{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1938 <br>KARAR NO: 2023/1446<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/07/2020<br>NUMARASI: 2018/1059 Esas -  2020/420 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı .... toplamda 23.741,90 kg 1.kalite iplik satın almış olduğunu, bu ipliklerin 75 çuval 4.173,00 kg lik kısmının 08/05/2018-... nolu irsaliye ile davalı şirkete iade edildiğini, iade edilen ipliklerden sonra kalan iplikler ile müvekkil şirketin müşterisi ... Tekstil adına örme yapıldığını, ... tarafından yapılması istenen örme işinin temini süresinin çok kısa olduğunu, bu yüzden temin edilen ipliklerin alınır alınmaz boyaya verildiğini, yaptırılan boya işleminden sonra ipliklerde ''polipropilen'' denilen bir hata ortaya çıktığını, ... bu hatadan dolayı kumaşları kabul etmeyip müvekkil şirkete iade ettiğini, bu hatanın ek işlem ile giderilebileceği düşünülerek kumaşların ... Tic. Ltd. Şti. Şirketinin boyahanesinde polipropilen hatalarının ek işleme tabi tutulduğunu ve bu işlem için ek ücret ödendiğini,bu işlem sonucunda da hatanın tamamen ortadan kalkmadığını, hatalar ortadan kalkmamış olsa da ... Teksil firmasının kumaşları kabul ettiğini, bunlara ilişkin faturaların bulunduğunu, ipliklerin hatalı çıkmasından dolayı davalı firmaya hatalı iplik teslim edilmesinden dolayı şirketin oluşan boya tamir ücreti olarak 86.245,02 TL'nin ödenmesi veya ipliklerin teslim alınmasının ihtar edildiğini, davalının buna karşılık ihtarname çektiğini ve iddiaları kabul etmediğini, zarardan oluşan ücreti ödemediğini,  bunun üzerine teslim alınan iplliklerdeki hatanın tespit edilmesi için Çerkezköy 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/209 D.iş sayılı dosyası ile bahse konu örülen kumaşlar üzerinde delil tespiti yaptırıldığını ve tespit sonucu bilirkişi ... düzenlediği rapora göre tespite konu ipliklerin içerisinde POLYESTER- AKRİLİK* NAYLON VEYA POLİAMİD gibi bir karışımın olduğunu, bu malzemelerin ipliğin bünyesinden geldiğini ve ipliklerin %100 pamuk olmadığını tespit  ettiğini, yapılan bu delil tespitinin davalı şirkete tebliğ edildiğini,  herhangi bir cevap verilmediğini, bunun üzerine müvekkil şirketin hatalı ipliklerin tamir edilmesi için ... şirketine ödemiş olduğu 87.109,81 TL nin davaı şirketten tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itiraz ettiğini ve takibi kötü nitetli olarak durdurduğunu, ipliklerin hatalı olarak teslim edildiğinin bilirkişi raporunda sabit olduğunu, bu nedenle haksız ve kötüü niyetli olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine , mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 11/04/2018 tarihli sipariş formu ile sipariş edilen ürünlerin sipariş formuna uygun surette davacı tarafa teslim edildiğini, davacı tarafa teslim edilen ürünlerde her ne kadar nam altında olursa olsun herhangi bir ayıp bulunmadığını, basiretli bir tacir gibi davranması yasa gereği olan davacı tarafından TTK madde 23/1-c mucibince yasal süresi içinde ve usulüne uygun surette herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibinin ve bu davanın kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddi ile haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeni ile davacı aleyhine iddia edilen alacak miktarının %20 sinden aşağı omamak üzere tazminata hükmolunmasına, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"İncelenen tüm dosya kapsamına,tarafların iddia ve savunmalarına,bilirkişi raporu içeriğine göre; Borçlar Kanunu ve Tiraret Kanunundaki satım sözleşmesi ile ilgili hükümlerden alıcının satılan malım muayene yükümlülüğü olduğu ve bu malım muayene sırasında ortaya çıkıp çıkmayacağına göre farklı nitelendirildiği anlaşılmaktadır. Açık ayıp teslim anında çıplak gözle görülebilen ayıp iken , çıplak gözle varlığı saptanamamakla birlikte işin niteliğine göre yapılması normal olan kontrolde tespit edilebilen ayıplar ise muayene ile ortaya çıkan ayıp olarak nitelendirmek gerekir. Gizli ayıp ise teslim alında bulunan bir sebep nedeni ile