunu, bilirkişi raporunun gerekli inceleme yapılmadan hazırlandığını, strafor dışında işçilik kaynaklı ayıpların da bulunduğunu, fakat bu hususların incelenmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Dairemizin  22/12/2020  tarih ve 2018/1282 Esas, 2020/1571 Karar sayılı kararı ile; yargılama aşamasında alınan teknik bilirkişi raporunda; davalı tarafın ibraz ettiği üretimi yapılmış tabelalara ait fotoğraflara göre, tabelaların yağış, hava, ısı değişimi ve benzeri dış mekan koşullarına uygun olarak üretilmediği, davalının kompozit panelden üretilecek tabela yerine daha ucuz ve dayanıksız strafor malzemeden mamul tabelayı sipariş verdiği, davacının da davalının siparişi doğrultusunda davalının istediği özelliklerde strafor köpük malzemeden tabela üretimi gerçekleştirdiği, davacının davalının talebi doğrultusunda üretim yaptığı ve davalının istediği malzeme ile tabelaları üretip davalıya teslim ettiği için teslimat anından sonraki aşamada tabelalarda meydana gelen bozulmaların ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de;  taraflara ait e-posta kayıtları ile tarafların beyanlarına göre, bir kısım ürünün düzeltilmek üzere davacı tarafından teslim alındığı, teslim alınan bir kısım ürünlerin ise davalıya iade edilmediği, bu durumda ayıbın davacı tarafından benimsendiğinin kabulünün gerektiği, davalı tarafça ayıp nedeniyle davacıya teslim edilen bir kısım tabelaların ayıpları giderilerek iade edildiği, ancak 100 kadar ürünün halen davacıda kaldığı savunulduğundan, tamirat için davacıya iade edilen ürün miktarı ile bunlardan tamir edilip davalıya iade edilenler dışında davacı elinde tabela kalıp kalmadığı, kalmış ise kaç adet olduğu, onarımların yapılıp yapılmadığı hususları da göz önüne alınarak, taraflardan buna ilişkin teslim belgeleri sorulup, halen ayıplı ürün varsa ayıbın miktarı belirlenip davalıya teslim edilmeyen ürün varsa ürünün bedeli değerlendirilip, davacı alacağı bulunup bulunmadığı konusunda ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece verilen  07/12/2021 tarihli karar ile, iade edilmeyen 100 adet ürün bedeli olan 24.357,00 TL'nin davacının 30.000,00 TL'lik alacağından mahsup edilmesi sonucu davacı yanın alacağının 5.643,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 5.643,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, % 20 icra inkar tazminatı istemi alacak likit olmadığından reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Dairemizin 29/03/2022 tarih ve 2022/431 Esas ve 2022/624 Karar sayılı kararı ile, dosya kapsamında bulunan yanlar arasındaki e-mail yazışmalarından; davacı yanca davalıya gönderilen 13/10/2014 tarihli e-mailde; \" işleriniz hazır bir kamyon gönderip aldırabilirsiniz. Ödeme yapacağınız güne geri kalan bakiyeyi de gönderirseniz sevinirim.\" şeklinde,  26/12/ 2014 tarihli e-mailde de: \"yapılan bu palmiyeleri almanızı rica ediyorum.... biliyorum Maltepe Belediyesi ile mahkemeliksiniz...\" şeklinde ifadelerde bulunulduğunun görüldüğü, açıklanan e-mail yazışmalarından ayıplı imal edildiği için bir kısım tabelaların davacıya iade edildiği ve iade edilen ürünlerin halen davacının uhdesinde bulunduğu anlaşıldığından, eser sözleşmelerinin niteliği gereği kendisine iade edilen ürünlerin tekrar davalıya teslim edildiği yönündeki ispat külfetinin davacı taşeronda olduğu, teslimin ne şekilde yapılacağına dair sözleşmede bir düzenleme bulunmadığından Yargıtay içtihatları gereğince genel hükümlerin uygulanması ve teslimde ispat külfeti gözetilerek davacının bu konuda göstermiş olduğu tüm deliller toplanıp teslimin kanıtlanması gerektiği, davacı vekilinin dosyaya teslime ilişkin yazılı belge sunamadığı gibi, bu konuda tanık da göstermediği, ancak davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça \"yemin\" deliline dayanıldığından, mahkemece davalı yanca ayıplı olduğu tespit edilerek davacıya iade edildiği ihtilaf konusu olmayan tabelalardan bir kısmının halen davacının uhdesinde olduğu e-mail yazışmalarından anlaşıldığından davalıya teslim