{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2058 <br>KARAR NO: 2023/1542<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/01/2020<br>NUMARASI: 2015/323 Esas -  2020/38 Karar<br>DAVA: Rücuen Tazminat T.T.K. 1472<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine ... nolu Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ... Tic. A.Ş. 'ye ait olan ve davalı şirkete kiralanan ... plakalı vincin 30/11/2014 tarihinde davalı şirketin işlerinin yapıldığı sırada ayaklarının bir kısmının zemine batması nedeniyle devrilerek hasar gördüğünü, kazadan sonra yaptırılan ekspertiz incelemesinde kiralama sözleşmesi Md. 2 'de \"Mobil vincin çalışma alanları ve zeminleri güvenli çalışmayı sağlayacak şekilde sağlamlaştırılması ve zemin yumuşaklığından meydana gelebilecek her türlü olumsuzlukların sorumluluğunun ... Tic. A.Ş. 'ye aittir\" yazdığını, bu teklif mektubuna yanıt veren davalının bu şartlarla makineyi kiraladığını, vincin zarar görmesine ilişkin olarak hasar ekspertiz firmasınca yaptırılan araştırmada sigortalı şirket yetkinlerinin davalı şirketin vinç operatörünü ikna ederek uygun olmayan bölgede çalıştırdığı bilgisine ulaşıldığını, vinç operatörünün davacının sigortalısının sigortalı çalışanı ve işinin ehli bir kişi olduğunu, sertifikasının olduğunu, hasarın vinç operatörünün acemiliğinden değil vincin kullanım şekline uyulmamasından kaynaklandığını, basiretli tacir gibi davranmayan davalının zarardan sorumlu olduğunu, davacı şirketin hasara ilişkin ödediği tazminat gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine her türlü haklarının müvekkili şirkete intikal ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 43.692,00 TL tazminat alacağının ödeme tarihi olan 19/03/2015 tarihinden itibaren hesap edilecek TCMB kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmeye konu vincin tamamen davacının sigortalısı olan şirketin kontrolü, kullanımı, gözetim ve denetiminde kiralandığını, bu konuda davacının sigortalısının operatör görevlendirmesine ilişkin davalıya yazdığı yazının dosyada olduğunu, tüm yasal sorumluluğun davacının sigortalısına ve elemanlarına ait olduğunu, davalının bir sorumluluğunun olmadığını, bilgisiz deneyimsiz olduğu halde davacının sigortalısının görevlendirdiği kişinin vinci devirmesi nedeniyle inşaatta 200.000,00 TL’nin üzerinde hasar meydana geldiğini, buna ilişkin tutanak düzenlendiğini, zararlarının tahsili için dava açacaklarını, gerekli incelemenin yapılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, şantiyede yaşanan olayın davacının sigortalısı ... Tic. A.Ş.'nin çalışanı olan vinç operatörünün ağır kusuru ile meydana geldiğini, bu nedenle operatörün kazadan sonra kaçtığını, davacı ile sigortalısı arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davalı şirketin ... Tic. A.Ş. ile 18/11/2014 tarihli tek sayfalık teklif metnini imzaladığını ve bu şartlar dahilinde sözleşme kurulduğunu, bunun dışında dava dilekçesinde belirtilen 2. md'nin bulunduğu bir belgenin imzalanmadığını, vincin nasıl kullanılacağının, ne tür zeminde kullanılacağının, zeminin uygunluğunun tetkikinin tamamen davacının sigortalısı şirketin sorumluluğunda olduğunu, davalı şirketin ısrarcı olsa dahi vinç operatörünün kabul etmemesi ve vinci kurmaması gerektiğini, olay üzerine kendilerince 29/11/2014 tarihli tutanak tutulduğunu, tutanakta vincin bomlarının tam açıldığı anda devrildiğini, kurulum sırasında jipbomsuz olarak bomlarını açtığını, bu esnada vincin ön ayaklarının bastığı yerden havalandığının görüldüğünü, operatör ...’un şantiye şefi ... tarafından tehlikeli iş yapıldığına dair uyarıldığını, vinç toplandıktan sonra operatör ... tarafından