{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1888 <br>KARAR NO: 2023/1393<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/12/2018<br>NUMARASI: 2018/595 Esas -  2018/1282 Karar<br>DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasındaki Kayyımlık davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; haklarında  soruşturma açılan  şirket mal varlığını değerinin altında satmak suretiyle şirkete zarar veren ve bu suretle iflasına neden olan ... A.Ş. yönetim kurulu üyeleri tarafından şirket mal varlığının yok edildiğini, şirket bilançoları gizlenmekte olup, şirketin tamamen yönetim zaafiyeti ile karşı karşıya kaldığını,  şirketin 05.01.2017 günü yapılan Olağanüstü Genel Kurulunda, Yönetim Kurulu’na seçilen ... tarafından yönetildiğini, işbu kişilerin göreve geldikleri günden bu yana şirketin mali durumu ile ilgili hiçbir izahat vermediğini, şirketin 10 yıldır yapılmayan Olağan Genel Kurul toplantılarının yapılması ile ilgili hiçbir girişimde bulunmadıklarını, şirketin mallarını kendi lehlerine ve amaçlarına yönelik keyfi bir şekilde satan ve satış meblağlarını da nereye harcadıkları bildirmeyen şahısların şirketi ihya etmek bir yana ticari itibarını ve malvarlığını kaybetmesine yol açacak birtakım kararlar aldıklarını, bu suretle şirketi iflasa sürüklemeye çalıştıklarını, yönetim kurulunun, şirket ve şirket iştirakleri aleyhine açılmış ve açılan davalar ile şirket malvarlığına zarar  ve şirket ortaklarının hak kaybına uğramalarına sebebiyet verdiklerini, şirket ortakları olan yönetim kurulu üyeleri, ... A.Ş. iştirakleri olan şirketlere karşı birçok davalar açıldığını,  davacı şirket Yönetim Kurulu üyelerinin üçüncü kişilerin şirkete olan borçlarını tahsil etme yönünde hiçbir girişimde bulunmadıklarını, vekiledeninin  şirket yönetim kurulu başkanı olduğu tarih itibari ile şirket kayıtlarında yapılan incelemeler neticesinde ... A.Ş.’nin ...’den, 42.488.75 Avro, 127.436,75 ABD Doları ve 1.475.297,25 TL; ...’dan, 42.488.75 Avro, 124.749,75 ABD Doları ve 195.960,18 TL alacağı olduğunu vekiledeni tarafından 2009 yılında  tespit edilen bu hususun o dönem şirketin yönetiminde bulunan kayyum heyetine de bildirildiğini, ancak kayyumlann şirket alacaklarına ilişkin hiçbir işlem yapmamaları üzerine, vekiledeni tarafından Beşiktaş ... Noterliğinden keşide edilen 25 Kasım 2009 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini,  yönetim kurulu üyelerinin şirketin iflasını istemeyerek yükümlülüklerine aykırı hareket ettiklerini, şirket ile ilgili halihazırda İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/724 nolu dosyasında devam eden iflas davası olup, şirket merkezine “Depo Kararı” tebliğ edildiğini, ancak, 7 gün içinde depo kararı yerine getirilmediğinden şirketin hukuken iflas ettirildiğini, 10 yıldır şirketin mali tabloları ile ilgili hiçbir denetiminin ve şirketin Olağan Genel Kurullarının yapılmadığını, mevcut yönetimin hem iflas davasını sürüncemede bırakarak iflas bakımından akıbeti havada bıraktığını ve hem de teknik ve hukuki yönden iflasın istenmesi gerekliliğini gözardı ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davalı şirketin, şirket malvarlığını ve şirket ortaklarının haklarını koruma ve gözetme şeklindeki sorumluluklarını yerine getirmediğini, TTK 'nun 369’a aykırı hareket eden, vekiledeninin ve şirketin zarara uğramasına sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve yerlerine kayyum atanması gerektiğini, Yönetim Kurulu Üyelerinin davranışlarının aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğini,  şirket yönetimine özellikle mali konularda yetkin bir kayyum atanması gerektiğini beyanla,  davalı şirketin; hukuken iflas etmiş olmasına rağmen, iflasını istemeyen yönetim kurulu üyelerinin azli ile şirket mevcudiyetinin belirlenmesi ve oluşan telafisi imkansız zararların sonuçlarının önlenebilmesi adına kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket mal varlıklarının azaltıldığı, şirkete zarar verildiği ve bilançoların gizlendiği iddialarının tamamen gerçek dışı olup, vekiledeni şirketin malvarlıklarının azalmasına sebebiyet verenin bizzat davacının kendisi olduğunu, yeni yönetim tarafından vekiledeni şirket ve iştiraklerinin malvarlıklarına zarar vermek bir yana davacının yetkilisi olduğu dönemlerden gelen ve yıllardır ödenmemiş vergi borçlarının yeniden yapılandırmalarının yapıldığını ve ödemelerine başlandığını, davacının, vekiledeni şirkete karşı yasalara aykırı eylemleri ile ilgili olarak Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/74 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırılmasına karar verildiğini, söz konusu karar bozulmuş olmakla birlikte davacının eylemlerinin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı ile de açıkça tespit edildiğini,  vekiledeni şirketin malvarlıklarında bir azalma olmadığı gibi davacı ve ekibi tarafından hukuk ve kanuna aykırı eylemler sebebi ile azaltılmış olan malvarlıklarına ilişkin zararların tazmini hususunda kanuni ve yasal yollara başvurulduğunu ve davacı aleyhine İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/421 E. sayılı dosyası ile açılan sorumluluk davasında davacının vekiledeni şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini ve davacı aleyhine 500.000,00-TL tazminata hükmedildiğini, vekiledeni şirketin iştiraklerinden ... ait taşınmazın değerinin altında satıldığı iddiasının asılsız olduğunu, vekiledeni şirketin davacı tarafından ... A.