{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1982 <br>KARAR NO: 2023/1455<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/03/2020<br>NUMARASI: 2017/1086 Esas -  2020/289 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... Ltd. Sti. 20.08.2013 tarihinde davalı şirket ile sigorta acentesi olarak faaliyete başladığı, müvekkil ... acente kodunun verildiği, müvekkil acenteliğin tesisinden itibaren davalı şirket nam ve hesabına poliçelerin tazmininde aracılık yaptığı ve acente komisyonu almaya hak kazandığı, davalı taraf hiçbir gerekçe sunmadan 18.05.2017 tarih ve ... referans nolu yazı ile tebliğden itibaren 3 ay sonra hüküm ifade etmek üzere acenteliğin feshi hakkında yazı gönderdiği ve sonrasında Beşiktaş ... Noterliğinin 25.10.2017 tarih ... Yevmiye nolu azilname ve fesih ihbarnamesi ile fesih ilanı yapıldığı, Sözleşmenin feshi tarihine kadar müvekkil üretim yaparak davalı şirkete önemli bir müşteri potansiyeli ve portföy kazandırdığı, bunun yanı sıra birlikte çalışmaya başlarken müvekkile %15 civarında komisyon kazancı öngörüldüğü ve dönem içerisinde aniden komisyon alacağı oranı %5 düşürüldüğü, bu durum davalı şirketin tek tip her acenteye uyguladığı oran olmayıp acente bazında müvekkil şirkete yönelik yapılmış bir uygulama olup bu durumdan kaynaklı müvekkil komisyon alacağından mahrumiyet yaşadığı, haksız ve adaletsiz olarak yapılan bu komisyon oranı indirimi müvekkili mağdur ettiği, bu nedenle komisyon indirim dönemlerine dair müvekkilin mahrum kaldığı komisyon alacağından indirim yapıldığı dönemde davalı şirketin diğer acentelere uyguladığı en yüksek komisyon orandan yapılacak hesaplama ile mahrum kalınan kazanca yönelik belirlenecek alacağın mahrum kalınan kısmın tazmini talebi de mevcut olduğu, davanın belirsiz alacak davası olup  tüm tazminat taleplerimiz için fazlaya ilişkin dava ve talep ve ıslah haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik; Acenteliğin haksız feshinden dolayı müvekkilin portföy tazminat hakkı olarak şimdilik 10.000- TL denkleştirme tazminatı ile Komisyon indiriminden kaynaklı mahrum kalınan kazanç için ise şimdilik 100 TL tazminat olmak üzere toplam 10.100-TL nin (fazlaya ilişkin talep ve başvuru haklarımız saklı kalmak üzere) acenteliğin feshi tarihinden itibaren reeskont faizi yargılama gideri, masraf ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 20/11/2019 tarihli dilekçesi ile, denkleştirme tazminatı talebini 89.746,75 TL olarak ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf müvekkil şirketin acentesi olarak faaliyet gösterirken acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, davacı tarafın müvekkil şirket portföyüne katmış olduğu müşteri portföyünden, önemli menfaatler elde ettiğinden bahisle ücret portföy tazminatı ve komisyon, oranlarının indirildiğinden bahisle komisyon talebinde bulunmadığı, davacı tarafın iddia ve talepleri haksız ve dayanaksız olduğu, müvekkil şirket tarafından davacı tarafa TTK 121/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren üç ay sonra hüküm doğurmak üzere sözleşmenin feshedildiğini 18.05.2017 tarihli yazı ile bildirildiği, Belirtilen sürenin geçmesi sonucunda ise Beşiktaş ... Noterliğinin 25.10.2017 Tarihli ve,... yevmiye numaralı azil namesi keşide ve tebliğ edilerek sözleşmenin sonlandırıldığı, dava konusu olayda ise kanun hükümlerine uygun hareket edilmiş belirlenen ihbar süresine uyularak işlem yapıldığı, haksız fesihten bahsedilmesi mümkün bulunmadığı, davacı tarafın aracılığı ile tanzim edilin sigorta poliçeleri ile ilgili olarak tahakkuk eden tüm acentelik komisyonları fesih tarihi ile ilişkilendirilmeksizin tüm poliçe vadelerini kapsayacak şekilde ödendiği, Sözleşme ilişkisinin bitmesinden bir gün önce dahi tanzim edilmiş poliçelerin komisyonları tamamen ödendiği, bu nedenle davacı tarafın mahrum kaldığı herhangi bir komisyon alacağından bahsedilmesi mümkün olmadığı, müvekkil şirket hayat dışı branşlarda ruhsat sahibi şirket olarak faaliyet göstermekte olup sunmuş olduğu ürünler kısa süreli (genellikle bir yıllık) Sigorta poliçeleri olduğu, Aynı mahiyette müvekkil şirkete karşı açılmış dava dosyasında ise İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2016 tarihli ve 2015/905 E. 2016/596 K. Sayılı kararı ile davacı acentenin portföyünde bulunan hangi müşterilerden dolayı sigorta şirketinin sözleşmenin feshedilmesinden sonra önemli menfaat elde ettiğini dosya kapsamı itibarı ve bilirkişi raporu ile tespit edilemediği, ve acente portföyünün sigorta şirketine devredildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, davacı tarafça acentelik komisyonlarına ilişkin olarak