{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/571 <br>KARAR NO: 2023/1531<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/11/2020<br>NUMARASI: 2018/1161 (E) - 2020/632 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 14/11/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 12/06/2017 tarihinde müvekkili ... sürücüsü, diğer davacı ... yolcu olduğu ... plakalı araç ile davalıların sürücüsü, maliki ve trafik sigortacısı oldukları ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle ...'ın yaralandığını, araçta da hasar meydana geldiğini belirterek, 5.227,40 TL onarım bedeli, 9.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 14.227,40 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, ... için 5.000 TL, ... için  5.000 TL, davacıların müştereken çocukları ... için 5.000 TL olmak üzere toplam 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ile ... kaza tarihi olan 12/06/2017 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, davacılar ...'ın açtığı manevi tazminat davalarının reddine, davacı ... açtığı manevi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile; 3.000 TL manevi tazminatın 12/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... verilmesine, maddi tazminat davası yönünden; 5.227,40 TL hasardan ve 297 TL değer kaybından kaynaklı olmak üzere toplam 5.524,40 TL'nin 12/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... verilmesine karar vermiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; kaza sırasında, davacı ... ile birlikte aynı araçta bulunan diğer davacılar hakkında manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi müvekkillerinin kaza dolayısıyla zarara uğramasına neden olduğunu, davacı ... ilgili olarak takdir olunan manevi tazminat tutarının yetersiz olduğunu, aracın kazadan sonra yaklaşık 8.000 TL değer kaybettiğini, aracın onarımı sırasında gelen eksperlerden öğrendiğini, değer kaybının düşük tespit edildiğini, davalılardan ... AŞ hakkındaki dava yargılama boyunca müracaat hususu hiç dikkate alınmaksızın sürdürüldüğünü belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bilirkişiler tarafından herhangi bir kusur değerlendirilmesi yapılmadan ve Kaza Tespit Tutanağı göz önüne alınmadan müvekkiline kusur atfetmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, kazanın oluşumunda müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın her ne kadar müvekkiline ait şirket tarafından işletiliyor olsa da kaza tutanağında da belirtildiği üzere müvekkile ait araç sürücüsü ... yeşil ışıkta geçmek suretiyle yoluna devam ettiğini, ancak davacı asil ...’ın kırmızı ışıkta dikkatsizce geçmesi nedeni ile davaya konu kaza meydana geldiğini, müvekkilinin kusurlu atfedilerek sorumlu bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar tazminatı, değer kaybı tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece 17/12/2019 tarihli duruşmada ... AŞ'ye yönelik olarak açılan davanın tefrikine ve yeni bir esasa kaydına karar verilmiş, eldeki davaya davalılar ... yönünden devam edildiği anlaşılmış ve bu husus gerekçeli kararda da belirtilmiştir. Dosyada mevcut 23/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı aracı ile kendi yönüne kırmızı ışık yanarken kavşağa girerek yeşil ışıkta kavşağa giren ... plakalı araç ile kazaya karıştığı için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 84/a ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 15. maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, yaralamalı ve maddi hasarlı kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu, davacı sürücü'ın yönetimindeki ... plakalı aracı ile kendi yönüne yeşil ışık yanarken kavşağa girdiği ve kırmızı ışıkta kavşağa giren ... plakalı araçla kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı bildirilmiş; dosyaya eklenen İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/67 (E) 2018/544 (K) 03/07/2018 gün ve 2018/67 (E) - 2018/544 (K) sayılı kararında ise, davalı ... kırmızı ışıkta geçerek asli kusurlu olduğunu belirterek, taksirle yaralamaya neden olmak suçundan mahkumiyetine hükmolunduğu sonuç olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %100 oranında tam kusuruyla neden olduğu ve diğer davalı ...'ın aracın işleteni olarak oluşan zarardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 23/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Ek 1-Değer Kayıpları Hesaplama formülasyonu üzerinden yapılan hesaplamalara göre aracın değerindeki azalmanın 297 TL olacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna davacılar vekilince süresi içerisinde beyanda bulunmadığı görülmüştür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre değer kaybının belirlenmesinde  aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmaktadır. Kaza tarihine göre Yeni Genel Şartlar yürürlükte olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı iptal kararı gereğince Yeni Genel Şartların \"Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması\" başlıklı kısmında açıklanan hesaplama yöntemi kullanılamayacaktır. Mahkemece, değer kaybı yönünden Yargıtay 17. Hukuk Dairesi içtihatlarına göre aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriterine göre, bilirkişi heyetinden ek rapor alınıp belirlenecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken Genel Şartlara göre belirlenmiş değer kaybı hesabı ile bulunan miktarın hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak; HMK'nin 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmiş olup davacı tarafça bilirkişi raporun tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde rapora itiraz edilmemiştir. Bu haliyle HMK'nin 357/1. maddesi çerçevesinde davacı tarafça bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmediğinden rapordaki değerlendirme davalı taraf için usulü kazanılmış hak oluşturmakta olup, değer kaybı tazminat miktarına yönelik istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4 üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Kazanın oluş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile TBK'nin 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacı birlikte değerlendirildiğinde; kazada yaralanan davacı ... ile meydana gelen kaza anında aracın sürücü ve yolcusu olan diğer davacılar ...'ın anne ve babasının manevi tazminat talep etme hakkı bulunmasına rağmen davacı .... için mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, diğer davacılar içinse manevi tazminat taleplerinin reddinin manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği kanısına varılmıştır. Bu nedenle, bu yöne ilişkin itiraz yerinde görülerek, takdiren davacı ... için 5.000 TL, davacılar ...n için ayrı ayrı 3.000'er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden ayrı ayrı 3.000'er TL, davacı .... yönünden 5.000 TL manevi tazminatın 12/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...  verilmesine, 2-Maddi tazminat davası yönünden; 5.227,40 TL hasardan ve 297,00 TL değer kaybından kaynaklı olmak üzere toplam 5.524,40 TL'nin 12/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarına göre alınması gereken 377,37 TL karar ve ilam harcından peşin alınan ve maddi tazminat miktarına denk gelen 143,21 TL'nin mahsubu ile bakiye 234,16 TL'nin davalılar ... ve ...  müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarına göre alınması gereken 751,41 TL karar ve ilam harcından peşin alınan ve manevi tazminat miktarına denk gelen 150,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 600,43‬ TL'nin davalılar ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca hesaplanan 3.400 TL vekâlet ücretinin davalılar ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... verilmesine, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.400 TL vekâlet ücretinin davacı ... alınarak davalı ... verilmesine, 8-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.000 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 9-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 3.000 TL vekâlet ücretinin davalılar ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı  ... verilmesine, 10-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 3.000 TL vekâlet ücretinin davalılar .... ve ... müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... verilmesine, 11-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.000 vekâlet ücretinin davacı ... alınarak davalılara verilmesine, 12-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.000 vekâlet ücretinin davacı ... alınarak davalılara verilmesine, 13-Davacı tarafça yatırılan 253,80 TL keşif harcının keşif yapılmaması nedeniyle davacılara iadesine,14-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan 600 TL bilirkişi ücreti, 367,20 TL posta ve tebligat gideri ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.003,1‬0 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 389,50 TL yargılama giderinin davalılar ...ş'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kalan bakiyenin üzerinde bırakılmasına,15-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan ve alınması gereken harçtan mahsup edilen 294,19 TL peşin harcın davalılar ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,16-Yatırılan avanstan kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>C-İstinaf İncelemesi Bakımından:1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine,2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 72,50 TL posta ve tebligat gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 582,30 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 523 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"102e486e778495da","SID":"24c8192437cdd0b2"}}