Ş. lehine verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi sonucunda satılan taşınmazların bedellerinin tahsili amacıyla masaya kaydı için İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/122 E. sayılı dosyası ile de kayıt kabul davası açıldığını, vekiledeni şirketin  %99'una sahip olduğu ve yine davacının yönetiminde olan ... A.Ş.'de (Yeni ünvanı ... A.Ş.) yapılmış olan usulsüz ve kanuna aykırı sermaye artışı neticesinde hissesinin düşürülmüş olması nedeniyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/575 E. sayılı dosyası ile genel kurulun iptali davası açıldığını ve mahkeme tarafından genel kurulun iptaline karar verildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/781 E. sayılı dosyası ile genel kurul yapılması için kayyım tayini talep edilmiş olup davanın halen derdest olduğunu, vekiledeni şirketin iştiraklerinden olan ... A.Ş.'nin maliki olduğu Bodrum'da bulunan otel ile ilgili olarak davacının şirket yetkilisi olduğu dönemde kira sözleşmesi düzenlenmiş ve yıllık 325.000-USD bedelle kiraya verildiğini, ancak  2013 yılından bu yana kira bedelleri tahsil edilmediğinin ve kiralananın da tahliye edilmediğinin tespit edilmesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile tahliye talepli takip başlatıldığını ve İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/588 E. sayılı dosyası ile tahliye davası açıldığını, Genel Kurul toplantısı iptal edilen ... A.Ş.'de (Yeni ünvanı ... A.Ş.) halen vekiledeni şirketin zararına işlemler yapmaya devam eden, yine iştiraklerden birinin taşınmazının 5 yıl süre ile herhangi bir kira bedeli ödenmeksizin kullanılmasına müsade eden ve şirketleri zarara uğratan davacının taleplerinin ne denli haksız ve  mesnetsiz olduğunun açıkça ortada olduğunu, vekiledeni şirketin İİK 345/a maddesi ile ilgili olarak hiç bir aykırılığı söz konusu olmadığını, vekiledeni şirketle ilgili İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/724 E. sayılı dosyası tahtında devam etmekte olan bir iflas davası bulunduğunu, bu iflas davasına konu alacağın dayanağı olan bonoya ilişkin olarak İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/624 E. sayılı dosyası tahtında menfi tespit davası açıldığını, davanın derdest olup, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/724 E. sayılı dosyasında da bu dava bekletici mesele yapıldığını, söz konusu bono davacının yönetimi sırasında düzenlenmiş olup, bononun vekiledeni şirketin mevcut yönetimi ile de bir ilgisi bulunmadığını, davacının tarafından kontrol edilen ... Vakfı tarafından işbu dava ile aynı konuda ve aynı gerekçeler ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/493 E. sayılı dosyası ile dava açılmış olup işbu dava dosyası tahtında yapmış oldukları tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini beyanla , talebin reddine karar verilmesini istemişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..Davacı tarafından organların iş göremez hale geldiği yada şirketin organsız kaldığı hususu ileri sürülmemiştir. Zira şirket yönetim kurulu görevi başındadır. Hissedarlar arasında uyuşmazlık bulunması, menfaat çatışması olması başlı başına kayyum atanmasını gerektirmediği gibi, yönetimin karar almasına engel olmadığı, davacı tarafından kararlar aleyhine koşulları var ise her zaman iptal davası açabileceği açıktır. TTK' da anonim şirketlere kayyum atanmasına ilişkin ayrıca özel bir düzenleme yoktur, ancak TTK' nun 530 maddesinde anonim şirkete kayyum atanması için gerekli olan \"Şirket organlarının gerekli sayının altına düşmesi, genel kurul ve yönetim kurul toplantılarının gerçekleştirilememesi, şirket yönetiminin sağlanamaması\" gibi sebepler öngörülmüş olup, yine  TMK'nun 403,427 maddelerinde de kayyum atanmasının hangi hallerde talep edilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı şirketin bütün organlarının faal olarak çalıştığı, TTK' nun 530. maddesinde öngörülen sebeplerin bulunmadığı, şirketin ticari faaliyeti olmasada henüz tasfiye sürecine girmediği, aleyhine iflas kararı verilmediği,  zorunluluk olması halinde halen derdest olan ve İstanbul 6 ATM nin 2016/624 Esas sayılı dava dosyasında görülen iflas davasında gerekli önlemlerinde alınabileceği gereğine göre  talebinin reddine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapılmış olup, savcılık dosyalarının tetkik edilmediğini, yönetim kurulu, şirket ve şirket iştirakleri aleyhine açılmış ve açılan davalar ile şirket malvarlığına zarar vermekte ve şirket ortaklarının hak kaybına uğramalarına sebebiyet verdiğini, ... A.