ileri sürülen hususların da bir dayanağı bulunmadığı, taraflar arasında 22.08.2013 Tarihli Acentelik Sözleşmesi akdedilmiş 02.02.2015 Tarihli sözleşme ile yenilendiği, her iki sözleşmede de (9. ve 13. Maddeler) davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi herhangi bir oran telaffuz edilmediği, aksine komisyon oranı takdirinin müvekkil şirkete ait olduğu branşlar itibarı ile değişik oranlarda belirleme yetkisi bulunduğu bunun davacı acente tarafından kabul edildiği açık olarak belirtildiği, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Somut olayda 08/12/2017 dava tarihi itibariyle davanın TTK'nun 122/4 bendi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşışmıştır. Yine her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmelerde davacının, fesih halinde  portföy tazminatı talep etmeyeceği kararlaştırılmış ise de, TTK'nun 122/4-birinci cümle maddesinin amir hükmü uyarınca denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceğinden, anılan sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında 2013 yılından itibaren fesih tarihine dek devam eden ve 02/02/2017 tarihinden sonra belirsiz süreli hale gelen acentelik ilişkisi bulunduğu, davalının TTK'nun 121/1 maddesine ve tarafalar arasındaki sözleşme hükümlerine  uygun şekilde üç aylık ihbar süresine uyarak sözleşme ilişkisini feshettiği anlaşılmıştır. Denkleştirme isteminde bulunabilmenin ilk şartı TTK'nun 122/3 bendi uyarınca sözleşmenin müvekkil tarafından haklı nedenle feshedilmemiş olmasıdır. Somut olayda davalı sözleşmeyi haklı nedenlerle feshetmemiş, olağan fesih hakkını kullanmıştır.  Denkleştirme isteminde bulunabilmenin ikinci şartı ise TTK'nun 122/1 bendinde düzenlenmiştir. Buna göre; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa veya acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir  denkleştirme tazminat isteyebilir. Somut olayda mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının sözleşme ilişkisinin devam ettiği (08/10/2013-25/10/2017) yaklaşık dört yıllık süre boyunca davalı için toplam 2.448,352-TL tutarında poliçe satışı yaptığı, bunun karşılığında davalıdan 358.987,00-TL tutarında komisyon ödemesi aldığı, davalının sözleşmenin feshinden sonra,  davacının  acentelik ilişkisi boyunca ürün satışı yaptığı  94 sigortalı ile 261 poliçe için sigorta ilişkisine devam ettiği, buna göre davacının bulduğu yeni müşteriler sayesinde, davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ettiği, bu durumda davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. TTK'nun 122/2 bendi uyarınca denkleştirme tazminatı tutarı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağından, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalamayı esas almak gerektiğinden, taraflar arasındaki dört yıllık sözleşme ilişkisi boyunca, davacıya ödenen komisyon bedellerinin ortalaması olan  89.746,75-TL denkleştirme tazminatı tutarı olarak belirlenmiştir.  Davacı her ne kadar davalının sözleşme ilişkisinin devamı sırasında %15 olan komisyon ücret alacağının %5 e düşürülmesi başka ifade ile komisyon indirimi nedeniyle komisyon alacağı  talebi olarak 100,00-TL'nin tazminini istemiş ise de taraflar arasındaki ilk sözleşmenin 9/1 ve ikinci sözleşmenin 13/a/1 bentleri ile komisyon oranlarının davalı yanca belirlenebileceğinin ve değiştirilebileceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar TTK'nun 115/1 fıkrasında sözleşmede hüküm yok ise ücretin miktarının ticari teamüle göre, teamül yok ise halin gereğine göre o yerdeki asliye ticaret mahkemesi tarafından belirleneceği düzenlenmiş ise de; davacının sözleşme ilişkisinin devamı boyunca şirket tarafından belirlenen komisyon oranlarına karşı herhangi bir itiraz ileri sürmediği, komisyon ödemelerini çekincesiz tahsil ettiği, bu haliyle davalı yanca belirlenen komisyon oranlarını zımnen kabul ettiği anlaşıldığından, bu talebi yerinde görülmemiştir. Yukarıda yapılan saptamalar ışığında davanın 20/11/2019 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ve dava dilekçesi ile talep edilen tutarlar üzerinden kısmen kabulü ile 89.746,75-TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont ( avans faizini aşmamak kaydı ile) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından davacı tarafa TTK 121/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren üç ay sonra hüküm doğurmak üzere sözleşmenin feshedildiğini 18.05.2017 tarihli yazı ile bildirilmiş olup belirtilen sürenin geçmesi sonucunda ise Beşiktaş ... Noterliğinin 25.10.