{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2102 - 2024/111<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/2102 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/111<br>KARAR TARİHİ\t: 17/01/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/06/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2014/1838 Esas 2022/445 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t \t  <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat <br><br> Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>Dava, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir <br>Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacı vekili, yerel mahkemenin maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığı tespit edilen icra takibi sebebi ile müvekkili adına kayıtlı iki adet taşınmaza haciz konulduğunu, bahse konu taşınmazların müvekkilinin ortağı bulunduğu ... A.Ş.'nin kredibilitesini doğrudan düşürdüğünü, zira müvekkilinin ... şirketi adına işlem yaparken, kredi kullanırken, kısaca ticari hayatına devam ederken kendisine ait olan bu taşınmazları teminat olarak gösteremez hale geldiğini, bu durumun dava dışı bankalarla olan ticari ilişkilerine zarar verdiğini, kredilerinin iptaline, kredi kartları limitlerinin sıfırlanmasına, teminat mektuplarının iade alınmasına vb. neden olduğunu, müvekkilinin finansman kaynağı bulamaması nedeniyle ... şirketi ile de sıkıntılar yaşadığını, ... A.Ş. adına yapılan işlemler ve kredi çekme taleplerinde müvekkiline ait hacizli taşınmazların teminat olarak gösterilememiş olması sebebi ile doğrudan zarara uğradığının açık olduğunu, yerel mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili, manevi tazminat talebinin de tıpkı maddi tazminat talebi gibi reddine karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptali dosyasında davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedildiğini, bu kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu ilamın konu edildiği icra dosyasına müvekkili Banka tarafından tazminat adı altında icra masraflarıyla birlikte 655.175TL ödeme gerçekleştirildiğini, bir tarafta davacıya ödenmiş tazminat bulunmakta iken, huzurdaki dava sebebiyle de müvekkili banka aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yapılan bu ödeme ile davacının zararının fazlasıyla karşılandığını ve bunun dışında yapılacak ödemelerin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, müvekkili Banka ile hiçbir bağlantısı bulunmayan ve gerçekleştirilen işlemler sebebiyle zarara uğradığı ispat edilemeyen ... şirketinin yaşamış olduğu maddi çöküntü sebebiyle davacı üzerinde oluşan manevi zararın sebebinin müvekkili olamayacağını, davacı iddiaları arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, 16.12.2008 tarihli “Hisse Devir Sözleşmesi ve Protokol” başlıklı belgede geçen ifadelerden şirketlerin aile şirketleri olması sebebiyle kuruluşundan bugüne kadar şirket hissedarlarının (kardeşlerin) birbirleri yerine imza atmak üzere karşılıklı icazet verildiğinin, muvafakat edildiğinin ve bunun şirket içinde genel bir uygulama ve teamül haline geldiğinin anlaşıldığını, davacının bu durumdan habersizmiş gibi tazminat talep etmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacının açıkça hakkını kötüye kullandığını, manevi tazminat davasının da reddinin gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 259. maddesinin 1. fıkrasında; ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 09/03/2021 tarih 2019/1961 Esas, 2021/1088 Karar) <br>Haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK’nın 49'ncu maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır.<br>Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamından, davalı banka ile dava dışı ... İnş. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 2003 yılından bu yana muhtelif tarihli ve bedelli kredi sözleşmeleri imzalandığı, sözleşmede davacı adına kefil sıfatıyla atılmış imza bulunduğu, davalı Banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı keşide edilen ihtarnameye rağmen ödenmediği iddia edilen 2.485.883,41.TL banka alacağının tahsili için davacı ve dava dışı diğer kefiller aleyhine Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/608 D.İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz talep edildiği, mahkemece 21.11.2012 tarihli kararla 2.443.483,41TL tutarındaki borca yetecek miktarda davacı ve arkadaşlarının menkul ve gayrimenkul malları ve hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verildiği, ihtiyati haciz kararının Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2012/14307 esas sayılı dosyası üzerinden işleme konularak davacı adına kayıtlı taşınmazlara haciz şerhi işlendiği, davacı tarafından ihtiyati hacze konu kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı savunularak ihtiyati hacze yapılan itirazın Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince “ihtiyati hacze itiraz kararına karşı ileri sürülen iddiaların İİK 265. maddesinde yer alan nedenlerden olmadığı, genel yargılamayı gerektirdiği, mahkemenin yasada belirtilen sınırlı nedenlerle bağlı olduğu” gerekçesiyle reddedildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/05/2013 