jipbom takılarak aynı bölgede uyarılara rağmen vincin kurulduğunu ve bomlarım açtığı anda kazanın meydana geldiğini, operatörün kazadan sonra kaçtığının belirtildiğini, şantiye şefi ...’in Hadımköy Polis Merkezi'ndeki ifadesinde olayı anlattığını, operatörün zemini incelemek ve kontrol etmek zorunda olduğunu, operatörün belgesi varsa yetkisiz bilgisiz olduğunu, hem davalıya hem de davacının sigortalısına büyük zarar verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde;  Hükme esas olarak alınan 11/10/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporu dayanak yapılarak; Davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı  ... Tic. A.Ş.'ye ait ... plakalı vincin operatörü ile birlikte davalı şirkete kiralandığı, vincin daha kurulum aşamasında iken devrilerek hasarlandığı, vinç operatörünün iş makinesi kullanmaya elverişli ehliyetinin / sertifikasının bulunduğu, vincin devrilerek hasarlanmasından vinç operatörü ...'ın %100 kusurlu olduğu, davalı ...San. Ve Tic A.Ş.'ye atfedilecek kusur tespit edilemediği, davacı sigorta şirketinin davalı ... Tic A.Ş. 'ye rücu etmekte haklı bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.\t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin araştırmayı eksik şekilde yaptığını, sigortalı ve davalı arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin incelenmediğini, çalışma yapılacak zeminin davalı şirket tarafından stabilize edilmesi gerekirken sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalı tarafından zemin üzerinde stabilizasyon yapılmadan mobil vincin çalışma yapmaya zorlandığını, sözleşmede böyle bir madde olmasa dahi kiracının kiraladığı şeyi kullanırken bunu özenle saklaması ve muhafaza etmesi gerektiğinin sabit olduğunu, davalı tarafın kira ilişkisinden doğan özen yükümlülüğünü ifa etmediğini, inşaat sahasını ve vincin kurulacağı zemini dava dışı operatörden daha iyi bilebilecek durumda olan ve kendisine iş güvenliği sertifikası verilmiş iş güvenliği uzmanı ve inşaat yapılan alandan sorumlu şantiye şefinin ısrarcı tutumları ile kazanın meydana gelmesine sebep olmuş olmaları bir yana kazanın hemen ardından suçluluk psikolojisiyle davalı şirket çalışanlarının kendi kusurlarını örtbas etmek amacıyla operatörü olay mahallinden kaçırmaları hatta bir müddet saklamalarının karşılığının kusursuzluk olmaması gerektiğini, bu kişilerin kendilerine göre gariban denebilecek durumda olan dava dışı operatör üzerinde kurmuş oldukları baskıcı tutum neticesinde kazanın meydana gelmesine bizzat davetiye çıkarmış olduklarını ve kira ilişkisinden doğan özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin dosya verileri  ile sabit olduğunu, bu bağlamda bu kişileri yaptığı eylemler bakımından adeta ödüllendiren itiraza konu kararın hukukla ve adaletle bağdaştırmanın mümkün olamayacağını, müvekkili şirket sigortalısının şikayeti üzerine ve aradan aylar geçtikten sonra ilgili operatörün, yetkili memurlarca bulunmuş ve kazayı olan açıklığı ile ilgili görevli memura anlatan operatörün ifadesinin resmi mercilerce oluşturulduğunu, operatörün özgür iradesiyle vermiş olduğu ifade ile birlikte  davalı şirketçe tutulan tutanakların ve beyanların gerçeği yansıtmadığının böylece ispatlandığını, 29/11/2014 tarihli tutanakta operatörle ilgili olarak “özel eşyalarını alıp şantiyeyi kaçarak terk etmiştir” diye  yazılı beyanda bulunan davalı şirket çalışanlarının aksine başından sonuna kadar kendi kusurlarını gizlemek için çabaladıklarını, zira kendi ısrarları neticesinde kazanın meydana geldiğini gayet iyi bilen bu kişiler gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek adına  operatörün kaçmasına göz yumduklarını, hatta