Ş. yönetim kurulu başta yönetim kurulu üyeleri ... ve ... olmak üzere üçüncü kişilerin şirkete olan borçlarını tahsil etme yönünde hiçbir girişimde bulunmadığını, yönetim kurulu üyeleri şirketin iflasını istemeyerek yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerini, izah edilen nedenlerle davalı şirketin hukuken iflas etmiş olmasına rağmen iflasını istemeyen yönetim kurulu üyelerinin azli ile şirket mevcudiyetinin belirlenmesi ve oluşan telafisi imkansız zararların bir nebze de olsa sonuçlarının önlenebilmesi adına usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, tarafsızlıkları kalmamış ve telafisi imkansız zararlara neden olan Yönetim Kurulu üyelerinin azline ve  davalı şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini  talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemece 12/07/2018 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/75470 soruşturma numaralı dosyasının  celp edildiğini, davacı aleyhine açılmış olan İstanbul 15. ATM'nin 2010/421 E. 2018/723 K. sayılı dosyasında müvekkili şirketi 23.847.687,99 TL zarara uğratması sebebiyle davacı aleyhine tazminata hükmedildiğini, davacının hakimiyetinde olan müvekkilinin  iştirak şirketlerinde almış olduğu genel kurul kararlarının iptali talepli açılmış tüm davalarda lehlerine karar verildiğini, davacının müvekkili şirket ile ilgili olarak yasalara aykırı eylemleri ile ilgili olarak davacının eylemlerinin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı ile de açıkça tespit edildiğini, müvekkilinin  şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından davacı dahil olmak üzere 3. kişilerin şirkete olan borçlarını tahsil etme yönünde davalar ve icra takipleri ikame edildiğini, ... Holding A.Ş.'nin İİK 345/a maddesi ile ilgili olarak hiç bir aykırılığının söz konusu olmadığını beyan ederek İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/869 Esas ve 2018/1282 Karar sayılı 31/12/2018 tarihli kararı yerinde olup, işbu isabetli karar doğrultusunda davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi  ve şirkete yönetim kayyımı atanması  talebine  ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilip verilemeyeceği, yönetim kayyımı atanması talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketlerde yönetim kurulunun görevden alınması Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 364.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşme ile atanmış olsalar dahi gündemle ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı halinde genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. TTK'da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme yoktur. TTK'nın 408/2.maddesinde genel kurula ait devredilemez görev ve yetkiler düzenlenmiştir. Aynı maddenin 408/2-b maddesi  uyarınca yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminin ve görevden alınmalarının, genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri içerisinde olduğu kabul edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 427/4.maddesi ile bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması  ve yönetimin başka yoldan sağlanamaması halinde yönetim kayyımı atanacağı hükme bağlanmıştır. TTK'nın 530.maddesinde de uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından birinin mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamaması halinde pay sahiplerinin, şirket alacaklılarının veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin, yönetim kurulunu dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun duruma getirmek için bir süre belirlemesi , bu süre içerisinde durumun düzeltilmemesi halinde şirketin feshine karar verebileceği, aynı maddenin 2.fıkrasında dava açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceği düzenlenmiştir.TTK'nın 530.maddesinde yer alan sebeplerin varlığı halinde şirketin feshi istenebileceği gibi mevcut yöneticilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmemesi ve bu nedenle şirketin zarara uğraması halinde  zarara yol açan yöneticinin şirkete ve dolayısıyla diğer ortaklara verdiği zararların tazmini için her zaman dava açılması mümkündür.  Somut olayda, davalı şirketin incelenen sicil kayıtlarından yönetim kurulu üyelerinin ... olduğu, davalı şirkette organ boşluğu  bulunmadığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 365.maddesi uyarınca anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Eldeki davaya konu yönetim kayyımı atanması istemi, yönetim kurulunun yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelecek olup, yönetim kurulunun görevden alınması TTK'nun 408/2-b maddesi gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğundan ve davada dayanılan sebepler yönünden yönetim kayyımı atanması şartları oluşmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d569d39ba49b882a","SID":"d0938ddb9886c12b"}}