tarihli, 2013/6135 esas, 2013/9286 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, icra dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinde gönderilen ödeme emrine davacının ve bir kısım borçluların itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklı banka tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20120/749 esasına kayden açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sırasında imza itirazı nedeniyle aldırılan 18/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda, Şekerbank ile ... İnş. Ltd. Şti. arasında düzenlenmiş 14.05.2008 tarihli ve 2.000.000,00TL değerli genel kredi sözleşmesindeki davacı adına atılmış imzanın, davacıya ait olmadığının belirlendiği ve yapılan yargılama neticesinde 07.06.2018 tarihli, 2018/496 sayılı karar ile itirazın iptali davasının davacı yönünden reddine ve davacının kötüniyet tazminat isteminin de reddine hükmedildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 28/05/2019 tarihli, 2018/2429 esas, 2019/692 karar sayılı ilamıyla “Bir güven kurumu olan davacı bankanın sözleşmelere imzalar atılırken imzaları atan kişilere aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve özeni göstermek mecburiyetindedir. Bu hale göre, genel kredi sözleşmelerindeki imzaların davalı ... ...'a ait olup olmadığını bilebilecek durumda olan davacı bankanın icra takiplerinde haksız ve kötüniyetli olduğu kabul edilerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davalı ... ...'un kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun kötü niyet tazminat talebi yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir” gerekçesiyle yerel mahkeme kararı kaldırılarak davacı yararına kötüniyet tazminatına karar verildiği, bu kararın alacaklı banka tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/04/2021 tarihli 2020/5066 esas, 2021/3939 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. <br>Davacının istinaf nedenleri yönünden yapılan incelemede; davacı vekili yalnızca maddi tazminat isteminin reddine hükmedilmiş olması yönünden kararı istinaf etmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, her ne kadar kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen itirazın iptali davası ile ihtiyati hacze dayanak teşkil eden kredi sözleşmesi altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı sübuta ermiş ve ihtiyati haciz koydurmuş olan davalı alacaklı haksız çıkmış ise de; maddi tazminat talebi yönünden taşınmazları üzerine ihtiyati haciz uygulanması sebebiyle davacının zarar gördüğünün ve iddia edilen zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun ispatlanamamış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Davalının istinaf nedenleri yönünden yapılan incelemede; her ne kadar davalı vekili tarafından itirazın iptali dosyasında davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması nedeniyle eldeki davada manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; itirazın iptali davasına konu olan kötüniyet tazminatı, icra hukukuna özgü götürü bir tazminat niteliğinde olup, kötüniyet tazminatının kabulüne yahut reddine karar verilmiş olması, genel hükümlere dayanılarak açılan eldeki dava yönünden engel oluşturmamaktadır. Eldeki davada manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, haksız haciz sebebiyle tazminat davasında manevi tazminata hükmedebilmek için davalı alacaklının kötüniyetli veya ağır kusurlu olması da gerekmektedir. Somut olayda davalı banka hem bir güven kurumu hem de tacirdir. Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan bankanın kredi sözleşmesi altındaki borçlu/kefil imzalarının aidiyeti yönünden gerekli dikkat ve özeni gösterme zorunluluğu olduğunda kuşku bulunmamaktadır. İmzası davacıya ait olmayan kredi sözleşmesi ile ihtiyati haciz kararı alınarak davacının mal varlığı üzerine haciz konulması davalı banka yönünden ağır kusur niteliği taşımakta olup, davacının ticari itibarinin zedelendiği, kişilik haklarının ihlal edildiği, manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluştuğu, somut olayın özellikleri, tarafların sıfatı, konumu, kusurun ağırlığı, ihtiyati haciz tarihi itibariyle hacze konu borcun miktarı ve TBK’nın 58. maddesi hükmünde belirtilen ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının da yerinde olduğu kanaatine varıldığından davalı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; tarafların istinaf başvurusunun AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; <br>a)Davacı taraftan alınması gerekli 427,60TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>b)Davalı taraftan alınması gerekli 3.415,50TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 934,70TL harcın mahsubu ile bakiye 2.480,80TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3)İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,    <br>4)İstinaf kararının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/01/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> e-imza<br><br>Üye<br><br> e-imza <br><br>Üye<br><br>  e-imza<br><br>Katip<br><br> e-imza <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"620b9057a1678726","SID":"8c41427affb7b3db"}}