{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2207 <br>KARAR NO: 2023/1409<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2020<br>NUMARASI: 2019/251 Esas -  2020/337 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Sultanbeyli Şubesi müşterilerinden ...'ne Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden Krediler açılıp kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesapların kat edilerek davalı borçluya Kahramanmaraş ... Noterliği’nin 05/11/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından muaccel olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı borçlu tarafından işbu takibe, borca, faize ve talep edilen faiz oranına bir başka deyişle borcun tamamına ve fer’ ilerine yasal süresinde itiraz edildiğini, davalı borçlunun itirazının 04.04.2019 tarihinde kendilerine  tebliğ edilmiş olduğunu,  davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü\" nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı borçlunun dava konusu alacak  üzerinden %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine,yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı bankaya borcunun  olmadığını, kredi sözleşmesinden kaynaklı bütün borcun  ödendiğini, müvekkili ... ile davacı yan olan ... arasında 27.01.2015 tarihli 500.000-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesi gereği kararlaştırılan tüm borcun müvekkili şirket tarafından zamanında ödenmiş olmakla beraber müvekkilin işbu davaya konu edilen şekilde bir borcunun söz konusu olmadığını, davacı yanın ödenmiş borcu tekrardan ödenmemişcesine talep etmesinin kötü niyetinin bir göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir borcunun olmadığını, kredi sözleşmesinden kaynaklı tüm borcun ödendiğini, müvekkilinin davacı banka ile kredi sözleşmesinden kaynaklı ilişkisinin sona erdiğini, davacı yanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddine, davacı hakkında %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tüm dosya kapsamından; Davacı banka ile davalı şirket arasında 27.01.2015 tarihinde 500.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu imzalanan sözleşme kapsamında davalı borçluya kredi kullandırılması nedeniyle ticari bir ilişkinin var olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin \"Delil Anlaşması\" başlıklı 27. Maddesine göre bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda bankanın defter kayıt ve belgelerinin HMK 193 gereği yazılı delil anlaşması niteliğinde olduğunun kabul edildiği, davacı banka tarafından davalıya kullandırılan \"şirket kredi kartı\" nın ödemede aksama olması nedeniyle, davacı bankanın sözleşmenin 20. Maddesine dayanarak hesapları kat ettiği, hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere davacı bankanın 02.11.2018 kat tarihi itibarı ile işlemiş faizler de dahil olmak üzere davalı borçludan 6.014,69-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davaya konu banka alacağının şirket kredi kartı olması sebebiyle 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.03.2006 tarihinden sonra temerrütün oluşması ve işbu takibin açılmış olması sebebiyle, 01.03.2006 tarihinden itibaren kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranlarının TCMB'ce belirlendiği, TCMB'nın üçer aylık dönemlerdeki basın duyurularına göre 01.01.2019 tarihinden geçerli olmak üzere gecikme faizinin %33 olarak belirlendiğinin anlaşıldığı, davacı bankanın davalıya Kahramanmaraş ... Noterliğinin 05.11.2019 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin 08.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, kanun ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ihtarname ile verilen 1 günlük sürenin sonunda temerrütün 10.11.2018 tarihinde başladığı, davacı bankanın kat tarihi itibarı ile belirlemiş olduğu 6.014,69-TL anapara tutarını takip talebinde asıl alacak olarak kabul ettiği, bu meblağa 02.11.2018 hesap kat tarihinden 10.11.2018 temerrüt tarihine kadar konu krediye TCMB'ce deklare edilen akdi faiz, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faiz oranından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalı borçludan takip tarihi itibarı ile asıl alacak tutarı 6.014,69-TL, 8 günlük süreye tekabül eden %27,00 akdi faiz 36,09-TL, 87 günlük süreye tekabül eden %33,00 temerrüt faizi 479,67-TL, faizler toplamının 515,76-TL olduğu, 25,79-TL BSMV, 729,90-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 644,19-TL masraf olmak üzere toplamda takip tarihi itibarı ile toplam borcun 7.930,33-TL olarak hesaplandığı, takip tarihinden başlamak üzere 6.014,69-TL asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık %33 ve değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisinin davalıdan istenebileceği, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı hükmetmek gerektiğinden davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra dosyasındaki itirazının iptali ile davacının davasının kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra dosyasındaki takibin 6.014,69-TL asıl alacak, 515,76-TL işlemiş faiz, 25,79-TL işlemiş faizin %5 BSMV'si, 644,19-TL masraf, 606,00-TL ih. Harç ve vekalet ücreti, 123,90-TL ih.haciz harcı olmak üzere toplamda 7.930,33-TL üzerinden devamına, İcra takip tarihi 05.02.2019 tarihinden fiili ödeme gününe kadar 6.014,69-TL asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık %33 ve değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisinin işletilmesine, 7.930,33-TL'nin %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair taleplerin reddine ve davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlunun icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit olmasının zorunlu olduğunu, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre belirlenen alacak için icra inkar tazminatından söz edilemeyeceğini, dava konusu alacağın varlığı ve miktarının yargılama sonucu toplanan deliller ve bilirkişi raporu alınarak yapılan hesaplamalar sonucu saptanmış olduğundan dava konusu alacağın likit olmadığını, 26/02/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, eksik tanzim edilen bilirkişi raporunun esas alınarak kurulan ilk derece mahkemesi hükmünün Yargıtay denetimine elverişli olmadığını, yerel mahkemece davanın kısmen red, kısmen kabulüne karar verilmiş ise de reddolunan kısım yönünden vekalet ücretine hükmedilmediğini, avukatlık asgari ücret tarifesinde belirlenmiş olan ücretin tamamına hükmedilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yerel mahkemece reddolunan kısım yönünden kendileri lehine vekalet ücretine hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın likit olduğunu, mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesinin de hukuka uygun olduğunu, müvekkili bankanın alacağının bilirkişi incelemeleri ile ispata kavuştuğunu, delillerin sunulması için gerekli işlemlerin yerine getirilmediği iddialarının afaki olduğunu, gerekçeli kararda reddedilen kısım üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücretine yer verilmediği iddialarının mesnetsiz olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan  ilamsız icra takibine borçluların itirazının iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; alacağın likit olup olmadığı, davalının delilleri toplanmadan dosyanın bilirkişiye verilerek rapor alınıp alınmadığı, reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti  takdir edilip edilmediği, noktalarındadır.Davacı tarafça  İstanbul  ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında  ilamsız icra katibi yolu ile takip başlatıldığı,  borçlu tarafça süresi içinde borca itiraz edildiği, takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı tarafça delilleri bildirilmiştir. Davanın esasına etkili olacak deliller toplanarak dosya bilirkişiye verilmiş, alınan bilirkişi raporunda asıl alacak,  akdi ve temerrüt faiz oran ve miktarları  merkez bankası tebliğleri  ve sözleşme hükümleri dikkate alınarak açık bir şeklide belirlenmiş, takip tarihi itibarıyla davacını alacak kalemleri tek tek gösterilmiştir. Sunulan  rapor hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli bulunmakla davalı yanın bu yöne ilişen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalının kullandığı kredi kartına ilişkin alacak  likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir.Reddedilen kısım yönünden gerekçeli kararın 4. maddesi ile davalı yararına AAÜT hükümlerine uygun vekalet ücretine hükmedildiği görülmekle bu yöne ilişen istinaf istemi de yerine görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 541,72 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 135,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 406,29‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"558ed2697746dd37","SID":"4f1f878eaa2c090d"}}