edilmeyen ürün adetinin (net miktarının) belirlenmesi konusunda davacı yana yemin hakları olduğu hatırlatılarak, yemin hakkının kullanılıp kullanılmayacağı belirlendikten sonra, yemin hakkı kullanıldığı taktirde yemin sonucuna göre ilk kaldırma kararı da gözetilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının  kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin ikinci kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece verilen 20/12/2022 tarihli karar ile, bilirkişi e-posta kayıtları ile tarafların beyanlarına göre bir kısım ürünün düzeltilmek üzere davacı tarafından teslim alındığı, teslim alınan bir kısım ürünlerin ise davalıya iade edilmediği, ayıbın davacı tarafından benimsendiğinin kabulünün gerektiği, davacı tarafın, bir takım ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ederek tamirlerini üstlendiğinden, teslim aldığı ürünlerin kaç adet olduklarını ve bunların ne kadarlık kısmını davalıya tamir ederek teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, davacının bu ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu bakımdan iddia edildiği gibi 100 adet ürünün iade edilmediğinin kabulünün ve buna göre iade edilmeyen ürün bedeli olan (85.250/350= 243,57; 243,57 x 100 =) 24.357,00 TL'nin davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, bu durumda davacının ödenmeyen bakiye alacağının (30.000,00 TL -24.357,00 TL=) 5.643,00 TL olduğunun tespit edildiği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 5.643,00 TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara avans faizi uygulanmasına, fazla dair istemin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 05/04/2023 tarihli istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında strafor üzerine polürea kaplı macunlu boyalı 350 adet iş toplamı için 85.750,00 TL+KDV toplam 101.185,00 TL bedel ile anlaşıldığını, bu işin dışında kelebek strafor yazı işi için de 1.711,00 TL olarak anlaşma sağlandığını,  toplam 102.896,00 TL fatura konusu işin sözleşmeye uygun olarak yapıldığını ve ayıpsız şekilde teslim edildiğini, davalının bu işler için toplam 86.296,00 TL ödeme yaptığını, ödenmemiş bakiye 34.600,00 TL için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla yapılan takibin borçlunun haksız itirazıyla durduğunu, ürünlerin ayıplı olduğu iddiasının somut delille ispatlanamadığını, 8 yıldır herhangi bir ayıp ihbarı dahi sunulamadığını, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin davalı şirketçe daha fazla kar elde edebilmek için ucuz strafor malzemeden üretiminin istendiğini, ürünlerin deforme olabileceğini bilerek ucuz malzemeden üretim isteyen davalının bilerek sipariş ettiği daha düşük kaliteli ürünlerin sözleşmeye aykırı olarak hiçbir kusuru olmamasına rağmen ayıplı olduğu iddiasının tamamen hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafın istinaf dilekçesinde bir kısım ürünlerin monte edildikten sonra işçilikten ve davacı tarafından kullanılan malzemeden ve işçilikten kaynaklanan bozulmalar sebebi ile 100 kadar ürünün iade edildiğini iddia ettiğini ancak tam ve net bir rakam vermeden muğlak ve yuvarlak ifadelerle geçiştirdiğini, bu iddiasını ispatlayamadığını, salt davalı tarafın 100 adet ürün demesi ile ve bilirkişilerin de bu ifadeye bağlı kalarak bu miktarı kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının hiçbir kusuru olmamasına rağmen sırf iyiniyetli şekilde birinci parti gruptan 8 adet ürünü iade alıp, yeniden tamir ve cilasını yaparak davalıya 04/02/2014 tarihinde iade ettiğini, davalının iddia ettiği şekilde 100 kadar ürünün müvekkiline iade edildiği ve tekrar tamir edilip davalıya iade edilmediği hususunun gerçek dışı olduğunu, yemin deliline dayanmayacakları husunda ihtilaf olmasa da tanık dinletme taleplerinin hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.  