bizzat kaçırmış olduklarının delilleriyle ortada olduğunu, yerel mahkemenin tüm bu gerçekleri incelemeksizin hüküm kurmasının adaletle bağdaşmadığını, davalı kiracının kira ilişkisinin kendisine yüklemiş olduğu özenle kullanma, saklama ve muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bir an için teklif metninin sözleşme kapsamında sayılmaması halinde özenle saklama ve muhafaza yükümlülüğü doğrultusunda operatörün açıkça zeminde mobil vincin çalışmasının güvenli olmadığı belirtmesine karşın operatörü çalışmaya zorlamaları açıkça kira akdinin kendilerine yüklediği tali edimleri ifa etmedikleri anlamını taşıdığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilince iddia edilen sözleşme hükmünün bulunduğu ekin davalı şirket tarafından hiç görülmemiş ve imzalanmamış olup, teklifin bir parçası olmadığını, davalı şirket sigortalısı tarafından olaydan sonra tanzim edildiğini, davalı şirketin imzasının bulunmadığı bir belgenin sözleşme parçası olarak kabul edilmesi ve bu hükme dayanarak talepte bulunulması mümkün olmayıp olayda zemini incelemek ve varsa sorunu bildirmek, gerekiyorsa işi durdurmak işinin ehli olduğu varsayılan vinç operatörünün görevi olup, bunu yapmayan vinç operatörü olayda ağır kusurlu olduğu yapılan yargılamada da tespit edildiğini, vinç operatörü ...'ın olayda %100 kusurlu olduğu, davacının taleplerinin dayanaktan yoksun olduğu dosyada mübrez konusunda uzman bilirkişilerce düzenlenen bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; makine kırılma sigorta Poliçesi'ne dayanarak ödenen hasar bedelinin, hasara neden olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak davanın  reddine karar verilmiş, karara karşı  davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.İstinafa konu uyuşmalık temelde; hasarın oluşmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı ... Ltd. Şti. arasında, sigorta ettiren ... A.Ş'den finansal kiralama suretiyle kiralamış olduğu ... plakalı vinç 02/05/2014- 04/01/2016 tarihlerini kapsar \"makina kırılma sigorta poliçesi\"nin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sigorta konusu makinenin  30/11/2014 tarihinde davalının şantiyesine yapılan çalışma  esnasında devrilerek hasarlandığı, ekspertiz raporuna göre oluşan 45.468,00 Euro hasardan  30.000 Euro tenzili muafiyet indirilmesi ile bakiye 15.468 Euro hasar bedelinin belirlendiği ve dava dışı sigortalıya 25/03/2015 tarihinde ödendiği, Türk Lirası karşılığının 43.692,45 olarak kaydedildiği, davacı tarafça davalıya  01/04/2015 tarihli yazı ile sigortalıya ödenen bedelin talep edildiği, davalı tarafça 28 Nisan 2015 tarihli yazı ile talebin kabul edilmediğinin davacıya bildirildiği  anlaşılmaktadır. TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta davacının TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmaktadır.Davacının iddiası sigortalı makinenin hasarlanmasına, sigortalı ile davalının yaptığı sözleşme hükümlerine göre ve ayraca makineyi kiralayan davalının özenle kullanma borcuna aykırı davranışının sebep olduğu gerekçesiyle  sigortalısının uğradığı ve tazmin ettiği zararın halefiyet kuralı gereği tahsili istemidir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Eldeki uyuşmazlıkta sigortalı makinede meydana gelen hasarın davalının sözleşmeye aykırı davranışı veya kusuru ile meydana geldiğini ispat yükü davacı taraftadır.Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş bulunan sözleşmeler amaçları ve içerikleri yönünden mülkiyeti devir amacı güden sözleşmeler,  kullandırma ve yararlandırma amacı güden  sözleşmeler, iş görme amacı güden  sözleşmeler, saklama amacı güden sözleşmeler, güvence sağlama amacı güden  sözleşmeler, sonuçları talih  ve tesadüfe bağlı  sözleşmeler ve ortaklık sözleşmeleri olarak ayırıma tabi tutulmaktadır. İş görme amacı güden sözleşmeler; insan emeği harcanarak belirli bir işin görülmesi amacını taşıyan sözleşmeler olup Hizmet TBK 393 vd., eser 470 vd., vekalet 502 vd, yayım 487 vd, simsarlık 520 vd. Ve komisyoncu 532 vd. bu çeşit sözleşmelerdendir. Diğer yandan sözleşme özgürlüğü çerçevesinde gerek yasada düzenlenmiş çeşitli sözleşmelere ilişkin öge ve koşulları bir araya getirerek, gerekse yasada düzenlenen sözleşmelerin ögelerine tümüyle yabancı, kedine özgü ögelerden oluşan sözleşmeler ise isimsiz yada atipik sözleşme olanak adlandırılmaktadır. (Prf.Dr. Murat Aydoğdu, Dr. Nalan Kahveci Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri- Adalet Yayınevi 4. Baskı sh 22 ve 42 vd.)  Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun birinci bölümünde borç ilişkileri, birinci ayrımında sözleşmeden doğan borç ilişkileri ve 1. maddede ise sözleşmenin kurulması düzenlenmiştir. Aynı yasanın 12. maddesinde, sözleşmelerin şekli üst başlığı ile sözleşmelerin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığına yer verilmiştir. Dava dışı sigortalının davalının e-mail adresine teklif no: ... sayılı teklifi ilettiği, teklifin 2. maddesi ile \"Mobil vincin çalışma alanları ve zeminleri güvenli çalışmayı sağlayacak şeklide düzenlenmesi, gerektiğinde zeminin önceden doldurulup sıkıştırılması, döşemenin sağlamlaştırılması ve zemin yumuşaklığından meydana gelebilecek her türlü olumsuzlukların sorumluluğu .... Tic. A.Ş'ne aittir\", 3. maddesi ile de \"İş güvenliği tedbirlerini almak ... Tic. A.Ş'ne aittir\"\" düzenlemelerini içerdiği görülmektedir. Teklifte aylık 25.000 TL ücret ve KDV'nin dahil olmadığı ve çalışanların sigortalı olduğu hususlarının iletildiği görülmektedir. 18/11/2014 tarihli davalı ve dava dışı sigortalının imzalarının bulunduğu ve üzerinde ... Ref.No kaydı bulunan belgede, tarafların 25.000 + KDV bedelle anlaştıkları hususu ile diğer çalışma şartları belirlenmiştir. İşbu imza taşıyan sözleşmede aynı tarihli A272 numaralı teklif referans alınmakla sözleşmenin teklif mektubunda kayıtlı şartlarla bir bütün olarak yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bütün bu açıklamalardan sonra taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği değerlendirildiğinde; dava dışı sigortalının aylık 25.000 TL + KDV ücret karşılığında sahip olduğu vincin davalıya ait şantiyede operatörlü olarak hizmet vermesini üstlendiği anlaşılmaktadır. Yasa koyucu tarafından, hizmet (temini) alım sözleşmesi konusunda yasalarda özel bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmenin geçerliliği için herhangi bir şekil şartı getirilmediği de göz önüne alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin tacirler arası hizmet alım sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 3. HD. 2017/6250 E. 2019/2887 K ve 2017/6402 E.  2019/2883 K sayılı kararları)Dosyada bulunan 01/12/2014 tarihli görgü ve tespit tutanağında \"vincin kurulu olduğu yerin toprak zeminin bodrum kattan yukarıda olduğu, vincin kurulduğu yerin zemininin balçık, çamur ve yumuşak olduğu, vincin yan hareketli sabitleme ayaklarının açık ve çamura gömülü olduğu, ...vincin sağ tarafta bulunan 4 tekerleğinin havada olduğu\" tespit edilmiştir. Makine Mühendisi ve Sigortacı Bilirkişi heyeti tarafından sunulun 07/01/2018 havale tarihli raporda özetle; dava konusu olayda davalı şirketin teklif mektubunun 2. Maddesindeki sorumluluğu yerinde getirmediği gerekçesiyle  % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, davacı şirketin sigortalısı olan şirket çalışanı ...'