çıplak gözle veya işin niteliğine göre normal bir muayene ile varlığı saptanamayan ayıptır. (Prof Dr. Saibe Oktay Özdemir, Yargıtay Kararları Işığında Ticari Satış Sözleşmesinde Ayıp Kavramı ve Ayıba Bağlı Hakları Kullanmak İçin Uyulması Gereken Külfetler İsimli Makale Prof Dr. Hüseyin Ülgen Armağan Kitabı 1 Cilt Sayfa 44 İstanbul) Somut olay açısından satım sözleşmesine konu olan ürünün gizli ayıplı olmadığı mahallinde yapılan inceleme ile ortaya çıkmıştır. Esasen savunulan ayıbın özelliği de gözetildiğinde en azından davalının teslim olunan ürünleri sekiz gün içinde gözden geçirmesi, bu noktada basit ve olağan muayeneyi yapması mümkün olduğu halde davalı alıcı kanunun kendisine yüklediği gerekli gözden geçirme yükümlülüğünü ve buna bağlı olarak ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu noktada davalı alıcının kanunun öngördüğü süre içerisinde ayıp ihbarı yaptığına ilişkin belge sunamadığı ve somut olayın özelliği de gözetildiğinde bu hususu ispatlayamadığı ve ispatlayamayacağı açıktır. Ayrıca davalı alıcının yukarıda açıklandığı üzere ayıp savunması var ise en azından ayıbın niteliğinin ne olduğunu soruşturması , nicelik ve niteliğin belirtmesi ve bu konuda satıcının ayıptan haberdar olmasını gerektirecek gerekli açıklama ve delilleri sunması gerekir. Dava tarihinden önce ve hatta yargılama sırasında davalı tarafın bu yönde somutlaştırmış olduğu hiçbir delili bulunmamaktadır. Davacı doğabilecek zararına ispat yükü altında olmakla beraber BK uyarınca akit iki tarafın karşılıklı rızası ile tamam olur, bu rıza açık olabileceği gibi zımni de olabilir, davacı zımni olarak rıza göstermiş kabul edilse bile bu durumun usuli sonuçlarına katlanmak zorundadır.  Ticari şirketi olan davacı, 6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesine göre ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Davacının dava konusu olayda basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediği, satın aldığı aracın gizli ayıbı olup olmadığını satın alma tarihinden itibaren 8 gün içinde inceleyip satıcıya bildirmesi gerekirken bunu yapmadığı bu itibarla oluştuğunu öne sürdüğü zararının tazminini davalıdan talep etme koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre; mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacı tarafından siparişi verilen iplikler hususunda davacı süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı da dikkate alınarak sunmuş olduğu delillerle zararını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  taraflar arasındaki ticari ilişkinin eser sözleşmesinden değil ticari alım sanatımdan kayaklanan bir ilişki olduğunu, mahkemece taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tespitte hataya düştüğünü, taraflar arasında fason imalat sözleşmesi olmayıp iplik alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişki söz konusu olduğunu, bu iki tespitte de mahkemenin daha taraflar arasındaki ticari ilişkiyi doğru değerlendiremeden ayıp ihbarının zamanında olup olmadığını değerlendirdiğini göstermekte olup, mahkemenin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi dosya kapsamına göre doğru tespit edemeden yapacağı her türlü gerekçe ve açıklamanın da doğru olmayacağını bu nedenle mahkemenin bundan sonra yapmış olduğu tüm gerekçe açıklamaları da yasal bir zemine oturmadığını, genel olarak ayıp ihbarı ile ilgili görüşler açıklanmakla yetinilip dosya kapsamı ile ilgili bir bağ kurulmadığını, dava konusu alacak da davacı şirketin dava konusu iplikleri yeniden boyaya verip tamir ettirmesinden kaynaklanan boya bedeli olup, davalının sipariş formunda ipliklerin % 100 pamuktan oluşmayacağı yönündeki garanti vermemesi hükmünün davacı şirketin satışa konu ipliklerin nitelik ve nicelik itibarı ile kullanım değerini etkileyen ve müvekkil şirketin ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran bir ayıp olduğundan, davalının  satmış olduğu ipliklerden dolayı davacı şirketin uğramış olduğu zararı tazmin etmek zorunda olup sipariş formunda sadece garanti verilmediğini