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi keşide ve tebliğ edilerek sözleşmenin sonlandırıldığını, davacı tarafça ileri sürülen taleplerin haklı olarak değerlendirilebilmesi için feshin yasal şartlara uygun olarak yapılmamış olması gerektiğini, dava konusu olayda ise kanun hükümlerine uygun hareket edilmiş belirlenen ihbar sürelerine uyularak işlem yapıldığını, haksız fesihten bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı aracılığı ile tanzim edilin sigorta poliçeleri ile ilgili olarak tahakkuk eden tüm acentelik komisyonları fesih tarihi ile ilişkilendirilmeksizin tüm poliçe vadelerini kapsayacak şekilde davalı şirket tarafından ödendiğini, sözleşme ilişkisinin bitmesinden bir gün önce dahi tanzim edilmiş poliçelerin komisyonlarının tamamen ödendiğini, davacı tarafça davalı şirkete bir müşteri portföyü kazandırılması ve bu portföy sayesinde gelir elde edilmesi söz konusu olmayıp zira davacı tarafın poliçe tanzim etmiş olduğu müşteri çevresi ve portföyünün davacıya ait olduğunu, davalının herhangi bir portföy devri olmadığını, poliçe tanzim edilen müşterilere ilişkin olarak poliçe vadesinin bitimi ile davalı şirketle olan ilişkisi sona ermekte olup davacının sadece davalı şirketin acentesi olmayıp birden fazla şirket acenteliği yaptığını, poliçe vadelerinin bitmesi ile başka sigorta şirketlerinden poliçe tanzim etmesi ve komisyon kazanmasının normal olduğunu, bu nedenle davacı tarafın kaybetmiş olduğu herhangi bir portföyden söz edilemeyeceği gibi buna bağlı olarak portföy tazminatı talebinin de bir mesnedi bulunmadığını, davacı tarafça acentelik komisyonlarına ilişkin olarak ileri sürülen hususların da bir dayanağı bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğini, fesih olduğu bilirkişi raporu ve mahkemeye sunulan diğer belgeler ile tespit edildiğini, TTK 122 maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı şartları gerçekleşmiş olup davacı acente sözleşmenin haksız feshinden dolayı denkleştirme tazminatına hak kazandığını, davalının dava aşamasında ileri sürmediği birçok iddiayı istinaf aşamasında sunmuş olmasının yasal olmadığını  istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ve eksik ödenen komisyon ücretinin tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin feshinden sonra davacının kazandırdığı müşterilerin davalı portföyünde kalıp kalmadığı ve davalının önemli bir menfaat temin edip etmediği, denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davalı tarafından, üç ay sonra hüküm doğurmak üzere sözleşmenin feshedildiğini 18.05.2017 tarihli yazı ile davacıya bildirilmiş ve bu sürenin sonunda Beşiktaş ... Noterliğinin 25.10.2017 Tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile sözleşme sonlandırılmıştır.  Davacı tarafça, feshin haksız olduğu iddiasıyla denkleştirme (portföy) tazminatının ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 121/1. maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesinde de benzer yönde bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre, sözleşmenin, feshi düzenleyen 24. Maddesi ile TTK'nın 121/1 ilk cümle uyarınca usulüne uygun feshedildiği sabittir.TTK'nın 122/1 ve 3. maddesine göre, Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi de aynı mahiyettedir. Taraflar arasındaki sözleşme olağan fesihle sona ermiş olup, sözleşmenin acente tarafından haksız feshi vaya müvekkil tarafından acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi durumu söz konusu olmadığından acentenin denkleştirme tazminatı istemesine bir engel yoktur.5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Bu şartları açıklanacak olursa;Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90). TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır. Bilirkişi tarafından, davacının acenteliği süresince 5 yıllık üretiminin 2.448.352,00 TL olduğu, sözleşmenin feshinden sonra ise davacı acentenin müşterilerine davalı tarafından 69.929,00 TL prim tutarlı poliçe düzenlendiği tespit edilmiştir. Buna göre, acenteliğin devamı süresince davacı ortalama 489.670,40 TL prim üretmiş olup, fesihten sonra üretilen pirim bunun yaklaşık %14'üne denk gelmektedir. Bu oran nazara alındığında, fesihten sonra davacının kazandırdığı müşterilerle 69.929,00 TL tutarlı poliçeler yapılması suretiyle davalının önemli menfaat elde edildiğinin kabulü gerekir. Buna göre, davacının denkleştirme tazminatı talep edebilmesinin koşulları oluşmuştur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın denkleştirme tazminatı yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.532,65‬ TL harcın, alınması gerekli olan 6.130,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.597,95 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7597baaf3a723e6","SID":"8685f2d544a0347d"}}