ın olayda % 50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği toplam maddi zararın kusur oranına göre 21.334,24 TL olduğu belirtilmiştir. Makine Mühendisi ve Sigortacı Bilirkişi heyeti tarafından sunulun 04/12/2018 havale tarihli raporda özetle; operatörü ...’ın yönetimindeki ... plakalı mobil vinci zemine uygun plaka ayaklar ile kullanmadığı ve ayakların zemine batmasına ve devrilmesine neden olduğu için kazanın ve hasarların meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu rapor edilmiştir. Makine Mühendisi ve Sigortacı Bilirkişi heyeti tarafından sunulun 11/10/2019 havale tarihli raporda özetle; davacı ... Şirketi'ne sigortalı bulunan ... plakalı vinci kullanan vinç operatörü ...'ın % 100 kusurlu bulunduğu, davalı ... Tic. A.Ş.'ye atfedilebilecek bir kusur tespit edilemediği, şeklindeki 28/11/2018 tarihli bilirkişi raporu ile mutabık kalındığı rapor edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin eki teklifnamede davalının imzası bulunmasa dahi imzalanan sözleşmede bu teklifnamenin referans alındığı, ayrıca yapılan işin niteliği gereği davalının özen ve işçi sağlığını koruma yükümlülüğünün bulunduğu gibi bahsedilen teklifnamenin 2. maddesi ile  \"Mobil vincin çalışma alanları ve zeminleri güvenli çalışmayı sağlayacak şeklide düzenlenmesi, gerektiğinde zeminin önceden doldurulup sıkıştırılması, döşemenin sağlamlaştırılması ve zemin yumuşaklığından meydana gelebilecek her türlü olumsuzlukların sorumluluğu ...Tic. A.Ş'ne aittir\" düzenlemesi ve iş güvenliği tedbirlerini almak ... A.Ş'nin sorumluğunda olduğuna dair  3. Maddesi birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışmanın yapılacağı şantiye alanının zemin ve  durumunu bilen veya en azından bilmesi gereken davalının çalışma alanının bu yapısı dikkate alınarak davacı sigortalısını uyarması ve gerekli tedbirleri alması gerektiği, davalının bu yükümlülüklerini ihlal ettiği anlaşılmakla dosyaya ilk alınan ve dosya içeriğine uygun bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranı üzerinden davalının sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekirken davalının kusuru bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.Davacı taraf dava dilekçesi ile 43.682,00 TL talep etmiştir. Davacının sigortalısına ödediği  15.468 Euro'nun  25/03/2015 ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru  2.8128/TL olup ödenen toplam bedel 43.508,39 TL ye tekabül etmektedir. Davalının %50 kusuru dikkate alınarak bu miktarın 1/2 si olan 21.754,19 TL yönünden davanın kabulü gerekmektedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın reddine  karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Davanın kısmen kabulü kısmene reddi ile;1-21.754,19 TL nin ödeme tarihi olan 25/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,2-Alınması gerekli 1.486,02 TL harçtan başlangıçta davacı tarafından peşin olarak alınan 746,16 TL harcın  mahsubu ile bakiye 739,86‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı  27,70 TL ve 746,16 TL peşin harç olmak üzere toplam 773,86 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu 142,8‬0 TL posta ve tebligat gideri, 4.200‬,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.342,8‬0 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 2.171,4‬0 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu posta ve tebligat gideri olan 91,10 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 45,55‬ TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,  9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 32,50 TL olmak üzere toplam 181,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb096ca9a7b60254","SID":"3830979258fc65ae"}}