belirtmesinin onu bu sorumluluktan kurtarmayacağını, ticari satımlarda satış ve mal değişimini belirleyen TTK 23. Maddesinin birinci fıkrasında: \"Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde Türk Borçlar Kanunun satış sözleşmesi ile ilgili mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. \" denildiğini ve TTK'nın 23. Maddesi ile atıf yapılan TBK'nın 219. Maddesi \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle  sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\"  denildiğini beyanla beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle:  davacı tarafından, 11.04.2018 tarihli sipariş formu ile sipariş edilen ürünler, sipariş formuna uygun surette davacı tarafa teslim edildiğinden; 11.04.2018 tarihli sipariş formunda da açıkça belirtildiği üzere, sipariş konusu ipliklerde yabancı madde olmayacağı garantisi verilmediğinden; davacı tarafından da işbu husus, yani daha yalın bir ifade ile sipariş konusu ipliklerde yabancı madde olmayacağı garantisi verilmediği bilinerek sipariş verildiğinden davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan ürün nedeniyle onarım bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalıdan 11-12-13-18/04/2018 tarihli faturalarla penye iplik satın almıştır.Davacı tarafından davalı muhatabına çekilen Bakırköy ... Noterliğinin 23/05/2018 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, ipliklerin ayıplı olduğu ve tamir masrafının ödenmesi ihbar ve ihtar edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"hatalı ipliklerin boyanması için ödenen tamir fiyat farkı alacağı\" sebebine dayalı olarak 87.109,81 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 05/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre de ticari satımlarda muayene süresi sekiz gündür.Davacı dava dilekçesinde, alınan ipliklerle tek renk olarak şirketin müşterisi ... adına örme yapıldığını, .... Tic. A.Ş. tarafından yapılması istenen örme işinin temin süresi çok kısa olduğundan dolayı, temin edilen ipliklerin teslim alınır alınmaz örülüp boyaya verildiğini, yaptırılan boya işleminden sonra ipliklerde “polipropilen\" denilen bir hata olduğunun ortaya çıktığını ve bu hususun boyadan sonra ancak tespit edilebildiğini, Yeşim Tekstilin kumaşları kabul etmeyerek iade etmesi üzerine hatanın giderilebilmesi için dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. firmasında ek işleme tabi tutulduğu ve  Bakırköy ... Noterliğinin 23/05/2018 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulduğu belirtilmiştir. Davalı satıcı ise ayıp ihbarının kendisine süresinde yapılmadığını savunmuştur. Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda, (...) kumaş içinde iplik görünümünde boya almamış parçalar gözlemlendiği belirtilmiştir. Dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise, penye iplikten üretilen kumaş topu açılarak incelendiğinde kumaş bünyesinde10 mt'de ortalama 5 adet beyaz elyafların bulunduğu, boyanmamış kısımların kumaşı ayıplı hale getirdiği, ipliğin yabancı elyaf içerdiğinin ancak boyama sonrası anlaşılabileceğinden kumaş boyanıncaya kadar iplikte yabancı elyaf bulunduğunun anlaşılamayacağı ifade edilmiştir. Buna göre, davaya konu ürünlerdeki ayıp, boyamadan sonra yapılacak gözlem ile anlaşılabilecek niteliktedir. Bu haliyle, davaya konu ürünlerdeki ayıbın, davacının tekstil sektöründe faaliyette bulunduğu nazara alındığında boyama işleminden sonra öğrenildiğinin kabulü gerekir. Davacı tarafça kullanım ile ortaya çıkan ayıbın derhal satıcıya ihbarı gerekirken, bu ürünler müşteriye teslim edilmiş ve ardından iade edilmesi üzerine de dava dışı .... Ltd. Şti. Firmasında ek işleme tabi tutulduktan sonra 23/05/2018 tarihinde ayıp ihbarı yapılmıştır. Ayıp öğrenildikten sonra geçen süre nazara alındığında, ayıp ihbarının süresinde(derhal) yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı, ürünleri mevcut haliyle kabul etmiş olup, davalının bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91d572b654d7870f","SID":"ac0d2f9a1fa9a8b7"}}