Davalı şirket ile dava dışı iş sahibi Maltepe Belediye Başkanlığı arasında imzalanan 03/10/2013 tarihli sözleşme ile; davalı yüklenici sıfatıyla, park tabelalarının imali ve montaj işini yapmayı yüklenmiş, istinafa konu eldeki davanın taraflar arasında da davalının yüklenicisi olduğu park tabelalarının davacı yanca sözleşme şartlarına uygun malzeme ve işçilikle kesilip, kaplanıp, boyanıp, montaja hazır hale getirilmesi işi üstlenilmiştir.İş bedeli 85.750,00 TL + KDV olmak üzere toplam 101.185,00 TL olarak kararlaştırılmış, sözleşme kapsamında davacı yanca davalıya 31/12/2014 tarihinde 45.842,00 TL, 04/02/2014 tarihinde 1.711,00 TL ve 04/03/2014 tarihinde 55.342,00 TL olmak üzere toplam 102.896 TL bedelli 4 adet fatura düzenlenmiş, davalı yanca davacıya toplam 86.296,00 TL ödeme yapılmıştır. Davacı yanca davalı hakkında ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağına istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla 34.600,00 TL asıl alacağın tahsili için 24/06/2015 tarihinde takip yapılmış, davalının itirazı üzerine takip durdurulmuş, bunun üzerine davacı yanca itirazın iptali talepli istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.Davacı yanca düzenlenen faturalardan; ... seri numaralı, 45.843,00 TL miktarlı faturaya istinaden tanzim edilen ... seri numaralı sevk irsaliyesi ile faturaya konu 105 adet ürünün teslim edildiği, sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında isim ve imza bulunduğu, ... seri numaralı, 55.342,00 TL miktarlı faturaya istinaden tanzim edilen ... seri numaralı sevk irsaliyesi ile de ikinci faturaya konu 245 adet ürünün teslim edildiği, sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında isim ve imza bulunduğu, teslim alan kısmında isim ve imza bulunduğu, SGK'dan gönderilen dönem bordrolarından; sevk irsaliyelerinde imzası bulunan ...  isimli şahsın davalı çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Yanlar arasında akdedilen sözleşmeye, iş bedeline ve davalı yanca davacıya  yapılan iş bedeli ödemelerine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dosyanın geçirdiği safahat uyarınca uyuşmazlık; davalı yanca davacıya iade edildiği belirlenen 100 adet ayıplı ürünün davacı yanca ayıp giderildikten sonra davalıya teslim edilip edilmediğinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Bu kapsamda Dairemizin kaldırma kararlarında mahkemenin izlemesi gereken yol ayrıntılı bir şekilde açıklanmış olup, mahkemece istinafa konu kararın verildiği yargılama sırasında eksikliklerin tamamlandığı tespit edilmiştir.Dosyadaki deliller, taraf beyanları ve bilirkişi raporları ışığında mahkemece Dairemizin kaldırma kararları doğrultusunda davacı yanca davalıya gönderilen 13/10/2014 ve26/12/2014 tarihli e-mail yazışmalarında bir kısım ürünün düzeltilmek üzere davacı tarafından teslim alındığı, teslim alınan bir kısım ürünlerin ise davalıya iade edilmediği, bu nedenle ayıbın davacı tarafından benimsendiğinin kabulunün gerektiği, davacı tarafça, bir takım ürünlerin ayıplı olduğu kabul edilerek tamirleri üstlenildiğinden, teslim alınan ürünlerin kaç adet olduklarının ve bunların ne kadarlık kısmının davalıya tamir edilerek teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği, davacı yanca bu ispat yükümlülüğünün 6100 sayılı HMK'nın “Senetle İspat Zorunluluğu” başlıklı 200. maddesi kapsamında kesin delillerle yerine getirilemediği, dava dilekçesinin deliller bölümünde açıkça \"yemin\" deliline dayanıldığından, mahkemece teslimin varlığı konusunda davacıya yemin teklif hakkı hatırlatıldığı halde, davacı yanca yemin deliline dayanılmadığının beyan edilmesi üzerine 100 adet ürünün iade edilmediğinin kabulü ve bu kapsamda Dairemizin son kaldırma kararından sonra alınan  08/10/2021 tarihli bilirkişi ek raporu esas alınmak suretiyle iade edilmeyen 100 adet ürünün bedelinin 24.357,00 TL olarak hesaplanması ve bu bedelin davacının alacağından mahsup edilmesi sonucu davacı yanın bakiye iş bedeli alacağının 5.643,00 TL olduğuna yönelik hüküm tesisi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2022 tarih ve 2022/325 Esas, 2022/765 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f870c88dfa15f314","SID":"288375f09965ac05"}}